6 ay önce
CMXXIV filmine yorum yazdı:
the golden god is not taking questions
Juror #2 filmine yorum yazdı:
Sanki Clint Eastwood'un bir haftalık ömrü kalmış, doktorlar daha fazla acı çekmemesi için uyutalım demişler de sevenleri, yakın akrabaları son bi film çeksin ondan sonra edebiyle adabıyla ölür demişler gibi bi film. Aynı hissi Ridley Scott'ın ikinci gladyatörünü izlerken almıştım oradan biliyorum. Zerre ciddi olmayan filmlerin ciddiyetsizlikleri ile dalga geçmesi o filmi gönlümün sultanı yaparken öteki türlüsü canıma kıyma isteği uyandırıyor. Juror 2 de onlardan biri. Filmi izleyip bitirmem sekiz saatimi aldı, o sekiz saatin her bir saatinde utancımdan katlanmak istedim.
Filmin senaryosunu yazan herifçi bir gün barda arkadaşıyla oturuyormuş, bak demiş aklıma bir film konusu geldi süper, ama bi yerde çatışma bulmam lazım tıkandım. Hemi de mahkeme sahnesi var. "Ooo nedir, anlat da hemen beyin fırtınası yapalım" demiş arkadaşı. İşte demiş, "bi tane cinayet var, kadın, erkek arkadaşıyla tartıştıktan sonra ölü bulunuyor; doğal olarak erkek arkadaş ... DevamıSanki Clint Eastwood'un bir haftalık ömrü kalmış, doktorlar daha fazla acı çekmemesi için uyutalım demişler de sevenleri, yakın akrabaları son bi film çeksin ondan sonra edebiyle adabıyla ölür demişler gibi bi film. Aynı hissi Ridley Scott'ın ikinci gladyatörünü izlerken almıştım oradan biliyorum. Zerre ciddi olmayan filmlerin ciddiyetsizlikleri ile dalga geçmesi o filmi gönlümün sultanı yaparken öteki türlüsü canıma kıyma isteği uyandırıyor. Juror 2 de onlardan biri. Filmi izleyip bitirmem sekiz saatimi aldı, o sekiz saatin her bir saatinde utancımdan katlanmak istedim.
Filmin senaryosunu yazan herifçi bir gün barda arkadaşıyla oturuyormuş, bak demiş aklıma bir film konusu geldi süper, ama bi yerde çatışma bulmam lazım tıkandım. Hemi de mahkeme sahnesi var. "Ooo nedir, anlat da hemen beyin fırtınası yapalım" demiş arkadaşı. İşte demiş, "bi tane cinayet var, kadın, erkek arkadaşıyla tartıştıktan sonra ölü bulunuyor; doğal olarak erkek arkadaşını suçluyorlar, heh işte gerçek katili bulmam lazım". " Abiii" diyor arkadaşı birayı fondipledikten sonra "katil jüriden biri olsun ne dersin" karşılıklı oha harika konu, daha önce hiç düşünülmemiş, çok zekice. Ve birbirlerine bro fist, fisting, filan bişiler yapıyolar.
Tam olarak öyle bi film.
Silahlar filmine yorum yazdı:
Film o kadar kötüydü ki sanıyorum bitirebilmek altı saatimizi aldı. "İlk çıktığından beri izlemek istiyorum, malum sitelere düşmüş, lütfen izleyelim" demiştim benim adama. Puanını da görünce ucundan etkilendim ne yalan söyleyeyim. Ortalama bir film izleyicisinin ne kadar tırt zevkleri olduğunu unutmuşum tabii. En son filmi ben çekmişim de insanları izlemeye ikna etmeye çalışıyormuşum gibi hissettim, "dur ya birazdan bitecek, hem daha o kadar saçmalayamaz" dedim.
