17 yıl önce
Güneşi Gördüm filmine yorum yazdı:
Ejder Kapanı filmine yorum yazdı:
oyunculuklar ve teknik açılardan biraz kurtarmış bir film.. fakat senaryo, klişe deryası! pavyondan kurtarılmayı bekleyen kadın mı istersiniz (türk sineması klişesi), emeklilikten önceki son görevi çok tehlikelerle dolu polis mi istersiniz (amerikan filmi klişesi).. ya "size baba diyebilir miyim?" lafını bile duyuyorsunuz ciddi ciddi.. sürpriz sonlu film işini de pek becerememişler gibi:
!--SPOILER--!!--SPOILER--!!--SPOILER--!
en başta gözümüze gözümüze sokulan ensar karakterinin de o cinayetleri işleyen kişi olacağını kimse düşünmemiştir herhalde?
!--SPOILER--!!--SPOILER--!!--SPOILER--!
Mississippi Yanıyor filmine yorum yazdı:
!--SPOILER--!!--SPOILER--!!--SPOILER--!
- What has four "eyes", but cannot see?
- Mississippi.
!--SPOILER--!!--SPOILER--!!--SPOILER--!
Kirli Sırlar filmine yorum yazdı:
şu yaşıma kadar izlediğim filmler içinde en kötü 3 sıralamasında bir yerlerde yer alacak ama henüz karar veremedim.. kesinlikle kadrosuna, yönetmenine filan bakıp aldanmamak lazım.. aslında senariste bakıp bir fikir edinilebilir, zira kendisi Köstebek'in de senaristidir.. (filmi izleyenler filmin sonundaki traji-komediyi hatırlarlar..)
bir kere filmin başında boş bir gazla gizli bir şeyler olduğu hissi uyandırılıyor ama filmin sonunda "kesin çok acayip bir şey olacak, hayretlerden hayretlere koşucaz" sananlar, çok aldanırlar.. sadece derin devlet nedir, ajanlık işleri nasıl yürür, bunlar hakkında bilgisi olmayanlara sunacağı bir şeyler olan filmdir..
!--SPOILER--!!--SPOILER--!!--SPOILER--!
hele bir de clover (angelina jolie) var ki sormayın.. tamam iyi hoş rol yapmış da, en başta sanki çok şeytani bir kadın izlenimi uyandırılıyor.. sanki olaylarda çok büyük rolü varmış/olacakmış hissine kapılıyor insan.. sonra kendisi, evinin hanımı, çocuğunun anası oluyor sadece.. ee?
!--SPOILER- ... Devamışu yaşıma kadar izlediğim filmler içinde en kötü 3 sıralamasında bir yerlerde yer alacak ama henüz karar veremedim.. kesinlikle kadrosuna, yönetmenine filan bakıp aldanmamak lazım.. aslında senariste bakıp bir fikir edinilebilir, zira kendisi Köstebek'in de senaristidir.. (filmi izleyenler filmin sonundaki traji-komediyi hatırlarlar..)
bir kere filmin başında boş bir gazla gizli bir şeyler olduğu hissi uyandırılıyor ama filmin sonunda "kesin çok acayip bir şey olacak, hayretlerden hayretlere koşucaz" sananlar, çok aldanırlar.. sadece derin devlet nedir, ajanlık işleri nasıl yürür, bunlar hakkında bilgisi olmayanlara sunacağı bir şeyler olan filmdir..
!--SPOILER--!!--SPOILER--!!--SPOILER--!
hele bir de clover (angelina jolie) var ki sormayın.. tamam iyi hoş rol yapmış da, en başta sanki çok şeytani bir kadın izlenimi uyandırılıyor.. sanki olaylarda çok büyük rolü varmış/olacakmış hissine kapılıyor insan.. sonra kendisi, evinin hanımı, çocuğunun anası oluyor sadece.. ee?
!--SPOILER--!!--SPOILER--!!--SPOILER--!
sonuç olarak, keşke arada çıkıp gitseydik dediğimiz bir film olmuştu.. paraya da yazık, zamana da..
