5 yıl önce
Nasipse Adayız filmine yorum yazdı:
Bir gün Ercan Kesal’la tanışırsam kendisine makas hediye edeceğim.
Nasipse Adayız filmine yorum yazdı:
Bir gün Ercan Kesal’la tanışırsam kendisine makas hediye edeceğim.
Namus Uğruna filmine yorum yazdı:
70’li yıllara kadar türk sinemasının kanayan yarası olan overexposing sorununu aşmış, güzel görüntüler yakalamış; bunları da yaratıcı şekilde, bir iki aksayan geçiş hariç, çok düzgün kurgulamışlar. Teknik açıdan gayet iyi film. Eşref Kolçak’ın canlandırdığı karakter filmin açılışından itibaren seyirciyi kendine bağlıyor. Voice over ve normal diyalog arası geçişleri başarılı şekilde kullanmışlar. Dedikodu-Mahalle Baskısı iyi serimlenmiş. Ancak bir yandan da Yeşilçam klişesi fakir ama gururlu karakterlerin prototipini görüyoruz. Bir aldatma filmi, erkek odağından akan hikaye: Aynı film bugün çekilse ne tepki alır acaba? Bu anlamda değişen toplumsal değerleri görmek için de iyi bir örnek. Yalnız sınıf çatışmasını bahane edip kadın cinayetini meşru gösterme hilesi, dönemin toplum gerçekçi/protest gözüken filmlerinin aslında aşırı problematik olan dimağlarına açılan bir pencere resmen.
Ham on Rye filmine yorum yazdı:
ambient film. arkadaşlarla sohbet ederken arkada ses olsun görüntü dönsün diye açılabilir.
Gümüş Küre filmine yorum yazdı:
david lynch filmlerinden daha komplike ve içinden çıkılması güç bir film. Kesinlikle çok özgün; kostüm tasarımları, mekan tasarımları, sinematografisi, oyunculukları muazzam. İnternette bulması çok güç olduğu için bir amme hizmeti yapıp buraya izlemek için link bırakıyorum: http://exmilitai.re/film son olarak da filmden unutulmaz bir replik: ’’Hope is the faith in materializing the form with oneself groping in the dark.’’
Tuhaf Günler filmine yorum yazdı:
Mükemmel bir film, nasıl bu kadar underrated kaldığına şaşıyorum doğrusu. Cyberpunk atmosferi bir yana, polis şiddeti ve ırkçılık gerçeğine getirdiği yorumuyla da Hollywood’un yüz akı.
Yıldızlara Doğru filmine yorum yazdı:
eklektik bir high-consept film olmuş. Seyrederken pek çok sahnede, daha önce başka filmlerde izlediğim hissine kapıldım. dini propragandaya diğer yorumlarda değinilmiş, brad pitt'in kolundaki kolundan daha kalın amerikan bayrağı çıkartması da ayrı bir detaydı. Mesajı muhafazarlğa dayanan bir film. Aslında ABD'de her sene benzerleri çekilen 2. sınıf bilim-kurgulardan pek bir farkı yok. Buna rağmen kullandıkları görsel dil ile giriş ve gelişmede tansiyonu biriktirmeyi çok iyi başardılar. Malesef sonuç kısmı beklenen etkiyi veremedi. Ya babası söz konusu olunca hayatında hiç nabzı yükselmemiş olmasına rağmen çıldıran adam, babasını kanlı canlı gördüğünde nasıl o kadar soğukkanlı kaldı? O konuşma nasıl öyle ruhsuzca 9 kat aşağıdan yapılır? Karşımıza kötü karakter olarak çıkarılan bu adamın neden sağlam bir motivasyonu olmaz? Asıl oğlanımız nasıl hiç tereddüte düşmeden vazife bilinciyle hareket eder?70 yaşında astronot mu olur? ve babam böyle pasta y ... Devamıeklektik bir high-consept film olmuş. Seyrederken pek çok sahnede, daha önce başka filmlerde izlediğim hissine kapıldım. dini propragandaya diğer yorumlarda değinilmiş, brad pitt'in kolundaki kolundan daha kalın amerikan bayrağı çıkartması da ayrı bir detaydı. Mesajı muhafazarlğa dayanan bir film. Aslında ABD'de her sene benzerleri çekilen 2. sınıf bilim-kurgulardan pek bir farkı yok. Buna rağmen kullandıkları görsel dil ile giriş ve gelişmede tansiyonu biriktirmeyi çok iyi başardılar. Malesef sonuç kısmı beklenen etkiyi veremedi. Ya babası söz konusu olunca hayatında hiç nabzı yükselmemiş olmasına rağmen çıldıran adam, babasını kanlı canlı gördüğünde nasıl o kadar soğukkanlı kaldı? O konuşma nasıl öyle ruhsuzca 9 kat aşağıdan yapılır? Karşımıza kötü karakter olarak çıkarılan bu adamın neden sağlam bir motivasyonu olmaz? Asıl oğlanımız nasıl hiç tereddüte düşmeden vazife bilinciyle hareket eder?70 yaşında astronot mu olur? ve babam böyle pasta yapmayı nereden öğrendi?!?!?!?!?!?
