17 yıl önce
Öldüren Sis filmine yorum yazdı:
Toprak Altında filmine yorum yazdı:
Tek mekan filmleri izlemiştik de hiç bu kadar küçük mekanda olanına rast gelmemiştik. Tüm film daracık bir tabutun içinde geçiyor. Sırf bu deneysel girişimin sonuçlarını görmek için bile izlenir ki film zaten vasatın üstünde seyrediyor. Yaklaşık 90 dk olan süresini doldurmakta biraz sıkıntı çekse de mekan kullanımı ve verdiği mesajlar ile izlenmeyi - en azından türün meraklıları için- hak ediyor.
Ustura filmine yorum yazdı:
tam beklediğim gibi. yaratıcı, cool ve aşırı. türü sevenlerin yüreklerini hoplatacak. gördüğüm en yaratıcı gore sahnelerinden biri mevcut. kadınlar çok güzel. daha ne olsun :)
Ölümcül Deney 4: Ölümden Sonra filmine yorum yazdı:
Ülkemizde sanırım imax değil de expand/real 3D olarak gösterime girmiş. Eğer seçme imkanınız varsa kesinlikle 2 boyutlusuna gitmenizi tavsiye ederim. Filmdeki 3D olayı çok gereksiz ve boşuna işkence çekersiniz o gözlüklerle.
Gece Nöbeti filmine yorum yazdı:
Aslında filmi uzun uzun anlatmak, övmek isterim, ama şimdilik diyebileceğim: Rusya'dan çıkıp gelmiş tür kırması bir başyapıt. Yaratıcı, sarsıcı, zevk sahibi.
Persepolis filmine yorum yazdı:
Tarzı, verdiği mesajlar, mizah anlayışı gayet hoş.
Eleştirilecek kısmı şu olabilir: Filmde ara ara ve filmin sonunda göze soka soka yapılan Fransa=Özgürlük söylemi. Fransız yapımı olmasına bağlıyorum.
Gökyüzü Savaşçıları filmine yorum yazdı:
Tutunamayanların Hikayesi
Son zamanlarda izlediğim en ilgi çekici, kendine has filmlerden birisi de şüphesiz ki, "Gökyüzü Savaşçıları" (Sukai Kurora, The Sky Crawlers) isimli anime idi. Anime dünyasının saygı duyulan isimlerinden biri olan yönetmen Mamoru Oshii tarafından, Hiroshi Mori'nin aynı isimli ünlü romanından uyarlanan 2008 yapımı film, 2009 !f Film Festivalinde Türkiye'ye de uğramıştı. İzleyici ile buluştuğundan beridir tartışılan ve genelde iyi eleştiriler alan Gökyüzü Savaşçıları, farklı birçok temayı oldukça minimalist ve ağırbaşlı biçimde, ve sessizce deşerek ele alıyor. Yıllar boyu kendine has bir üslup tutturarak başkasının değil, kendisinin istediği işleri gerçekleştiren yönetmen, bu filminde de kafasına taktığı belli başlı konuları devamlı kurcalamaktan çekinmiyor.
Mamoru Oshii, anime severlerin hiç de yabancı olmadıkları bir isim aslında. Dünyayı yerinden oynatan, kendisinden sonraki onlarca filmi etkileyen Matrix serisine il ... DevamıTutunamayanların Hikayesi
Son zamanlarda izlediğim en ilgi çekici, kendine has filmlerden birisi de şüphesiz ki, "Gökyüzü Savaşçıları" (Sukai Kurora, The Sky Crawlers) isimli anime idi. Anime dünyasının saygı duyulan isimlerinden biri olan yönetmen Mamoru Oshii tarafından, Hiroshi Mori'nin aynı isimli ünlü romanından uyarlanan 2008 yapımı film, 2009 !f Film Festivalinde Türkiye'ye de uğramıştı. İzleyici ile buluştuğundan beridir tartışılan ve genelde iyi eleştiriler alan Gökyüzü Savaşçıları, farklı birçok temayı oldukça minimalist ve ağırbaşlı biçimde, ve sessizce deşerek ele alıyor. Yıllar boyu kendine has bir üslup tutturarak başkasının değil, kendisinin istediği işleri gerçekleştiren yönetmen, bu filminde de kafasına taktığı belli başlı konuları devamlı kurcalamaktan çekinmiyor.
