12 yıl önce
Late Autumn filmine yorum yazdı:
Guard Dog filmine yorum yazdı:
Görüp görebileceğimiz en şizofreni sahibi köpek... Ayrıca ne demişler 'ayı yavrusunu severken öldürürmüş' :)
Prenses Gelin filmine yorum yazdı:
bu yaşta bile sempatik geldi doğrusu. biraz daha çocukken izlemek gerçekten ayrı bir keyif olurdu herhalde. dublajlı izleyip gene de heyecanlanır sonra da evde plastik kılıçlarımızla beraber "merhaba. ben inigo montoya. sen babamı öldürdün. ölmek için hazır ol" diye bağıra bağıra koşardık ne güzel.
Leaves of Grass filmine yorum yazdı:
Edward Norton oynuyor diye izlemeye karar verip, Edward Norton hatırına bitirdiğim film oldu kendisi. Diğer oyuncuların hakkını da yemeyeyim tabi ve arada derede güzel sahneler de vardı. Ayrıca hiç yoksa birbirinden farklı iki karakter bence gerçekten birbirinden farklıydılar. Ama ben gene de beğenemedim bu filmi.
Filmin gidişatı bazen ağırlaşıyor sahiden amabu filmin bana hitap etmeyişi ne bundan ne de filmin sonunda ki belirsizlikten değil. Filmin içinin birbirinden neredeyse bağımsız kısımlar barındırması ve bunların birbiriyle bağlantısı vardıysa da benim bulamayışım. Konusu; profesör olan kardeşin diğerine yardım etmesi desen değil, uyuşturucu işiyle uğraşan kardeşin etrafında dönüyor desen değil, ikisinin de hikayesini anlatıyor desen değil. Normalde iki hayat bir filmde birleştirilip diğer hayatlar kenarından kıyısından gösterilebilir, bunlar birbirini etkileyebilir, olaylar gelişebilir veya gelişmeyebilir. Gel gör ki bunda kesiştirilecek farklı hikayeler vardı ise de birleştir ... DevamıEdward Norton oynuyor diye izlemeye karar verip, Edward Norton hatırına bitirdiğim film oldu kendisi. Diğer oyuncuların hakkını da yemeyeyim tabi ve arada derede güzel sahneler de vardı. Ayrıca hiç yoksa birbirinden farklı iki karakter bence gerçekten birbirinden farklıydılar. Ama ben gene de beğenemedim bu filmi.
Filmin gidişatı bazen ağırlaşıyor sahiden amabu filmin bana hitap etmeyişi ne bundan ne de filmin sonunda ki belirsizlikten değil. Filmin içinin birbirinden neredeyse bağımsız kısımlar barındırması ve bunların birbiriyle bağlantısı vardıysa da benim bulamayışım. Konusu; profesör olan kardeşin diğerine yardım etmesi desen değil, uyuşturucu işiyle uğraşan kardeşin etrafında dönüyor desen değil, ikisinin de hikayesini anlatıyor desen değil. Normalde iki hayat bir filmde birleştirilip diğer hayatlar kenarından kıyısından gösterilebilir, bunlar birbirini etkileyebilir, olaylar gelişebilir veya gelişmeyebilir. Gel gör ki bunda kesiştirilecek farklı hikayeler vardı ise de birleştirilememiş. Yahut tek bir ana konu varsa yan olaylar ana mevzuya iyi eklemlenememiş.
Şu an yazdıklarıma baktım ve farkediyorum ki senaryoyu beğenmemişim. Bence birşeyler olabilirmiş, olmamış. O yüzden izlenilmese kimse kayıplara uğramaz diye düşünüyorum.
Son Gece filmine yorum yazdı:
kurgusu bakımından eğer sonu iyi bağlansaydı bence çok daha iyi bir iş olacakmış. kötü değil fakat eksik bir son olmuş. yoruma açık bir son olsun istenmiş gel gör ki mevzuyu boşta bırakmışlar gibi biraz.öte yandan evlilik, erkek kadın ilişkisinin kırılganlığı, anlamlı bir yaşanmışlığın geride bıraktığı duyguların uygun zemin bulduğunda yeniden su yüzüne çıkması, erkek ve kadının zaaflarını yönetme biçimleri arasındaki farklar oldukça iyi işlenmişti bence. sonra mesela, film boyunca sıradan konuşmalara, yeri gelince ortaya dökülüveren bazı ciddi konuşmalara, ve dahi bir takım geçiştirme konuşmalara rastlıyoruz. bu çok insani olan şeyler film boyunca iyi bir gerçeklik algısı oluşturuyor. elbette bazen bu normallik ve sakinliğin olumsuz etkisi de olmuş akıcılığa. netice de iyi olmuş ama tam olmamış bir film bence bu. teknik bilgim yeterli değil ama ara ara fotoğraf olarak baksam hoşuma gidecek sahneler oldu. bu yüzden görsel açıdan beğendim bu filmi.
