13 yıl önce
Come Fly with Me dizisine yorum yazdı:
the golden god is not taking questions
Paperman filmine yorum yazdı:
Sadece 6,5 dakikalık bir kısa film. 6.5 dakika boyunca izliyorsunuz ama sizde bıraktığı tebessüm 1 saat sürebiliyor. Mutlaka izleyin.
Ed Wood filmine yorum yazdı:
İlginç olarak Ed Wood’un çektiği filmlerin 2-3 tanesinin imdb puanını toplarsak anca Tim Burton’ın Ed Wood’unun puanına yaklaşıyor.
The Walking Dead dizisine yorum yazdı:
Binlerce kez şans verilen eski sevgili gibi, hadi tekrar deneyelim diyorsun, bir süre güzel gidiyor ama sonra tekrar boka sarıyor. Bu diziyi anlatacak başka bir şey bulamıyorum. Tekrar tekrar başladım, bu sefer güzel gidiyor dedim, bu sefer ilerletmeyeyim dedim, ama hep aynısın be kardeşim. Daha da şans yok sana.
The Method filmine yorum yazdı:
Film gerçekten çok çok iyi; ama şöyle de bir gerçek var.
İzlemeden önce kadrosuna bakma amaçlı Imdb'ye girdim ve Eduardo abimizi gördüm. Hayatım boyunca izlediğim ispanya menşeili film sayısı 30'u geçmezken, adamın bu filmde oynadığını gördüğümde dediğim ilk şey "Heee tamam sona hangi adayın kaldığını, kimin kazanacağını anladık." Oldu. Bunu bilerek film izlemek, daha filme başlamadan filmin sonunu tahmin etmek kötü oldu ama bundan çok da fazla rahatsız olmadım zira diyaloglar çok zekiceydi, bir de severim böyle konuları, hani beni rahatsız etsin vs. Beş tane ispanyol filmi izle sonra kadroya bak kimin kazanacağını anla, çok basit oldu lan bu. :( Neyse, sığınak "etabı"nı bayağı sevdim. Lakin aklıma şöyle pislik bir düşünce geldi o da, genç sarı kadının "Sizin çocuklarınızı doğururum." demesi aslında mantıksız, zira yemek sınırlı, alan dar-sığınak malum- o noktada "çocuk" pek bir işe yaramaz bilakis dezavantaj olur. Yaşlı kadın "gençler ben mena ... DevamıFilm gerçekten çok çok iyi; ama şöyle de bir gerçek var.
İzlemeden önce kadrosuna bakma amaçlı Imdb'ye girdim ve Eduardo abimizi gördüm. Hayatım boyunca izlediğim ispanya menşeili film sayısı 30'u geçmezken, adamın bu filmde oynadığını gördüğümde dediğim ilk şey "Heee tamam sona hangi adayın kaldığını, kimin kazanacağını anladık." Oldu. Bunu bilerek film izlemek, daha filme başlamadan filmin sonunu tahmin etmek kötü oldu ama bundan çok da fazla rahatsız olmadım zira diyaloglar çok zekiceydi, bir de severim böyle konuları, hani beni rahatsız etsin vs. Beş tane ispanyol filmi izle sonra kadroya bak kimin kazanacağını anla, çok basit oldu lan bu. :( Neyse, sığınak "etabı"nı bayağı sevdim. Lakin aklıma şöyle pislik bir düşünce geldi o da, genç sarı kadının "Sizin çocuklarınızı doğururum." demesi aslında mantıksız, zira yemek sınırlı, alan dar-sığınak malum- o noktada "çocuk" pek bir işe yaramaz bilakis dezavantaj olur. Yaşlı kadın "gençler ben menapoza girdim bile" deyip, bu düşündüklerimi söyleseydi belki de atılmazdı. Gerçi filmin sonuna doğru anlıyoruz ki onlar zaten baştan elenmiş, olsun, benimkisi de bir fikirdi. :p
İzlerken sadece sorulara odaklansınlar, sürekli birisi elensin istediğimden "yemek mola"ları o seks sahnelerini pek beğendim diyemeceğim ama karakterleri tanımamız açısından da bunların gösterilmesi gerekiyordu, buna da olsun.
İzleyip izlettirelim. Sitede gezip milletin profiline stalkerlık yaparken bu tür filmlere denk geliyorum ya işte o an çok mutlu oluyorum nasıl bi altın madeni buldum diye.
Sefiller filmine yorum yazdı:
Sefiller romanını okumuş ve gerçekten sevmiş bir insanın bu uyarlamayı sevebilme ihtimali bana çok absürd geliyor. Çok çok kötüydü.
