In a Violent Nature filmine yorum yazdı:
Hayattayım.. I'II BE BACK!!
https://youtu.be/DOIuJaHNdcQ
Oyun bize ait değil, oyunu yaratan/lar ile play game tuşuna basan/lar aynı kişi/ler..
Dünya bir oyun olsaydı hilesi karaktersizlik olurdu çünkü her kapıyı açıyor..
Her şey kaderleri ilişkilendiriliyor ama niyeyse dünyaya gelme kararı ilişkilendirilemiyor belki de kaderi çok yanlış anlamışız, ya da.. ..
Dinozorların soyu tükenmedi,sadece çevrene bak!
Evreni kim meydana getirdi bilmiyorum ama beni getirenleri biliyorum..
İnsanlar uyumayı kendileri mi seçti yoksa zorunda mı bırakıldı.
En büyük korkum ,korkumun benden önce ölecek olması.
[Gül diktiğim dün mutlu olduğum gün, sıra bulutsuz yağmurlarda bugün]
Yaşamak ve ölmek bu kadar basit olmasaydı her şey bu kadar basit olmazdı..
Night Shift filmine yorum yazdı:
ÇİĞ SÜT İÇMEK.. Uçsuz bucaksız bir motelde ilk gece vardiyasına başlayacak olan Gwen Taylor çok istekli, azimli ve bir o kadar da tatlış tedbirlidir:)).. Zaman aktıkça bazı garipliklerle birlikte karartma da başlar.. Karartma sonuna kadar fark edilmediği için şaşırtıcı ve kabullenilmezdi ama sonuç olarak filmi kurtarmaya yetmişti.. Aslında ilk gelen müşteri çifte, 13 numaralı odanın verilmemesi bir şeylerin ufak bir göstergesiydi.. Zor olan şey ise 2 numaralı anahtarın kendiliğinden anahtar askılığına asılması karşısında bunun filmden çıkarılmış bir sahne olarak kabullenmek olmasıydı aksi halde büyük bir hayal kırıklığı kaçınılmaz olacaktı:)).. Filmler insan aklına bazı atasözlerini getirir bu filmin akıllara getirdiği atasözü ise insan çiğ süt emmiştir..
Double Blind filmine yorum yazdı:
PARASI OLMAYAN İNSAN DA ÖLÜYOR UYUYAN İNSAN DA.. Umarsız bir şekilde film aramaya devam ediyordum.. Bir karar vermek zorundaydım ve sonunda Double Blind filminde karar kıldım ama birilerinin beni takip etmesinden şüphelendiğim gibi şüphelerim vardı.. Film, insan üzerinde ücret karşılığı bilimsel amaçlı ilaç denemesi yapan bir şirketi konu alıyordu almasına ama bu şirket bilimsellikten ve hepsinden önemlisi insanlıktan çok uzaktı.. Kimi zaman öyle muhteşem filmler izlemişimdir ki keşke hiç bitmeseydi sözünü tekrarlayıp dururdum.. Double Blind’ın başlangıcındaki alelacele sahneler keşke hiç bitmeseydi sözü önünde büyük bir engeldi ve bu hem üzücü hem de şaşırtıcıydı.. Ayrıca yaşı ne olursa olsun Pollyanna McIntosh(Doc.) başrol oyuncusu olmalıydı ve Shonagh Marie(ağır yaşamlar) kamera arkasında görevlendirilmeliydi.. Her film anlamı olan bir dövmeye sahiptir bu film ise iyi anlamına gelen bir dövmeye sahip…
Dark Windows filmine yorum yazdı:
BU FİLMİ GÖREN FİLM ENDÜSTRİSİ ÇOK KORKTU.. Başlangıçta ters giden şeyler vardı ve bu hiç iyi hissettirmiyordu gerçekten(filmin türüne üç kez baktım). Bir gurup genç yaşadıkları olayın etkisinden kurtulmak için koltuk başlığı ters olan bir araçla, içinde uzun metrajlı film çekilebilen 25 odalı bir yalıya doğru yola koyulurlar(aslında film izlemeden önce canım sıkılıyordu, o yüzden bu duruma göz yumarak izlemeye devam ettim). İlerleyen yemek pişirilen bir sahneden farklı bir sahneye geçişte ocaktaki yemeklerin kaybolması, ıssız bucaksız bir ormanda geceleri ışıklarla aydınlatılması… hayır ama istediğim korku filmi bu değildi(sinematografi açısından korkunçtu).
