Bu kadar insanın içine işleyen, bu denli etkileyici film nadiren bulunur. Bu kadar geç izlemiş olduğuma üzüldüm açıkçası. Selam Jezkova, 1960'lı yıllarda, Amerikaya göç etmiş bir çek göçmenidir. Yaşı ilerledikçe ilerleyen ve sonunda körlüğe sebebiyet veren bir genetik göz problemi vardır. Oğlunu bu rahatsızlıktan kurtarabilmek için para biriktirmektedir. Film, acımasız hayat ile Selma'nın hayal dünyası arasında gidip gelmektedir. Selma, yoksulluğunu, çalıştığı fabrikadan çıkıp müzikal çalışmaları yaptığı arkadaşlarındaki dünyanın oluşturduğu hayal alemi ile baskılamaktadır.
Normalde Dogma 95 tarzı filmleri beğenmem fakat buradaki yönetmen, gerçek hayatı yansıtırken Dogma 95'i kullanırken, Selma'nın hayal aleminde sabit kamera ile canlı çekime geçiş yapmaktadır. Bu tarzın bu şekilde kullanılmasıyla hayal ile gerçek alem arasındaki farkı betimlemesi oldukça başarılı. Ayrıca, Björk'ün filmin çekildiği dönemde müzisy... Devamı
Muazzam bir film...
Bu kadar insanın içine işleyen, bu denli etkileyici film nadiren bulunur. Bu kadar geç izlemiş olduğuma üzüldüm açıkçası. Selam Jezkova, 1960'lı yıllarda, Amerikaya göç etmiş bir çek göçmenidir. Yaşı ilerledikçe ilerleyen ve sonunda körlüğe sebebiyet veren bir genetik göz problemi vardır. Oğlunu bu rahatsızlıktan kurtarabilmek için para biriktirmektedir. Film, acımasız hayat ile Selma'nın hayal dünyası arasında gidip gelmektedir. Selma, yoksulluğunu, çalıştığı fabrikadan çıkıp müzikal çalışmaları yaptığı arkadaşlarındaki dünyanın oluşturduğu hayal alemi ile baskılamaktadır.
Normalde Dogma 95 tarzı filmleri beğenmem fakat buradaki yönetmen, gerçek hayatı yansıtırken Dogma 95'i kullanırken, Selma'nın hayal aleminde sabit kamera ile canlı çekime geçiş yapmaktadır. Bu tarzın bu şekilde kullanılmasıyla hayal ile gerçek alem arasındaki farkı betimlemesi oldukça başarılı. Ayrıca, Björk'ün filmin çekildiği dönemde müzisyen olmasının da etkisiyle, filmdeki müzikal betimlemeleri bu kadar doğal yansıtması filmi çok daha üstlere taşımakta. Son derece doğal oyunculuğu, bir çok bilindik ismin içerisinde Björk'ün parlamasını sağlamaktadır.
Filmin belki de beni etkileyen bir başka noktası, Selma'nın yapmış olduğu iş. Preslerde çalışan vardiyalı bir işçi ve bu işin mesleki hataları/kazalarının tehlikelerine değinilmiş olması. Çalıştığım yerde benzer şekilde prese 2 saç basmanın bedelinin ne olduğunu gayet iyi bildiğimden oradaki uyarı son derece yumuşak bir şekilde yapılmış diyebilirim. Özellikle 60'lı yılların preslerinde, birazcık dalgınlık uzuv kaybına neden olabilecek kazaları doğurabilir. Şuanki preslerin heryerinde sensörler olduğundan hata yapma olasılığı neredeyse sıfıra inmiş durumda.
Filmin ikinci yarısında ise artık drama üst noktalara ulaşıyor. Kendini savunamamak, haklılığını kanıtlayamamak, istemeden neden olunmuş bir suç, halkın size bakış açısı hangi biri içinizi sızlatıyor derken final ile ekrana bakakalıyorsunuz. Bir sahnede Linda, başka bir delil sunuldu asılmaktan kurtuluyorsun derken sanki izleyicinin beklediği o "hah işte bu" sahnesi gelir gibi oluyor ama ardından mutlak son görünce daha da derinden etkiliyor insanı.
