Game of Thrones benim için yalnızca bir dizi değil, baştan sona bir yolculuktu. İzlerken fark ettim ki bu yapımı özel kılan şey yalnızca devasa prodüksiyonu değil, insan doğasını en karanlık ve en gerçek hâliyle masaya yatırmasıydı. İyilik ve kötülüğün keskin çizgilerle ayrılmadığı, herkesin gri tonlarda dolaştığı bir dünyaydı burası. Bir karaktere bağlandığımda, kısa süre sonra ondan nefret edebilmem; nefret ettiğim birini zamanla anlamaya başlamam, hayatın kendisi gibiydi. İşte diziyi unutulmaz yapan da buydu: İnsan ruhunu ve iktidar hırsını sahici şekilde yansıtması.
Beni büyüleyen bir başka nokta, hikâyenin derinliğiydi. Onlarca karakter, birbirine dolanan koca bir tarih kitabı gibi ilerleyen olay örgüsü ve her detayın zamanla büyük resme hizmet etmesi… İzlerken hep şunu düşündüm: Burası gerçek olabilirdi. Çünkü o diyarlar, o taht oyunları ve entrikalar, bize uzak gibi görünse de aslında yaşadığımız dünyanın alegorisi gibiydi.
Teknik açıdan da Game of Thrones bir dönüm noktas... Devamı
Game of Thrones benim için yalnızca bir dizi değil, baştan sona bir yolculuktu. İzlerken fark ettim ki bu yapımı özel kılan şey yalnızca devasa prodüksiyonu değil, insan doğasını en karanlık ve en gerçek hâliyle masaya yatırmasıydı. İyilik ve kötülüğün keskin çizgilerle ayrılmadığı, herkesin gri tonlarda dolaştığı bir dünyaydı burası. Bir karaktere bağlandığımda, kısa süre sonra ondan nefret edebilmem; nefret ettiğim birini zamanla anlamaya başlamam, hayatın kendisi gibiydi. İşte diziyi unutulmaz yapan da buydu: İnsan ruhunu ve iktidar hırsını sahici şekilde yansıtması.
Beni büyüleyen bir başka nokta, hikâyenin derinliğiydi. Onlarca karakter, birbirine dolanan koca bir tarih kitabı gibi ilerleyen olay örgüsü ve her detayın zamanla büyük resme hizmet etmesi… İzlerken hep şunu düşündüm: Burası gerçek olabilirdi. Çünkü o diyarlar, o taht oyunları ve entrikalar, bize uzak gibi görünse de aslında yaşadığımız dünyanın alegorisi gibiydi.
Teknik açıdan da Game of Thrones bir dönüm noktası oldu. Televizyonun sinema kalitesine ulaştığı, hatta yer yer sinemayı geride bıraktığı anlardan biri. Savaş sahneleri, görsel efektler, kostümler ve set tasarımları… Hepsi öylesine titizlikle hazırlanmıştı ki, her sezon adeta görsel bir şölen gibiydi. Müziklere ise ayrı bir parantez açmam gerek; Ramin Djawadi’nin besteleri olmadan bu evren asla aynı etkiyi yaratmazdı.
Oyunculuk tarafında ise kadro tam bir yıldızlar geçidi gibiydi. Her bir oyuncu karakterini öyle sahici taşıdı ki, zamanla onlar bizim için birer rol değil, gerçek birer insana dönüştü. Bu yüzden bir karakterin ölümünde gerçekten kayıp yaşamış gibi hissettik.
Tabii Game of Thrones’un en çok konuşulan yanı, beklentileri yıkmaktan çekinmemesiydi. Şok edici olayları, ters köşe kararlarıyla seyirciyi defalarca hazırlıksız yakaladı. Bazen kızdırdı, bazen hayran bıraktı ama hep konuşturdu. Bence zaten onu kült yapan şey tam olarak buydu: Cesareti.
Sonuç olarak Game of Thrones, benim için yalnızca izlediğim en iyi dizilerden biri değil, aynı zamanda televizyon tarihinin seyrini değiştiren bir başyapıt oldu. Yıllar sonra bile hâlâ üzerine konuşulması, tekrar tekrar izlenmesi bundan. Bu dizi, sadece hikâyesiyle değil, yarattığı kültürle de tarihe geçti.
