Epey hırslı bir prodüksiyon. Nolan sanki Hollywood'un en nüfuzlu, en büyük yönetmeni benim demeye çalışıyor ve bunu gözümüze sokmaya çalışıyor gibi hissettirdi bana. Film Nolan'a yaraşır bir ustalığa ve akıcılığa sahip ve önceki filmlerine kıyasla olay örgüsünün berraklığı da dikkat çekici. Filme tek başına duran bir başyapıt demek içimden gelmiyor ama Nolan'ın başyapıtı olarak çektiği bir film diyesim var.
Harika filmler yöneten Nolan bu filmle benim için bitti. %95 indan fazlası sivil olan "370 bin" kişinin doğrudan yada dolaylı şekilde öldüğü Nagazaki ve Hiroshima saldırılarında kullanılan bombanın dünyaya kesin bir barış getireceğine inanan nükleer caydırıcılık motivasyonuyla atom bombasını yapan sözüm ona bilim insanının karşılaştığı ajanlık suçlamaları sonucu içine düştüğü dramatik durumu anlatan bir film yapmak kadar ahmakça ve anlamsız bir iş olamaz. Film insana öyle bir empati yaptırıyor ki Japonyada yanarak yada sonraki süreçte acı çekerek ölen küçük çocuklara üzülmek yerine müsebbibine yapılan haksız ithamlara üzülüyorsunuz. Dolayısıyla midem bulanarak izledim. İlla trial movie izlemek istiyorsanız da karman çorman kurgusu yada gerilim müziği numaralarıyla tansiyonu yükseltilen bu saçmalığı izlemek yerine açın JFK'yi izleyin
Bu bombanın çoğunluğu masum sivil olan 370 bin insanı öldürmesi "bağlamdışı". Evet... Basitçe anlatacağım. Nükleer reaksiyonun teknik detayları anlatılmıyor bu filmde. Plütonyum Uranyum Zincirleme tepkime çok genel şeyler duyuyoruz. Nükleer reaksiyonun ortaya çıkardığı brutal sonuçlar anlatılmıyor. Ortaya çıkartabileceği sonuçların farkında olduğu halde nükleer caydırıcılık safsatası arkasına saklanıp bu silahı inşa eden arkadaşın savaş sonrası süreçte rus ajanı ithamlarıyla karşılaşması takribi 2 saat boyunca anlatılıyor. Drama gel. Evet konu atom bombası ve evet herkes oppenheimerın uğradığı haksızlıkları karman çorman bir kurguyla izlemek ister haklısın
asıl bu yorumuz oldukça anlamsız olmuş. ana fikir zaten bombalama yüzünden ölen insanlara üzülmek değil ki? empati yapmanızın hiç bir anlamı yok. Tam tersine böyle tarihi değiştiren bir olaya sebep olmuş bombanın arka planında yaşanılanları kim görmek veya izlemek istemez? Yani yazdıklarınız o kadar bağlam dışı olmuş ki inanılmaz.
Nolan'ın bu filmi bir amme hizmeti olarak çektiğine inanıyorum, kendi kariyeri için değil. Kıyamet Günü Saati 1947 yılında gece yarısına yani nükleer kıyamete 7 dakika kala başlatılmıştı. Bu yıl saat gece yarısına 90 saniye kalaya ayarlandı. Nolan gibi bir ismin, özelde nükleer silahlanmanın ve genel olarak bilimsel ilerlemenin ikilemine ve insanlığı sürükleyebileceği hazin sona Oppenheimer'ın iç dünyası üstünden odaklanması ve bunu büyük bir PR filmiyle yapıp geniş kitlelere ulaştırması beni çok memnun etti. Bazı izleyicilere göre reklamla kandırarak da olsa, sıkarak da olsa, yorarak da olsa, kariyerinde belki bir eksi de olsa insanların gözüne bu gerçeği soktuğu için kendisine teşekkür ediyorum. Don't Look Up aklıma geldi yorumlara bakınca.
