Hayat; herkeste bulunan şaşırtıcı anların zamanla birikmesiyle oluşan bir mucizedir.
İnanılmaz bir film. Bir filmin beni bu kadar kendine bağladığı an sayısı oldukça azdır. Halihazırda felsefeyi okumayı-araştırmaya seven biri olmamın da bunda etkisi olabilir fakat film bunu seyirciye sunma kısmını öyle güzel kurgulamış ki filmi bir solukta izliyorsunuz.
Film boyunca dönen felsefeleri normal bir çekim halinde sunmak yerine "dijital kamera" teknolojisiyle bize sunmuş olması filmi oldukça keyifli bir hale sokmuş. Müzik seçimleri adeta beynin nöronlarına hareket ivmesi katabilecek şekilde tasarlanmış gibi.
Anlatı, öncelikle postmodern anlayışı öne almış durumda. Tek bir ana temaya/anlatıya sığınmak yerine bir çok fikri çelişkiler de içerse sunmuş. Böylece postmodern anlayışta olduğu gibi "hakikatin çoğulluğu" vurgulanmış. Zaten en beğendiğim nokta bu kısım diyebilirim. Ve film bir noktada "düşünmek üzerine düşünmek" kısmını da ele almakta.
Kabaca değinirsek, pastanın büyük kı... Devamı
Hayat; herkeste bulunan şaşırtıcı anların zamanla birikmesiyle oluşan bir mucizedir.
İnanılmaz bir film. Bir filmin beni bu kadar kendine bağladığı an sayısı oldukça azdır. Halihazırda felsefeyi okumayı-araştırmaya seven biri olmamın da bunda etkisi olabilir fakat film bunu seyirciye sunma kısmını öyle güzel kurgulamış ki filmi bir solukta izliyorsunuz.
Film boyunca dönen felsefeleri normal bir çekim halinde sunmak yerine "dijital kamera" teknolojisiyle bize sunmuş olması filmi oldukça keyifli bir hale sokmuş. Müzik seçimleri adeta beynin nöronlarına hareket ivmesi katabilecek şekilde tasarlanmış gibi.
Anlatı, öncelikle postmodern anlayışı öne almış durumda. Tek bir ana temaya/anlatıya sığınmak yerine bir çok fikri çelişkiler de içerse sunmuş. Böylece postmodern anlayışta olduğu gibi "hakikatin çoğulluğu" vurgulanmış. Zaten en beğendiğim nokta bu kısım diyebilirim. Ve film bir noktada "düşünmek üzerine düşünmek" kısmını da ele almakta.
Kabaca değinirsek, pastanın büyük kısmı varoluşçuluk ve özgür irade üzerine dönüyor. Jean Paul Sartre gibi görüşleri bu kısımlarda görmek zaten sizi ilk alan nokta oluyor. Solipsizm, Determinizm, Fenomenoloji derken konular akıp gidiyor. Her unsur yakalanacak diye bir nokta yok fakat anlatılanların en az yarısı eminim her izleyiciyi bir noktadan kendine çekebilir.
Kesinlikle izlenmesi gereken bir film. Mümkünse sakin bir kafayla, dışarıda yağmur yağarken ve tek başınıza :)
ömrünüz boyunca tekrar tekrar izleseniz aralıksız, her defada farklı anlamlar çıkaracağınız derinlikte bir yapıya sahip. mesaj çıkarıp uygulayabilene helal olsun, film bir garip süper afiyet olsun.
Bilim ve felsefeyle harmanlanmış çok çekici bir yapım. Maymunlardan mı türedik , felsefe denizinde mi boğulduk ? yoksa yer çekimine yenik düşüp bulutlara mı yükseldik kimin umurunda :)) Sonunda belkide savunduğumuz fakat yaşayamadığımız bir hayat şekli beden ve ruh ayrımında ..
Daima merak ettiğim anlardan birisidir rüyaya geçiş anı. Aslında gözle görülür bir kapısı olsa iyi olurdu . Filmi izlemekte geç kaldığım için , güzele geç kalanlardan oldum :) Çizimleriyle , renkleriyle , müzikleriyle rüya içinde rüya tavsiyedir .
Değişik fikirleri içinde barındıran aynı zamanda çizimleri ve müzikleriyle kafanızı uyuşturan bir film. Ufkunuzu açar, filmi izledikten sonra hayata başka bir açıdan bakarsınız. Beşyüspuan.
Senaryo filmi daraltır,hareketi sınırlar.Filmlerde senaryo olmaması gerekir fikrini kanımca anlatmaya çalıştığı film.Zaten filmin tam ortalarından kutsal an bölümünde bunu görebiliriz.Ayrıca başından beri mantıksız yani doğrultusunu ve yönünü bilmeyen bir karakterin hareketini izleriz.Bu filmi hem çekmiş hemde neden çektiğini anlatmış filmin içinde.
Ayrıca film tamamen alıntılarla dolu.Galiba Linklater yaşam ve evren hakkındaki fikirlerinin dışavurumunu yapmış...
Normalde film izlerken beğendiğim replikleri not alırdım. Bu filmde de not almaya başlamıştım ama bir süre sonra bıraktım çünkü hemen hemen her sözü yazıyordum. Lucid dreaming ve seçilen felsefi konuların anlatılış tarzını beğendim. Filmin sonradan animasyona çevrilmesi de ayrı güzel olmuş, bu filme çok yakışmış. Müziklerinin güzelliğini de unutmamak lazım. Yorucu bir film olsa da kesinlikle filmi izlemeye değer.
