"Hayattaki tek pişmanlığım berber olmuş olmamdır" Ed Crane
Bir gün önce "yazgı" yı izleyip sonra da bu filme denk gelmiş olmam oldukça ilginç oldu. Kayıtsızlık, anlamsızlık, hayatın önemsizliği gibi unsurları bir de Coen kaleminden izlemek ilaç gibi geldi.
Ed Crane, mesleğini icra eden bir berber. Genelde hiçbirşeye doğru düzgün tepki vermeyen. Eşi tarafından da sindirilmiş bir karakterdir. Bu ruh hali eşinin kendisini aldattığını öğrenmesiyle birlikte geliştirmiş olduğu bir şantaj planıyla değişime uğruyor. Bu vesileyle tüm çığlıklarını dışa vurup, filmin sonunda idam sehpasına doğru giderken sonunda olmak istediği adama dönüşmüş oluyor. Gerek dönüşümün anlatımı gerek insan sömürülüşünü dile getirişi olsun birçok güzel yanı var. Ayrıca dış sesle sanki noir anlatım tarzı var ama tam olarak öyle değilmiş gibi bir hava katması da farklı bi... Devamı
"Hayattaki tek pişmanlığım berber olmuş olmamdır" Ed Crane
Bir gün önce "yazgı" yı izleyip sonra da bu filme denk gelmiş olmam oldukça ilginç oldu. Kayıtsızlık, anlamsızlık, hayatın önemsizliği gibi unsurları bir de Coen kaleminden izlemek ilaç gibi geldi.
Ed Crane, mesleğini icra eden bir berber. Genelde hiçbirşeye doğru düzgün tepki vermeyen. Eşi tarafından da sindirilmiş bir karakterdir. Bu ruh hali eşinin kendisini aldattığını öğrenmesiyle birlikte geliştirmiş olduğu bir şantaj planıyla değişime uğruyor. Bu vesileyle tüm çığlıklarını dışa vurup, filmin sonunda idam sehpasına doğru giderken sonunda olmak istediği adama dönüşmüş oluyor. Gerek dönüşümün anlatımı gerek insan sömürülüşünü dile getirişi olsun birçok güzel yanı var. Ayrıca dış sesle sanki noir anlatım tarzı var ama tam olarak öyle değilmiş gibi bir hava katması da farklı bir başarı. Billy bob'un bu kadar kayıtsız bir karakteri bu kadar başarılı oynamış olması tam bir usta işi. Tüm anlamsızlıklarına rağmen Birdy'in müziğinin peşinden koşup bir anlam kovalamacası ile Crane'in anlam arayışı daha da pekiştirilmiş.
Filmin yer yer tek sorunu biraz uzun olarak sıkıcılaşabilmesi. Bazı sahnelerin fazlasıyla uzatıldığını hissettiğim oldu. Tamam Ed Crane hissiz ve buna bağlı olarak yavaş diyelim, diğer herkese ne oluyor? :)
Hayatı boyunca bir gölge olmuş bir adamın hayatının sonunda, ölüm mahkumuyken asıl adam olduğunu izlediğimiz doğal bir film.
Alt mesaj aramakla da meşgul edilebilen, konuşmak için sadece aksiyon olmadığını bilenler için nezih bir sinema deneyimi.
Bir sahnede Crane için şu sözler söylenir: ''Kendisine yer olmayan bir dünyada yaşamaya mahkum, sıradan bir adam.'' O, bu dünyada yer kazanmak için uğraş verir. Bu uğraş ise asla bir yükselme hırsı değil, arayıştır. Bu uğraş sonucu verdiği kayıplarının ardından yas tutar, üzülür ama yine de içinde arayış içindedir çünkü arayış hayatın uçsuz bucaksız yolculuğudur, bizi varlıktan öte insan yapan yegane şeydir. Düşündürür, sorgulatır, yenilenmemizi sağlar. Crane'de bu arayış, yaşadıklarından ötürü belki de hedefe dönüşmüş olacak ki, müşterisinin, piyanoda sürekli ''Sonata Pathetique'' çalan kızına menajer olmak bile ister. Bu aslında başarısızlık öyküsünün son çırpınışlarıdır. Öykünün içinde ise başarısız olan kesinlikle sadece Ed Crane değil, çevresindeki herkes de aslında başarısızdır. Buna Amerikan hukuk sistemi de dahil.
