1 hafta önce
The 100 Yorumları
Dizi ilginç bir fikirle başladı. Bu tür dizilerde düşmanları ve bunların arkasındaki sebep bağlamlarını iyi kurgulamak gerekir. Bence dizi ilk iki sezonda bunu 10 üzerinden yaklaşık 7 seviyesinde başardı.
Başlangıçta, "Thelonious'un bir şekilde Ark'tan kaçabilmesi" gibi ani değişimleri tolere ettim. Ancak "Finn'in vahşeti" ile birlikte bu durum rahatsız etmeye başladı ve "Bellamy'nin Pike'ın emirleri altındaki davranışları" ile daha da arttı. Karakterlerin psikolojik dönüşümleri yeterince gösterilmedi. Bu konuya birazdan tekrar döneceğim.
Ayrıca özellikle verilen "women in power" sublimalinden de rahatsız oldum.
Üçüncü sezona gelince; her ne kadar sık sık "insanlığı kurtarmaktan" bahsedilse de, benim duyduğum daha çok "my people" söylemiydi. Üstelik "kan" vurgusu arttıkça, diziden daha fazla ırkçılık, ve çıfıt(yahudi) kokusu geliyor.
Peki beni diziyi bırakmaya iten ne oldu?
Başta bahsettiğim ani ve tutarsız değişimler.
... Devamı Başlangıçta, "Thelonious'un bir şekilde Ark'tan kaçabilmesi" gibi ani değişimleri tolere ettim. Ancak "Finn'in vahşeti" ile birlikte bu durum rahatsız etmeye başladı ve "Bellamy'nin Pike'ın emirleri altındaki davranışları" ile daha da arttı. Karakterlerin psikolojik dönüşümleri yeterince gösterilmedi. Bu konuya birazdan tekrar döneceğim.
Ayrıca özellikle verilen "women in power" sublimalinden de rahatsız oldum.
Üçüncü sezona gelince; her ne kadar sık sık "insanlığı kurtarmaktan" bahsedilse de, benim duyduğum daha çok "my people" söylemiydi. Üstelik "kan" vurgusu arttıkça, diziden daha fazla ırkçılık, ve çıfıt(yahudi) kokusu geliyor.
Peki beni diziyi bırakmaya iten ne oldu?
Başta bahsettiğim ani ve tutarsız değişimler.
Dizi ilginç bir fikirle başladı. Bu tür dizilerde düşmanları ve bunların arkasındaki sebep bağlamlarını iyi kurgulamak gerekir. Bence dizi ilk iki sezonda bunu 10 üzerinden yaklaşık 7 seviyesinde başardı.
Başlangıçta, "Thelonious'un bir şekilde Ark'tan kaçabilmesi" gibi ani değişimleri tolere ettim. Ancak "Finn'in vahşeti" ile birlikte bu durum rahatsız etmeye başladı ve "Bellamy'nin Pike'ın emirleri altındaki davranışları" ile daha da arttı. Karakterlerin psikolojik dönüşümleri yeterince gösterilmedi. Bu konuya birazdan tekrar döneceğim.
Ayrıca özellikle verilen "women in power" sublimalinden de rahatsız oldum.
Üçüncü sezona gelince; her ne kadar sık sık "insanlığı kurtarmaktan" bahsedilse de, benim duyduğum daha çok "my people" söylemiydi. Üstelik "kan" vurgusu arttıkça, diziden daha fazla ırkçılık, ve çıfıt(yahudi) kokusu geliyor.
Peki beni diziyi bırakmaya iten ne oldu?
Başta bahsettiğim ani ve tutarsız değişimler.
4. sezon 10. bölümde Clarke ve Roan konuşuyordu.
09:11'de Roan şöyle diyor:
"İttifak dönemi geride kaldı. Bugün kendi halkım için savaşıyorum."
09:53'te Clarke şöyle diyor:
"Ben insanlığın hayatta kalmasını istiyorum, benim halkım olmasa bile."
AYNI BÖLÜMDE
Roan başta söylediğinin zıddına, Octavia ile ittifak yapıyor ve
40:49'da Clarke'ın düşüncesi:
"Eğer sadece bir klan hayatta kalacaksa, o da bizimki olabilir." diyor.
Evet, benim için burada bitti. Bu seviyedeki bir tutarsızlık kabul edilebilirlik sınırın altında. 1 bölümdeki bu seviye çarpıklık içinden çıkılamayan "my people" söylemi bir yahudi laneti. Buna da daha fazla tahhammül edemedim bıraktım.