Filmi sinemada izleme fırsatı yakalayamadığımdan, amazona eklendiğinde izleyebildim. Sinemaya gitmediğime beni pişman etti. Nolan, gerçekten seyircisinin ne istediğinin farkında olan ve sinemanın tekniğini/sanatını yalamış yutmuş biri. Defalarca çekilmiş olan ikinci dünya savaşı temalı savaş filmlerinden uzak, bomba patlaması ve işte japonyaya olanlarla ilgili kısmı değil, bir bilim adamının böyle bir bombayı yapmaya sevk eden yolu ve tüm bunların onun üzerindeki etkilerini anlatan film.
Filmi üç bölüme ayırabiliriz. İlk saat, Oppenheimer'in nasıl bir bilim adamı olduğu. O sıradaki fizikçilerin birbirlerini nasıl gördükleri, komünizm akımının halk ve bilim adamları arasındaki yeri, özgür düşüncenin o dönemlerde nasıl kısıtlanmaya başladığı gibi konuları görüyoruz. Oppenheimer'in sadece akademik olarak değil, aşk hayatına da bir perde açıyoruz. Bu bölüm, tam istediğim gibi, vatanseverlik adı altında insanların yapabilecekleri sınırları zorlayı... Devamı
Filmi sinemada izleme fırsatı yakalayamadığımdan, amazona eklendiğinde izleyebildim. Sinemaya gitmediğime beni pişman etti. Nolan, gerçekten seyircisinin ne istediğinin farkında olan ve sinemanın tekniğini/sanatını yalamış yutmuş biri. Defalarca çekilmiş olan ikinci dünya savaşı temalı savaş filmlerinden uzak, bomba patlaması ve işte japonyaya olanlarla ilgili kısmı değil, bir bilim adamının böyle bir bombayı yapmaya sevk eden yolu ve tüm bunların onun üzerindeki etkilerini anlatan film.
Filmi üç bölüme ayırabiliriz. İlk saat, Oppenheimer'in nasıl bir bilim adamı olduğu. O sıradaki fizikçilerin birbirlerini nasıl gördükleri, komünizm akımının halk ve bilim adamları arasındaki yeri, özgür düşüncenin o dönemlerde nasıl kısıtlanmaya başladığı gibi konuları görüyoruz. Oppenheimer'in sadece akademik olarak değil, aşk hayatına da bir perde açıyoruz. Bu bölüm, tam istediğim gibi, vatanseverlik adı altında insanların yapabilecekleri sınırları zorlayışı, düşmanın zafer kazanmasındansa caydırı güce sahip olma mücadelesini verdi
İkinci saatte ise bombanın yapılış süreci, bunun için gizli tesis kurulması, bilim adamlarının seçilmesi, bilim adamları ile asker arasında güç çatışmaları, politikalar derken "trinity" deneyine kadar ki süreci görüyoruz. Bu bölüm bolca bilimsel tartışmalar, bu bombanın etikliği gibi konular, fikir ayrılıkları gibi konuları içermekte. Bu kısma mercek tutmasını ayrıca sevdim. Nolan, bu bulguları arayan seyircisini tutmayı başarıyor. İnterstellar filminde kuantum fiziği meraklılarına nasıl dokunduysa bu filmde parçacık/nükleer fizik gibi konulara merakı olan kitleyi gerçekten kendine çekti. Her tartışmada ayrı bir heyecan aldım desem yeridir. Ve tüm sağlamalarına rağmen atmosferin tutuşacağına dair bahis yapmak isteyen varmı? sorusu yerinde ve harikaydı.
Son kısım ise, bomba kullanıldıktan sonra işi bitmiş olan Oppenheimer'e karşı kin tutmuş kesimin tavrı. Burası resmen, hükümetin seninle işi bittiğinde bir peçete gibi kenara atar vurgusu yapmış. İnce bir devlet eleştirisinin yanı sıra duygusuna yenik politikacıların nasıl insan harcamaya meyilli olduğuna da değinilmiş.
Filmde Einstein'e tam dozunda yer verilmiş ve nokta replikler konulmuş. Görsel yönetim, diyaloglar, müzikler.. buaraya hangi argümanı alsam en iyi şekilde düşünülüp işlenerek yapılmış. Elbette, bol diyaloglu filmleri sevmeyen kesimlerin ilgisini çekmeyecektir. Bu bağlamda zevkler-renkler cümlesinden fazlasını söyleyemeyeceğim. Bence film muazzamdı.
gayet güzel filmdi, nolan ın oppenheimer ı işlemesini beğenmemiş insanlar, altyazı okumaktan sıkılmış da kronolojik sıra bilmem neymiş, einstein da bahçıvanmış.
