geç kalınmış eksikleri çok bi filmdi. cepte böyle bi film bulunması iyi oldu ama olduğu kadar işte. görsellikde çok iyi değildi ama hiçyoktan iyidir hani... tarih açısından baktığımda beğenmedm hatta çok kızdığım yerler oldu. birincisi fatih çocukken tahttan indirilmedi, kendi iradesiyle indi. böyle bi hata yapılmamalıydı.... "Eğer Padişah Ben İsem, Size Emrediyorum. Gelip Ordunun Başına Geçin. Eğer Padişah Siz İseniz, Gelip Devletinizi Düşmanlara Karşı Savunun" sözü illaki vurgulanmalıydı. fetihten sonra istanbula girerken hocasına saygısından dolayı önde akşemseddin arkadan kendisi geldiğini, hatta halkın fatihin o olduğunu sanması olayı da yoktu filmde... atalarımız inceliklerle dolu insanlardı..
Stüdyo kesinlikle berbattı. Fatih Sultan Mehmet'in rüyasında gördüğü labirent fikrini beğenmedim, bir ormanda falan da kalabilirdi öyle ve daha güzel olabilirdi. Akşemseddin'in bu şekilde birden ortaya çıkıvermeleri falan da çok iyi değildi. Ama bunun yanı sıra, padişahın fethe hazırlanırken odasında yerdeki kocaman haritaya bakması, kararlı olması, filmin ilk sahnesi gayet başarılıydı. Rüya sırasında padişahın giydiği kostümü, ilk sahnede giydiği dövüşürkenki kostümü de pek beğenmemekle birlikte savaş esnasındaki kostümünü oldukça dikkat çekici buldum. Hatta kostüm demişken Grandük Notaras'ın kostümü çok başarılıydı. Kadınların çarığa benzer ayakkabıları ve diğer kıyafetleri başarılıydı. Bu kadar bütçenin neye harcandığı anlaşılıyor. Görsellik kostüm ile, oyunculuk ile kurtarılmaya çalışılmış ve bizim ülkemizin sineması için güzel bir adımdır.
Filmde meyvelerin bile plastik olduğunu falan söyleyenler olmuştu, o kadar kusur kadı kızında da olur. Ulubatlı Hasan'ın da çok öne çıktığını ... Devamı
Stüdyo kesinlikle berbattı. Fatih Sultan Mehmet'in rüyasında gördüğü labirent fikrini beğenmedim, bir ormanda falan da kalabilirdi öyle ve daha güzel olabilirdi. Akşemseddin'in bu şekilde birden ortaya çıkıvermeleri falan da çok iyi değildi. Ama bunun yanı sıra, padişahın fethe hazırlanırken odasında yerdeki kocaman haritaya bakması, kararlı olması, filmin ilk sahnesi gayet başarılıydı. Rüya sırasında padişahın giydiği kostümü, ilk sahnede giydiği dövüşürkenki kostümü de pek beğenmemekle birlikte savaş esnasındaki kostümünü oldukça dikkat çekici buldum. Hatta kostüm demişken Grandük Notaras'ın kostümü çok başarılıydı. Kadınların çarığa benzer ayakkabıları ve diğer kıyafetleri başarılıydı. Bu kadar bütçenin neye harcandığı anlaşılıyor. Görsellik kostüm ile, oyunculuk ile kurtarılmaya çalışılmış ve bizim ülkemizin sineması için güzel bir adımdır.
Filmde meyvelerin bile plastik olduğunu falan söyleyenler olmuştu, o kadar kusur kadı kızında da olur. Ulubatlı Hasan'ın da çok öne çıktığını söylediler, ama bunlar detayları da beraberinde getirdiği için belki de belgeseller aracılığıyla bilgi edinmekten hoşlanmayacak olan çoğu insanın dikkatini çekeceklerdir. Yine, Bizans ülkesinde soyluların konuşmaları, pazar sahneleri falan gösterilirken başka bir dil konuşmalarını bekliyordum ben. Ama bunun da akıcılığa, belki de ülkemizin insanı tarafından çok izlenmesine engel olabileceğini biliyorum. Onun için bu yönden çok eleştiri yapmayacağım. En azından fiziksel görünüş bakımından uygun oyuncular seçilmiş.