Bir korku filmi izleyicisine terslikler sunarsa o film korku türüne terstir..
Amelia filmine yorum yazdı:
20. YÜZYILIN OLAĞANÜSTÜ KADINI..
Birinci derece yakınınız olmasa da hayata gözlerini yummuş, çok sevdiğiniz birinin biyografi filmi olduğunu öğrenmek bile mutluluk verici. Biyografi filmlerini, biyografisi yapılan kişiyi daha fazla kişilere tanıtması ve ilham vermesi açısından önemli buluyorum. Kuşkusuz Amelia Earhart 20. Yüzyıla damgasını vurmuş ve bana göre de ölümsüz bir kadın. Yalnız sorun şu ki Earhart’ı canlandıran Hilary Swank bir hayal kırıklığıydı bana göre. Earhart çizgi roman kahramanı değil tanrım! o bir insandı Captain Marvel değil! onu canlandıran birinin kelimenin tam anlamıyla Earhart’ı yansıtabilmeliydi. Peki ne oldu, hiç!hiç!..Ne kişisel ne de fiziksel yönden ona benziyordu ve bu bende haksızlığa uğramışlık duygusuna yol açtı. Legends of Tomorrow dizisinin bir sezonunda Earhart’ı canlandıran Jennifer Oleksiuk fiziksel açıdan Swank’tan daha iyiydi ama orada da Erhart’ı içine saklanmış uzaylı benzeri bir canlı olarak anlattıkları için içime sinmedi, yani bilemiyorum Mi ... Devamı20. YÜZYILIN OLAĞANÜSTÜ KADINI..
Birinci derece yakınınız olmasa da hayata gözlerini yummuş, çok sevdiğiniz birinin biyografi filmi olduğunu öğrenmek bile mutluluk verici. Biyografi filmlerini, biyografisi yapılan kişiyi daha fazla kişilere tanıtması ve ilham vermesi açısından önemli buluyorum. Kuşkusuz Amelia Earhart 20. Yüzyıla damgasını vurmuş ve bana göre de ölümsüz bir kadın. Yalnız sorun şu ki Earhart’ı canlandıran Hilary Swank bir hayal kırıklığıydı bana göre. Earhart çizgi roman kahramanı değil tanrım! o bir insandı Captain Marvel değil! onu canlandıran birinin kelimenin tam anlamıyla Earhart’ı yansıtabilmeliydi. Peki ne oldu, hiç!hiç!..Ne kişisel ne de fiziksel yönden ona benziyordu ve bu bende haksızlığa uğramışlık duygusuna yol açtı. Legends of Tomorrow dizisinin bir sezonunda Earhart’ı canlandıran Jennifer Oleksiuk fiziksel açıdan Swank’tan daha iyiydi ama orada da Erhart’ı içine saklanmış uzaylı benzeri bir canlı olarak anlattıkları için içime sinmedi, yani bilemiyorum Michael Jackson’ın içine şeytan girmiş ve hala hayatta olduğu bir film senaryosu benim ilgimi çekerdi ama sonunda haksızlığa uğramışlık duygusu kaçınılmaz olurdu şu anki gibi.
Earhart tehlikeli bir uçuşun son uçuşu olması ihtimaline karşı eşine yazdığı bir mektup: "Lütfen tehlikelerin oldukça farkında olduğumu bilin." "Bunu yapmak istiyorum çünkü yapmak istiyorum. Kadınlar da erkeklerin denediği şeyleri yapmaya çalışmalıdır. Başarısız olduklarında, başarısızlıkları başkaları için bir meydan okumadan başka bir şey olmamalıdır.”
Bazı favori biyografi filmleri vardır ve ne yazık ki Amelia filmi bunlardan biri değil.Benim favorim Amelia Earhart..
A.E.
