Çeşitli çıkarlar uğruna harcanmış bir ülkenin yoksulluğunu oldukça çarpıcı bir şekilde ekrana taşıyan film. Hikayenin ana metninde bir aşık olma hikayesi var. Fakat çoğu etkilenmiş kimselerin aksine bana bu kısmı tam anlamıyla dramatik gelmedi. kadın olduğu bariz belli olan birinin bunca insan içinde fark edilmemesi, ne tesadüftür ki tek saçını taradığı anda Lateef tarafından görülmesi, lateef'in parasını saçma bir şekilde kıza vermesi için başkasına vermesi, önceden beslediği nefretin bu kadar çabuk aşka dönüşmesi -nasıl bir yokluktasın?- gibi gibi unsurlar filmin romantik kısmının bana fazla geçememesini sağladı. Fakat başta da dediğim gibi Afganistan'ın geldiği durum sebebiyle verdiği göçler ve diğer ülkede çalışmak zorunda kaldıkları durumların ekrana getirilmesi beni daha çok aldı diyebilirim.
Bu vurucu film çaresizlik ve yoksulluk içinde nereye savrulacagı belli olmayan insan hayatlarını geri plana iterek aslında bütünü ile yoksunluktan doğacak bir yaşama içgudusune değiniyor bence tabii. Son sekansı gözümün önüne gelir bazen. Sevdiği kadının ayak izine bakan bir adam ve buradan dogan sofist bir yaşama duygusu, enfes bir eser.
Ve kavuşamaz aşıklar.. Baran peçesini kaldırıp Latif’e bakar. O cennet gözleriyle dünyanın en masum tebessümünü armağan eder Latif’e ve hemen kapatır peçesini. Latif o sonsuz gülüşü kalbinde dondurur. Geriye kalan sonsuzluktur çünkü , ruhu tazeleyen o kutsal hüzündür. Ve Baran uzaklara doğru giderken ayakkabısının çamurda bıraktığı kalıbın içine dolar yağmur suları.. Baran yağmur demektir çünkü. Baran’ı seven yağmuru sevmelidir. Ayağının izinden nasırlaşan toprağa dolan yağmurlar, Latif için gökyüzünden inen müjdedir. Çünkü Allah’ın müjdesi ancak aşkın hakkını verebilenedir. Latif aşkın olgunluğuna erer ve sevdiğinin ayak izlerine dolan yağmurdan alır cennet abdestini. Ve Baran’ı sonsuzluğa uğurlar, öbür dünyada birlikte almak için aşkın tekbirini..
" Yorumunu çok beğendiğim bir arkadaşımdan alıntıdır " Bu nasıl güzel nasıl içten gözlerimi yaşartan bu filme yakışan bir yorumdur..
bir bardak çay, bir toka ile tek kelime etmeden yaşanan aşkın en saf halinin filmi. Rahmet Baran’la gelir. Latif o rahmetle isminin anlamına dönüşür büsbütün.Baran gider, rahmet kalır.
Zamanın aşıklarının kalitesizliğine inad fazlasıyla fedakar genç bir aşık Latif ve zamanın kızlarına inat hayatı sırtlanmış, gözleriyle konuşan Baran....Başrolde yine sefalet...yine acı...
Mecidi yine aynı taktiği uygulamış, hevesimizi kursağımızda bırakmış. Tek kelime etmeden aşk yaşayan ama kavuşamayan iki genç. Yine biz hayal ettik, kavuştuklarını yada ümit ettik. Fakat film yine de beni çok sarmadı, birşeyler havada kaldı sanki.
Tek kelimeyle harika. Çok etkileyici. Aşk hikayesine mi yanayım, kadın-çocuk işçilerin haline mi, göçmenlerin haline mi. Kızın oyunculuğu da ne güzeldi, tek kelime etmeden neler anlattı ya. İzleyin.
@tiamath
4 ay önce
6 / 10
@blackbrust
3 yıl önce
@rikki
8 yıl önce
9.1 / 10
@naksidil
10 yıl önce
" Yorumunu çok beğendiğim bir arkadaşımdan alıntıdır " Bu nasıl güzel nasıl içten gözlerimi yaşartan bu filme yakışan bir yorumdur..
@therealqueen
10 yıl önce
@aylakmadame
11 yıl önce
@goncafem
12 yıl önce
9.5 / 10
anladım ki; ben hala o ayak izinde kalmışım..
aşkın pur hali.. başka ne diyebilirim ki..
@eski_takvim
13 yıl önce
6.5 / 10
Mecidi yine aynı taktiği uygulamış, hevesimizi kursağımızda bırakmış. Tek kelime etmeden aşk yaşayan ama kavuşamayan iki genç. Yine biz hayal ettik, kavuştuklarını yada ümit ettik.
Fakat film yine de beni çok sarmadı, birşeyler havada kaldı sanki.
@karamat
14 yıl önce
@figencicek
14 yıl önce