O ne her gördüğünü filme eklemeye çalışmaktır, o ne özgün bir iş çıkarayım derken klişenin ve stereotipleştirmenin dibine vurmaktır, o ne inceden bin yıllık kadın düşmanı anlatıları suratımıza vurup uzatmalarda atılan gol sevinci hareketiyle uzaklara doğru koşmaktır be kardeşim. Uzun zamandır bir filmi izlerken bu kadar yorulduğumu hatırlamıyorum. Saçmalığın dozunu, don lastiğinin uzunluğunu arttırdıkça ben oturduğum yerde ayılıp bayıldım. Böyle film olmaz olsun.
sınıftan tek bir ... DevamıFilm o kadar kötüydü ki sanıyorum bitirebilmek altı saatimizi aldı. "İlk çıktığından beri izlemek istiyorum, malum sitelere düşmüş, lütfen izleyelim" demiştim benim adama. Puanını da görünce ucundan etkilendim ne yalan söyleyeyim. Ortalama bir film izleyicisinin ne kadar tırt zevkleri olduğunu unutmuşum tabii. En son filmi ben çekmişim de insanları izlemeye ikna etmeye çalışıyormuşum gibi hissettim, "dur ya birazdan bitecek, hem daha o kadar saçmalayamaz" dedim.
O ne her gördüğünü filme eklemeye çalışmaktır, o ne özgün bir iş çıkarayım derken klişenin ve stereotipleştirmenin dibine vurmaktır, o ne inceden bin yıllık kadın düşmanı anlatıları suratımıza vurup uzatmalarda atılan gol sevinci hareketiyle uzaklara doğru koşmaktır be kardeşim. Uzun zamandır bir filmi izlerken bu kadar yorulduğumu hatırlamıyorum. Saçmalığın dozunu, don lastiğinin uzunluğunu arttırdıkça ben oturduğum yerde ayılıp bayıldım. Böyle film olmaz olsun.
sınıftan tek bir çocuk hariç tüm çocuklar durduk yere ortadan kayboluyor, bir kişi de "ortadan kaybolmayan çocuğun ailesinde bi bit yeniği olabilir" demiyor. Sansar Salvo'nun dürtüklemesiyle olay yerine gitmeye karar veriyorlar, onda da bir tane polis kimseye haber vermeden evin kapısını çalıyor. Evet, allah'ın müptezelinin lafıyla bir polis, ekipsiz mekipsiz olay yerine gidiyor.
Meselenin cadıya, kötü kadına, büyüye bağlandığını görünce sopamı kırıp dağa kaçmak istedim. Yine, ucube tipli kadının kasabaya gelişinden sonra çocukların kaybolduğunu anlamıyor, "yeni kişi=çocuklar kayıp" bağlantısını kuramıyorlar.
Bir de cadı kadının olayı ne? Yani kadının filmdeki varlığı ne alaka? Motivasyonu ne? Gidin dümdüz Elizabeth Bathory filmi çekin, çoluk çocuk toplayan kadın nedir allaşkına.
Değişiklik yapalım diye olay örgüsünü epizotlara bölmüşler. Karakterler birbirinden aptal ve olayları birbirine bağlayamıyorsunuz.
Dandadan dizisine yorum yazdı:
Harika bir anime, birbirinin aynısı işlerden sıkılanlar için birebir. İlk sezondaki deli işi, bol sıçramalı jeneriği değiştirmeselerdi keşke. Onun dışında bir sorunum yok. Animeyi, "s... böyle perşembeyi, vallahi tek sevindiğim şey şu anda ketçaplı cips yicem" diyen ablaya göndermek istiyorum, ben de onun gibi düşünüyordum; ama artık perşembeleri Dandadan günüm oldu. O da izlesin...