Tanrı'nın Kitabı filmine yorum yazdı:
Hakkında hiçbir yorum okumadım henüz, eminim çokça eleştirilmiştir "inanç" konusuna değindiği için. Halbuki günümüzün birkaç level aşağısını anlatmaktadır aslında film.. Okuma yazma bilmeyen insanların günümüz versiyonu, okuduğunu anlamayan insanlardır. Dolayısıyla, "Ben anladım, gelin size anlatayım" diyen insanlar ve onlara inananlar vardır. Her ne kadar genel hatlarıyla çok bilindik bir film gibi görünse de, ayrıntılarla çok daha fazlasını anlattığını düşünüyorum ben. Ayrıca teknik açıdan da çok başarılı bir film olmuş. Sinemada izlense güzel olur.
Velvet Goldmine filmine yorum yazdı:
Bu filmi izledikten sonra, dünya gözüme siyah-beyaz gibi görünmeye başladı. Şu Ewan McGregor da rock-star olacak adammış ya, yazık olmuş (Kurt Cobain’e de bayağı benzemiş hani, her ne kadar "Iggy Pop"ı canlandırıyor gibi dursa da). İzlemeyenler, bu konuyla ne alaka diyecektir muhtemelen ama, Oscar Wilde’a da ciddi bir saygı duruşu niteliğinde olmuş film.
!--SPOILER--!!--SPOILER--!!--SPOILER--!
her aşırı hayranlık duyduğumuz şeyi de uzaylılara mal etmesek ölürüz di mi =) evet, bu filmde de bunu yapmışlar..
!--SPOILER--!!--SPOILER--!!--SPOILER--!
Filmin soundtrack’i de muhteşem ayrıca. Ama süper bir film diyemem. Yine de farklı bir şeyler arayanlar için bire bir.
Aşkın (500) Günü filmine yorum yazdı:
bilmediğimiz bir şey söylemeyen, ama değişik bir biçimde söylediği için beğenilen bir film olduğunu düşünüyorum.. yoksa senaryo olarak Issız Adam'dan çok da bir farkı yok.. ama biçimsel olarak gerçekten uzun zamandır izlediğim en özgün romantik filmdi.. müzikleri de muhteşem..
bir de Summer üzerinden kadınlara çok giydirme yapılmış bazı sitelerdeki yorumlarda ama ben şahsen burada bir genelleme göremiyorum.. herkesin başına gelebilecek ortak bir şey söz konusu: büyük konuşursunuz, ama öyle biri çıkar gelir ki o lafları size lokma lokma yedirir.. Tom üzerinden yapılabilecek çıkarım da şu olabilir: şarkılardaki ve filmlerdeki romantizme çok kapılmamak lazım =) bir de ciddi ciddi: "işaretler"e çok bel bağlamamak lazım.. çünkü en nihayetinde herkesle ortak bir kesişme noktası bulmak mümkündür.. yani diyeceğim şudur ki, Summer'a sayıp sövmenin alemi yok.. emin olmadan ciddi bir adım atmak istemiyor, çünkü kendi anne-babasının yaşadıklarını yaşamak istemiyor.. e bu "anlama" süreci de elbett ... Devamıbilmediğimiz bir şey söylemeyen, ama değişik bir biçimde söylediği için beğenilen bir film olduğunu düşünüyorum.. yoksa senaryo olarak Issız Adam'dan çok da bir farkı yok.. ama biçimsel olarak gerçekten uzun zamandır izlediğim en özgün romantik filmdi.. müzikleri de muhteşem..
bir de Summer üzerinden kadınlara çok giydirme yapılmış bazı sitelerdeki yorumlarda ama ben şahsen burada bir genelleme göremiyorum.. herkesin başına gelebilecek ortak bir şey söz konusu: büyük konuşursunuz, ama öyle biri çıkar gelir ki o lafları size lokma lokma yedirir.. Tom üzerinden yapılabilecek çıkarım da şu olabilir: şarkılardaki ve filmlerdeki romantizme çok kapılmamak lazım =) bir de ciddi ciddi: "işaretler"e çok bel bağlamamak lazım.. çünkü en nihayetinde herkesle ortak bir kesişme noktası bulmak mümkündür.. yani diyeceğim şudur ki, Summer'a sayıp sövmenin alemi yok.. emin olmadan ciddi bir adım atmak istemiyor, çünkü kendi anne-babasının yaşadıklarını yaşamak istemiyor.. e bu "anlama" süreci de elbette ki denemeyle oluyor, müneccim olamadığından ötürü..