bitirmeden önce, Guillaume Canet'i ço ... Devamıkurgusu bakımından eğer sonu iyi bağlansaydı bence çok daha iyi bir iş olacakmış. kötü değil fakat eksik bir son olmuş. yoruma açık bir son olsun istenmiş gel gör ki mevzuyu boşta bırakmışlar gibi biraz.öte yandan evlilik, erkek kadın ilişkisinin kırılganlığı, anlamlı bir yaşanmışlığın geride bıraktığı duyguların uygun zemin bulduğunda yeniden su yüzüne çıkması, erkek ve kadının zaaflarını yönetme biçimleri arasındaki farklar oldukça iyi işlenmişti bence. sonra mesela, film boyunca sıradan konuşmalara, yeri gelince ortaya dökülüveren bazı ciddi konuşmalara, ve dahi bir takım geçiştirme konuşmalara rastlıyoruz. bu çok insani olan şeyler film boyunca iyi bir gerçeklik algısı oluşturuyor. elbette bazen bu normallik ve sakinliğin olumsuz etkisi de olmuş akıcılığa. netice de iyi olmuş ama tam olmamış bir film bence bu. teknik bilgim yeterli değil ama ara ara fotoğraf olarak baksam hoşuma gidecek sahneler oldu. bu yüzden görsel açıdan beğendim bu filmi.
bitirmeden önce, Guillaume Canet'i çok beğendim bu filmde. istekli ama uzak durmaya çalışan, fırsat bulunca arkası gelmeyecekse bile buna razı olacağına kendisini inandırabilen ama kontrollü, yeri geldiğinde bunu belli eden, bir taraftan kabullenmiş bir taraftan arzu eden bir yandan da kızgın olan bir insanı, en önemlisi üzgün bir insanı, Alex'i çok iyi oynamış bence. adamın sadece gözlerine bakarak anlayabiliyorduk film boyunca bütün bu iç hezeyanları çünkü.
Düşüş filmine yorum yazdı:
Yazmak istediğim şeyler yazılmışsa bile gene de yazıyorum ben, kusura bakılmasın.
Kaç kere dönüp izlediğimi bilmiyorum. Özellikle filmin sonlarındaki hastane sahnesini. Görüntülerle ilgili yazmayacağım. Benim gördüğüm ve anladığım kadarıyla mükemmeller. Bilgim dışında kusur bulunacak tarafı varsa bilemem. Filmde bir sahneden diğerine geçilirken ayrı hayran oldum. Mesela hastanede Roy'un "but first, marriage' dedikten sonra elini çevirmesiyle, dönen adamların olduğu sahneye geçilmesi gibi. İki başrol oyuncusuna da hayran kaldım. Ama en çok bu sahnelerde herhalde: Catinca Untaru'nun Roy'un öldüğünü zannettiği sahnede sedyenin başından ayrılıp, Roy'un yatağının perdesini çekip ağlayarak kesik kesik konuşması ve son hastane sahnesinde hikayenin içinde . Lee Pace'in ise hastane sahnesi elbette. O nasıl bir perişanca ağlamadır. Kızın aslında neden düştüğünü anladığındaki hali falan... Zaten o kadar sevimli bir kız çocuğunu, (iyi manada) insan irisi ... DevamıYazmak istediğim şeyler yazılmışsa bile gene de yazıyorum ben, kusura bakılmasın.