Yine en önemli yerler kitaptan bağımsız. Javert, Jean Veljean'ın kürek mahkumluğu yaptığı zaman orada bulunan bir karakter değil. Bilemiyorum böylesi bir değişiklik direkt kitaba hakaret gibi geldi. Müzikal sahneler fazlasıyla bayıcı, diyaloglar 0'a yakın, kitabı okuduğum zaman gerçekten etkilendiğim sahneleri filmde görünce etkilenemedim. Bilakis "bit artık" diyerek ilerlettiğim sahneler oldu. Gelelim vasat ötesi Rasıl Kırov kardeşimize. Javert görse "bu ne lan" der yüzüne tükürürdü. 1998 yapımı Les Miserables da keza kötüydü ama en azından Javert sırıtmıyordu, hatta tam bir JAVERT idi. Russell ise öyle son dakika olarak sete çağırılmış, senaryoyu bir kez okumuş bir insan gibi geldi gözüme. Bu kadar mı sırıtır kanser etti beni yahu. Sesi de olsa içim gam yemeyecek. Ne ses var ne oyunculuk, otur sıfır! Javert dedi ... DevamıSefiller romanını okumuş ve gerçekten sevmiş bir insanın bu uyarlamayı sevebilme ihtimali bana çok absürd geliyor. Çok çok kötüydü.
Yine en önemli yerler kitaptan bağımsız. Javert, Jean Veljean'ın kürek mahkumluğu yaptığı zaman orada bulunan bir karakter değil. Bilemiyorum böylesi bir değişiklik direkt kitaba hakaret gibi geldi. Müzikal sahneler fazlasıyla bayıcı, diyaloglar 0'a yakın, kitabı okuduğum zaman gerçekten etkilendiğim sahneleri filmde görünce etkilenemedim. Bilakis "bit artık" diyerek ilerlettiğim sahneler oldu. Gelelim vasat ötesi Rasıl Kırov kardeşimize. Javert görse "bu ne lan" der yüzüne tükürürdü. 1998 yapımı Les Miserables da keza kötüydü ama en azından Javert sırıtmıyordu, hatta tam bir JAVERT idi. Russell ise öyle son dakika olarak sete çağırılmış, senaryoyu bir kez okumuş bir insan gibi geldi gözüme. Bu kadar mı sırıtır kanser etti beni yahu. Sesi de olsa içim gam yemeyecek. Ne ses var ne oyunculuk, otur sıfır! Javert dedik biraz daha devam edelim, kitabın iki büyük karakterinden, eh haliyle oyunculuk bu kadar kötü olunca film de gözümden düştü.
Cosette ile Jean Veljean'ın ve
Cosette ile Marius'un ilişkisi üstünkörü gösterilmiş, ama film 2.5 saat ne hikmetse.
98 yapımı Les Miserables'ta Javert'in intiharı gösterilmiş ve film pat diye bitmişti, bunda neyseki Jean Veljean'ın ölümü gösteriliyor. Ben ki Veljean'ın ölümüne doğru akan gözyaşlarından kitabı okuyamamıştım, bunda ise "artık öl de film bitsin." diyerek ruhsuzluğumu ve acımasızlığımı gösterdim.
Bayağı bir eksi alacağımı biliyorum ama bu kitap Sefiller, uyarlayacaksan doğru düzgün uyarla.
Sefiller filmine yorum yazdı:
Sefiller romanının sonlarına doğru sümük ve gözyaşımdan oluşan bi karışımın sayfalara dolu dolu akmasından ötürü büyük mücadeleler vermiş ve en sonunda kitabı bitirmiştim. Şimdi, sen on numara oyuncular koy ama filmi tak diye en saçma yerde bitir. Bu nedir? Kitabın sonu filme nasıl konmaz? Bakın, oyunculara hiçbir şekilde laf etmem, o konuda hiçbir sıkıntı yok ama film bu kadar "eksik" bir şekilde bitmemeliydi. En can alıcı yer bana göre sonuydu, en iyi cümlelerin geçtiği yer sonuydu, sen bunu filme nasıl koymazsın aklım almıyor. Sanki "Devamı 2. filmde kaming suun xd" dermişçesine bitirmişler. Böyle bi şey olur mu güzel kardeşlerim?
Jean Valjean'ı getirin bana :(
Buffalo '66 filmine yorum yazdı:
Kendime çok yakın bulduğum, samimi, muhteşem film. Şöyle de bir gerçek var ki bu filmde nedir seni bu denli etkileyen diye soracak olursanız cevap verebileceğimi sanmıyorum. Çok sevdim ama neden sevdim? I-hıh cevap yok.
https://24.media.tumblr.com/tumblr_lynahrhg7B1qa6spbo1_500.gif
ehe
Ay'a Seyahat filmine yorum yazdı:
Georges Melies bu zamanda yaşasaydı kim bilir ne filmler yapardı dedirtiyor. Ağzım açık izledim, mükemmeldi.
