10 yıl önce
Cehennem filmine yorum yazdı:
İstanbul'da geçen sahneler hariç filmin pek bir cazibesi yok. Konu ilginç ama kovalamaca, koşturmacayla geçiyor film. Keşke insanı daha fazla düşünmeye sevk edecek şekilde şekillendirilseydi film.
Cehennem filmine yorum yazdı:
İstanbul'da geçen sahneler hariç filmin pek bir cazibesi yok. Konu ilginç ama kovalamaca, koşturmacayla geçiyor film. Keşke insanı daha fazla düşünmeye sevk edecek şekilde şekillendirilseydi film.
Yeni Dünya: Amerika'nın Keşfi filmine yorum yazdı:
Geleneksel film izleyicisine aykırı gelen bir film olduğu hem buradaki hem ekşisözlükteki yorumlardan görülebilir. Kesinlikle kötü bir film değil hatta oldukça iyi bir film.
Müstakbel izleyicilere: Ağır akan bir film, bunu bilerek-kabullenerek izlemeye başlamak en iyisi. Bazı sahneler saçma gelebilir ama yönetmenin Heidegger üzerine tez hazırlamış bir felsefe mezunu olduğunu hatırlatmalıyım. Bazı eserleri hazmetmesi zor, emek gerektiriyor. Fakat sonrasında etkisi devam eden filmler bol efektli, bütün sinemayı inleten filmler değil, bu tarz dingin ya da verdiği cevaptan fazla soru soran, insanı düşünmeye iten filmler oluyor. Naçizane görüşümdür. İyi seyirler.
The Lady Without Camelias filmine yorum yazdı:
Sinema dünyasından bir hikayeyi anlatan film, Antonioni'nin ilk kayda değer filmi.
Level Five filmine yorum yazdı:
Chris Marker'ın önemli filmlerinden biri. Okinawa Savaşı'nda yaşanan ağır trajediden etkilenmemek mümkün değil. Düşündürüyor ustalıklı her eser gibi.
La Jetée filmine yorum yazdı:
Chris Marker küçükken, o zamanlar popüler olan Patheorama adlı fotoğraf filmi gösterici aletle oynamayı çok severmiş. Tabi zengin çocukları "büyülü fener" adı verilen sinema makineleriyle oynuyormuş (Bergman’ın Fanny and Alexander filminde görülebilir).
Bir gün aklına yeni filmler oluşturarak ve bunları birleştirerek yeni birşey yapma fikri gelmiş; makas, yapıştırıcı ve şeffaf kopya kağıdı kullanarak ortaya birşeyler çıkarmış.
Okul arkadaşlarının en prestijlisi Jonathan’mış. Kafası mekanik çalışan ve oldukça da mucit bir çocukmuş. Maketten perdeleri hareket eden, ışıkları yanıp sönen tiyatro modelleri vs yapıyormuş. Bundan dolayı Chris Marker, ustalık işini ilk ona göstermek istemiş. Sonuçtan oldukça memnun, "filmim" dediği kedi Riri’nin maceralarını gözler önüne sermiş. Jonathan, Chris’in aklını başına getirmiş: "Filmlerin hareket etmesi gerekiyor, salak! Kimse fotoğraf karelerinden bir film yapamaz"
30 yıl geçer. Sonra Chris Marker, La Jetee’yi yapar.
(Criterion kitapçığındaki ke ... DevamıChris Marker küçükken, o zamanlar popüler olan Patheorama adlı fotoğraf filmi gösterici aletle oynamayı çok severmiş. Tabi zengin çocukları "büyülü fener" adı verilen sinema makineleriyle oynuyormuş (Bergman’ın Fanny and Alexander filminde görülebilir).
Bir gün aklına yeni filmler oluşturarak ve bunları birleştirerek yeni birşey yapma fikri gelmiş; makas, yapıştırıcı ve şeffaf kopya kağıdı kullanarak ortaya birşeyler çıkarmış.
Okul arkadaşlarının en prestijlisi Jonathan’mış. Kafası mekanik çalışan ve oldukça da mucit bir çocukmuş. Maketten perdeleri hareket eden, ışıkları yanıp sönen tiyatro modelleri vs yapıyormuş. Bundan dolayı Chris Marker, ustalık işini ilk ona göstermek istemiş. Sonuçtan oldukça memnun, "filmim" dediği kedi Riri’nin maceralarını gözler önüne sermiş. Jonathan, Chris’in aklını başına getirmiş: "Filmlerin hareket etmesi gerekiyor, salak! Kimse fotoğraf karelerinden bir film yapamaz"
30 yıl geçer. Sonra Chris Marker, La Jetee’yi yapar.
(Criterion kitapçığındaki kendi yazısından bir bölümü, 3. şahsa uyarlayarak serbest çevirdim)
Sully filmine yorum yazdı:
Kurtarma operasyonunun her aşamasını göstererek ne kadar organize, hızlı ve yetenekli kurumlara sahip olduklarını anlatarak milliyetçiliğini yine göstermiş Clint Eastwood. Bunun dışında güzel seyirlik, hayattan büyük bir kesit hikayesi. Gerçek bir olayı anlatması etkileyiciliğini arttırıyor.