Legends of Tomorrow dizisine yorum yazdı:
Amelia Earhart karakteri hangi sezon ve bölümde yer alıyor bilmiyorum ama resimlerden gördüğüm kadarıyla onu kötü karakter olarak yansıtmış olabilirler eğer böyleyse bu rahatsız edici tabii ki de..Her şeye rağmen bazen, şu an keşke hayatta olsa onunla aynı dünyada yaşamaktan büyük bir onur duyardım dediğimiz insanlar vardır ve hiç şüphesiz Amelia Earhart bu insanlardan biri bana göre..Amelia Earhart’ın doğum günü olan Temmuz ayınının 24’ü Amelia Earhart günü ilan edilmiştir ve Amerika’da her yıl kutlamalar yapılarak büyük bir çoşkuyla anılır..Keşke hayatta olması mümkün olsa….:(( Ya da başka şeyler……
What Keeps You Alive filmine yorum yazdı:
KARGALARIN GÜCÜ ADINA..Evli bir çift olan Jackie ve Jules şehir yaşamından uzaklaşıp muhteşem Kanada ormanları içindeki şirin bir kulübede zaman geçirmeye başlar.. Belli bir yere kadar olaylar olağan ilerler ta ki Jackie’nin ani karakter değişimi yaşanana dek.. Öncelikle ne tür evlilik olursa olsun çiftlerden birinin diğerine zarar vermesi veya yaşamına son vermesi kabul edilemez, filmde bunun işlenmiş olması rahatsız verici bir durumdu evet ama bu, sonrasında yasal bir savunmaya dönüşmesi rahatlatmakla kalmayıp filmi beğenmemi de sağlamıştı kuşkusuz.. Filmdeki bir sahnede Jules karga sesi çıkarıyor ve ‘’Ben bir kargayım’’ diyor, Jackie ise şöyle karşılık veriyor ‘’Ben kartalım, korktun mu?’’bu sahnede kahkaha atmakla kalmayıp, karganın zekası kartalı alt edebilir mesajını da almış oldum :)).. Filmdeki Jackie karakterinin dışında filmin akışı birazcık durağandı ama olsun yine de beğendimi tekrar tekrar söylebilirim..Bazı filmler başlar biter,bir ... DevamıKARGALARIN GÜCÜ ADINA..Evli bir çift olan Jackie ve Jules şehir yaşamından uzaklaşıp muhteşem Kanada ormanları içindeki şirin bir kulübede zaman geçirmeye başlar.. Belli bir yere kadar olaylar olağan ilerler ta ki Jackie’nin ani karakter değişimi yaşanana dek.. Öncelikle ne tür evlilik olursa olsun çiftlerden birinin diğerine zarar vermesi veya yaşamına son vermesi kabul edilemez, filmde bunun işlenmiş olması rahatsız verici bir durumdu evet ama bu, sonrasında yasal bir savunmaya dönüşmesi rahatlatmakla kalmayıp filmi beğenmemi de sağlamıştı kuşkusuz.. Filmdeki bir sahnede Jules karga sesi çıkarıyor ve ‘’Ben bir kargayım’’ diyor, Jackie ise şöyle karşılık veriyor ‘’Ben kartalım, korktun mu?’’bu sahnede kahkaha atmakla kalmayıp, karganın zekası kartalı alt edebilir mesajını da almış oldum :)).. Filmdeki Jackie karakterinin dışında filmin akışı birazcık durağandı ama olsun yine de beğendimi tekrar tekrar söylebilirim..Bazı filmler başlar biter,bir yenisi başlar ve başlayan her filmde aklımdan çok şey geçer ama bir filmde nefes sesine bu kadar sevineceğim aklımdan bile geçmezdi..
