7.8

408 OY
PUAN VER
5

Imdb: 7.9 (124.186 OY)

KONUSU
10 yaşındaki oğlu Gene ile bir karavanda yaşayan Çek göçmeni Selma Jezkova kalıtsal bir hastalık yüzünden kör olmak üzeredir. Bu hastalığını oğlunu da etkileyeceğini bilen Selma, çelik fabrikasında canla başla çalışarak biriktirdiği parayla oğlunu ameliyat ettirme arzusu içerisindedir. Ne var ki ola ... Devamı
10 yaşındaki oğlu Gene ile bir karavanda yaşayan Çek göçmeni Selma Jezkova kalıtsal bir hastalık yüzünden kör olmak üzeredir. Bu hastalığını oğlunu da etkileyeceğini bilen Selma, çelik fabrikasında canla başla çalışarak biriktirdiği parayla oğlunu ameliyat ettirme arzusu içerisindedir. Ne var ki olaylar onun istediği biçimde gelişmez, komşusu ve ev sahibi olan polis memuru Bill, Selma’dan parasını çalar. Birçok ülkenin ortak yapımcı olarak imza attığı film, geçen sene Björk’e Cannes Film Festivali’nde "Altın Palmiye" getirmişti.

YORUM YAZ

SPOILER

POPÜLER YORUMLAR

YENİ YORUMLAR

Tüm Yorumlar

@tiamath

1 yıl önce

9.5 / 10

Muazzam bir film...

Bu kadar insanın içine işleyen, bu denli etkileyici film nadiren bulunur. Bu kadar geç izlemiş olduğuma üzüldüm açıkçası. Selam Jezkova, 1960'lı yıllarda, Amerikaya göç etmiş bir çek göçmenidir. Yaşı ilerledikçe ilerleyen ve sonunda körlüğe sebebiyet veren bir genetik göz problemi vardır. Oğlunu bu rahatsızlıktan kurtarabilmek için para biriktirmektedir. Film, acımasız hayat ile Selma'nın hayal dünyası arasında gidip gelmektedir. Selma, yoksulluğunu, çalıştığı fabrikadan çıkıp müzikal çalışmaları yaptığı arkadaşlarındaki dünyanın oluşturduğu hayal alemi ile baskılamaktadır.

Normalde Dogma 95 tarzı filmleri beğenmem fakat buradaki yönetmen, gerçek hayatı yansıtırken Dogma 95'i kullanırken, Selma'nın hayal aleminde sabit kamera ile canlı çekime geçiş yapmaktadır. Bu tarzın bu şekilde kullanılmasıyla hayal ile gerçek alem arasındaki farkı betimlemesi oldukça başarılı
... Devamı
Muazzam bir film...

Bu kadar insanın içine işleyen, bu denli etkileyici film nadiren bulunur. Bu kadar geç izlemiş olduğuma üzüldüm açıkçası. Selam Jezkova, 1960'lı yıllarda, Amerikaya göç etmiş bir çek göçmenidir. Yaşı ilerledikçe ilerleyen ve sonunda körlüğe sebebiyet veren bir genetik göz problemi vardır. Oğlunu bu rahatsızlıktan kurtarabilmek için para biriktirmektedir. Film, acımasız hayat ile Selma'nın hayal dünyası arasında gidip gelmektedir. Selma, yoksulluğunu, çalıştığı fabrikadan çıkıp müzikal çalışmaları yaptığı arkadaşlarındaki dünyanın oluşturduğu hayal alemi ile baskılamaktadır.

Normalde Dogma 95 tarzı filmleri beğenmem fakat buradaki yönetmen, gerçek hayatı yansıtırken Dogma 95'i kullanırken, Selma'nın hayal aleminde sabit kamera ile canlı çekime geçiş yapmaktadır. Bu tarzın bu şekilde kullanılmasıyla hayal ile gerçek alem arasındaki farkı betimlemesi oldukça başarılı. Ayrıca, Björk'ün filmin çekildiği dönemde müzisyen olmasının da etkisiyle, filmdeki müzikal betimlemeleri bu kadar doğal yansıtması filmi çok daha üstlere taşımakta. Son derece doğal oyunculuğu, bir çok bilindik ismin içerisinde Björk'ün parlamasını sağlamaktadır.

Filmin belki de beni etkileyen bir başka noktası, Selma'nın yapmış olduğu iş. Preslerde çalışan vardiyalı bir işçi ve bu işin mesleki hataları/kazalarının tehlikelerine değinilmiş olması. Çalıştığım yerde benzer şekilde prese 2 saç basmanın bedelinin ne olduğunu gayet iyi bildiğimden oradaki uyarı son derece yumuşak bir şekilde yapılmış diyebilirim. Özellikle 60'lı yılların preslerinde, birazcık dalgınlık uzuv kaybına neden olabilecek kazaları doğurabilir. Şuanki preslerin heryerinde sensörler olduğundan hata yapma olasılığı neredeyse sıfıra inmiş durumda.