Her şeyden öte de fikre bakmak lazım böyle bir filmde. Gladyatör gibi bir film beklemiyorduk zaten. Kaliteye takılmak yerine fikre odaklanalım. İstanbul'un fethi gibi önem arz eden bir mesele için çok geç kalınmış bir filmdi bu. Adamlar varlığından bile emin olamadıkları Kral Arthur için bir sürü film yapıyorlar, bizim böyle bir filmimizin daha önce yapılmamış olması acı verici.
Yunanistan'dan gelen eleştirileri falan ise hiç takmıyorum söz konusu olan bu film olduğunda. Şöyle kırk yılda bir tarihi bir film yapılmış, konusu da çağ değiştiren bir olaydan oluşuyor. Tutup da kimsenin taraflı demesinden falan etkilenecek halim yok. Mora'da olanlar, Bizans halkının yaptıkları yine olabileceği iyi haliyle yansıtılmış. Kırk yılda bir tarihi film yapıldı ülkemizde, onlar da üstüne gitmeyiversinler. Onlar bizden daha taraflı davranıyorlar bazı konularda.
Filmde gemilerin karadan yürütülmesi sahnesinin kısa olmasına şaşırmamak gerek. Bütçeyle alakalı sonuçta. Ama o sahnenin beklediğimden daha güzel olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Aslında o sahneden de çok tünel sahnesi dikkat çekiciydi. Çok da etkileyiciydi. Orada ölmeyi göze alıyorlar, vay be dedirtti. Önyargılarımla birlikte gitmiştim bu filme, dönerken yarısı yoklardı.
istanbul'un fethi demek, gemilerin karadan sürülerek haliç'e indirilmesi demektir. dolayısıyla bu sahnenin çok daha özel ve uzun olmasını beklerdim.
oyuncular, karakterlere yedirilememiş,konuşmalar dönemi yansıtmaktan çok uzak.
film olarak değil de tarih açısından bakarsak insanı gerçekten duygulandırıyor. bu kent için ne canlar verilmiş, ne emekler harcanmış. kesinlikle istanbul'da izlenmesi gerek ki sinemadan çıkınca istanbul havası solunsun.
herkesin sinema eleştirmeni olduğu bir ülkede sinemanın yerlerde sürünmesi ilginç. ülke bütçesi kadar parann döndüğü holivud filmleriyle karşılaştırıp ay çok yeaa diyen samimiyetsiz arkadaşlara dvd, divx öneriyorum. koyun izleyin büzüklerin efendisini coşun. herkes sinemadan anlıyor ama kimse iyi film yapamıyor bu ülkede. gülesim var.
film bir çok yönüyle eleştirelebilir ama bence ilk defa tarihimizle ilgili elle tutulur bir film çekildi.bundan sonrakiler için bir altyapı oluştu ve ülkemiz insanı böyle yapımlara destek vereceğini bir kez daha gösterdi
diğer türk filmleriyle kıyasladığımda sayamıcağım derecede üstünlüleri var ama tabiki dünya sinemasıyla yarışamaz. bu film amerikada çekmiş olsalar yerin dibine sokardık.
aynı kategorideki filmlerle karşılaştırdığım da çakma değil de bazı eksikler göze çarpıyo.bence buda bi artıdır.türk filmlerine karşı fazla ön yargılı biri olarak beklediğimin kesinlikle üstündeydi. girişi ve görselliği beğendim; beğenmediğim nokta ise İstanbul'u fetheden sultanı neden bu kadar az gördük? izlensin diye ulubatlı hasan ın abartılı aşkına mı ihtiyacımız vardı.ulubatlı sen neymişsin diyesi gelse de insanın inanmayım derim, aman aman tarih bilgim yok ama bu değil...
izleyin izletin derim incir reçeli gibi filmlere döküceğimiz paraları bunlara dökelim ki sinemamız kalkınsın..
Boş zamanım var param var amacım film izlemek değil yüce türk sinemasına 15-20 tl katkım olsun! sinemamız gelişsin! (ne demekse) diyorsunuz gidin izleyin yoksa gerek yok.Muhteşem yüzyılı bedava tv de izle daha iyi.