Kelimelerin bol bulunduğu bir film oppenin nasıl bir durumda olduğunu ve kendini ispatlama çabası için yetersiz kalmakta, filmi pür dikkat izlemeniz gerekli, çerez veya muhabbet edilerek izlenecek bir film değil.
@ekopyen
7 ay önce
8.9 / 10
@kuzgunadam
1 yıl önce
7 / 10
@hashasin
1 yıl önce
1 / 10
@hashasin
1 yıl önce
@koraypeh
1 yıl önce
@kumik
2 yıl önce
@tiamath
2 yıl önce
8.5 / 10
Filmi üç bölüme ayırabiliriz. İlk saat, Oppenheimer'in nasıl bir bilim adamı olduğu. O sıradaki fizikçilerin birbirlerini nasıl gördükleri, komünizm akımının halk ve bilim adamları arasındaki yeri, özgür düşüncenin o dönemlerde nasıl kısıtlanmaya başladığı gibi konuları görüyoruz. Oppenheimer'in sadece akademik olarak değil, aşk hayatına da bir perde açıyoruz. Bu bölüm, tam istediğim gibi, vatanseverlik adı altında insanların yapabilecekleri sınırları zorlayı ... Devamı
Filmi üç bölüme ayırabiliriz. İlk saat, Oppenheimer'in nasıl bir bilim adamı olduğu. O sıradaki fizikçilerin birbirlerini nasıl gördükleri, komünizm akımının halk ve bilim adamları arasındaki yeri, özgür düşüncenin o dönemlerde nasıl kısıtlanmaya başladığı gibi konuları görüyoruz. Oppenheimer'in sadece akademik olarak değil, aşk hayatına da bir perde açıyoruz. Bu bölüm, tam istediğim gibi, vatanseverlik adı altında insanların yapabilecekleri sınırları zorlayışı, düşmanın zafer kazanmasındansa caydırı güce sahip olma mücadelesini verdi
İkinci saatte ise bombanın yapılış süreci, bunun için gizli tesis kurulması, bilim adamlarının seçilmesi, bilim adamları ile asker arasında güç çatışmaları, politikalar derken "trinity" deneyine kadar ki süreci görüyoruz. Bu bölüm bolca bilimsel tartışmalar, bu bombanın etikliği gibi konular, fikir ayrılıkları gibi konuları içermekte. Bu kısma mercek tutmasını ayrıca sevdim. Nolan, bu bulguları arayan seyircisini tutmayı başarıyor. İnterstellar filminde kuantum fiziği meraklılarına nasıl dokunduysa bu filmde parçacık/nükleer fizik gibi konulara merakı olan kitleyi gerçekten kendine çekti. Her tartışmada ayrı bir heyecan aldım desem yeridir. Ve tüm sağlamalarına rağmen atmosferin tutuşacağına dair bahis yapmak isteyen varmı? sorusu yerinde ve harikaydı.
Son kısım ise, bomba kullanıldıktan sonra işi bitmiş olan Oppenheimer'e karşı kin tutmuş kesimin tavrı. Burası resmen, hükümetin seninle işi bittiğinde bir peçete gibi kenara atar vurgusu yapmış. İnce bir devlet eleştirisinin yanı sıra duygusuna yenik politikacıların nasıl insan harcamaya meyilli olduğuna da değinilmiş.
Filmde Einstein'e tam dozunda yer verilmiş ve nokta replikler konulmuş. Görsel yönetim, diyaloglar, müzikler.. buaraya hangi argümanı alsam en iyi şekilde düşünülüp işlenerek yapılmış. Elbette, bol diyaloglu filmleri sevmeyen kesimlerin ilgisini çekmeyecektir. Bu bağlamda zevkler-renkler cümlesinden fazlasını söyleyemeyeceğim. Bence film muazzamdı.
@analise
2 yıl önce
10 / 10
@nautilusscj
1 yıl önce
@zenobiaa
2 yıl önce
7.8 / 10
@mehmetm
2 yıl önce
@eymir66
2 yıl önce
8.7 / 10
@mizantropist
2 yıl önce
5.1 / 10
Sıkıcı, kötü bir film.