The Trials of Gabriel Fernandez dizisine yorum yazdı:
Bölümlere yaya yaya olayın özünü dallandırıp budaklandırmışlar, kimi yerler Gabriel Fernandez'den tamamen kopup dakika doldurmaya dönmüş. Gabriel Fernandez'in yaşadıklarına dönecek olursak sanıyorum günlerce kendime gelemedim, içime oturan öküz bir türlü havaya karışıp gidemedi. Pearl Fernandez'in hapiste yediği dayakları, sonrasında katıldığı bir podcast'te İsa'ya dönüşünü anlatmasını okudum-dinledim. Sisteme, kolluk kuvvetlerine, çocuk koruma hizmetleri'nin basiretsizliğine, vicdansızlığa, çocuğun halini gören öğretmenin 911'i aramamasına, akrabaların ali rıza bey tadımız kaçmasın'cılığına sövmekten yoruldum. Bir tek güvenlik görevlisi yapması gerekeni yapmış.
Hayatım boyunca asla unutamayacağım bir çocuk. Yattığı yer incitmesin.
Bar Fedaisi filmine yorum yazdı:
Jake Gyllenhaal steroid basmaktan ötürü insanlıktan çıkmış, garip bir yaratığa dönüşmüş. Korkunç oyunculuğu, ikide bir gapçık ağzıyla gülümseyip durması, yaptığı baba esprileri derken beni henüz otuzlarımın başında mezara sokacaktı az kalsın. Bir insanın vücudu bu kadar mı eğreti durur yav, aklıma Mustafa Sandal'ın estetikle baklava yaptırdığı zamanları geldi, aynı ona benzemiş.
O kadar kötü bir filmdi ki utancımdan uyuyamadım izledikten sonra. Bu yönüyle tam Dana White'lık iş olmuş...
Anlayamadığım kısım, abla, milletin habire kavga edip hesap ödemediği barının neyinden para kazanıyor da Dalton'a haftalık beş bin kayme para vereceğini söylüyor?
Dalton, çalışmaya başlar başlamaz dövüşmek nedir bilmeyen çocuğa "nasıl bıçaklanılır" dersi veriyor, harika. Muhteşem striking yetenekleriyle aklımızı alıyor. Yandan yemiş krav maga, abuk subuk tokat ve çeşitli anırma teknikleri derken efsane UFC dövüşçülerinden biri olduğunu bir kez daha kanıt ... DevamıJake Gyllenhaal steroid basmaktan ötürü insanlıktan çıkmış, garip bir yaratığa dönüşmüş. Korkunç oyunculuğu, ikide bir gapçık ağzıyla gülümseyip durması, yaptığı baba esprileri derken beni henüz otuzlarımın başında mezara sokacaktı az kalsın. Bir insanın vücudu bu kadar mı eğreti durur yav, aklıma Mustafa Sandal'ın estetikle baklava yaptırdığı zamanları geldi, aynı ona benzemiş.
O kadar kötü bir filmdi ki utancımdan uyuyamadım izledikten sonra. Bu yönüyle tam Dana White'lık iş olmuş...
Anlayamadığım kısım, abla, milletin habire kavga edip hesap ödemediği barının neyinden para kazanıyor da Dalton'a haftalık beş bin kayme para vereceğini söylüyor?
Dalton, çalışmaya başlar başlamaz dövüşmek nedir bilmeyen çocuğa "nasıl bıçaklanılır" dersi veriyor, harika. Muhteşem striking yetenekleriyle aklımızı alıyor. Yandan yemiş krav maga, abuk subuk tokat ve çeşitli anırma teknikleri derken efsane UFC dövüşçülerinden biri olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Dosta güven, bana sanırsam hiçbir şey veremiyor. Steroid basıp duracağına 2-3 haftalığına Dağıstan'a bırakaydınız adamı da iki güreş filan öğreneydi bari.
Daha kötü ne olabilir derken greenbox'lı okyanus sahnelerinde kahkahayı patlattım artık. Ulan havuzda çektiğiniz belli, suyun kloru görünüyor neredeyse. Havuz sulu yüzeyde ne rollenmelerdir onlar, ne tekne sürüşleridir, ne şakalar ne esprilerdir. Jake Gyllenhaal amma yeteneksiz bir oyuncuymuşsun, gapçık ağzını da al git rica ediyorum.