Kaç kere dönüp izlediğimi bilmiyorum. Özellikle filmin sonlarındaki hastane sahnesini. Görüntülerle ilgili yazmayacağım. Benim gördüğüm ve anladığım kadarıyla mükemmeller. Bilgim dışında kusur bulunacak tarafı varsa bilemem. Filmde bir sahneden diğerine geçilirken ayrı hayran oldum. Mesela hastanede Roy'un "but first, marriage' dedikten sonra elini çevirmesiyle, dönen adamların olduğu sahneye geçilmesi gibi. İki başrol oyuncusuna da hayran kaldım. Ama en çok bu sahnelerde herhalde: Catinca Untaru'nun Roy'un öldüğünü zannettiği sahnede sedyenin başından ayrılıp, Roy'un yatağının perdesini çekip ağlayarak kesik kesik konuşması ve son hastane sahnesinde hikayenin içinde . Lee Pace'in ise hastane sahnesi elbette. O nasıl bir perişanca ağlamadır. Kızın aslında neden düştüğünü anladığındaki hali falan... Zaten o kadar sevimli bir kız çocuğunu, (iyi manada) insan irisi ama temiz yüzlü bir adamla oynatmak gerçekten, gerçekten çok doğru bir seçim bence. Hastanedeküçük kızın koşa koşa gelip Roy'un kucağına otuduğu sahne, filmin sonuna doğru Roy'un ölmeme kararından sonra kızı havaya kaldırdığı sahne veya hemşire Evelyn'i reddetikleri sahne... Bir başka hoşuma giden şey ise (bu son yazdığım olsun artık) kızın kötü adamları, hastanede önceden görüp onu korkutan röntgen teknisyeni (veya öyle birşey) gibi hayal etmesi.
Ondan ona atlamalı yazdım biraz. Gerçi galiba yazmaya kalkınca, hepsini yazsam gene de rahat edemeyeceğim ben... :)
O yüzden "Thank you. Thank you. Thank you very much" pek güzel uyar buraya...
Can Dostum filmine yorum yazdı:
Duygu sömürüsü yapmadan göz yaşartabilen bir film bence. Veya ağlarken güldürmeyi başaranlardan mı demeli, bilemedim.
Philippe'in kendisine sakat olduğunu hatırlatmayan Driss'i, neredeyse sorgusuz sualsiz işe almasındaki duyguyu Amour'da da hissetmiştim. Eşi, Anne'in eski öğrencisinin gönderdiği hediyenin notunda sağlığıyla ilgili iyi dilekleri okuyunca Anne'nin birden müziği kapattırmak istemesi...
Ayrıca Driss'in, Phillipe'in kaynar suyu bile hissetmediğini farkettiğindeki hali ve yaptığı aklımda alan bir başka şey. Birçok ayrıntı var tabi ki güzel olan ama hepsinin yazılmasının imkanı yok. Birde müziklerin çok iyi olduğunu düşünüyorum...
Öyle Bir Gündü Ki filmine yorum yazdı:
Gülümsedim mi? Evet.
/I'm afraid that Mrs. Lafosse is dead./
/I'm a pianist, damn it. It could ruin me./
/Yes, god help me, yes/ :)
Son Umut filmine yorum yazdı:
şu ana kadar izlediğim, bana göre en iyi fikrin bulunduğu bilimkurguydu bu. insan olmanın yıl, yüzyıl falan geçmesiyle değişmeyişi... şimdi bile herşeyimizin hazırcılık, yapaylık üzerinden yaşandığı bir dünyada olabilmesi en mümkün gelecek bence de bu çünkü. yediğimiz meyvelerin bile tadı yok. deliler gibi araştırma yapılıyor doğru ama geceleri yan yana uyuduğumuz telefonların olduğu, yediğimiz yüyeceklerin içindeki katkı maddelerinin, bile bile tüketilen hormonlu yiyeceklerin neticesinin erken büyüyen çocuklar olduğu bir dünyadayız.