Filmin ikinci yarısında ise artık drama üst noktalara ulaşıyor. Kendini savunamamak, haklılığını kanıtlayamamak, istemeden neden olunmuş bir suç, halkın size bakış açısı hangi biri içinizi sızlatıyor derken final ile ekrana bakakalıyorsunuz. Bir sahnede Linda, başka bir delil sunuldu asılmaktan kurtuluyorsun derken sanki izleyicinin beklediği o "hah işte bu" sahnesi gelir gibi oluyor ama ardından mutlak son görünce daha da derinden etkiliyor insanı.

Mutlaka izlenmesi gereken bir film.

@memudula

1 yıl önce

İyi ve güzel olan şey nedir , diye soracak olanlara. Bu filmi tavsiye ederdim.
Günümüzde “ben şuçlu değilim” serzenişlerine kaftan giydirdi. Empati ise asla kurdurmuyor başrolde her kim olurda olsun gözyaşları yerini alıyor.

@holdencaulfield

4 yıl önce

Eğer izlemek isteyen hassas bünyeler varsa onları uyarıyorum çünkü filmin atmosferi konusundan bile depresif.
*Yıllar önce Björk'ün bir röportajını okumuştum. Filmden sonra ciddi travma yaşadığını ve rol aldığına pişman olduğunu söylüyordu. Bunu okuduktan sonra filmi izlemek için ruhsal olarak kendime çok güvendiğim zamanları bekledim. İyi ki de beklemişim. Film izleyip melankoliye bağlama gibi bir özelliğim yoktur, bu filmden sonra da olmadı ama filmin atmosferi o kadar karanlıktı ki konudan çok o ortam beni rahatsız etti.

@emrormn

7 yıl önce

8.5 / 10

Tren sahnesindeki müziği inanılmazdı !
https://www.youtube.com/watch?v=T92ETLEnsng

@didemkalayci

7 yıl önce

İzleyin

@spacekid

9 yıl önce

8 / 10

keşke her şey müzikallerde olduğu gibi basit ve mutlu olsa. çok güzel bir filmdi ve sonunda bir ikileme düştüm; iyi mi bitti kötü mü bitti diye. dogville'de de böyle hissetmiştim.

@cessiebalik

9 yıl önce

8.7 / 10

permeperişan oldum ay.

ayrıca o kamera kullanımı bence çok başarılı.

@su

10 yıl önce

Bugüne kadar izlemememiş olduğum için kendime kızıyorum. Björk'ün harikulade oyunculuğu !!! ve tabi Catherine Deneuve mükemmelliği... Filmde öfke, üzüntü, mutluluk, kalp acısı, saflık, sevgi, fedakarlık... bütün duyguları bütünüyle yaşadım, tamamiyle içine çekti, kusursuzdu. Finalinde karnıma yumruk yemiş gibi hissettim.

Mutlaka izlenmeli !

@truelie123

11 yıl önce

Böylesine bir saflığın dünyanın bütün yükleriyle baş etmesi . ’Ben güçlü değilmişim ’ dedğinde karşısına çıkıp ’ Hayır asıl güçsüz olan biziz’ demek istedim.

Müzikallerinde acıyla karışık tatlı bir hava. Ruhunuz bir yandan daralırken bir yandan rahatlıyorsunuz.

Hani oynanamamış ,yaşamış derler ya öyle işte Björk. Gel de şimdi hayata odaklan
L

@lucifer

12 yıl önce

10 / 10

Harikulade bir eser dramdan ölebilirsiniz izlerken.
U

@unnrt

12 yıl önce

trier yaşama sevincimi aldı elimden. İzlenmesi gereken filmlerin en başlarında

@randomchoices

12 yıl önce

Trier, sizi oturduğunuz koltuktan çekip alan, filmin içine sokan, filmi size yaşatan bi adam. Björk de harika oyunculuğuyla ona yardım etmiş.
K

@kutadgu

12 yıl önce

8.8 / 10

İzleyeceksiniz moraliniz bozulacak, hatırlayacaksınız moraliniz bozulacak, tam boğazınıza oturup kalacak acı. Bir müzikal filminin nasıl bu kadar büyük bir acıya gebe olacağını soracaksınız kendinize. Film bunları yaparken de kendisine sert bir çelme takacak zaten ?Müzikallerde korkunç bir şey olmaz? diyerek.

Bjork belki de dünya üzerine kendine oturabilecek tek rolü bence harikulade oynarken, basit ve alelade bir hikayenin bu kadar muhteşem bir dram-müzikale dönüşmesi karşısında Lors Von Trier?e şapka çıkaracaksınız.

