14 yıl önce
Kış Işığı filmine yorum yazdı:
Lütfen Beni Öldürme filmine yorum yazdı:
Sonu değiştirilmemeliydi! Yine de izlenebilir bir film...
Bazıları Sıcak Sever filmine yorum yazdı:
Filmin final repliği "nobody is perfect" . İzlenmeli :)
Delik filmine yorum yazdı:
Kendimi kaptırdığım nadir filmlerdendir. İnsan izlerken hiç mi sıkılmaz? Tek kelimeyle mükemmeldi.
Yüzyüze filmine yorum yazdı:
- Duygusal olarak yaşamının sonuna kadar çöküntü yaşamanın duyguların, sürekli olarak etrafında olmasının ve seni boğmasının ve dediklerini kimsenin anlamadığı bir çocuk olmanın nasıl olduğunu bilir misin?
- Bilmem. İnananlar için bir formül vardır.
- Ne demek istiyorsun?
- Bu formülü ezberledim.
- Bana da verebilir misin?
- Gerçek olduğumu hissetmem için birinin bana ulaşmasını bekliyordum. Gerçek olup, bunu tekrarlamak istiyordum.
- "Gerçek" demekle neyi kastediyorsun?
- Bir insanın çıkardığı sesi duymak ve bu sesin sahibinin en az o ses kadar güzel olduğunu bilmek. Birinin dudaklarına dokunmak ve saniyenin binde biri kadar sürede dudakların birine ait olduğunu bilmek.
Lanetli Kan filmine yorum yazdı:
Kulaklarım, başkalarının duyamadıklarını duyuyor. İnsanların normalde göremeyeceği ufak ve uzakta olan şeyler bana görünüyor. Bu algılar, ömrüm boyunca duyduğum arzunun meyveleri. Kurtarılma arzusu. Tamamlanma arzusu. Eteğin, dalgalanması için rüzgara ihtiyacı olduğu gibi beni ben yapan da sadece kendime ait şeyler değil. Annemin bluzunun üstüne babamın kemerini takıyorum. Amcamın verdiği ayakkabıları giyiyorum. Bu benim. Çiçeklerin, renklerini seçemediği gibi olmak zorunda bırakıldığımız şeyden de biz sorumlu değiliz. Ancak bunu fark ettiğiniz an özgür kalıyorsunuz. Yetişkin olmak da özgür kalmaktan geçiyor.
http://www.youtube.com/watch?v=jzaVZYg0Fdw
City Island filmine yorum yazdı:
Filmin en ironik kısmı adamın oyuncu olmaktan korkması ama hayatının "oynayarak" geçmesi. İzlenilebilir bir filmdi.
Kazablanka filmine yorum yazdı:
Rick, Casablanca'nın en havalı erkeğidir. Herkes Rick'i ister ama Rick kimseyi istemez. Ama Rick'in bile zaafları vardır. En büyük zaafı da Ilsa'dır. Bir de Sam'in piyanoyla çaldığı hoş nağmeler. Ve tabii ki Paris! Rick, kız ile direnişçiler arasında bir seçim yapmak zorunda kalır. Kızı seçmez. Çünkü o Fransız değildir.
Frankenstein filmine yorum yazdı:
Bu filme korku ya da gerilim filmi demek çok zor. 1931 yılı da sizi şaşırtmasın. Filmde göze batan kusurlar yok.
- Ne demek istiyorsun?
- Fiziksel acıdan bahsediyorum. O kadar da kötü olmamalı. Belki yanlış olabilir ama nacizane şekilde, ben de İsa kadar fiziksel acı çektim. Ve onun işkenceleri daha bile kısaydı. Sanırım toplam dört saat kadar değil mi? Ben onun başka bir şekilde, işkence gördüğünü hissettim. Belki hepsini yanlış anladım. Ama Gethsemane’ı düşünün. İsa’nın öğrencileri uyuyakaldı. Son yemeklerinin anlamını kesinlikle anlamamışlardı. Ve kanunun uşakları gelince, hepsi kaçtılar. Ve Peter onu inkar etti. İsa öğrencilerini üç yıldır tanıyordu. Hep birlikte yaşamışlardı ama ne dediğini hiç anlamadılar. Son adama kadar, onu terk edip gittiler. Ve o yalnız kaldı. Bu çok acı verici olmalı. Kimsenin anlamadığını bilmek. Güvenecek birine ihtiyaç duyarken yalnız bırakılmak... Bu çok acı verici olmalı. Ama daha da kötüsü var. İsa, çarmıha gerildiğinde ve işkence içinde ... Devamı
- Ne demek istiyorsun?
- Fiziksel acıdan bahsediyorum. O kadar da kötü olmamalı. Belki yanlış olabilir ama nacizane şekilde, ben de İsa kadar fiziksel acı çektim. Ve onun işkenceleri daha bile kısaydı. Sanırım toplam dört saat kadar değil mi? Ben onun başka bir şekilde, işkence gördüğünü hissettim. Belki hepsini yanlış anladım. Ama Gethsemane’ı düşünün. İsa’nın öğrencileri uyuyakaldı. Son yemeklerinin anlamını kesinlikle anlamamışlardı. Ve kanunun uşakları gelince, hepsi kaçtılar. Ve Peter onu inkar etti. İsa öğrencilerini üç yıldır tanıyordu. Hep birlikte yaşamışlardı ama ne dediğini hiç anlamadılar. Son adama kadar, onu terk edip gittiler. Ve o yalnız kaldı. Bu çok acı verici olmalı. Kimsenin anlamadığını bilmek. Güvenecek birine ihtiyaç duyarken yalnız bırakılmak... Bu çok acı verici olmalı. Ama daha da kötüsü var. İsa, çarmıha gerildiğinde ve işkence içinde asılıyken "Tanrım, Tanrım!" diye bağırdı. "Neden beni terk ettin?" Bağırabildiği kadar yüksek sesle. Cennetteki Tanrı’nın onu terk ettiğini sandı. Anlattığı her şeyin yalan olduğuna inandı. Ölmesinden hemen önce, İsa şüpheyle doluydu. Bu kesinlikle onun en büyük sınavı olmuştur. Tanrı’nın sessizliği...
Hıristiyanlığın sorgulanması... Varoluşçuluğa bu kadar güzel değinmiş işte.