Bazı filmler vardır ki sadece izlenmez, yaşanır. Everest (2015) işte tam da böyle bir film. Sadece bir dağa tırmanan insanların hikâyesi değil, insan iradesinin, dostluğun, fedakârlığın ve doğaya karşı verilen amansız mücadelenin bir manifestosu.
Everest, sadece zirvesiyle değil, insana dair büyük sorularla da karşımıza çıkar: Ne için tırmanırız? Hangi noktada dönmeliyiz? Kendi sınırlarımızı aşarken, hayatın bize biçtiği sınırları ne kadar zorlayabiliriz?
Bu film, insanoğlunun içindeki "zirveye ulaşma" arzusunun, bazen yaşamla ölüm arasındaki ince çizgiyi nasıl da bulanıklaştırabileceğini gösteriyor. "Dağa tırmanmak" aslında bir metafordur; herkesin hayatında çıkmaya çalıştığı, ulaşmak için her şeyini ortaya koyduğu bir Everest vardır. Kimimiz kariyerimizin, kimimiz hayallerimizin, kimimiz ise duygusal zaferlerimizin zirvesine ulaşmaya çalışırız. Ama her zirvenin bir bedeli vardır.
Filmde yaşanan trajediler, bana şu felsefi düşünceyi hatırlatıyor: "İnsan ne kadar yükseğe çıkar... Devamı
Bazı filmler vardır ki sadece izlenmez, yaşanır. Everest (2015) işte tam da böyle bir film. Sadece bir dağa tırmanan insanların hikâyesi değil, insan iradesinin, dostluğun, fedakârlığın ve doğaya karşı verilen amansız mücadelenin bir manifestosu.
Everest, sadece zirvesiyle değil, insana dair büyük sorularla da karşımıza çıkar: Ne için tırmanırız? Hangi noktada dönmeliyiz? Kendi sınırlarımızı aşarken, hayatın bize biçtiği sınırları ne kadar zorlayabiliriz?
Bu film, insanoğlunun içindeki "zirveye ulaşma" arzusunun, bazen yaşamla ölüm arasındaki ince çizgiyi nasıl da bulanıklaştırabileceğini gösteriyor. "Dağa tırmanmak" aslında bir metafordur; herkesin hayatında çıkmaya çalıştığı, ulaşmak için her şeyini ortaya koyduğu bir Everest vardır. Kimimiz kariyerimizin, kimimiz hayallerimizin, kimimiz ise duygusal zaferlerimizin zirvesine ulaşmaya çalışırız. Ama her zirvenin bir bedeli vardır.
Filmde yaşanan trajediler, bana şu felsefi düşünceyi hatırlatıyor: "İnsan ne kadar yükseğe çıkarsa, düşüşü de o denli sert olur." Ama aynı zamanda şu gerçek de var: "Eğer zirveye ulaşma cesaretin yoksa, sonsuza kadar vadide yaşamak zorundasın."
Everest, sadece bir macera filmi değil; ölümle yüzleşmenin, dayanışmanın, fedakârlığın ve insanın sınırlarını ne kadar zorlayabileceğinin bir hikâyesi. Ve en nihayetinde, şu soruyu düşündürüyor: Zirveye ulaşmak mı önemlidir, yoksa eve dönebilmek mi?
Bir dağa tırmananlar aslında onunla savaşmaz; doğa yenilmezdir. Tıpkı yaşam gibi... Asıl mesele, Everest’e tırmanmak değil, oradan sağ dönebilmek. Çünkü bazen, en büyük zafer hayatta kalmaktır.
Film çok sığ. Kesinlikle olayın detaylarını filmi izlemeden okumalısınız. Yoksa seneryoda çok boşluk oluşuyor. Yönetmen işin zorluğunu, tehlikeleri ve muazzam detayları çok fazla atlamış. Gerçek hikayeyi öğrenince anlayacaksınız ne demek istediğimi.
Bu kadar iyi oyuncuları bir arada görmek,izlemek oldukça güzeldi.Senaryo için söylenecek fazla bir şey yok.Gerçek bir olaydan alınmış ve filmde de bu senaryonun iyi çalışılmış olduğunu düşünüyorum.Güzel filmdi, sıkılmadan izledim.