Film, kitap okur gibi sürekli konuşma metinlerini takip etme şeklinde geçiyor. Bu açıdan izlemesi yorucu bir film olduğunu kabul ediyorum. Fakat kesinlikle sıkıcı değil. Çünkü çok derin diyebileceğimiz bir film de değil. Felsefeyle ilgilenen biriyseniz, filmde bahsi geçen güzel örnekler ufkunuzu genişletecektir. Bittikten sonra insana garip bir haz verdiği kesin.
@tiamath
4 ay önce
10 / 10
İnanılmaz bir film. Bir filmin beni bu kadar kendine bağladığı an sayısı oldukça azdır. Halihazırda felsefeyi okumayı-araştırmaya seven biri olmamın da bunda etkisi olabilir fakat film bunu seyirciye sunma kısmını öyle güzel kurgulamış ki filmi bir solukta izliyorsunuz.
Film boyunca dönen felsefeleri normal bir çekim halinde sunmak yerine "dijital kamera" teknolojisiyle bize sunmuş olması filmi oldukça keyifli bir hale sokmuş. Müzik seçimleri adeta beynin nöronlarına hareket ivmesi katabilecek şekilde tasarlanmış gibi.
Anlatı, öncelikle postmodern anlayışı öne almış durumda. Tek bir ana temaya/anlatıya sığınmak yerine bir çok fikri çelişkiler de içerse sunmuş. Böylece postmodern anlayışta olduğu gibi "hakikatin çoğulluğu" vurgulanmış. Zaten en beğendiğim nokta bu kısım diyebilirim. Ve film bir noktada "düşünmek üzerine düşünmek" kısmını da ele almakta.
Kabaca değinirsek, pastanın büyük kı ... Devamı
İnanılmaz bir film. Bir filmin beni bu kadar kendine bağladığı an sayısı oldukça azdır. Halihazırda felsefeyi okumayı-araştırmaya seven biri olmamın da bunda etkisi olabilir fakat film bunu seyirciye sunma kısmını öyle güzel kurgulamış ki filmi bir solukta izliyorsunuz.
Film boyunca dönen felsefeleri normal bir çekim halinde sunmak yerine "dijital kamera" teknolojisiyle bize sunmuş olması filmi oldukça keyifli bir hale sokmuş. Müzik seçimleri adeta beynin nöronlarına hareket ivmesi katabilecek şekilde tasarlanmış gibi.
Anlatı, öncelikle postmodern anlayışı öne almış durumda. Tek bir ana temaya/anlatıya sığınmak yerine bir çok fikri çelişkiler de içerse sunmuş. Böylece postmodern anlayışta olduğu gibi "hakikatin çoğulluğu" vurgulanmış. Zaten en beğendiğim nokta bu kısım diyebilirim. Ve film bir noktada "düşünmek üzerine düşünmek" kısmını da ele almakta.
Kabaca değinirsek, pastanın büyük kısmı varoluşçuluk ve özgür irade üzerine dönüyor. Jean Paul Sartre gibi görüşleri bu kısımlarda görmek zaten sizi ilk alan nokta oluyor. Solipsizm, Determinizm, Fenomenoloji derken konular akıp gidiyor. Her unsur yakalanacak diye bir nokta yok fakat anlatılanların en az yarısı eminim her izleyiciyi bir noktadan kendine çekebilir.
Kesinlikle izlenmesi gereken bir film. Mümkünse sakin bir kafayla, dışarıda yağmur yağarken ve tek başınıza :)
@bahilas
6 yıl önce
@beirutde
9 yıl önce
@zangocyus
9 yıl önce
1 / 10
@soysuz
9 yıl önce
9 / 10
@naksidil
10 yıl önce
8 / 10
Daima merak ettiğim anlardan birisidir rüyaya geçiş anı. Aslında gözle görülür bir kapısı olsa iyi olurdu . Filmi izlemekte geç kaldığım için , güzele geç kalanlardan oldum :) Çizimleriyle , renkleriyle , müzikleriyle rüya içinde rüya tavsiyedir .
@utopiainmyhead
11 yıl önce
10 / 10
Ufkunuzu açar, filmi izledikten sonra hayata başka bir açıdan bakarsınız.
Beşyüspuan.
@bcaltuntas
12 yıl önce
9.5 / 10
Ayrıca film tamamen alıntılarla dolu.Galiba Linklater yaşam ve evren hakkındaki fikirlerinin dışavurumunu yapmış...
Düşünürken sorgulatıyor,sorgulatırken düşündürüyor...
Varoluşçuluk ve bireyselcilik kokuyor.
Postmodernizme ekmek banmış...
hayatımda izlediğim en orjinal film.
@karamsaraylak
12 yıl önce
10 / 10
@venezue
13 yıl önce
7.6 / 10
Film, kitap okur gibi sürekli konuşma metinlerini takip etme şeklinde geçiyor. Bu açıdan izlemesi yorucu bir film olduğunu kabul ediyorum. Fakat kesinlikle sıkıcı değil. Çünkü çok derin diyebileceğimiz bir film de değil. Felsefeyle ilgilenen biriyseniz, filmde bahsi geçen güzel örnekler ufkunuzu genişletecektir. Bittikten sonra insana garip bir haz verdiği kesin.