Birini dikizlemenin ne zamandan beri böyle romantize edildiğini izlemek ve anlamlandırmak isteyenlere çekilmiş bir film olmuş. İtalya'da işler böyle demekki :) Bana geçmişte telefon sapıklarına aşık olan kadınları hatırlattı. Aşırı rastlantısal gelişmeler izleyicide eğreti duruyor, en azından benim için böyle. Flörtöz bir adamın evine gelen kız arkadaşları varken birdenbire kendisini izleyen karşı komşusuna ilgi duyması, evli olan kadının ise buna dünden razı tavırları ve aynı zamanda evlilikte tutku kaybının sebepleri çok hızlıca geçirilmiş, filmin bir saatini kaplayan hafıza kaybı yaşayan yaşlı amcaya ne demeli ki :) hikâyede ne karakterlerin gelişimine, ne de hikayenin bağlanmasına katkısı var. Artıları ise Serra Yılmaz oyunculuğu, yer yer Sezen Aksu ve diğer müzikleri işitmek. Ayrıca pastalar çok lezzetli görünüyordu :)
Filmin içine girmeye başladığım sahne (zaten en akılda kalıcı sahnesi ki sanirim) pencereden karşılıklı konuşurken kadının yüzünün gölgelerinin arasında bir kalıp bir çıkmasaydı. Ve yaşlı amcanın hafızasına yer eden aşkının peşinden giderken , arkasına gene aşk için sürüklenen bir adam ve kadın...
Hayatima çıkan her insanin bir etkisi bir nedeni vardir diye düşünürüm hep ve bu filmde de bunu en iyi sekilde gördük ah be pastaci amca. Ve ayrica son 10 senedir muziklerini severek dinlediğim bu filmi neden ertelemisim diye hayiflanmadim degil :/
Karşımıza beklemediğimiz anda çıkan hayat dersi veren yaşlı ve tuhaf ihtiyarların bile son nasihatını tamamlarken " ben bunu yapamadım " deyişi kadar gerçektir ömür .. Yapamadıklarımızı beceremediklerimizi başkakarına yaptırma gayretiyle söze döküşümüz var ya , o daha mükemmel .. Pasta yapmak lazım , hamurla haşır neşir olmak. Sonra sevdiklerimizle paylaşmak .. Acısıyla tatlısıyla .. Müzikler şahaneydi. Pencereler açılıp nerelere götürdü kim bilir ..
Müzikleriyle içine çekiyor ve 1-0 önde başlıyor zaten. Aşktan çok tutku hissettim. Sebep aramaksızın bir bağlılık, bir tutku, belki biraz saplantı barındırıyor. Pastacılık tutkusunu biraz abartı buldum. Hikayede Davide'den çok Filippo'ya hislendim. Güzel adam Filippo. Hayatta güzel adamlar genelde hikayenin gerçek kahramanı olamıyor. Filippo da benim için öyle... 7/10
II. Paylaşım Savaşından sarkan hikayede alzheimer hastası yaşlı adam ve iki çocuğuyla rutine binmiş bir evliliği olan genç bir kadın var. Karşı pencerede görülen adam, kadın için, kendiliğinden olmak yerine kendisi olmak üzerine verdiği içsel mücadeledir aslında. Beraberinde üzüntülerimiz pişmanlıklarımız kaçırdıklarımız için değil midir sorusunu irdeleyen, gizem ile duygusallığı bir arada yürüterek savaşın etkileri üzerine yapılmış en iyi filmlerden biri.
Her insanın yaşamında baktığı ya da bakmaya korktuğu bir karşı pencere yok mudur?
Evlilik ilişkisine yalnızca kadının penceresinden bakan filmin en önemli eksikliği karşı penceredekilerin arasında gelişen duygusallığın hissettirilememiş olması.
Doğru ya da yanlış insan bazen atacağı adımlarda başkalarından onay bekler. Anlık tercihlerin şekillendirdiği yaşamlar üzerine diyalogların şiir dizesi gibi olduğu filmdeki karakterler, bunu yapamıyor belki ama "kendiliğinden yaşamayın, kendiniz için yaşayın" diyor...