Adamlar filmine yorum yazdı:
YA BENİMSİN YA DA VİCDAN AZABIN OLURUM…Film, bir kadının(Harper) eşinden(James) ayrılma kararı aldıktan sonra eşinin(James) intihar etmesi üzerine yaşadığı psikolojik değişimi ve suçluluk duygusunu gözler önüne seriyordu sermesine ama bu bana hiç inandırıcı gelmediği gibi mantık dışı geldi ayrıca.. Hepimizin çevresinde ayrılık kararı sonucu bir erkeğin, eşinin veya sevgilisinin yaşamına rahatlıkla son verebildiğine sahit oluyoruzdur ve o insanların değil psikolojik değişim,suçluluk duygusu bile yaşadıklarını zannetmiyorum!.. Belki de filmdeki bu sahne, erkek çok kutsadığı soyunu devam ettirebilmek için evlendiğini, bir ayrılık olduğunda soyunun da bir nevi kurumuş olacağından ötürü intihar etmesi onu simgeliyor olabilir.. Ne olursa olsun filmdeki karakterlerden Harper’ın davranışları beni çok rahatsız etti özellikle de eşinin intiharından dolayı suçluluk duygusu hissettiği anlar..Başka bir sahnede çıplak bir erkeğin Harper’ı takip ettiğini görüyoruz ama Harper onu taciz etmiyor burada ... DevamıYA BENİMSİN YA DA VİCDAN AZABIN OLURUM…Film, bir kadının(Harper) eşinden(James) ayrılma kararı aldıktan sonra eşinin(James) intihar etmesi üzerine yaşadığı psikolojik değişimi ve suçluluk duygusunu gözler önüne seriyordu sermesine ama bu bana hiç inandırıcı gelmediği gibi mantık dışı geldi ayrıca.. Hepimizin çevresinde ayrılık kararı sonucu bir erkeğin, eşinin veya sevgilisinin yaşamına rahatlıkla son verebildiğine sahit oluyoruzdur ve o insanların değil psikolojik değişim,suçluluk duygusu bile yaşadıklarını zannetmiyorum!.. Belki de filmdeki bu sahne, erkek çok kutsadığı soyunu devam ettirebilmek için evlendiğini, bir ayrılık olduğunda soyunun da bir nevi kurumuş olacağından ötürü intihar etmesi onu simgeliyor olabilir.. Ne olursa olsun filmdeki karakterlerden Harper’ın davranışları beni çok rahatsız etti özellikle de eşinin intiharından dolayı suçluluk duygusu hissettiği anlar..Başka bir sahnede çıplak bir erkeğin Harper’ı takip ettiğini görüyoruz ama Harper onu taciz etmiyor burada da sanki, eğer çıplak bir kadın bir erkeği takip etseydi erkek çıplak kadını taciz edermiydi? Sorusu, cevabını bildiğim acı bir gerçeği hatırlatıyordu..Film bazı sahneleriyle Harper’ın bir cinsel kimlik arayışında olduğunu(tabi bu psikolojik değişimlere bağlanılarak sunulmuştu) ve bunun boşuna olduğunu gösteren saçma sapan sembollerle dolup taşıyordu canınız cehenneme! keşke aynı şeyi kimlik arayışında olan erkekler için de yapabilseydiniz.. Ayrıca Harper’ın arkadaşı Riley, Harper’ın psikolojik değişimleri olduğunu biliyordu ve bir doktora danışma gereği bile duymadı yazık!.. Filmin sonunda Riley Harper’ın yanına geliyor bu iyi haber ama kötü haber umarım Harper’ın anlık psikolojik değişimleri geçmiştir yoksa sonu trajik.. Kimi filmler vardır Edvard Munch çığlık tablosunda olduğu gibi çığlık atarak, kimi filmler vardır nü sanatını sergileyerek, kimi filmler vardır sonu gelir ve biter ama beyinlerde yeniden başlar bu film ise bunların hepsini içeriyor.