13. Savaşçı filmine yorum yazdı:
Bazı filmler vardır, izledikten sonra film için harcanan parayla kaç kişinin karnının doyurulabileceğini, kaç hastaya ilaç alınabilineceğini, kaç bölgeye su götürülebilineceğini düşünürsünüz... İşte 13. Savaşçı tam olarak böyle bir filmdir. Bana kalsa "kaç yetimin hakkına girdiniz" derdim de işte daha fazla arabesk katmak istemiyorum yazıya. Ömer Şerif'in, filmin ilk on dakikasının ardından bir daha görünmemesi neden biliyor musunuz? Boris Vian'ın, filme çekilen ve yazarı olduğu J'irai cracher sur vos tombes (Mezarlarınıza Tükmükleyeceğim)'u izlerken kalp krizi geçirip ölmesi gibi, Ömer Şerif de sanıyorum İbn Fadlan'a yapılan bu zulmü görünce ilk intihar teşebbüsünü gerçekleştirmiş olmalı. Ben hala, Ömer Şerif'in filmde oynama nedenini anlayamadım. Kumar borcu mu vardı, demansa mı yakalanmıştı, çoluğunu çocuğunu kaçırdılar da "eğer oynamazsan ayaklarını gıdıklarız" deyu tehdit ettiler bilemiyorum.
Kostümlerin tarihsel gerçekliklerle zıtlığı harikaydı gerçekten. Sanıyorum bir çeşit c ... DevamıBazı filmler vardır, izledikten sonra film için harcanan parayla kaç kişinin karnının doyurulabileceğini, kaç hastaya ilaç alınabilineceğini, kaç bölgeye su götürülebilineceğini düşünürsünüz... İşte 13. Savaşçı tam olarak böyle bir filmdir. Bana kalsa "kaç yetimin hakkına girdiniz" derdim de işte daha fazla arabesk katmak istemiyorum yazıya. Ömer Şerif'in, filmin ilk on dakikasının ardından bir daha görünmemesi neden biliyor musunuz? Boris Vian'ın, filme çekilen ve yazarı olduğu J'irai cracher sur vos tombes (Mezarlarınıza Tükmükleyeceğim)'u izlerken kalp krizi geçirip ölmesi gibi, Ömer Şerif de sanıyorum İbn Fadlan'a yapılan bu zulmü görünce ilk intihar teşebbüsünü gerçekleştirmiş olmalı. Ben hala, Ömer Şerif'in filmde oynama nedenini anlayamadım. Kumar borcu mu vardı, demansa mı yakalanmıştı, çoluğunu çocuğunu kaçırdılar da "eğer oynamazsan ayaklarını gıdıklarız" deyu tehdit ettiler bilemiyorum.
Kostümlerin tarihsel gerçekliklerle zıtlığı harikaydı gerçekten. Sanıyorum bir çeşit cosplay mağazasına gidilmiş yahut şehirde yapılan LARP etkinliğindeki ortaçağ kıyafetleri çarpılmış olmalı. Viking adamlarda neden ispanyol miğferi gördüm hiç bilmiyorum.
Kendinden babelfish'li polyglot İbn Fadlan, üf be. Dili hemen çözüp ilk iş anaya küfretti hemen. Akabinde Ömer Şerif'i ayağının içiyle film setinden attı, seninle bir işimiz yok diyerek.
En başta, ayağına gidilmeyen, ayaklara getirilen kahin detayı harikaydı. Kadının cebinden çıkan çerçöplerle İbni Fikfik'in kaderi çizildi resmen. Bu adam neden Viking'lerle takılıyor, neden cenge gidiyor, Müslüman olmasına rağmen neden çamurda namaz kılıp Allah'a "Babamız" diyor, Viking'ler neden düşmanın mağarasına dalıp görünmekten korktukları halde meşalelerle geziyor, neden talim yapar gibi hareketediyorlar ben anlayamadım.