Öncelikle dağcılıkla uğraşan insanlara büyük saygım vardır. Tabi bu saygı içinde de anlam vermediğim bir yaşam biçimi de var. Bir insan neden ölüme bu kadar yakın olmak isteyip de ölümden korkar. Hani zaten öleceğiz o ya da bu şekilde de her türlü ölüme yakın yerlerden uzaklaşır insanlar: savaş ortamından doğal afetlerden falan. Bu filmlerde olan en sevmediğim nokta da bu işte. 8000 metre çıkarsan yukarıda ölürsün ya da son anda kurtulursun. Öyle ahım şahım rahat rahat çık in olmaz ki. Ya bu kişileri hayatı yaşıyor ya da biz yaşamayı bilmiyoruz. Adrenalin dolu bir film yok ortada. Sadece sinemada beğenerek izlediğimiz kişilerin bir araya gelip önemli bir olayı anlatması mevcut filmde. Yani aksiyon hiç beklemeyin. Hatta hiçbir şey beklemeyin. Aklınızda kurduğunuz çoğu şey oluyor. Zaten bilinen bir olaydan alındığı için spoiler vermek bile bir şey ifade etmez. Genel anlamda orta düzeyde ilerleyen ve o düzeyde kalan bir dağcılık filmi. Tabi bu sporlar uğraşan bir... Devamı
Everest çok mu soğuk o_O
Öncelikle dağcılıkla uğraşan insanlara büyük saygım vardır. Tabi bu saygı içinde de anlam vermediğim bir yaşam biçimi de var. Bir insan neden ölüme bu kadar yakın olmak isteyip de ölümden korkar. Hani zaten öleceğiz o ya da bu şekilde de her türlü ölüme yakın yerlerden uzaklaşır insanlar: savaş ortamından doğal afetlerden falan. Bu filmlerde olan en sevmediğim nokta da bu işte. 8000 metre çıkarsan yukarıda ölürsün ya da son anda kurtulursun. Öyle ahım şahım rahat rahat çık in olmaz ki. Ya bu kişileri hayatı yaşıyor ya da biz yaşamayı bilmiyoruz. Adrenalin dolu bir film yok ortada. Sadece sinemada beğenerek izlediğimiz kişilerin bir araya gelip önemli bir olayı anlatması mevcut filmde. Yani aksiyon hiç beklemeyin. Hatta hiçbir şey beklemeyin. Aklınızda kurduğunuz çoğu şey oluyor. Zaten bilinen bir olaydan alındığı için spoiler vermek bile bir şey ifade etmez. Genel anlamda orta düzeyde ilerleyen ve o düzeyde kalan bir dağcılık filmi. Tabi bu sporlar uğraşan biri için daha keyifli gelmiştir yapım. Ne de olsa bu olanları sadece yaşayan bilir. Her türlü bu gibi insanların olması çok önemlidir. Hayatı sınırlarda yaşayan bu gibi marjinal ya da işte son zamanda tanımı değişen değerli çapulcu kafası az ve öz bulunduğundan önemlidir. Tarihteki bir olaya şahit olmak istiyorsanız buyrun film sizindir.
Gerçek bir hikaye,gerçek bir dram ve hakettiği değeri verilmeyen bir film inanın ’’touching the void’’ kadar güzel onun kadar gerilimli biraz duygu yoğunluğu katılmış görsel açıdan muhteşem bir film.
@unusabastris
1 yıl önce
Everest, sadece zirvesiyle değil, insana dair büyük sorularla da karşımıza çıkar: Ne için tırmanırız? Hangi noktada dönmeliyiz? Kendi sınırlarımızı aşarken, hayatın bize biçtiği sınırları ne kadar zorlayabiliriz?
Bu film, insanoğlunun içindeki "zirveye ulaşma" arzusunun, bazen yaşamla ölüm arasındaki ince çizgiyi nasıl da bulanıklaştırabileceğini gösteriyor. "Dağa tırmanmak" aslında bir metafordur; herkesin hayatında çıkmaya çalıştığı, ulaşmak için her şeyini ortaya koyduğu bir Everest vardır. Kimimiz kariyerimizin, kimimiz hayallerimizin, kimimiz ise duygusal zaferlerimizin zirvesine ulaşmaya çalışırız. Ama her zirvenin bir bedeli vardır.
Filmde yaşanan trajediler, bana şu felsefi düşünceyi hatırlatıyor: "İnsan ne kadar yükseğe çıkar ... Devamı
Everest, sadece zirvesiyle değil, insana dair büyük sorularla da karşımıza çıkar: Ne için tırmanırız? Hangi noktada dönmeliyiz? Kendi sınırlarımızı aşarken, hayatın bize biçtiği sınırları ne kadar zorlayabiliriz?
Bu film, insanoğlunun içindeki "zirveye ulaşma" arzusunun, bazen yaşamla ölüm arasındaki ince çizgiyi nasıl da bulanıklaştırabileceğini gösteriyor. "Dağa tırmanmak" aslında bir metafordur; herkesin hayatında çıkmaya çalıştığı, ulaşmak için her şeyini ortaya koyduğu bir Everest vardır. Kimimiz kariyerimizin, kimimiz hayallerimizin, kimimiz ise duygusal zaferlerimizin zirvesine ulaşmaya çalışırız. Ama her zirvenin bir bedeli vardır.