Başlangıçta, "Thelonious'un bir şekilde Ark'tan kaçabilmesi" gibi ani değişimleri tolere ettim. Ancak "Finn'in vahşeti" ile birlikte bu durum rahatsız etmeye başladı ve "Bellamy'nin Pike'ın emirleri altındaki davranışları" ile daha da arttı. Karakterlerin psikolojik dönüşümleri yeterince gösterilmedi. Bu konuya birazdan tekrar döneceğim.
Ayrıca özellikle verilen "women in power" sublimalinden de rahatsız oldum.
Üçüncü sezona gelince; her ne kadar sık sık "insanlığı kurtarmaktan" bahsedilse de, benim duyduğum daha çok "my people" söylemiydi. Üstelik "kan" vurgusu arttıkça, diziden daha fazla ırkçılık, ve çıfıt(yahudi) kokusu geliyor.
Peki beni diziyi bırakmaya iten ne oldu?
Başta bahsettiğim ani ve tutarsız değişimler.
4. sezon 10. bölümde Clarke ve Roan konuşuyordu.
09:11'de Roan şöyle diyor:
"İttifak dönemi geride kaldı. Bugün kendi halkım için savaşıyorum."
09:53'te Clarke şöyle diyor:
"Ben insanlığın hayatta kalmasını istiyorum, benim halkım olmasa bile."
AYNI BÖLÜMDE
Roan başta söylediğinin zıddına, Octavia ile ittifak yapıyor ve
40:49'da Clarke'ın düşüncesi:
"Eğer sadece bir klan hayatta kalacaksa, o da bizimki olabilir." diyor.
Evet, benim için burada bitti. Bu seviyedeki bir tutarsızlık kabul edilebilirlik sınırın altında. 1 bölümdeki bu seviye çarpıklık içinden çıkılamayan "my people" söylemi bir yahudi laneti. Buna da daha fazla tahhammül edemedim bıraktım.
@mismanc
1 hafta önce
4.1 / 10
Başlangıçta, "Thelonious'un bir şekilde Ark'tan kaçabilmesi" gibi ani değişimleri tolere ettim. Ancak "Finn'in vahşeti" ile birlikte bu durum rahatsız etmeye başladı ve "Bellamy'nin Pike'ın emirleri altındaki davranışları" ile daha da arttı. Karakterlerin psikolojik dönüşümleri yeterince gösterilmedi. Bu konuya birazdan tekrar döneceğim.
Ayrıca özellikle verilen "women in power" sublimalinden de rahatsız oldum.
Üçüncü sezona gelince; her ne kadar sık sık "insanlığı kurtarmaktan" bahsedilse de, benim duyduğum daha çok "my people" söylemiydi. Üstelik "kan" vurgusu arttıkça, diziden daha fazla ırkçılık, ve çıfıt(yahudi) kokusu geliyor.
Peki beni diziyi bırakmaya iten ne oldu?
Başta bahsettiğim ani ve tutarsız değişimler.
Başlangıçta, "Thelonious'un bir şekilde Ark'tan kaçabilmesi" gibi ani değişimleri tolere ettim. Ancak "Finn'in vahşeti" ile birlikte bu durum rahatsız etmeye başladı ve "Bellamy'nin Pike'ın emirleri altındaki davranışları" ile daha da arttı. Karakterlerin psikolojik dönüşümleri yeterince gösterilmedi. Bu konuya birazdan tekrar döneceğim.
Ayrıca özellikle verilen "women in power" sublimalinden de rahatsız oldum.
Üçüncü sezona gelince; her ne kadar sık sık "insanlığı kurtarmaktan" bahsedilse de, benim duyduğum daha çok "my people" söylemiydi. Üstelik "kan" vurgusu arttıkça, diziden daha fazla ırkçılık, ve çıfıt(yahudi) kokusu geliyor.
Peki beni diziyi bırakmaya iten ne oldu?
Başta bahsettiğim ani ve tutarsız değişimler.
4. sezon 10. bölümde Clarke ve Roan konuşuyordu.
09:11'de Roan şöyle diyor:
"İttifak dönemi geride kaldı. Bugün kendi halkım için savaşıyorum."
09:53'te Clarke şöyle diyor:
"Ben insanlığın hayatta kalmasını istiyorum, benim halkım olmasa bile."
AYNI BÖLÜMDE
Roan başta söylediğinin zıddına, Octavia ile ittifak yapıyor ve
40:49'da Clarke'ın düşüncesi:
"Eğer sadece bir klan hayatta kalacaksa, o da bizimki olabilir." diyor.
Evet, benim için burada bitti. Bu seviyedeki bir tutarsızlık kabul edilebilirlik sınırın altında. 1 bölümdeki bu seviye çarpıklık içinden çıkılamayan "my people" söylemi bir yahudi laneti. Buna da daha fazla tahhammül edemedim bıraktım.