kısırlık sebebiyle olmasın başka sebeple olsun ama çok olabilir gözüken bir gelecek profiliydi bence bebeksiz, çocuksuz bir dünya. ayrıca filmde dikkatimi çeken bir ayrıntı da şu. daha filmin başında ölen şu çocuğun ne derece şımarık olduğu, veya teo'nun kuzeninin oğlunun ne derce içe dönük, umursamaz bir halde oluşu. insanı, zaten kısır kalmayacak olsak da kendimize bile zor baktığımız ama kendimizi putlaştırdığı ... Devamışu ana kadar izlediğim, bana göre en iyi fikrin bulunduğu bilimkurguydu bu. insan olmanın yıl, yüzyıl falan geçmesiyle değişmeyişi... şimdi bile herşeyimizin hazırcılık, yapaylık üzerinden yaşandığı bir dünyada olabilmesi en mümkün gelecek bence de bu çünkü. yediğimiz meyvelerin bile tadı yok. deliler gibi araştırma yapılıyor doğru ama geceleri yan yana uyuduğumuz telefonların olduğu, yediğimiz yüyeceklerin içindeki katkı maddelerinin, bile bile tüketilen hormonlu yiyeceklerin neticesinin erken büyüyen çocuklar olduğu bir dünyadayız.
kısırlık sebebiyle olmasın başka sebeple olsun ama çok olabilir gözüken bir gelecek profiliydi bence bebeksiz, çocuksuz bir dünya. ayrıca filmde dikkatimi çeken bir ayrıntı da şu. daha filmin başında ölen şu çocuğun ne derece şımarık olduğu, veya teo'nun kuzeninin oğlunun ne derce içe dönük, umursamaz bir halde oluşu. insanı, zaten kısır kalmayacak olsak da kendimize bile zor baktığımız ama kendimizi putlaştırdığımız şu dünyada bir çocuğun sorumluluğunu nasıl üstlenecektik ki diye düşündürüyor.
Sihirbazlar Çetesi filmine yorum yazdı:
bence fragmanında vadettiği kadarını sunmasada oldukça iyiydi bu film. en azından oyuncu kadrosuna ve konuya bakıp çok beklentiye girilmediğinde. görselliği gayet iyiydi yalnız, tabi benim anladığım kadarıyla. tabi tartışılır yanlar yok değil:
1-fragmana bakınca insan genç kadronun daha çok gözüktüğü, şaşırtmacalarıyla şok eden bir film bekliyor.
2-şaşırtmakta sıkıntı yoktu aslında ama nasıl yaptılarsa ikinci yarıdan sonra "şaşırılacak şeyler"i normalleştirdiler.yani film boyu o ona, o diğerine, diğeri bir diğerine kazık atıyor... e insan sonunu tahmin etmese dahi olacağı buydu gibi bir duygu içine giriyor.
3- ya bir de o jack karakterinin ölmemiş olduğunu anlamak için çaba bile sarfetmedim ben. ki hadi dylan'ı anladık sonunda (o ayrı konu), fransız hanım nasıl şüphelenmedi...
4-ben gene de severek izledim bütün filmi aslında da filmin sonu ı-ıh, olmamış. sorgucu, akılcı, biraz düz mantık dylan'ı kurguyu hazırlayan kişi yaptınız ona tamam. a ... Devamıbence fragmanında vadettiği kadarını sunmasada oldukça iyiydi bu film. en azından oyuncu kadrosuna ve konuya bakıp çok beklentiye girilmediğinde. görselliği gayet iyiydi yalnız, tabi benim anladığım kadarıyla. tabi tartışılır yanlar yok değil:
1-fragmana bakınca insan genç kadronun daha çok gözüktüğü, şaşırtmacalarıyla şok eden bir film bekliyor.
2-şaşırtmakta sıkıntı yoktu aslında ama nasıl yaptılarsa ikinci yarıdan sonra "şaşırılacak şeyler"i normalleştirdiler.yani film boyu o ona, o diğerine, diğeri bir diğerine kazık atıyor... e insan sonunu tahmin etmese dahi olacağı buydu gibi bir duygu içine giriyor.
3- ya bir de o jack karakterinin ölmemiş olduğunu anlamak için çaba bile sarfetmedim ben. ki hadi dylan'ı anladık sonunda (o ayrı konu), fransız hanım nasıl şüphelenmedi...
4-ben gene de severek izledim bütün filmi aslında da filmin sonu ı-ıh, olmamış. sorgucu, akılcı, biraz düz mantık dylan'ı kurguyu hazırlayan kişi yaptınız ona tamam. ama arkadaş almayla bunu nasıl başgöz ettiniz ya. hem fbi dylan hem de sihirbaz dylan için çok anlamsız bir durum.
öte yandan :) filmi sevdim mi? bir sürü kusur sayıp dökmüş olsam da sevdim.
dublaj sahnesi çok şık olmuş yalnız...