bayılıyorum böyle filmlere. iki senaryonun tek filmde çok güzel bir harmanı. o dönemler, duru güzellikler ne kadar da hoş dedirtmesi de ayrı tatlı. izlemeyenler varsa sektirmemeli.
İzlerken, tüm erkekler Allah belanızı versin dedirten ama bir o kadar da insanın içini ısıtan bir film. Film, adındaki gibi bir rastlantıdan ziyade, bir kaç olasılık üzerine, kader-kaza üzerine yoğunlaşmış bir filmdir. Helen, kuyusunu kazan şirket çalışanları tarafından işten çıkarılmasına sebep olan bir olayla güne başlamıştır. Şirketten çıkmasının ardından metroya yetişmesi ile yetişmemesi durumu ile devam eden alternatif yaşamları ile film devam eder.
Bu yaşamlardan birinde, sevgilisi tarafından aldatıldığını direk öğrenir, diğerinde ise öğrenmez. ve filmin kalanı, bu olaylar doğrultusunda gelişmeye devam eder. Hem kendine göre bir espri yapısı, hem de kendi tarzında anlatımı mevcut. En güzel yanı ise iki alternatif hayat arası geçişlerin sırıtmayın, birbiriyle uyumlu bir şekilde gerçekleşmesi. Belki bunun neden ileri seviye farklılıklar içeren bir alternatif yaşam kurgulanmamış ol... Devamı
Hiç kimse idam edilmeyi beklemez. (Monty python)
İzlerken, tüm erkekler Allah belanızı versin dedirten ama bir o kadar da insanın içini ısıtan bir film. Film, adındaki gibi bir rastlantıdan ziyade, bir kaç olasılık üzerine, kader-kaza üzerine yoğunlaşmış bir filmdir. Helen, kuyusunu kazan şirket çalışanları tarafından işten çıkarılmasına sebep olan bir olayla güne başlamıştır. Şirketten çıkmasının ardından metroya yetişmesi ile yetişmemesi durumu ile devam eden alternatif yaşamları ile film devam eder.
Bu yaşamlardan birinde, sevgilisi tarafından aldatıldığını direk öğrenir, diğerinde ise öğrenmez. ve filmin kalanı, bu olaylar doğrultusunda gelişmeye devam eder. Hem kendine göre bir espri yapısı, hem de kendi tarzında anlatımı mevcut. En güzel yanı ise iki alternatif hayat arası geçişlerin sırıtmayın, birbiriyle uyumlu bir şekilde gerçekleşmesi. Belki bunun neden ileri seviye farklılıklar içeren bir alternatif yaşam kurgulanmamış olmasından olabilir ama bu filmi benim nazarımda daha gerçekçi kılmıştır.
Öte yandan film, semevi inançlardaki kaza kavramını da ele almış gibi görünüyor. Yönetmen bu kafaylamı yapmış ya da evren size ne sunmuşsa, hangi yolu seçerseniz seçin gerçekleşir mantığıyla mı yapmış bilinmez ama, hayatımızdaki kritik olayların önünde sonunda gerçekleşeceği gerçeği filme yansıtılmış. Örneklendirmek gerekirse; öyle yada böyle aldatıldığı öğrenmesi, hamile kalması, bebeğini kaybetmesi, kaza geçirmesi şeklinde sıralanabilir. Bir başka açıdan ise, her türlü ulaşılacak olan sona, birbirinden çok farklı duygularla ulaşabilmenin yolunun ufacık bir tren kaçırma olayıyla birlikte gerçekleşiyor olması "kaderin bir cilvesi" gibi algılanabilir.
İzlerken oldukça keyif aldığım nadir filmlerden biriydi. Gwyneth'in ve John Hannah'ın oyunculukları fevkaladeydi. tek sırıtan nokta, James'ın, boşanmak üzere olduğu eşiyle ilgili olarak, annesi için hala iyi anlaşıyorlarmış taklidi yaptıklarını söyleyip, hastane girişinde öpüşmeleriydi. Baya iyi taklit yapıyorlarmış.
Ayrıca, Lydia üzerinden bir kadının ne kadar tehlikeli olabileceği, böyle çoklu ilişkilerin sonunun nerelere varabileceği de "kamu spotu" mahiyetinde verilmiş :)
İzlediğim gün içinde bulunduğum kötü ruh halini değiştirmesi sebebiyle başucumda olmaya hak kazanmış filmdir. O gün, özellikle iyi hissettirecek bir film seçmeye çalışsam bundan iyisini seçemezdim. Yaptıklarımızın ve seçimlerimizin getirdiklerini ikili ilişkiler üzerinden anlatmış ve bazı şeylerin eninde sonunda olacağını pek güzel vurgulamış.
Esas oğlan olan John Hannah’yı tanımamı sağladı. Filmlerdeki geveze karakterleri genellikle itici bulmama rağmen kendisi bana çok sempatik geldi.
Film yapıldığı yılda bu tarz filmler pek olmadığı için zamanın iyi filmlerinden diyebilirim. Ancak metroyu kaçırsa da kaçırmasa da her şey aynı kapıya çıkıyor. Başroldeki erkek çok gıcık bir tipti. Başka adam yokmuş gibi.