İyi ve güzel olan şey nedir , diye soracak olanlara. Bu filmi tavsiye ederdim.
Günümüzde “ben şuçlu değilim” serzenişlerine kaftan giydirdi. Empati ise asla kurdurmuyor başrolde her kim olurda olsun gözyaşları yerini alıyor.
Eğer izlemek isteyen hassas bünyeler varsa onları uyarıyorum çünkü filmin atmosferi konusundan bile depresif.
*Yıllar önce Björk'ün bir röportajını okumuştum. Filmden sonra ciddi travma yaşadığını ve rol aldığına pişman olduğunu söylüyordu. Bunu okuduktan sonra filmi izlemek için ruhsal olarak kendime çok güvendiğim zamanları bekledim. İyi ki de beklemişim. Film izleyip melankoliye bağlama gibi bir özelliğim yoktur, bu filmden sonra da olmadı ama filmin atmosferi o kadar karanlıktı ki konudan çok o ortam beni rahatsız etti.
keşke her şey müzikallerde olduğu gibi basit ve mutlu olsa. çok güzel bir filmdi ve sonunda bir ikileme düştüm; iyi mi bitti kötü mü bitti diye. dogville'de de böyle hissetmiştim.
Bugüne kadar izlemememiş olduğum için kendime kızıyorum. Björk'ün harikulade oyunculuğu !!! ve tabi Catherine Deneuve mükemmelliği... Filmde öfke, üzüntü, mutluluk, kalp acısı, saflık, sevgi, fedakarlık... bütün duyguları bütünüyle yaşadım, tamamiyle içine çekti, kusursuzdu. Finalinde karnıma yumruk yemiş gibi hissettim.
Böylesine bir saflığın dünyanın bütün yükleriyle baş etmesi . ’Ben güçlü değilmişim ’ dedğinde karşısına çıkıp ’ Hayır asıl güçsüz olan biziz’ demek istedim.
Müzikallerinde acıyla karışık tatlı bir hava. Ruhunuz bir yandan daralırken bir yandan rahatlıyorsunuz.
Hani oynanamamış ,yaşamış derler ya öyle işte Björk. Gel de şimdi hayata odaklan
@tiamath
1 yıl önce
9.5 / 10
Bu kadar insanın içine işleyen, bu denli etkileyici film nadiren bulunur. Bu kadar geç izlemiş olduğuma üzüldüm açıkçası. Selam Jezkova, 1960'lı yıllarda, Amerikaya göç etmiş bir çek göçmenidir. Yaşı ilerledikçe ilerleyen ve sonunda körlüğe sebebiyet veren bir genetik göz problemi vardır. Oğlunu bu rahatsızlıktan kurtarabilmek için para biriktirmektedir. Film, acımasız hayat ile Selma'nın hayal dünyası arasında gidip gelmektedir. Selma, yoksulluğunu, çalıştığı fabrikadan çıkıp müzikal çalışmaları yaptığı arkadaşlarındaki dünyanın oluşturduğu hayal alemi ile baskılamaktadır.
Normalde Dogma 95 tarzı filmleri beğenmem fakat buradaki yönetmen, gerçek hayatı yansıtırken Dogma 95'i kullanırken, Selma'nın hayal aleminde sabit kamera ile canlı çekime geçiş yapmaktadır. Bu tarzın bu şekilde kullanılmasıyla hayal ile gerçek alem arasındaki farkı betimlemesi oldukça başarılı. Ayrıca, Björk'ün filmin çekildiği dönemde müzisy ... Devamı
Bu kadar insanın içine işleyen, bu denli etkileyici film nadiren bulunur. Bu kadar geç izlemiş olduğuma üzüldüm açıkçası. Selam Jezkova, 1960'lı yıllarda, Amerikaya göç etmiş bir çek göçmenidir. Yaşı ilerledikçe ilerleyen ve sonunda körlüğe sebebiyet veren bir genetik göz problemi vardır. Oğlunu bu rahatsızlıktan kurtarabilmek için para biriktirmektedir. Film, acımasız hayat ile Selma'nın hayal dünyası arasında gidip gelmektedir. Selma, yoksulluğunu, çalıştığı fabrikadan çıkıp müzikal çalışmaları yaptığı arkadaşlarındaki dünyanın oluşturduğu hayal alemi ile baskılamaktadır.
