sadece bir film çekme hakkınız olsa nasıl bir film çekerdiniz

tek mekanda olurdu(istedikleri kadar para versinler yine dekor için harcar tek mekanda tarantinovari muhabbetlerin olduğu sıkmayan bir film çekerdim. ya da zaman-mekanlı bir film çekerdim

Kıyamet sonrası ortamda zombi ikilisi, hisler vs vs akabinde yeniden kurulan dünya düzenindeki eşitsizliği gözlerinin önüne sokardım. Zombiler varken herşeyin paylaşıldığı ortam, kendileri gittiğinde, politika, para geri geldiğinde birilerinin milyarlarının birilerinin açlıktan ölmesine sebep olduğunu gösterirdim ve bu öyle çarpıcı olurdu ki zombili dünyayı izleyenler tercih ederdi.

değişik bir yaklaşım olurdu zira zombiler tamamen tüketim toplumuna göndermede bulunuyor. ne için tükketiğini bilmeyip yarım yamalak yedikleri birbirlerinden farkları olmayan kitleler. zira Albert Camus 'Düşüş' romanında XX. Yüzyılda insanlar arasındaki ilişkileri pirhanaların birbirlerini lokma lokma yemesine benzetir. Güçsüz, dikkatsiz, birinin anında hızla tertemiz hale getirildiğini (parçalandığını) söyler. Ona göre homo sapiensin ulaştığı toplumsallaşma düzeni budur...bu dediğin tarz tam olmasada körlük filminde mevcut. insanların kör olmasıyla gerçek kimliklerinin ortaya çıktığı et için çekişen köpeklerden farkı olmayan insan toplulukları haline geliyorlardı.

     bir çok ünlü yönetmen genel olarak kendi hayatlarından bir bölümü yada tanık oldukları hikayelerle sinemaya adım atarlar. bir çoğu da bu ilk filminin başarısını yakalamakta oldukça zorlanır,  ve hep o filmle anılır.......      

     söylediklerimden anlayacağınız üzere , bu tek hakkımı kendimi ifade edebileceğim  otobiyografik bir hikaye ile denerdim. şöyle güzelce süslerdim :)

Rüyalarla süslenmiş sürrealist bir film,büyüyünce David Lynch olmak istememle ilgili sanırım.

Bir mesaja cevap veriyorsunuz.