Filmde yaşanan trajediler, bana şu felsefi düşünceyi hatırlatıyor: "İnsan ne kadar yükseğe çıkarsa, düşüşü de o denli sert olur." Ama aynı zamanda şu gerçek de var: "Eğer zirveye ulaşma cesaretin yoksa, sonsuza kadar vadide yaşamak zorundasın."
Everest, sadece bir macera filmi değil; ölümle yüzleşmenin, dayanışmanın, fedakârlığın ve insanın sınırlarını ne kadar zorlayabileceğinin bir hikâyesi. Ve en nihayetinde, şu soruyu düşündürüyor: Zirveye ulaşmak mı önemlidir, yoksa eve dönebilmek mi?
Bir dağa tırmananlar aslında onunla savaşmaz; doğa yenilmezdir. Tıpkı yaşam gibi... Asıl mesele, Everest’e tırmanmak değil, oradan sağ dönebilmek. Çünkü bazen, en büyük zafer hayatta kalmaktır.
@kerimonay
4 yıl önce
@patrickjane
4 yıl önce
7.7 / 10
@ravenna
7 yıl önce
7.1 / 10
@serkanaydemir
10 yıl önce
7 / 10
Öncelikle dağcılıkla uğraşan insanlara büyük saygım vardır. Tabi bu saygı içinde de anlam vermediğim bir yaşam biçimi de var. Bir insan neden ölüme bu kadar yakın olmak isteyip de ölümden korkar. Hani zaten öleceğiz o ya da bu şekilde de her türlü ölüme yakın yerlerden uzaklaşır insanlar: savaş ortamından doğal afetlerden falan. Bu filmlerde olan en sevmediğim nokta da bu işte. 8000 metre çıkarsan yukarıda ölürsün ya da son anda kurtulursun. Öyle ahım şahım rahat rahat çık in olmaz ki. Ya bu kişileri hayatı yaşıyor ya da biz yaşamayı bilmiyoruz. Adrenalin dolu bir film yok ortada. Sadece sinemada beğenerek izlediğimiz kişilerin bir araya gelip önemli bir olayı anlatması mevcut filmde. Yani aksiyon hiç beklemeyin. Hatta hiçbir şey beklemeyin. Aklınızda kurduğunuz çoğu şey oluyor. Zaten bilinen bir olaydan alındığı için spoiler vermek bile bir şey ifade etmez. Genel anlamda orta düzeyde ilerleyen ve o düzeyde kalan bir dağcılık filmi. Tabi bu sporlar uğraşan bir ... Devamı
Öncelikle dağcılıkla uğraşan insanlara büyük saygım vardır. Tabi bu saygı içinde de anlam vermediğim bir yaşam biçimi de var. Bir insan neden ölüme bu kadar yakın olmak isteyip de ölümden korkar. Hani zaten öleceğiz o ya da bu şekilde de her türlü ölüme yakın yerlerden uzaklaşır insanlar: savaş ortamından doğal afetlerden falan. Bu filmlerde olan en sevmediğim nokta da bu işte. 8000 metre çıkarsan yukarıda ölürsün ya da son anda kurtulursun. Öyle ahım şahım rahat rahat çık in olmaz ki. Ya bu kişileri hayatı yaşıyor ya da biz yaşamayı bilmiyoruz. Adrenalin dolu bir film yok ortada. Sadece sinemada beğenerek izlediğimiz kişilerin bir araya gelip önemli bir olayı anlatması mevcut filmde. Yani aksiyon hiç beklemeyin. Hatta hiçbir şey beklemeyin. Aklınızda kurduğunuz çoğu şey oluyor. Zaten bilinen bir olaydan alındığı için spoiler vermek bile bir şey ifade etmez. Genel anlamda orta düzeyde ilerleyen ve o düzeyde kalan bir dağcılık filmi. Tabi bu sporlar uğraşan biri için daha keyifli gelmiştir yapım. Ne de olsa bu olanları sadece yaşayan bilir. Her türlü bu gibi insanların olması çok önemlidir. Hayatı sınırlarda yaşayan bu gibi marjinal ya da işte son zamanda tanımı değişen değerli çapulcu kafası az ve öz bulunduğundan önemlidir. Tarihteki bir olaya şahit olmak istiyorsanız buyrun film sizindir.
İyi seyirler.
P: 7
@angele
10 yıl önce
8 / 10
@carpathia
11 yıl önce
7.8 / 10
@kahramansmt
11 yıl önce
7 / 10
@sametdemir
11 yıl önce
10 / 10
@uniqueen
11 yıl önce
Beklentiyi yüksek tutmadan izlemeye başlamak daha iyi olur