''Labirentteyken dikkatsizce dolanıp yönünü şaşırırsın ve çıkmaz yollara saparsın. Ama biraz ilerleyince de ''Benim hayatım neden böyle'' diye düşünürsün.'' Filmde k... Devamı
Bir sahnede Crane için şu sözler söylenir: ''Kendisine yer olmayan bir dünyada yaşamaya mahkum, sıradan bir adam.'' O, bu dünyada yer kazanmak için uğraş verir. Bu uğraş ise asla bir yükselme hırsı değil, arayıştır. Bu uğraş sonucu verdiği kayıplarının ardından yas tutar, üzülür ama yine de içinde arayış içindedir çünkü arayış hayatın uçsuz bucaksız yolculuğudur, bizi varlıktan öte insan yapan yegane şeydir. Düşündürür, sorgulatır, yenilenmemizi sağlar. Crane'de bu arayış, yaşadıklarından ötürü belki de hedefe dönüşmüş olacak ki, müşterisinin, piyanoda sürekli ''Sonata Pathetique'' çalan kızına menajer olmak bile ister. Bu aslında başarısızlık öyküsünün son çırpınışlarıdır. Öykünün içinde ise başarısız olan kesinlikle sadece Ed Crane değil, çevresindeki herkes de aslında başarısızdır. Buna Amerikan hukuk sistemi de dahil.
''Labirentteyken dikkatsizce dolanıp yönünü şaşırırsın ve çıkmaz yollara saparsın. Ama biraz ilerleyince de ''Benim hayatım neden böyle'' diye düşünürsün.'' Filmde ki bu replik, Ed Crane'nin yaşam sürecini anlatan belki de en vurucu anlatı.
Coen Kardeşlerin 2001 yılında yazıp yönettiği kara film olan The Man Who Wasn?t There için kendi adıma şunu söyleyebilirim, Coen Kardeşlerin Fargo'yla beraber en iyi filmi. Sinematografisi, Ed Crane karakterini canlandıran Billy Bob Thornton'un aşırı karizmatik, sigaralı ve muazzam oyunculuğu, zekice yazılan karakterler ve diyaloglar?Peki ya ona hayran kalmamızın sebebi elinden ve ağzından düşürmediği sigara mı? Karizması mı? Tükenmişliği mi? Bu tükenmişliğe karşı verdiği mücadele mi?
Hayatından,konumundan memnun olmayan bir adamın toplum içinde var olabilme, ben de buradayım diyebilme çabası diyebiliriz. Keşke böyle bir şeye hiç kalkışmasaydı mı dersiniz, ya da her şeye rağmen denemiş oldu mu, size kalmış... Hergün sokakta defalarca karşılaştığımız bir karakter Ed Crane.
Uzun zamandır insanın dünyadaki halini konu edinen böylesi güzel film seyretmemiştim.
---spoiler---
"Labirentten çıkmaya benziyor. Labirentteyken dikkatsizce dolanıp yönünü şaşırırsın ve çıkmaz yollara saparsın, ama biraz ilerleyince de ’Benim hayatım... neden böyle?’ diye düşünürsün. Anlatmak zor. Ama hayatı bir bütün olarak görmek huzur verir.’’
@tiamath
5 ay önce
7 / 10
Bir gün önce "yazgı" yı izleyip sonra da bu filme denk gelmiş olmam oldukça ilginç oldu. Kayıtsızlık, anlamsızlık, hayatın önemsizliği gibi unsurları bir de Coen kaleminden izlemek ilaç gibi geldi.
Ed Crane, mesleğini icra eden bir berber. Genelde hiçbirşeye doğru düzgün tepki vermeyen. Eşi tarafından da sindirilmiş bir karakterdir. Bu ruh hali eşinin kendisini aldattığını öğrenmesiyle birlikte geliştirmiş olduğu bir şantaj planıyla değişime uğruyor. Bu vesileyle tüm çığlıklarını dışa vurup, filmin sonunda idam sehpasına doğru giderken sonunda olmak istediği adama dönüşmüş oluyor. Gerek dönüşümün anlatımı gerek insan sömürülüşünü dile getirişi olsun birçok güzel yanı var. Ayrıca dış sesle sanki noir anlatım tarzı var ama tam olarak öyle değilmiş gibi bir hava katması da farklı bi ... Devamı
Bir gün önce "yazgı" yı izleyip sonra da bu filme denk gelmiş olmam oldukça ilginç oldu. Kayıtsızlık, anlamsızlık, hayatın önemsizliği gibi unsurları bir de Coen kaleminden izlemek ilaç gibi geldi.