Detaylara girmiyorum olumsuz yorumlardaki herşeye katılıyorum ve son sözü söylüyorum "Allah hollywood sinemasını başımızdan eksik etmesin"
Ulubatlı Hasan Miti de ayrı bir komedidir, çünkü bu karakter olay falan filan İstanbullu bir rum tarihçisinin (Melissenos) anlattıklarına dayanır bir türk tarihçisinin değil. Zaten biz tarihimizin çoğunu -kendi tarihçilerimiz olmadığı için- hep yabancılardan öğreniriz. Ve çok ilginçtir ki tartışmalı konularda 'onlar öyle yazıyorlar tarihlerinde, onlar yabancı, onların yazdığı tarih doğru değil! ' gibi nutuklar atılır bu ülkede... Halbuki bizim okuduğumuz tarihte çoğunlukla yabancıdır.
Bu arada o tarihte zil keşfedilmemişti yada askeri bandolarda kullanılmıyordu, sanırım keşfedilmemişti. (askeri bandosu olan ülke sayısı da bir elin parmak sayısından azdı.)
Ayrıca İstanbul'un düşmesinden sonraki 3 gün KABAK gibi katliam yapılmıştır, askerler tarafından halkın köle olarak alınması ve bir askerin 3,5 kişiyi iplerle, zincirlerle birbirine bağlayıp köle tacirlerine satması, yağmalanan evlerinin tepesine yağmalandığına dair bir bayrak asılması gibi şeyler olmuştur hep. Ama kutsal yerler, Ay... Devamı
Ulubatlı Hasan Miti de ayrı bir komedidir, çünkü bu karakter olay falan filan İstanbullu bir rum tarihçisinin (Melissenos) anlattıklarına dayanır bir türk tarihçisinin değil. Zaten biz tarihimizin çoğunu -kendi tarihçilerimiz olmadığı için- hep yabancılardan öğreniriz. Ve çok ilginçtir ki tartışmalı konularda 'onlar öyle yazıyorlar tarihlerinde, onlar yabancı, onların yazdığı tarih doğru değil! ' gibi nutuklar atılır bu ülkede... Halbuki bizim okuduğumuz tarihte çoğunlukla yabancıdır.
Bu arada o tarihte zil keşfedilmemişti yada askeri bandolarda kullanılmıyordu, sanırım keşfedilmemişti. (askeri bandosu olan ülke sayısı da bir elin parmak sayısından azdı.)
Ayrıca İstanbul'un düşmesinden sonraki 3 gün KABAK gibi katliam yapılmıştır, askerler tarafından halkın köle olarak alınması ve bir askerin 3,5 kişiyi iplerle, zincirlerle birbirine bağlayıp köle tacirlerine satması, yağmalanan evlerinin tepesine yağmalandığına dair bir bayrak asılması gibi şeyler olmuştur hep. Ama kutsal yerler, Ayasofya ve saraylar gibi kamu malları Fatih'in emriyle yağmaya kapatılmıştır. Ama şu da var ki hangi ülke kendi tarihini anlatırken böyle şeyleri de anlatır? Dolayısıyla bunların filmde olmaması gayet normal, hele hele ki milliyetçilik, devlete tapıcılık gibi olguların aşırı derecede fazla olduğu ülkemizde!
Zaten bu süper milliyetçilerimiz daha yakın geçmişte çıkan Assassin's Creed Revalations adlı bilgisayar oyununun resmi facebook sayfasında da her yerde her şekilde ' not constantinople istanbul !! ' gibi şeyler yazıp cehaletlerinin sınırlarını zorlamışlardır. Hayır arkadaşlar İstanbul adı da yunancadır, 'is tin Epolin ' den gelir yunanca 'şehre, şehre doğru' demektir, o dönem heryere şehir denmediği için sadece İstanbul gibi büyük metropolitlere şehir deniyordu ve polis yunancada şehir demektir. Ayrıca padişahlar osmanlı yıkılana kadar fermanlarında hep konstantiniyye ismini kullanmışlardır. Buradan bir kez daha belirteyim dedim.
edit: ayriyetten gemilerin kara üzerinde yürütülmesi de tıpkı osmanlıya malettiğimiz diğer onca şey gibi osmanlının buluşu değildir. İlk defa MS 860 - 1054 arasındaki Rus - Doğu Roma İmp. savaşında Oleg komutasındaki ruslar gemilerini karadan yürütmüşlerdir.