Ada: Zombilerin Düğünü filmine yorum yazdı:
Bu filmi değerlendirirken şunları göz önüne aldım;
1. İlk zombi filmi olması: Hakkını veriyor.
2.Düşük bütçe: Hakkını veriyor. Makyajlar -düşük bütçeye göre- gayet sağlam olmuş.
3. Amatör oyuncular: Bazı sahnelerdeki diyaloglar, gereksiz öfke patlamaları, bağırmalar yapmacıktı. Lakin genel olarak konuşmak gerekirse bu durum çok da gözüme batmadı.
4. Handycam'le çekilmesi: Gayet iyi.
5. Diyaloglar: Komik yani, bildiğin komik.
Bunca yıl komedi adı altında berbat işler yapmış olan Şafak Sezerli filmlerle karşılaştırırsak, MÜKEMMEL.
Bu filme eksi vermeden önce lütfen bu kıstasları göz önünde bulundurun. Çok iyi film demiyorum elbette; ama son zamanlarda çıkan Türk komedi filmlerine de fark atar hani...
Moses'ın çince konuşması, tekerlekli sandalyeli çocuk yerine tatile gitmesi, DOG IS DEAD diye yazması.
Taaj'ın you get me? leri, Rupert Grint'e yaptığı muhteşem Daniel Radcliffe esprisi, "kızları arkaya atıyorum"lu pimp my ride'lı cümleleri.
Peter ve Judith çifti, Judith'in sürekli Peter'ın lafını kesmesi, sonra aynını kendisi söylemesi. Hahaahah Kıbrıs'a tatile gitmeleri ve çukur kazıp orada yattık, sonra böcek yedik, Peter vejetaryen olduğu için toprak yedi ve ishal oldu demesi.
Precious'ın bu Precious filmiyle alakası var herhalde dimi? Onu geçtim her seferinde bir bahane bulup kahveyi kapatıyor, hele o manikür pedikür olayı çok iyiydi be.
Ian Foot'un ırkçılıklarına bayılıyorum adam board game yapmış bunun üzerine. Pasaportunda Jennifer yazan ama ken ... Devamı
Moses'ın çince konuşması, tekerlekli sandalyeli çocuk yerine tatile gitmesi, DOG IS DEAD diye yazması.
Taaj'ın you get me? leri, Rupert Grint'e yaptığı muhteşem Daniel Radcliffe esprisi, "kızları arkaya atıyorum"lu pimp my ride'lı cümleleri.
Peter ve Judith çifti, Judith'in sürekli Peter'ın lafını kesmesi, sonra aynını kendisi söylemesi. Hahaahah Kıbrıs'a tatile gitmeleri ve çukur kazıp orada yattık, sonra böcek yedik, Peter vejetaryen olduğu için toprak yedi ve ishal oldu demesi.
Precious'ın bu Precious filmiyle alakası var herhalde dimi? Onu geçtim her seferinde bir bahane bulup kahveyi kapatıyor, hele o manikür pedikür olayı çok iyiydi be.
Ian Foot'un ırkçılıklarına bayılıyorum adam board game yapmış bunun üzerine. Pasaportunda Jennifer yazan ama kendisi 70 yaşlarında esmer bir adamı "bir dahaki sefere dikkat et Jennifer" diyerek uçağa binmesine izin vermesi, ama başka bir adam bıyıksız diye onun bıyıklarının çıkmasını beklemesi. Hele hele "ben ırkçı değilim, bir arkadaşımın zenci arkadaşı var." demesi asljdklasjkdajsdkf. Friends'teki adam da konuk oyuncu olarak çok iyiydi.
Tommy'nin Melody'i tavlayacağım diye Prag'a bilet alması, sonra ilk günü...
Simon'la Jackie çok komik hele. Yani tüm karakterler ayrı ayrı muhteşem ama Simon'la Jackie favorim. Adama durduk yere nasıl laf sokuyor, hele hele Sally aynı uçakta hostes olduğunda ne biçim anons yaptı öyle ya?
İki fangirl'ün Çince söyledikleri şarkı dağıttı beni. Mel Gibson'ın parfümü desen ayrı bir yarılma sebebi, müslüman adam helal yiyecek isterken onu aşağılamaları.. Hepsi absürd ve muhteşem ya.
Bir insan bu diziyi sevmemişse İngiliz komedisi bilmiyordur muhtemelen. Yani art niyet aramadan izleyin, şu karakterlere bakıp art niyet arayan insana çok üzülürüm ya.