12 yıl önce
Çocukluk filmine yorum yazdı:
Öz Hakiki Karakol filmine yorum yazdı:
Cengiz Bozkurt hatrına sinemada izlediğim ama beklentilerimin çok altında kalan bir filmdi. Fikir olarak güzel ama film olarak belki çerezlik bir film.
Blackadder Goes Forth dizisine yorum yazdı:
Serinin en iyi sezonu. Sürekli kahkahalar attığım bir sezonu olmadı hiç ama en çok bu son sezonu güldürdü. En iyi yazılmış sezon. Bitişini de ayrı beğendim, farklı ama güzel bir tat bıraktı.
Filmin 12 yıllık çekim süreci başlı başına takdir edilmesi gereken bir yanı ama tabii ki bu filmi tek başına başarılı kılan bir faktör değil. Yani harcanan emeğin niceliğinden ziyade niteliğini öne çıkarmak gerekiyor. Ben hem senaryo hem yönetmenlik yönünden filmi başarılı buldum.
Filmin sürükleyici olmadığı eleştirisine de katılmıyorum. Kişi üzerinde belki de en kalıcı etkileri bırakan bir evrenin birçok önemli dönüm noktasını izledik. Yaşadıklarımızla örtüşen yönler de vardı, Mason’u bizden farklı kılan noktalar da. Mason gibi fikir olarak olgunlaşma evresinde olan, sorgulayıcı hareket eden bir karakter izlemek ... Devamı
Filmin 12 yıllık çekim süreci başlı başına takdir edilmesi gereken bir yanı ama tabii ki bu filmi tek başına başarılı kılan bir faktör değil. Yani harcanan emeğin niceliğinden ziyade niteliğini öne çıkarmak gerekiyor. Ben hem senaryo hem yönetmenlik yönünden filmi başarılı buldum.
Filmin sürükleyici olmadığı eleştirisine de katılmıyorum. Kişi üzerinde belki de en kalıcı etkileri bırakan bir evrenin birçok önemli dönüm noktasını izledik. Yaşadıklarımızla örtüşen yönler de vardı, Mason’u bizden farklı kılan noktalar da. Mason gibi fikir olarak olgunlaşma evresinde olan, sorgulayıcı hareket eden bir karakter izlemek güzeldi. Diyaloglarını, tecrübelerini izlemek ve hayat üzerine az da olsa kafa yormak ayrı bir keyifti. Sadece Mason’un yaşadıkları da değil üstelik, anne babasından da öğrenecekler var, hem yapılacaklar hususunda hem de yapılmamaya çalışılacaklar hususunda. Tabii ki öğrenmek amacıyla izlemedim bu filmi ama her film tıpkı romanlar gibi başkalarının hayatına misafir olmamızı dolayısıyla empati kurmamızı; "ben olsaydım ne yapardım, nasıl hareket ederdim, ne söylerdim"i düşünmemizi sağlar. Bu filmi de güzel kılan noktalardan biri bu. Hayatın akışına kapılmış giden bir karakter izlemiyoruz sadece, bunu değiştirmek için düşünen ve adım atmaya çalışan birini izliyoruz. Belki o da sürükleniyor ve bunu engelleyemiyor ama neden suda olduğunu anlamaya, sudan çıkmaya veya yönünü değiştirmeye çalışıyor. Bu esnada, kendisi gibi düşünen ve aynı frekansta olan insanlarla tanışıp bunu katlanabilir ya da keyifli kılmaya çalışıyor.
Velhasıl, Linklater’in Before Sunrise, Before Sunset, Tape filmlerinden sonra çok beğendiğim bir başka filmi oldu bu. Umarız bağımsız kimliğini sürdürür ve bizleri yeni başarılı filmleriyle mest etmeye devam eder.