Organize İşler : Sazan Sarmalı filmine yorum yazdı:
ara malzemelerle kotarılmaya çalışılan eklektik ve grotesk bir senaryo. Biraz dolandırıcılık koyayım, biraz gereksiz duygusallık (ki yapıştır gitsin ev kadınları bayılır böyle yükselmelere), make upları öyle bir patlatayım ki saçımın kundura boyası shine bright like a diamond, stylingler desen hak getire karikatürize tıpkı hiçbir inandırıcılığı olmayan altı boş karakterler gibi (hele ki o fransız komedilerinden çalıntı damat tiplemesi...), ya art directing? Filmin senaryosunun ana mantığı gibi her şeyi dolduralım belki güzel olur kafasıyla abartılı donatılmış mekanlar ve tezgahtar kızın ultra lüks ev bahçesi... Filmde işlevi olan, olay akışını ilerleten tek bir diyalog gören oldu mu? Ata Demirer'li flashback ne alakaydı, film akışına neden böyle gereksiz bir sahne eklenmiş? Komedi filmi ve tek bir keyifli diyalog yok, adeta bir facia gibi 15 dakikadan sonra iç çektirmeye başlıyor. Dur dur arada şiir de okuyalım, dur gönderme de yapalım, dur patlayan sarı ışıklarla güzel plan da yakalam ... Devamıara malzemelerle kotarılmaya çalışılan eklektik ve grotesk bir senaryo. Biraz dolandırıcılık koyayım, biraz gereksiz duygusallık (ki yapıştır gitsin ev kadınları bayılır böyle yükselmelere), make upları öyle bir patlatayım ki saçımın kundura boyası shine bright like a diamond, stylingler desen hak getire karikatürize tıpkı hiçbir inandırıcılığı olmayan altı boş karakterler gibi (hele ki o fransız komedilerinden çalıntı damat tiplemesi...), ya art directing? Filmin senaryosunun ana mantığı gibi her şeyi dolduralım belki güzel olur kafasıyla abartılı donatılmış mekanlar ve tezgahtar kızın ultra lüks ev bahçesi... Filmde işlevi olan, olay akışını ilerleten tek bir diyalog gören oldu mu? Ata Demirer'li flashback ne alakaydı, film akışına neden böyle gereksiz bir sahne eklenmiş? Komedi filmi ve tek bir keyifli diyalog yok, adeta bir facia gibi 15 dakikadan sonra iç çektirmeye başlıyor. Dur dur arada şiir de okuyalım, dur gönderme de yapalım, dur patlayan sarı ışıklarla güzel plan da yakalamaya çalışalım ama aynı sahnenin yakın planları soğuk mavi olsun ki seyircileri sinemamızla sürreal ve absürd yolculuklara çıkaralım, onu da koyulalım, bunu da ekleyelim ve sonuç çingene bohçası gibi film. İlk filmdeki samimiyeti kaybetmiş, tekrara düşmüş vasat altı bir film olmuş. Filmin genel bir akışı yok, ek malzemelerle şişirilmiş. Yine de ünlü oyuncular ve ilk filmin ekmeğini yiyerek iyi gişe yaptı. Müthiş bir ticari başarı, tebrikler Yılmaz Erdoğan...