Mamoru Oshii, anime severlerin hiç de yabancı olmadıkları bir isim aslında. Dünyayı yerinden oynatan, kendisinden sonraki onlarca filmi etkileyen Matrix serisine ilham veren Ghost in the Shell (1995) ve Ghost in the Shell 2 (2004) isimli anime başyapıtlarının altında Oshii'nin imzası vardı. GitS'nin yönetmenin bu eserindeki izlerinden de bahsedeceğiz. Ayrıca yine pek çok fanatikleri bulunan ünlü anime serisi Blood: The Last Vampire'da da yapımcı olarak bizleri selamlamakta kendisi. Diğer filmleri arasında Patlabor: The Movie (1993), Avalon (2001) ve yine !f Film Festivalinde gösterilen Tachigui: Yemek Kuyruğundakilerin Acayip Öykülerini (2006) sayabiliriz.
Film, bir grup savaş pilotunun hikayesini bize aktarıyor. Ancak film boyunca hikaye asla önümüze hazır sunulmuyor. Zamanı, mekanı, neler olup bittiğini hep minik sohbetler esnasında küçük parçalar halinde kapıyoruz. Örneğin, baş karakterimiz Yuichi'nin hiç büyümeyen, Kildren denen bir ırka mensup olduğunu ve sonsuza kadar yaşayabileceğini adım adım öğreniyoruz. Aynı anlatım Jinrohun hikayesi için de geçerli. Tahminim, bir Hollywood filminde olsa, tüm bu bilgiler bir anda sunulup seyirciye önce içinde bulunulan evreni tanıtma çabasına girerler, keşfedilecek şeyleri bir çırpıda harcayıverirlerdi. Oysa böyle bir anlatım şeklinde, bile isteye çok az bilgiyle başlayıp durmadan tahminler yürütmemiz isteniyor adeta. Filmin başlarında bir hanımefendinin gelip Yuichi'ye "Biz sizi tutuyoruz." demesi anlamsız gelirken daha sonradan savaşan iki rakip şirketin olduğunu öğrendiğimizde insanların "takım tutar gibi" savaş şirketlerini tuttuğunu dehşet içinde öğreniyoruz. Tabi "savaş şirketi" olgusu apayrı bir dehşet unsuru burada. İşleri sadece savaşmak olan iki rakip şirket bulunuyor. Yine filmin daha da ilerisinde, bir sohbet esnasında, savaşın neden yapıldığını da öğreniyoruz. Film bu noktada, savaşmanın "barışın devamlılığı" için elzem olduğunu söyleyerek 1984'e göz kırpıyor adeta. Ne de olsa bu savaşın da bir başı yok, sonu da olmayacak.
İnsanların takım tutar gibi savaş şirketi tutması, şirketler savaşır ve askerler ölürken insanların tüm bunların varlığını bildiği halde bunlardan had safhada izole yaşaması, askeri üslere turist gezileri (!) düzenlenmesi, hepsi yaratılan distopik atmosferi destekleyen unsurlar olarak akılda kalıyor.
Filmin ipucu verirken oldukça cimri davrandığı zaman konusunda da tahminlerde bulunmamıza yardım eden bazı detaylar mevcut. Özellikle uçakların tipi, yapısı, kullandığı silahlar ve askerlerin kıyafet tarzları sanki birer 2. Dünya Savaşı alegorisi. Ancak genel itibarıyla, özellikle şehir görüntüleri yardımıyla filmin yakın gelecekte geçtiğini söyleyebiliriz.
Göklerde geçen bu hikayede, felsefi zemin hazırlanınca soru işaretleri de oluşmaya başlıyor. Filmin, neredeyse tüm varlığını üstüne kurarak, bize ısrarla sorduğu soru şu: Bu hayat sahte mi? Yaşadıklarımız ne kadar gerçek? Bizi hayata bağlayan ne? İşte bu sorularla Oshii, daha önce Ghost in the Shell'de bize sunduğu sahte yaşam, gerçekliğe ulaşma gibi konularla da doğrudan bir bağlantı kuruyor. Oradaki sanal gerçeklik burada sanal savaşlar olarak vücut bulmuş. Yine GitS'den beslenen Matrix'in dördüncü ayağı diyebileceğimiz Animatrix dizisinde de sık sık bu konulara vurgu yapıldığını fark ediyoruz. Örneğin Animatrix'in bir bölümünde sahteyi hisseden" ve gerçeği arayan, sonunda kendini binanın tepesinden atarak "uyanan" genç ile Gökyüzü Savaşçıları'ndaki pilotların arasında aslında hiç bir fark olmadığı dikkatli gözlerden kaçmayacaktır. (Bu arada Animatrix'in bir bölümünü yöneten Shinichiro Watanabe'nin Cowboy Bebop serisinde Spike Spiegel gibi bir başka arayış içinde olan karakteri yaratan kişi olması da tesadüf olmasa gerek.) Kısacası, varoluşu sorgulayan karakter ve hikayelerle dolu bu dünyaya, usta Oshii bir bebek daha getirmiş bu filmiyle.