İzlediğim en iyi 3 diziden biri olmasına rağmen finali berbattı demeyeceğim zaten herkes diyeceğine demiş. Ben 5. sezonuna taktım. Sansa abisini ve annesini ihanet edip tuzağa düşürüp kalbinden bıçaklayarak öldüren sonra abisinin bedenine kurt kafası takan naaşına bile hakaret edecek kadar sadist boltonlara gelin olmayı hangi motivasyonla kabul etti hemde joffrey den sonra. Stannis devlerden ve mamutlardan oluşan 100 bin kişilik bir orduyu yenecek kadar güce sahipse neden westerosa gidip kral olmak yerine duvarın ötesine gitti? Karasu savaşında 20 bin kişilik ordulardan bahsediliyordu. Devli Mamutlu yamyamlı 100 bine diz çöktüren westerosun içinden geçer. Hadi duvarın ötesine gitti. Mance kendine biat etmedikten sonra vahşilerin yada jon snowun kendine katılmayacağını anladıktan sonra neden karakale de o kadar sallandı. 2 3 nokta beni aşırı rahatsız etti sezon boyu.
Birde bu Rickon piç mi? Ailenin en küçük çocuğu. Sansa Theonun arkasından ağlıyor da öz öz kardeşi Rickon öldüğünde te... Devamı
İzlediğim en iyi 3 diziden biri olmasına rağmen finali berbattı demeyeceğim zaten herkes diyeceğine demiş. Ben 5. sezonuna taktım. Sansa abisini ve annesini ihanet edip tuzağa düşürüp kalbinden bıçaklayarak öldüren sonra abisinin bedenine kurt kafası takan naaşına bile hakaret edecek kadar sadist boltonlara gelin olmayı hangi motivasyonla kabul etti hemde joffrey den sonra. Stannis devlerden ve mamutlardan oluşan 100 bin kişilik bir orduyu yenecek kadar güce sahipse neden westerosa gidip kral olmak yerine duvarın ötesine gitti? Karasu savaşında 20 bin kişilik ordulardan bahsediliyordu. Devli Mamutlu yamyamlı 100 bine diz çöktüren westerosun içinden geçer. Hadi duvarın ötesine gitti. Mance kendine biat etmedikten sonra vahşilerin yada jon snowun kendine katılmayacağını anladıktan sonra neden karakale de o kadar sallandı. 2 3 nokta beni aşırı rahatsız etti sezon boyu.
Birde bu Rickon piç mi? Ailenin en küçük çocuğu. Sansa Theonun arkasından ağlıyor da öz öz kardeşi Rickon öldüğünde tepki bile vermiyor. Ondan sonra starklar birbirine bağlı birbiri için ölür. Bu Rickon bu hikayede niye var ya? Öyle takılıp ölsün diye mi?
Muhteşem bir dizi. Stark ailesinin kızlarının her yıl büyüyüşüne tanıklık ettik desem yeridir. Kitabının başarısı elbette ki diziye de yansımış durumda. Bir çok kitap uyarlaması eser gibi işin içine etmek yerine gayet başarılı bir iş çıkarılmış. Sahneler, hikayenin anlatılışı, kostüm, sanat yönetmeni derken herşey akıp gidiyor. Bir çok karakterin gelişimlerinin detaylı anlatılış ve işlenişleri, bitmek bilmeyen oyunlar, hiç ummadığınız karakterlerin birden ölümleri, şok edici ters köşeler.. ne ararsanız mevcut.
Tabi tüm bunlar, dizi kitaplarla beraber ilerlerken oluyor. Ne zaman ki kitabın önüne geçiliyor, işte o zaman kalitedeki azalmayı hissediyorsunuz. Hele ki aceleye getirilmiş olan son sezona değinemiyorum bile. O kadar sezon anlatılan hikayeler patır patır yangından mal kaçırılırmış gibi bitiriliyor.
Şimdiye kadar izlediğim en iyi diziydi çok fazla ana karakter olması hepsinin birbirinden farklı hayatlarını, karakter gelişimini görmek çok iyiydi(tyrion lannister,arya stark gıbı) ta ki son sezona kadar jamie nin cersıe ye geri dönmesi daenerys gibi köleliği kaldıran mazlumların dostu gibi gözüken bir karakterin son anda tüm herkesi küle cevirmesi çok saçmaydı .GOT ın en buyuk spoılerlarından bırı olan jon snow un Aaegon targeryen olmasının dizinin hikayesine hiçbir katkısının olmaması da çok kötü oldu . dizinin genel olarak son sezon hariç tahmin edilemez olduğunu düşünüyorum Ned stark ın ölümü,red wedding baya şaşırdığım sahnelerdi .