Kazanın tekrar tekrar gösterilmesi kimi eleştirmenleri rahatsız etmiş ancak benim hoşuma gitti hatta kurguyu başarılı buldum.
Yakın zamanda ekşisözlükte açılan "eczanelerin kapatılması" başlığında yazar "oric"in bir tespiti dikkatimi çekti:
"uzmanlık herşey normal giderken değil, acil durumda lazım olur. eczacıların önemi de, yazılan (veya sisteme girilen) her 100 reçetenin 99’unda değil, bir insanın yanlış ilaçtan dolayı ölmemesini sağladıkları 1 durumda ortaya çıkar."
Pilotlar için de aynısını söyleyenler olabilir belki, "pilotların da yaptığı iş mi, oto-pilota alıyorlar işte" gibi. Oric’in tespitinin ne kadar başarılı olduğu görülebilir. 42 yıl ... DevamıKurtarma operasyonunun her aşamasını göstererek ne kadar organize, hızlı ve yetenekli kurumlara sahip olduklarını anlatarak milliyetçiliğini yine göstermiş Clint Eastwood. Bunun dışında güzel seyirlik, hayattan büyük bir kesit hikayesi. Gerçek bir olayı anlatması etkileyiciliğini arttırıyor.
Kazanın tekrar tekrar gösterilmesi kimi eleştirmenleri rahatsız etmiş ancak benim hoşuma gitti hatta kurguyu başarılı buldum.
Yakın zamanda ekşisözlükte açılan "eczanelerin kapatılması" başlığında yazar "oric"in bir tespiti dikkatimi çekti:
"uzmanlık herşey normal giderken değil, acil durumda lazım olur. eczacıların önemi de, yazılan (veya sisteme girilen) her 100 reçetenin 99’unda değil, bir insanın yanlış ilaçtan dolayı ölmemesini sağladıkları 1 durumda ortaya çıkar."
Pilotlar için de aynısını söyleyenler olabilir belki, "pilotların da yaptığı iş mi, oto-pilota alıyorlar işte" gibi. Oric’in tespitinin ne kadar başarılı olduğu görülebilir. 42 yıldır pilotluk yapan Sully bu tarz bir durumla ilk defa karşılaşıyor, uzmanlığını ve tecrübesini de konuşturuyor. Ve böylecehayatlar kurtarıyor.
Çok Pişmiş filmine yorum yazdı:
Formüle dayanan basit bir "kendini iyi hisset" filmi, daha fazlası değil. Daniel Brühl'ün sade ama etkili oyunculuğunu not etmek lazım.
Uma Thurman'ın karakteri, sadece, şef Adam Jones'tan etkilenmemiz için eklenmiş hikayeye, işlevini yerine getirdikten sonra kayboluyor. Bu gibi nedenlerle basit bir film.
Jiro Dreams of Sushi filmine yorum yazdı:
Süslü, şaşaalı bir anlatıma ihtiyaç duymadan sade bir şekilde, 3 Michelin yıldızına sahip dünyadaki tek restoranın sahibi Jiro'yu izliyoruz. Bu işe 75 yılını vermiş ve 85 yaşında olmasına rağmen hala çalışan biri var ekranda. Adanmışlığın en iyi örneklerinden biri.
Filmi izlerken çalan minimalist müziklerden dolayı qatsi üçlemesinin müziklerini yapan sanatçıyı hatırlamaya çalıştım durdum. Film bitince kontrol ettim ve Phillip Glass çıkınca küçük bir şaşkınlık ve sevinç yaşadım. Yönetmen, Phillip Glass'ı özellikle seçmiş çünkü Jiro'nun çalışmasını da minimalizme benzetiyormuş, aynı işin sürekli aynı şekilde tekrar edilmesi ve üstüne küçük değişiklikler, çeşitlemeler eklenerek geliştirilmesinden dolayı. Güzel bir seçim.
Mad Men dizisine yorum yazdı:
Karakter gelişimi, atmosfer, hikayelerin işlenişi ve özellikle oyunculuk üst düzey. Canlandırdığı karakterde sırıtan oyuncu yok. Özellikle iskelet oyuncu kadrosu harika iş çıkarıyor.
60'lı yılları anlatan bir dizi olduğundan bir açıdan tarihe de tanık oluyoruz: Kennedy suikasti, aya ayak basılması, Martin Luther King'in suikasti, hippiler vs. Amerikalıların tepkilerini öğreniyoruz.
Diziler tarihine ismi unutulmayacak en az bir karakter eklendi: Don Draper. Aradığı huzuru/kimliği acaba gerçekten de bulabildi mi?
Jaws 3 filmine yorum yazdı:
Seri, Spielberg'in çektiği ilk film dışında kaydadeğer bir filme sahip değil zaten ama bu film serinin en kötü filmi hatta izlediğim en kötü filmlerden biri.