Bir de hepi topu üç kişisiniz, düşmanınız insan eti neyin yiyor diye korkuyorsunuz, ona rağmen kendi aranızda düello yapıp adam öldürüyorsunuz. Ne filmdi hakikaten:
Fantastik Dörtlü: İlk Adımlar filmine yorum yazdı:
Herhalde uzun yıllardır sinema salonuna gitmiyordum. Abimin "vay efendim ilk fantastik'i de sinemada izledik, fox kids'i hatırla, remember, remember the fifth of november" ısrarları sonucunda IMAX biletlerinden satın almış bulundum. Işığı iyice kısmaları yüzünden geçici körlük yaşadım, hatta gözlüğüm bile dile gelip "eaah bu kadarı da olmaz ayıp lan" dedi. 2 saatlik baş ve göz ağrısı; cebime, çocukluğuma ve var olan tüm iyi şeylere hakaret gibiydi. İlk on dakika harici insanın hicap duymasına sebep olabilecek denli kötü mantık hatalarına sahipti. Diyalogları ise Nathan for You dizisinin Interview With a Seven-Year-Old bölümünü anımsattı bana. Sanki tüm filmin diyaloglarını yazması için yedi yaşında bir çocuğu, çocuk işçi diye çalıştırmışlar.... Devamı
Yeri gelmişken, Pedro Pascal'ı her yerde görmekten çok sıkıldım. Reed Richards rolündeki mimikleriyle sanki film çekimleri boyunca kabızlık hastalığıyla mücadele etmiş bir adamcağıza benziyordu. Hortumla 1 litre duphalac içiresim geldi.
Herhalde uzun yıllardır sinema salonuna gitmiyordum. Abimin "vay efendim ilk fantastik'i de sinemada izledik, fox kids'i hatırla, remember, remember the fifth of november" ısrarları sonucunda IMAX biletlerinden satın almış bulundum. Işığı iyice kısmaları yüzünden geçici körlük yaşadım, hatta gözlüğüm bile dile gelip "eaah bu kadarı da olmaz ayıp lan" dedi. 2 saatlik baş ve göz ağrısı; cebime, çocukluğuma ve var olan tüm iyi şeylere hakaret gibiydi. İlk on dakika harici insanın hicap duymasına sebep olabilecek denli kötü mantık hatalarına sahipti. Diyalogları ise Nathan for You dizisinin Interview With a Seven-Year-Old bölümünü anımsattı bana. Sanki tüm filmin diyaloglarını yazması için yedi yaşında bir çocuğu, çocuk işçi diye çalıştırmışlar.
Yeri gelmişken, Pedro Pascal'ı her yerde görmekten çok sıkıldım. Reed Richards rolündeki mimikleriyle sanki film çekimleri boyunca kabızlık hastalığıyla mücadele etmiş bir adamcağıza benziyordu. Hortumla 1 litre duphalac içiresim geldi.
Baştaki Fantastik Dörtlü tanıtım video'su gayet eğlenceliydi, kostümler ve evren de harikaydı. Onun dışında kalan ve aklınıza gelebilecek her şey tam anlamıyla berbattı. Muhteşem zekalı bilim adamı Reed Richards'ın dahiyane fikir ve söylemleri, ilkokul mezunu benin (?) düşünebileceği kadardı. Vay be Arşimet Prensibi, dünyanın her noktasına enerji emici köprüler inşa edip dünyayı ışınlayalım. Vantilatörün karşısında yatarken çarpılınca gördüğüm rüyalardan film yapmışlar. Eureka diye de bağırsaydı bari.
Bana Franklin'in kurban edilmemesi için yapılan tüm eylemler inanılmaz saçma geliyor hala. Susan Storm elinde bebesiyle çıkıp beş saniye sonra yutulacak dünyaya anne babasından bahsediyor ve tüm dünya bir anda kardeşlik türküsü eşliğinde yarınlara koşuyor. Paris'e, Londra'ya, Şikago'ya bağlanıyorlar, Özgür Özel geliyor "1 dk ışık kapatma eylemi yapalım" diyor, Roger that deyu cevap veriyorlar. Paris'i hatta tuttukları an koptum gittim ben.