Normalde Dogma 95 tarzı filmleri beğenmem fakat buradaki yönetmen, gerçek hayatı yansıtırken Dogma 95'i kullanırken, Selma'nın hayal aleminde sabit kamera ile canlı çekime geçiş yapmaktadır. Bu tarzın bu şekilde kullanılmasıyla hayal ile gerçek alem arasındaki farkı betimlemesi oldukça başarılı. Ayrıca, Björk'ün filmin çekildiği dönemde müzisyen olmasının da etkisiyle, filmdeki müzikal betimlemeleri bu kadar doğal yansıtması filmi çok daha üstlere taşımakta. Son derece doğal oyunculuğu, bir çok bilindik ismin içerisinde Björk'ün parlamasını sağlamaktadır.
Filmin belki de beni etkileyen bir başka noktası, Selma'nın yapmış olduğu iş. Preslerde çalışan vardiyalı bir işçi ve bu işin mesleki hataları/kazalarının tehlikelerine değinilmiş olması. Çalıştığım yerde benzer şekilde prese 2 saç basmanın bedelinin ne olduğunu gayet iyi bildiğimden oradaki uyarı son derece yumuşak bir şekilde yapılmış diyebilirim. Özellikle 60'lı yılların preslerinde, birazcık dalgınlık uzuv kaybına neden olabilecek kazaları doğurabilir. Şuanki preslerin heryerinde sensörler olduğundan hata yapma olasılığı neredeyse sıfıra inmiş durumda.
Filmin ikinci yarısında ise artık drama üst noktalara ulaşıyor. Kendini savunamamak, haklılığını kanıtlayamamak, istemeden neden olunmuş bir suç, halkın size bakış açısı hangi biri içinizi sızlatıyor derken final ile ekrana bakakalıyorsunuz. Bir sahnede Linda, başka bir delil sunuldu asılmaktan kurtuluyorsun derken sanki izleyicinin beklediği o "hah işte bu" sahnesi gelir gibi oluyor ama ardından mutlak son görünce daha da derinden etkiliyor insanı.
Mutlaka izlenmesi gereken bir film.
@memudula
1 yıl önce
Günümüzde “ben şuçlu değilim” serzenişlerine kaftan giydirdi. Empati ise asla kurdurmuyor başrolde her kim olurda olsun gözyaşları yerini alıyor.
@holdencaulfield
4 yıl önce
*Yıllar önce Björk'ün bir röportajını okumuştum. Filmden sonra ciddi travma yaşadığını ve rol aldığına pişman olduğunu söylüyordu. Bunu okuduktan sonra filmi izlemek için ruhsal olarak kendime çok güvendiğim zamanları bekledim. İyi ki de beklemişim. Film izleyip melankoliye bağlama gibi bir özelliğim yoktur, bu filmden sonra da olmadı ama filmin atmosferi o kadar karanlıktı ki konudan çok o ortam beni rahatsız etti.
@yigithan300
5 yıl önce
10 / 10
@emrormn
7 yıl önce
8.5 / 10
https://www.youtube.com/watch?v=T92ETLEnsng
@didemkalayci
7 yıl önce
@spacekid
9 yıl önce
8 / 10
@cessiebalik
10 yıl önce
8.7 / 10
ayrıca o kamera kullanımı bence çok başarılı.
@su
10 yıl önce
Mutlaka izlenmeli !
@truelie123
11 yıl önce
Müzikallerinde acıyla karışık tatlı bir hava. Ruhunuz bir yandan daralırken bir yandan rahatlıyorsunuz.
Hani oynanamamış ,yaşamış derler ya öyle işte Björk. Gel de şimdi hayata odaklan