The Night House filmine yorum yazdı:
ASIL KORKUTUCU OLAN ŞEY HİÇLİĞİN GERÇEK OLMASI DEĞİL Mİ?.. Korku kategorisinde yer almasından ötürü Rebecca Hall(Beth) dışında şuan bu filmi yerden yere vurmalıydım ama sürekli aynı şeyi yapmaktan çok sıkıldım(beni takip eden biriyseniz bir açıklama yapmak istedim hepsi bu)..Beth eşini(Owen) kaybettikten sonra çaresizliğe düşmüş ve bir arayışa girmiş..Dünyanın en kötü şeyleri sırasında kaçıncı sıradadır bilmem ama bu filme göre birilerinin yaşamına son vermek aldatılmaktan daha az kötüydü ama yinede Beth’e üzüldüm o Owen’ı tanımaya ve anlamlandırmaya çalışıyordu fakat sonunda fark etti ki tanımaya,anlamlandırmaya çalıştığı şey Owen değildi hiçlikti.. Aldatılma hissi iğrenç bir şey evet ama filmi izlerken keşke Beth aldatılsaydı dedim kendi kendime böylelikle anlamını bilmediği ve tanımadığı hiçliği terk edebilirdi belki mutlu olabilirdi ya da filmde açık bir şekilde gösterilmese de Owen’ın Beth’i tekrar diriltmesi karşılığında ruhunu hiçliğe sattığı gerçeğini öğrenmezdi(En acı veren şe ... DevamıASIL KORKUTUCU OLAN ŞEY HİÇLİĞİN GERÇEK OLMASI DEĞİL Mİ?.. Korku kategorisinde yer almasından ötürü Rebecca Hall(Beth) dışında şuan bu filmi yerden yere vurmalıydım ama sürekli aynı şeyi yapmaktan çok sıkıldım(beni takip eden biriyseniz bir açıklama yapmak istedim hepsi bu)..Beth eşini(Owen) kaybettikten sonra çaresizliğe düşmüş ve bir arayışa girmiş..Dünyanın en kötü şeyleri sırasında kaçıncı sıradadır bilmem ama bu filme göre birilerinin yaşamına son vermek aldatılmaktan daha az kötüydü ama yinede Beth’e üzüldüm o Owen’ı tanımaya ve anlamlandırmaya çalışıyordu fakat sonunda fark etti ki tanımaya,anlamlandırmaya çalıştığı şey Owen değildi hiçlikti.. Aldatılma hissi iğrenç bir şey evet ama filmi izlerken keşke Beth aldatılsaydı dedim kendi kendime böylelikle anlamını bilmediği ve tanımadığı hiçliği terk edebilirdi belki mutlu olabilirdi ya da filmde açık bir şekilde gösterilmese de Owen’ın Beth’i tekrar diriltmesi karşılığında ruhunu hiçliğe sattığı gerçeğini öğrenmezdi(En acı veren şeyde buydu)..Hiçliği görebilirsiniz ama onu anlamlandıramazsınız tıpkı bu film gibi..
Umma filmine yorum yazdı:
KİM KİME DUM DUMA, BU DA UMMA.. Hurafelere inandırılıp onlarla büyütülenlerin bir gün ebeveyn olmak isteyeceği kimsenin mi aklına gelmez?(belki de aklı olmayanlar için vardır hurafeler bırakın inansınlar bırakın görsünler) Tanrım..Ben *** gibi bir hayat yaşamış olabilirim ama çocuğum ve onun çocukları asla benim yaşadığım o *** hayatı yaşamayacak denilerek Kore’den fırsatlar ülkesi(ya da rüyalar ülkesi) Amerika’ya yapılan göçün aslında asıl mesele göç değil sen anlamadın mı dedirten bir film korku değil olsa olsa dram/trajedi olur benim gözümde ,Neden mi? (okumaya devam et)..Filmin açılış sahnesi o kadar iyiydi ki geliyor gelmekte olan yaslan arkana keyfine bak diye düşündüğümü hatırlıyorum ama hayır hayır bu bir aldatmacaydı.. Filmde bir anne(Amanda) ve kızının(Chris) ilişkisine(belki de en korkuncu da budur, o yüzden korku kategorisindedir) ve aynı zamanda kuşaklar boyu gelen saçma sapan hurafe hayata tanıklık oluyoruz fakat bu ilişki teknolojiden ve sosyallikten uzaktı abartmıyorum. ... DevamıKİM KİME DUM DUMA, BU DA UMMA.. Hurafelere inandırılıp onlarla büyütülenlerin bir gün ebeveyn olmak isteyeceği kimsenin mi aklına gelmez?