@alkanistan
11 ay önce
9.5 / 10
Beni büyüleyen bir başka nokta, hikâyenin derinliğiydi. Onlarca karakter, birbirine dolanan koca bir tarih kitabı gibi ilerleyen olay örgüsü ve her detayın zamanla büyük resme hizmet etmesi… İzlerken hep şunu düşündüm: Burası gerçek olabilirdi. Çünkü o diyarlar, o taht oyunları ve entrikalar, bize uzak gibi görünse de aslında yaşadığımız dünyanın alegorisi gibiydi.
Teknik açıdan da Game of Thrones bir dönüm noktas ... Devamı
Beni büyüleyen bir başka nokta, hikâyenin derinliğiydi. Onlarca karakter, birbirine dolanan koca bir tarih kitabı gibi ilerleyen olay örgüsü ve her detayın zamanla büyük resme hizmet etmesi… İzlerken hep şunu düşündüm: Burası gerçek olabilirdi. Çünkü o diyarlar, o taht oyunları ve entrikalar, bize uzak gibi görünse de aslında yaşadığımız dünyanın alegorisi gibiydi.
Teknik açıdan da Game of Thrones bir dönüm noktası oldu. Televizyonun sinema kalitesine ulaştığı, hatta yer yer sinemayı geride bıraktığı anlardan biri. Savaş sahneleri, görsel efektler, kostümler ve set tasarımları… Hepsi öylesine titizlikle hazırlanmıştı ki, her sezon adeta görsel bir şölen gibiydi. Müziklere ise ayrı bir parantez açmam gerek; Ramin Djawadi’nin besteleri olmadan bu evren asla aynı etkiyi yaratmazdı.
Oyunculuk tarafında ise kadro tam bir yıldızlar geçidi gibiydi. Her bir oyuncu karakterini öyle sahici taşıdı ki, zamanla onlar bizim için birer rol değil, gerçek birer insana dönüştü. Bu yüzden bir karakterin ölümünde gerçekten kayıp yaşamış gibi hissettik.
Tabii Game of Thrones’un en çok konuşulan yanı, beklentileri yıkmaktan çekinmemesiydi. Şok edici olayları, ters köşe kararlarıyla seyirciyi defalarca hazırlıksız yakaladı. Bazen kızdırdı, bazen hayran bıraktı ama hep konuşturdu. Bence zaten onu kült yapan şey tam olarak buydu: Cesareti.
Sonuç olarak Game of Thrones, benim için yalnızca izlediğim en iyi dizilerden biri değil, aynı zamanda televizyon tarihinin seyrini değiştiren bir başyapıt oldu. Yıllar sonra bile hâlâ üzerine konuşulması, tekrar tekrar izlenmesi bundan. Bu dizi, sadece hikâyesiyle değil, yarattığı kültürle de tarihe geçti.
@geceninsahibii
1 yıl önce
9 / 10
@allayarov
1 yıl önce
8 / 10
@teyavuz
2 yıl önce
9 / 10
@hashasin
2 yıl önce
8.4 / 10
Birde bu Rickon piç mi? Ailenin en küçük çocuğu. Sansa Theonun arkasından ağlıyor da öz öz kardeşi Rickon öldüğünde te ... Devamı
Birde bu Rickon piç mi? Ailenin en küçük çocuğu. Sansa Theonun arkasından ağlıyor da öz öz kardeşi Rickon öldüğünde tepki bile vermiyor. Ondan sonra starklar birbirine bağlı birbiri için ölür. Bu Rickon bu hikayede niye var ya? Öyle takılıp ölsün diye mi?
@tiamath
2 yıl önce
9 / 10
Tabi tüm bunlar, dizi kitaplarla beraber ilerlerken oluyor. Ne zaman ki kitabın önüne geçiliyor, işte o zaman kalitedeki azalmayı hissediyorsunuz. Hele ki aceleye getirilmiş olan son sezona değinemiyorum bile. O kadar sezon anlatılan hikayeler patır patır yangından mal kaçırılırmış gibi bitiriliyor.
@sineperest
2 yıl önce
8.2 / 10
@nayleonbashi
2 yıl önce
@padme23
3 yıl önce
9.5 / 10
@kbrcktlbs
3 yıl önce
9.9 / 10