Sİnema tiyatro dizi ....bunlar birer sanat ve görecelidir. milyar kişi gelip begendim dese bir film için 1 kişi çıkıp begenmedim diyebilir kimsenin de NİYE deme hakkı yoktur çünkü bunlar görecelidir. Ancak ben kendi yapımlarımıza sahip çıkmak gerekir diye düşünüyorum.Bir "Yzüklerin Efendisi" değildi elbette ama savaş sahneleri,dövüş sahneleri,verilen emek ve konusu gereği Türk sinemasının büyük aşama kaydettiği bir gerçek.Kendi yapımlarımıza bu kadar acımasız olmayalım..
@raydin
15 yıl önce
@mavimsi
15 yıl önce
7 / 10
Filmde meyvelerin bile plastik olduğunu falan söyleyenler olmuştu, o kadar kusur kadı kızında da olur. Ulubatlı Hasan'ın da çok öne çıktığını ... Devamı
Filmde meyvelerin bile plastik olduğunu falan söyleyenler olmuştu, o kadar kusur kadı kızında da olur. Ulubatlı Hasan'ın da çok öne çıktığını söylediler, ama bunlar detayları da beraberinde getirdiği için belki de belgeseller aracılığıyla bilgi edinmekten hoşlanmayacak olan çoğu insanın dikkatini çekeceklerdir. Yine, Bizans ülkesinde soyluların konuşmaları, pazar sahneleri falan gösterilirken başka bir dil konuşmalarını bekliyordum ben. Ama bunun da akıcılığa, belki de ülkemizin insanı tarafından çok izlenmesine engel olabileceğini biliyorum. Onun için bu yönden çok eleştiri yapmayacağım. En azından fiziksel görünüş bakımından uygun oyuncular seçilmiş.
Her şeyden öte de fikre bakmak lazım böyle bir filmde. Gladyatör gibi bir film beklemiyorduk zaten. Kaliteye takılmak yerine fikre odaklanalım. İstanbul'un fethi gibi önem arz eden bir mesele için çok geç kalınmış bir filmdi bu. Adamlar varlığından bile emin olamadıkları Kral Arthur için bir sürü film yapıyorlar, bizim böyle bir filmimizin daha önce yapılmamış olması acı verici.
Yunanistan'dan gelen eleştirileri falan ise hiç takmıyorum söz konusu olan bu film olduğunda. Şöyle kırk yılda bir tarihi bir film yapılmış, konusu da çağ değiştiren bir olaydan oluşuyor. Tutup da kimsenin taraflı demesinden falan etkilenecek halim yok. Mora'da olanlar, Bizans halkının yaptıkları yine olabileceği iyi haliyle yansıtılmış. Kırk yılda bir tarihi film yapıldı ülkemizde, onlar da üstüne gitmeyiversinler. Onlar bizden daha taraflı davranıyorlar bazı konularda.
Filmde gemilerin karadan yürütülmesi sahnesinin kısa olmasına şaşırmamak gerek. Bütçeyle alakalı sonuçta. Ama o sahnenin beklediğimden daha güzel olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Aslında o sahneden de çok tünel sahnesi dikkat çekiciydi. Çok da etkileyiciydi. Orada ölmeyi göze alıyorlar, vay be dedirtti. Önyargılarımla birlikte gitmiştim bu filme, dönerken yarısı yoklardı.
@simsekpariltisi
15 yıl önce
9.7 / 10
@khresimos
15 yıl önce
6.5 / 10
oyuncular, karakterlere yedirilememiş,konuşmalar dönemi yansıtmaktan çok uzak.
film olarak değil de tarih açısından bakarsak insanı gerçekten duygulandırıyor. bu kent için ne canlar verilmiş, ne emekler harcanmış. kesinlikle istanbul'da izlenmesi gerek ki sinemadan çıkınca istanbul havası solunsun.