Ed Crane, mesleğini icra eden bir berber. Genelde hiçbirşeye doğru düzgün tepki vermeyen. Eşi tarafından da sindirilmiş bir karakterdir. Bu ruh hali eşinin kendisini aldattığını öğrenmesiyle birlikte geliştirmiş olduğu bir şantaj planıyla değişime uğruyor. Bu vesileyle tüm çığlıklarını dışa vurup, filmin sonunda idam sehpasına doğru giderken sonunda olmak istediği adama dönüşmüş oluyor. Gerek dönüşümün anlatımı gerek insan sömürülüşünü dile getirişi olsun birçok güzel yanı var. Ayrıca dış sesle sanki noir anlatım tarzı var ama tam olarak öyle değilmiş gibi bir hava katması da farklı bir başarı. Billy bob'un bu kadar kayıtsız bir karakteri bu kadar başarılı oynamış olması tam bir usta işi. Tüm anlamsızlıklarına rağmen Birdy'in müziğinin peşinden koşup bir anlam kovalamacası ile Crane'in anlam arayışı daha da pekiştirilmiş.
Filmin yer yer tek sorunu biraz uzun olarak sıkıcılaşabilmesi. Bazı sahnelerin fazlasıyla uzatıldığını hissettiğim oldu. Tamam Ed Crane hissiz ve buna bağlı olarak yavaş diyelim, diğer herkese ne oluyor? :)
@cemellon
1 yıl önce
Alt mesaj aramakla da meşgul edilebilen, konuşmak için sadece aksiyon olmadığını bilenler için nezih bir sinema deneyimi.
@efesahin0101
3 yıl önce
7.9 / 10
@mizantropist
3 yıl önce
7.8 / 10
Yıllar sonra tekrar izledim.:)
@poeticnorth
9 yıl önce
''Labirentteyken dikkatsizce dolanıp yönünü şaşırırsın ve çıkmaz yollara saparsın. Ama biraz ilerleyince de ''Benim hayatım neden böyle'' diye düşünürsün.'' Filmde k ... Devamı
''Labirentteyken dikkatsizce dolanıp yönünü şaşırırsın ve çıkmaz yollara saparsın. Ama biraz ilerleyince de ''Benim hayatım neden böyle'' diye düşünürsün.'' Filmde ki bu replik, Ed Crane'nin yaşam sürecini anlatan belki de en vurucu anlatı.
Coen Kardeşlerin 2001 yılında yazıp yönettiği kara film olan The Man Who Wasn?t There için kendi adıma şunu söyleyebilirim, Coen Kardeşlerin Fargo'yla beraber en iyi filmi. Sinematografisi, Ed Crane karakterini canlandıran Billy Bob Thornton'un aşırı karizmatik, sigaralı ve muazzam oyunculuğu, zekice yazılan karakterler ve diyaloglar?Peki ya ona hayran kalmamızın sebebi elinden ve ağzından düşürmediği sigara mı? Karizması mı? Tükenmişliği mi? Bu tükenmişliğe karşı verdiği mücadele mi?
@ensysn
12 yıl önce
7 / 10
@refrigerator
12 yıl önce
@bscglclk
13 yıl önce
7.1 / 10
bu bu şekil yapar filmi , o o şekil yapar. bu işi çok karıştırdılar.
yalnız bu filmde türk entrikası yok tabi.
ha bi de arkadaşıyla ilk kez şantaj konusu konuşmak için partideyken oturdukları balkon kısmı bana sigara ve kahve filmindeki sahneyi hatırlattı.
@jarmushwenders
13 yıl önce
9.7 / 10
@mizuno
14 yıl önce
8.5 / 10
---spoiler---
"Labirentten çıkmaya benziyor. Labirentteyken dikkatsizce dolanıp yönünü şaşırırsın ve çıkmaz yollara saparsın, ama biraz ilerleyince de ’Benim hayatım... neden böyle?’ diye düşünürsün. Anlatmak zor. Ama hayatı bir bütün olarak görmek huzur verir.’’