Gökyüzü Savaşçıları'nda, film boyunca tanıştığımız karakterlere bakınca onların bir türlü hayata tutunamadıklarını hissediyoruz. Filmin ilk yarısının sıradan işlerle, rutinlere sarılı olarak geçmesi, aslında karakterlerin iç dünyası hakkında derin ipucuları veriyor. Ve bu karakterlerden bazısı sorgulamadan, ancak bir şeylerin eksik olduğunu hissederek yaşarken, bazısı da, belki neye olduğunu bile bilmeden açıkça isyan ediyor. (Bu açıdan bakınca filmin karakterlerinin Oğuz Atay'ın büyük romanı Tutunamayanlar'ın karakterleri ile şaşırtıcı benzerlikler taşıdığını görmek oldukça ilginç doğrusu.)
Filmde alışılmışın dışında bir animasyon tekniği görüyoruz. Özellikle manzara ve uçak sahnelerindeki süper-gerçekçi görüntüler çok etkileyici. Bu gerçek görüntüler ile iç içe geçen klasik anime çizimleri genelde rahatsız etmese de yer yer filmin genel dokusuna uyuşmayıp sırıttığı da oluyor. Ancak, yönetmenin özellikle bunu arzuladığı belli, zira uçakların gökyüzünde dans ettiği her sahne birer görsel şölen olup çıkıyor.
Filmin müziklerine de değinmeden olmaz. Böylesine naif bir filme yakışır hoş melodiler eşlik ediyor bize film boyunca. Müziklerde, Ghost in the Shell, Patlabor ve Death Note gibi bir çok kalburüstü animenin müziklerini de yapan Kenji Kawainin imzası bulunuyor.
Gökyüzü Savaşçıları bir arayış filmi. Sıkıştığı kabuğundan kurtulmaya çalışan bir avuç insanın hikayesi. Yucihi ve Kusanaginin, ve elbette diğerlerinin bu derinden derine melankoli dolu hikayesini özellikle Uzakdoğu sinemasına aşina olan sinemaseverlerin ilgiyle seyredeceklerini düşünüyorum.
Sinemayla kalın efendim.
Başka Dilde Aşk filmine yorum yazdı:
Sosyal bir mesaj verme kaygısıyla yola çıkıp bunu izleyicinin kafasına kakmadan, didaktik olmadan, usulca verebilen bir film olmasıyla oldukça beğendim filmi. Oyuncular, özellikle Mert Fırat çok iyiydi. Hem çağrı merkezi çalışanlarının hem de işitme engellilerin sorunlarına bu denli başarılı, naif değinişi takdire şayan.
Ah biraz daha şiirsel, karakter bazında derinleşebilen bir film olsaydı tam olacakmış.
Uzayda Dehşet filmine yorum yazdı:
Türün sevenlerini oldukça memnun edecek bir çalışma olmuş. Bilimkurgu filmleri arşivime zevkle ekledim.
!--SPOILER--!!--SPOILER--!!--SPOILER--!
Allah'a emanet olun, yolunuz açık olsun!
!--SPOILER--!!--SPOILER--!!--SPOILER--!
Maç Sayısı filmine yorum yazdı:
İbret alarak izledim filmi ve en azından ne yapmamam gerektiği konusunda fikir sahibiyim :)
Sonuç: Gayet güzel film. İzleyiniz efendim.
Dip not: Buram buram Dostoyevski!..
Beklediğimden çok daha sağlam, klişelere kapılmadan, özgünlüğünü koruyarak, hikayede odaklanması gereken noktalara odaklanarak bir film kotarmış yönetmen.
!--SPOILER--!!--SPOILER--!!--SPOILER--!
Olması gerektiği gibi bir canavar filmi. Anlamsız/gereksiz yaratık atraksiyonları yok. Ama ortaya çıktıklarında da son derece korkutuyorlar. Koleksiyonuma zevkle ekliyorum.
!--SPOILER--!!--SPOILER--!!--SPOILER--!