Geri'nin Oyunu filmine yorum yazdı:
yalnızlık üzerine bir animasyon sanki.. (kişilik bölünmesiyle ilgili de olabilir evet =)) aramakla uğraşmak istemeyenler için geliyor: buyrun.
Sır Dosyası dizisine yorum yazdı:
İlk iki bölüm haricinde, pek orijinal değildi senaryolar, hep bir yerlerden tanıdıktı, ama zamanına göre pek güzel bir diziydi. Bir akrabamla ışıkları kapatıp izleme gafletinde bulunmuştuk ilk iki bölümü. Konu çok "bizden" olunca, daha ürkütücü olabiliyor sanırım. Türk korku-film senaristleri bunu biraz geç fark etmiş olsalar da, ben hala bu dizinin ilk iki bölümü kadar etkileyici bir çalışmayla karşılaşmadım. Ya da belki yaşım küçüktü, gereğinden fazla etkilenmiştim, bilemiyorum =). Jenerik müziği güzeldi bir de, hala hatırlarım.
Demir Demirkan yapmış meğer.
yalnız evet, ele aldığı sorunları "eksik" anlattığı doğrudur, zira:
!--SPOILER--!!--SPOILER--!!--SPOILER--!
ben şahsen Norveç yolunda aileden birileri ölecek, kızlar çocuk esirgeme yurdunda tacize ve şiddete maruz kalacak, kado ilk iş gününde sıkı bir dayak yiyip, bir pezevengin himayesine girmek zorunda kalacak vs. diye düşünmüştüm.. bir de filmde gerçekçi olmayan bir nokta var ki, o da terörist olan kardeşin eve ziyarete gelmesiydi.. benim bildiğim (tabii işin içinde olmayınca yanılıyor da olabilirim) bu örgüte katılabilmek için, aile bağlarını çok net bir biçimde koparmış olmak gerekiyor.. örgüt liderleri, yeni gelenleri bu konuda ciddi sınavlara tabi tutuyorlar..
!--SPOILER--!!--SPOILER--!!--SPOILER--!
böyle yapmasının başlıca sebebinin, Beyaz M ... Devamı
yalnız evet, ele aldığı sorunları "eksik" anlattığı doğrudur, zira:
!--SPOILER--!!--SPOILER--!!--SPOILER--!
ben şahsen Norveç yolunda aileden birileri ölecek, kızlar çocuk esirgeme yurdunda tacize ve şiddete maruz kalacak, kado ilk iş gününde sıkı bir dayak yiyip, bir pezevengin himayesine girmek zorunda kalacak vs. diye düşünmüştüm.. bir de filmde gerçekçi olmayan bir nokta var ki, o da terörist olan kardeşin eve ziyarete gelmesiydi.. benim bildiğim (tabii işin içinde olmayınca yanılıyor da olabilirim) bu örgüte katılabilmek için, aile bağlarını çok net bir biçimde koparmış olmak gerekiyor.. örgüt liderleri, yeni gelenleri bu konuda ciddi sınavlara tabi tutuyorlar..
!--SPOILER--!!--SPOILER--!!--SPOILER--!
böyle yapmasının başlıca sebebinin, Beyaz Melek'in yediği "salt duygu sömürüsü" damgasının verdiği çekinme duygusu olduğunu düşünüyorum.. hani artık daha da abartmayayım bu sefer denmiş sanki.. iyi de olmuş kanımca..