sevgili simone; senden sonra artık kırmızı kırmızı değil. gökyüzünün mavisi de artık mavi değil. ağaçlar artık yeşil değil. senden sonra biz olmanın, özlemenin renklerini aramalıyım. senden sonra bizleri utangaç ve kaçak kılan acıyı bile özlüyorum. bekleyişleri, vazgeçişleri, şifreli mesajları özlüyorum. görmek istemeyenin kör dünyasında kaçamak bakışmalarımızı. bizi görselerdi onların utancı, nefreti, acımasızlığı olurduk. senden af dileme cesaretini henüz gösteremediğim için pişmanlık duyuyorum. o yüzden artık pencerene bile bakamıyorum. seni hep orada görürdüm henüz adını bile bilmezken. senin daha iyi bir dünya düşlediğin zamanlar bir ağacın ağaç, mavinin gökyüzü olmasının yasaklanamayacağı bir dünya. bilmem bu daha iyi bir dünya mı? artık kimse bana davide demiyor, bay veroli diyorlar. bunun daha iyi bir dünya olduğunu nasıl söyleyebilirim? senin olmadığın bir dünya için bunu nasıl söylerim?
daha şimdi bitirmişken filmi söylenebilecek en güzel şey;duru,dupduru bir film. bittiğinde içinizde hem bir sızı hem de çok tatlı bir umut oluyor.belki o güzel sokaklardan,leziz pastalardan ve tabiki o tanıdık ,güzel melodilerdendir.
bir filmi 2. defa izlemeyi ancak kafa yakan senaryolarda düşünürdüm ama tarifimin tam aksi olan bu gösterişsiz ,ne anlatmak istiyorsa olduğu gibi anlatan film bende kendisini defalarca izleme isteği oluşturdu.sırf o güzel duyguları tekrar yaşayayım,yine hüzünleneyim,yine içim sımsıcak olsun diye.
hala izlemeyen varsa benim kadar geç kalmadan izlesin derim .10/10
Pazar sabahı hava kötü olunca bari havaya uygun bi şeyler izleyim dedim. Kendimi daha da bunaltmak için dram seçtim. Savaş, ırkçılık, aşk, aile, hayat bunların hepsi bir filmde toplanırsa genelde sıkıcı ve insanı mutsuzluğa iten bir film olur. Ancak Karşı pencere`de böyle bir şey aklımdan bile geçmedi üstelik büyük bir merakla izledim.
Bunların yanına harika müzikleri de ekleyince harika bir film var.
Yönetmenin en iyi filmi buysa diğerlerini izleyip izlememek konusunda bi duraklıyor insan. Gereğinden fazla abartıldığını düşünüyorum. Müzikleri güzel. Raoul Bova gözlük taktığında çekici. Oyunculuklar fena değil. Fazla da büyütmemek lazım. "Ah harika beni benden aldı." gibi yorumlara aldanıp atlamamanızı tavsiye ederim.
@ali_ulvi
2 yıl önce
6.6 / 10
@mithraldil
5 yıl önce
9.2 / 10
peşinden giderken , arkasına gene aşk için sürüklenen bir adam ve kadın...
@merve_kcr
6 yıl önce
8.4 / 10
@naksidil
9 yıl önce
8.5 / 10
Pasta yapmak lazım , hamurla haşır neşir olmak. Sonra sevdiklerimizle paylaşmak .. Acısıyla tatlısıyla ..
Müzikler şahaneydi. Pencereler açılıp nerelere götürdü kim bilir ..
@stiff
10 yıl önce
7 / 10
@poormf
10 yıl önce
8 / 10
Her insanın yaşamında baktığı ya da bakmaya korktuğu bir karşı pencere yok mudur?
Evlilik ilişkisine yalnızca kadının penceresinden bakan filmin en önemli eksikliği karşı penceredekilerin arasında gelişen duygusallığın hissettirilememiş olması.
Doğru ya da yanlış insan bazen atacağı adımlarda başkalarından onay bekler. Anlık tercihlerin şekillendirdiği yaşamlar üzerine diyalogların şiir dizesi gibi olduğu filmdeki karakterler, bunu yapamıyor belki ama "kendiliğinden yaşamayın, kendiniz için yaşayın" diyor...
80/100
@kitapkafa
10 yıl önce
@asodiyolla
12 yıl önce
10 / 10
bir filmi 2. defa izlemeyi ancak kafa yakan senaryolarda düşünürdüm ama tarifimin tam aksi olan bu gösterişsiz ,ne anlatmak istiyorsa olduğu gibi anlatan film bende kendisini defalarca izleme isteği oluşturdu.sırf o güzel duyguları tekrar yaşayayım,yine hüzünleneyim,yine içim sımsıcak olsun diye.
hala izlemeyen varsa benim kadar geç kalmadan izlesin derim .10/10
@seko
12 yıl önce
Bunların yanına harika müzikleri de ekleyince harika bir film var.
Film bitince kalktım ve pasta yaptım. :D
Puanım: 9
@sementa
13 yıl önce
6.9 / 10