@batanga
15 yıl önce
@kadiryildirim
15 yıl önce
@emy
15 yıl önce
8.4 / 10
aynı kategorideki filmlerle karşılaştırdığım da çakma değil de bazı eksikler göze çarpıyo.bence buda bi artıdır.türk filmlerine karşı fazla ön yargılı biri olarak beklediğimin kesinlikle üstündeydi. girişi ve görselliği beğendim; beğenmediğim nokta ise İstanbul'u fetheden sultanı neden bu kadar az gördük? izlensin diye ulubatlı hasan ın abartılı aşkına mı ihtiyacımız vardı.ulubatlı sen neymişsin diyesi gelse de insanın inanmayım derim, aman aman tarih bilgim yok ama bu değil...
izleyin izletin derim incir reçeli gibi filmlere döküceğimiz paraları bunlara dökelim ki sinemamız kalkınsın..
@kabanbay
15 yıl önce
6 / 10
Detaylara girmiyorum olumsuz yorumlardaki herşeye katılıyorum ve son sözü söylüyorum "Allah hollywood sinemasını başımızdan eksik etmesin"
@darkscream
15 yıl önce
1 / 10
Bu arada o tarihte zil keşfedilmemişti yada askeri bandolarda kullanılmıyordu, sanırım keşfedilmemişti. (askeri bandosu olan ülke sayısı da bir elin parmak sayısından azdı.)
Ayrıca İstanbul'un düşmesinden sonraki 3 gün KABAK gibi katliam yapılmıştır, askerler tarafından halkın köle olarak alınması ve bir askerin 3,5 kişiyi iplerle, zincirlerle birbirine bağlayıp köle tacirlerine satması, yağmalanan evlerinin tepesine yağmalandığına dair bir bayrak asılması gibi şeyler olmuştur hep. Ama kutsal yerler, Ay ... Devamı
Bu arada o tarihte zil keşfedilmemişti yada askeri bandolarda kullanılmıyordu, sanırım keşfedilmemişti. (askeri bandosu olan ülke sayısı da bir elin parmak sayısından azdı.)
Ayrıca İstanbul'un düşmesinden sonraki 3 gün KABAK gibi katliam yapılmıştır, askerler tarafından halkın köle olarak alınması ve bir askerin 3,5 kişiyi iplerle, zincirlerle birbirine bağlayıp köle tacirlerine satması, yağmalanan evlerinin tepesine yağmalandığına dair bir bayrak asılması gibi şeyler olmuştur hep. Ama kutsal yerler, Ayasofya ve saraylar gibi kamu malları Fatih'in emriyle yağmaya kapatılmıştır. Ama şu da var ki hangi ülke kendi tarihini anlatırken böyle şeyleri de anlatır? Dolayısıyla bunların filmde olmaması gayet normal, hele hele ki milliyetçilik, devlete tapıcılık gibi olguların aşırı derecede fazla olduğu ülkemizde!
Zaten bu süper milliyetçilerimiz daha yakın geçmişte çıkan Assassin's Creed Revalations adlı bilgisayar oyununun resmi facebook sayfasında da her yerde her şekilde ' not constantinople istanbul !! ' gibi şeyler yazıp cehaletlerinin sınırlarını zorlamışlardır. Hayır arkadaşlar İstanbul adı da yunancadır, 'is tin Epolin ' den gelir yunanca 'şehre, şehre doğru' demektir, o dönem heryere şehir denmediği için sadece İstanbul gibi büyük metropolitlere şehir deniyordu ve polis yunancada şehir demektir. Ayrıca padişahlar osmanlı yıkılana kadar fermanlarında hep konstantiniyye ismini kullanmışlardır. Buradan bir kez daha belirteyim dedim.
edit: ayriyetten gemilerin kara üzerinde yürütülmesi de tıpkı osmanlıya malettiğimiz diğer onca şey gibi osmanlının buluşu değildir. İlk defa MS 860 - 1054 arasındaki Rus - Doğu Roma İmp. savaşında Oleg komutasındaki ruslar gemilerini karadan yürütmüşlerdir.
@xserax
15 yıl önce