Birkaç saniye,insan hayatını nasıl (ne kadar) değiştirir sorusunun cevabını örnekli olarak bu filmde bulabilirsiniz.Kafa karıştırmayan bir kurgusu var.
düzenli sıradan bir hayatı olan Helen (Gwyneth Paltrow) bir gün işinden kovulunca eve dönmek için metroyu kullanmasıyla başlıyor metro'yu kaçırıyor ve taksiyi tercih ediyor peki Helen metrou'yu yakalasaydı neler olurdu işte film burada 2'ye ayrılıyor metro'yu yakalayan ve kaçıran hali sonrasında yaşananlar drama, komedi çok güzel harmanlanmış yer yer güldürürken bir diğer sahnede hüzünlenebiliyorsunuz oyunculuklar gayet başarılı kesinlikle şans verilmesi gereken kaliteli yapımlardan Sliding Doors(1998)
@drleyla
1 yıl önce
1.8 / 10
@jumanjiyo
1 yıl önce
@tiamath
2 yıl önce
8.5 / 10
İzlerken, tüm erkekler Allah belanızı versin dedirten ama bir o kadar da insanın içini ısıtan bir film. Film, adındaki gibi bir rastlantıdan ziyade, bir kaç olasılık üzerine, kader-kaza üzerine yoğunlaşmış bir filmdir. Helen, kuyusunu kazan şirket çalışanları tarafından işten çıkarılmasına sebep olan bir olayla güne başlamıştır. Şirketten çıkmasının ardından metroya yetişmesi ile yetişmemesi durumu ile devam eden alternatif yaşamları ile film devam eder.
Bu yaşamlardan birinde, sevgilisi tarafından aldatıldığını direk öğrenir, diğerinde ise öğrenmez. ve filmin kalanı, bu olaylar doğrultusunda gelişmeye devam eder. Hem kendine göre bir espri yapısı, hem de kendi tarzında anlatımı mevcut. En güzel yanı ise iki alternatif hayat arası geçişlerin sırıtmayın, birbiriyle uyumlu bir şekilde gerçekleşmesi. Belki bunun neden ileri seviye farklılıklar içeren bir alternatif yaşam kurgulanmamış ol ... Devamı
İzlerken, tüm erkekler Allah belanızı versin dedirten ama bir o kadar da insanın içini ısıtan bir film. Film, adındaki gibi bir rastlantıdan ziyade, bir kaç olasılık üzerine, kader-kaza üzerine yoğunlaşmış bir filmdir. Helen, kuyusunu kazan şirket çalışanları tarafından işten çıkarılmasına sebep olan bir olayla güne başlamıştır. Şirketten çıkmasının ardından metroya yetişmesi ile yetişmemesi durumu ile devam eden alternatif yaşamları ile film devam eder.
Bu yaşamlardan birinde, sevgilisi tarafından aldatıldığını direk öğrenir, diğerinde ise öğrenmez. ve filmin kalanı, bu olaylar doğrultusunda gelişmeye devam eder. Hem kendine göre bir espri yapısı, hem de kendi tarzında anlatımı mevcut. En güzel yanı ise iki alternatif hayat arası geçişlerin sırıtmayın, birbiriyle uyumlu bir şekilde gerçekleşmesi. Belki bunun neden ileri seviye farklılıklar içeren bir alternatif yaşam kurgulanmamış olmasından olabilir ama bu filmi benim nazarımda daha gerçekçi kılmıştır.
Öte yandan film, semevi inançlardaki kaza kavramını da ele almış gibi görünüyor. Yönetmen bu kafaylamı yapmış ya da evren size ne sunmuşsa, hangi yolu seçerseniz seçin gerçekleşir mantığıyla mı yapmış bilinmez ama, hayatımızdaki kritik olayların önünde sonunda gerçekleşeceği gerçeği filme yansıtılmış. Örneklendirmek gerekirse; öyle yada böyle aldatıldığı öğrenmesi, hamile kalması, bebeğini kaybetmesi, kaza geçirmesi şeklinde sıralanabilir. Bir başka açıdan ise, her türlü ulaşılacak olan sona, birbirinden çok farklı duygularla ulaşabilmenin yolunun ufacık bir tren kaçırma olayıyla birlikte gerçekleşiyor olması "kaderin bir cilvesi" gibi algılanabilir.
İzlerken oldukça keyif aldığım nadir filmlerden biriydi. Gwyneth'in ve John Hannah'ın oyunculukları fevkaladeydi. tek sırıtan nokta, James'ın, boşanmak üzere olduğu eşiyle ilgili olarak, annesi için hala iyi anlaşıyorlarmış taklidi yaptıklarını söyleyip, hastane girişinde öpüşmeleriydi. Baya iyi taklit yapıyorlarmış.
Ayrıca, Lydia üzerinden bir kadının ne kadar tehlikeli olabileceği, böyle çoklu ilişkilerin sonunun nerelere varabileceği de "kamu spotu" mahiyetinde verilmiş :)
@ustilago
3 yıl önce
10 / 10
@berkkk
8 yıl önce
@bird_one
8 yıl önce
7.9 / 10
Esas oğlan olan John Hannah’yı tanımamı sağladı. Filmlerdeki geveze karakterleri genellikle itici bulmama rağmen kendisi bana çok sempatik geldi.
@free_style
10 yıl önce
@shapplin
13 yıl önce
@walle
13 yıl önce
8 / 10
8/10
@thisisamie
14 yıl önce
7 / 10