Johnny Storm'un ölü dili çözmesi, Shalla-Bal'a telesekreterden ses dinlenip bir zamanlar beyaz pudralı ve cilt tonuyla eşleşmeyen fondöten kullanan insanlarla aynı gezegende yaşadığını hatırlatıp ağlatması... Susan'ın, temizlik yapan anne edasıyla koltuk çeker gibi koca Galactus'u iteleme suretiyle portala sıkıştırması.
Asla komik olmayan; ancak komik olmak için uğraşılmış sahneler, AKP'nin aile yılı pompalamasına benzer aşırılıklar ve sonucunda hiçbir şeye benzemeyen bir film.
Evinde Biri Var filmine yorum yazdı:
creep serisini çok severim. filmin yönetmeninin patrick brice olduğunu görünce heyecanlandım biraz. neticede biz kimiz ki, gerilim bizim neyimize. abicim git creep 3’ün çekimlerine devam et ne yapmışsın sen böyle ya. 90’lar teen slasher’ı esintili bir film çekmeye çalışmışlar galiba. terliklerimi ters giyip yanlışlıkla iki adım yürüyünce daha çok geriliyorum. yapımcılarından biri de james wan. ahh ahh.
Mortal Kombat filmine yorum yazdı:
Üzülerek ve kalbim sıkışarak izledim. Biraz da utandım. Gerçekten çok kötüydü. James Wan’ı yapımcı pozisyonunda görünce beklentiyi sıfıra indirmiştim de bu kadarı fazla ajsjsd. Filmdeki cut’lardan başım ağrıdı. Milyonlarca dolares harcanmasına rağmen cgi’ı yeterli bulmadım. Bir tek Goro iyiydi. (Goro’yu övmezsem rüyama girip brutality yapar diye korkuyorum)
Bindiği takside buna "abi seni bir dizide mi değerlendirseler" demiş, aşağıladığı taksicinin bile onu komik bulmadığını anlayamamış. 90'lardan kalma silikon meme esprilerinin üzerine hayvanseverliği sadece tek cinsiyet (kadın)-insan düşmanlığı-47 kedi ile sınırlandırması beni öldürdü hakikaten. Pet alıyolarmış da hayvanları yazlıkta bırakıp geri dönüyolarmış, bu muymuş hayvan severlik filan öff.
Gösteride komik olan tek kısım, aşırı alkol kullandığı ayan beyan ortada olan vücudunu ödem fazlalığı şeklinde tasvir etmesiydi. Bir de Yalın'dan maksimum 2 cm uzun olmasına rağmen adamın boyuyla dalga geçmesi. İnanılmazdı.
Dalga geçmeye çalıştığı teyzeler, amcalar ondan daha politik. Yatında katında içki içerken birilerine ve bi şeylere ayar olmuş, 2 saat boyunca onları anlatıyor. Alkol masas ... Devamı
Bindiği takside buna "abi seni bir dizide mi değerlendirseler" demiş, aşağıladığı taksicinin bile onu komik bulmadığını anlayamamış. 90'lardan kalma silikon meme esprilerinin üzerine hayvanseverliği sadece tek cinsiyet (kadın)-insan düşmanlığı-47 kedi ile sınırlandırması beni öldürdü hakikaten. Pet alıyolarmış da hayvanları yazlıkta bırakıp geri dönüyolarmış, bu muymuş hayvan severlik filan öff.
Gösteride komik olan tek kısım, aşırı alkol kullandığı ayan beyan ortada olan vücudunu ödem fazlalığı şeklinde tasvir etmesiydi. Bir de Yalın'dan maksimum 2 cm uzun olmasına rağmen adamın boyuyla dalga geçmesi. İnanılmazdı.
Dalga geçmeye çalıştığı teyzeler, amcalar ondan daha politik. Yatında katında içki içerken birilerine ve bi şeylere ayar olmuş, 2 saat boyunca onları anlatıyor. Alkol masası tadında. Ama alkol malkol yok... yerseniz...