1 yıl önce
Kaptan Benim! filmine yorum yazdı:
Notre-Dame on Fire filmine yorum yazdı:
Böyle bir kahramanlık destanı ve felaket filmi çektikten sonra, filmin adını ''ASRIN YANGINI'' koymalıydılar.
Sararmış Yapraklar filmine yorum yazdı:
TRT de bir zamanlar yayınlanmış olan Müzik Yelpazesi programı izliyormuş hissi verdi. Her an Sezen Cumhur Önal cameo görünecek diye beklerken bir anda Iggy Pop görmek iyiydi. Maustetytöt grubunu barda dinleyenler arasında görülürken, keşke Les Feuilles mortes’u onun sesinden dinleseydik dedirtti. Doğa çekimleri olmayıp, biraz daha fazla pastel tonlar baskın olsa Roy Andersson filmlerini aratmayacaktı. Belki de izlediğim klasik filmlere ve yönetmenlere en çok gönderme yapan filmdi. Her köşede, duvarda film afişleriyle bunu pekiştirdi. Yalnız kalanlara, yaşayanlara hikâyesi, müzikleri ve görüntüleriyle anılarını canlandıracak, onlara arkadaşlık edecek film olmuş. Keyifliydi.
Dolunay Katilleri filmine yorum yazdı:
Lily Gladstone dingin duruşuyla bana Meryl Streep'i hatırlattı. Kendisini geç izleme şansı bulmamız üzücü. İleride daha çok yapımda izlemek umuduyla...
Yalda: A Night for Forgivness filmine yorum yazdı:
Günümüzde teknolojinin yardımıyla kapitalizm öyle bir boyuta geldi ki, hayat mücadelesi, cinayetler, mutlu anlar her şey şova dönüştü. Show, bazen kendi tercihlerimizle sosyal medya üzerinden gerçekleşirken bazen de kontrolümüz dışında bu Reality Show’un bir parçası oluyoruz. Hayatımızın dönüm noktasındaki kararların SMS sonucu ya da reyting sonuçlarıyla belirlenmesindeki korkunçluk insanın uykularını kaçırıyor. Hepimiz birer Truman olma yolunda ilerlerken Kredibilitemiz Müge Anlı ya da Kardashian Show’larından hangisine düşeceğimizi belirler hale gelecek bu gidişle…
Damgalılar: Amerika'da Irkçılığın Tarihi filmine yorum yazdı:
Kölelik ve ırkçılık tarihi üzerine bir eleştiri. Lincoln’dan Obama’ya dokunmadıkları kimse kalmamış. Cesur iş.
O Bana Geldi filmine yorum yazdı:
Psikiyatri kliniği modunda film olmuş. Karakterlere her türlü teşhisi koymak mümkün…
Priscilla filmine yorum yazdı:
Elvis’in sübyancı yanını da izlemiş olduk. Aralara serpiştirilip kısaca geçen, küçük yaştaki kızın iç çamaşırlı fotoğraf çekimleri, uyuşturucu haplar, kumarhane eğlenceleri, şiddete meyilli öfke patlamaları dikkat çekiciydi. Olay kurgusundaki kopukluklar ile derdi bir hikâye anlatmaktan çok, yapımcısı olduğu film ile Priscilla’nın Elvis’ten intikamı gibiydi. Keyif almadık, canımız sıkıldı.
Maestro filmine yorum yazdı:
Senaryo itici, karakterler sevimsiz, oyuncu performansları abartılı ve yapmacık, kurgu sıkıcı, makyaj, kostüm, sanat tasarımı başarılı. Kısaca görsel olarak başarılı bulduğum fakat ifade ediliş şeklini sevmediğim bir film oldu.
Dünyayı Ardında Bırak filmine yorum yazdı:
Yönetmen her ne kadar dijital platform üzerinden izleyiciye ulaşsa da gün gelir, plaklarınız olmazsa müzik dinleyemeyebilir, DVD’niz yoksa 200 küsur bölüm izlediğiniz dizinin finalini kaçırabilirsiniz. Önleminizi alın diyor.
Gelişmiş ülkeler gücünün yettiği bölgeleri bir taraftan sömürüp, bir taraftan ürünlerini pazarlarken, ülkelerini, yaşam standardını da pazarlıyor esasında. Yönetmenin özellikle belirttiğini düşündüğüm, neredeyse bütün Afrikalı erkeklerin üzerinde büyük futbol takımlarının formalarının olması, hayallerin bile pazarlandığının göstergesi. Hatta şöyle bir alt metin bile çıkabilir; sizin için sefaletten kurtulmanın en kolay yolu sporcu olmak. Başka işlerle uğraşmanıza gerek yok…
Ayrıca, son dönemde Yunanistan sahil güvenliğinin, villanın bahçesindeki köpek misali ege kıyılarında dolanması, ülkemizde de kaçakçılık ekonomisinin geliştiğinin göstergesi…