(belki de aklı olmayanlar için vardır hurafeler bırakın inansınlar bırakın görsünler) Tanrım..Ben *** gibi bir hayat yaşamış olabilirim ama çocuğum ve onun çocukları asla benim yaşadığım o *** hayatı yaşamayacak denilerek Kore’den fırsatlar ülkesi(ya da rüyalar ülkesi) Amerika’ya yapılan göçün aslında asıl mesele göç değil sen anlamadın mı dedirten bir film korku değil olsa olsa dram/trajedi olur benim gözümde ,Neden mi? (okumaya devam et)..Filmin açılış sahnesi o kadar iyiydi ki geliyor gelmekte olan yaslan arkana keyfine bak diye düşündüğümü hatırlıyorum ama hayır hayır bu bir aldatmacaydı.. Filmde bir anne(Amanda) ve kızının(Chris) ilişkisine(belki de en korkuncu da budur, o yüzden korku kategorisindedir) ve aynı zamanda kuşaklar boyu gelen saçma sapan hurafe hayata tanıklık oluyoruz fakat bu ilişki teknolojiden ve sosyallikten uzaktı abartmıyorum.. Bilge bir insan tanıdım ve o hep şunu derdi ‘’Her insan yaşadığı sürece vermek isteyeceği mesajlar vardır’’..Bu filmin ki ise yalnız ölmekten korkularak ve çeşitli hurafelere inanarak ebeveyn olanların unuttuğu bir şeyi hatırlatıyordu.. Dünyaya gelme kararı bir çocuğun elinde değil ve dünya hiç de iyi bir yer sayılmaz(bunu biliyorsunuz) kötü insanların varlığını aklınızdan silmediğiniz sürece.. Onları baskılamanız ve istedikleri hayatı kendilerinin şekillendirmesine izin vermediğiniz sürece sizden bir farklı olmayacak ve belki de sizin yaşadığınız sıkıntıların *** aynısı yaşayacaktır(bunu da bildiğinizi zannediyorum) o zaman onlara kişisel bir eşyanız gibi davranmayı bırakın hemen!! Benim bildiğim daha doğrusu sevdiğim korku filmi frekansı yüksek, soluk soluğa tabiri caizse izleyeni oturduğu şeye yapıştıran(benimki yataktı ama yastığa yapıştırdı ve uyumamak için kendimi zor alıkoydum) ve sonunda ise adeta bir tokat hissi veren bir şey, bu izlediğim şey ise bundan çok uzak bir şey..Amanda’nın annesinin bana göre daha önce hiç görmediğim şeytandan farkı yoktu(belki bu da hurafedir, ya da görmüş de olabilirim ama yüzünü tarif edemiyorum maskeliydiler) ama sonunda Amanda onun gibi olmadı ve onurlu davrandı..Bu filmi izlerken annemle olan bir anım aklıma geldi, 8 yaşındaydım dışarıda bulutlar bir birbirleriyle çarpışıyordu ve geceyi gündüze çeviriyordu adeta, çok korkmuştum annemin yanına gittiğimde bana şöyle bir tepki vermişti’’ Yat zıbar yarın erken kalkacağız’’..O zamanlar bunun ne demek olduğunu anlamamıştım ama şuan bu bana çok komik geliyor:))..Nasıl hatırlayacağımı bilmiyordum ama bu çok komikti ve evet bunu bana hatırlatan şey Korku/Doğaüstü türünde olan UMMA filmiydi gerisini siz biraz düşünmelisiniz…Film vardır iyidir ve övgüyü hak ediyordur, film vardır ona çok fazla kredi verilmiştir işte o film tam da bu film…
Bu film 2014'te Panama'da yürüyüş esnasında Kris Kremers ve Lisanne Froon’un yaşadığı vahşeti hatırlattı bana..O dönemde, bunun vahşi bir hayvan tarafından yapıldığı öne sürülmüştü ama gerek kızların aileleri,yakınları ve sosyal medya aracılığı ile bu olayı duyanlar bunun vahşi bir hayvan tarafından yapılmadığına inanıyorlardı.. Ben de o inananlardan biriydim, onlar bu filmdeki gibi hasta bir insansı tarafından katledilmişti..
Filmin yönetmeni Chris Nash bu olaydan etkilenmiş olmalı..