Korkan ve saklanan acemi bir annenin, bütün çabasını çocuğuna yoğurmasını ve hiç kimseye güven duymadan nispi bir rahatlıkla yaşamasını izlerken her şeyin tepetaklak olmasını göreceksiniz. Yanlış ve zamansız bir güven duygusu neden olacak bu duruma. Filmin en büyük zehiri burada. ?Güven? duygusuna saldırı, insana saldırı, insanın duygularına saldırı, net bir şekilde. Lors Von Trier bu sert saldırının dozajını ?Dogville?
... Devamı
İzleyeceksiniz moraliniz bozulacak, hatırlayacaksınız moraliniz bozulacak, tam boğazınıza oturup kalacak acı. Bir müzikal filminin nasıl bu kadar büyük bir acıya gebe olacağını soracaksınız kendinize. Film bunları yaparken de kendisine sert bir çelme takacak zaten ?Müzikallerde korkunç bir şey olmaz? diyerek.

Bjork belki de dünya üzerine kendine oturabilecek tek rolü bence harikulade oynarken, basit ve alelade bir hikayenin bu kadar muhteşem bir dram-müzikale dönüşmesi karşısında Lors Von Trier?e şapka çıkaracaksınız.

Korkan ve saklanan acemi bir annenin, bütün çabasını çocuğuna yoğurmasını ve hiç kimseye güven duymadan nispi bir rahatlıkla yaşamasını izlerken her şeyin tepetaklak olmasını göreceksiniz. Yanlış ve zamansız bir güven duygusu neden olacak bu duruma. Filmin en büyük zehiri burada. ?Güven? duygusuna saldırı, insana saldırı, insanın duygularına saldırı, net bir şekilde. Lors Von Trier bu sert saldırının dozajını ?Dogville? filminde de giderek arttıracaktır.

Dikkat - Spoiler içerir

Buradan bir yol bulalım ve hemen Lors Von Trier?in Amerikan anlayışına savaşı somutlaştırdığı birkaç örnek verelim. Salma?yı güya sahiplenen ev sahibi, Amerikan ailesi tipine bakalım. Para ve gösteriş meraklısı bir kadın, para ve gösteriş meraklısı kadını elinden kaybetmemek için her tür pis işe girişebilecek kanun adamı bir koca. Salma?nın Çekoslavakya kökleri açılınca jurideki ?Komünizm? korkusunun büyüklüğü. Dancer in the Dark ile Dogville bu çerçevede birbirinin aynı olan iki film. Lors Von Trier, Dancer in the Dark ile düzene nasıl vuracağını iyi anlamış, Dogville ile beraber de Trier şiddetini en üst noktaya çıkarmış. Gerçi şunu da not etmek lazım; yönetmenin savaşı esas olarak Amerikan anlayışına da değil, komple insanlığa karşı bir savaş. Amerikan modelini ele alıp somutlaştırması, dünyanın diğer tarafına güzel baktığı anlamına gelmiyor.

Filme dönecek olursak; Bjork yani Salma bir sarmalın ortasında kalan çaresiz bir anne, gözleri görmeyecek derecede kötü ama sözlerle ve müzikle ayakta kalmaya çalışan bir müzikal tutkunu genç kız aynı zamanda. İhanete uğrayan bir dost, çaresiz bir mahkum. Çok klişe değil mi sizce de? İşte tam bu noktada yönetmen devreye giriyor ve hiç izlemediğiniz bir film çekiyor bu klişe senaryoyla.

Salma : "Filmlerin son sahnesini sevmem çünkü kamera giderek yükselir, çatıdan çıkacak gibi olur ve sen de biteceğini anlarsın. Bundan nefret ederim. Küçük bir kızken hile yapardım. Çekoslovakya'da son sahne başlamadan önce sinemadan çıkardım ve film sonsuza dek devam ederdi"
M

@mementomori23

12 yıl önce

björk ün on parmağında on marifet hayran kaldım oyunculuğuna filmin genel gidişatı kamera çekimleri farklı biraz ama kesinlikle izletiyor müziklere diyecek laf yok zaten...

@paranoyakvisne

12 yıl önce

Filmin son 10 dakikası beni çok etkiledi.

Film bittikten sonra tokat yemiş gibi hissettim resmen.

O nasıl güzel oyunculuktur Björk, helal olsun sana.

İzleyin, izlettirin derim.
SPOILER

Karanlıkta Dans filmine Benzer Film ekliyorsun.

Arama Sonuçları

Karanlıkta Dans filmini Kategorize ediyorsun.

Bu filmi aşağıdaki seçenekleri işaretleyerek kategorize edebilirsin.

Arama Sonuçları

Karanlıkta Dans filmine Konu ekliyorsun.

Arama Sonuçları

FİLM İLE İLGİLİ İSTATİSTİKLER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL