8 yıl önce
Yedinci Mühür filmine yorum yazdı:
Godard ve Ben filmine yorum yazdı:
Açıkçası ilk başlarda, filmin vizyon tarihinden itibaren izlemek konusunda kararsızdım. Velhasıl bugün bir cesaretle kendimi sinema salonunda buluverdim.
Kamera: Görsellik olarak ve sekansların yarattığı, izleyicinin estetik algısına hitap eden geçişler tam anlamıyla harikuladeydi. Özellikle birkaç sahnede yaratılan kurgu, renk ve negatifliğin müzik ile senkronize bir şekilde değişim göstermesi... Onun dışında filmin görsel niteliği üzerine ekstra olarak, ''bu çok farklıydı'' denilebilecek sahneler yok. Şayet geniş açılar seven izleyici türündenseniz bu beklentiniz karşılanamayabilir.
Senaryo: Bana kalırsa senaryo zekice yazılmış. Akıl dolu, sarkastik sayılabilecek espriler, kurguyla bütünleşmiş kelime eşzamanlılıkları enfesti. Dönemin siyasi diline de hakim bir yazım mevcuttu. Senaryo yönünden hiçbir olumsuzluk beklemiyor izleyiciyi.
Bunların dışında, olumsuz yorumlara katılmayarak, filmin, Godard'ın beşeri aşkı (Anne) ve radikal aşkı (Devrim) arasındaki çaresizliğine yoğunlaştığın ... DevamıAçıkçası ilk başlarda, filmin vizyon tarihinden itibaren izlemek konusunda kararsızdım. Velhasıl bugün bir cesaretle kendimi sinema salonunda buluverdim.
Kamera: Görsellik olarak ve sekansların yarattığı, izleyicinin estetik algısına hitap eden geçişler tam anlamıyla harikuladeydi. Özellikle birkaç sahnede yaratılan kurgu, renk ve negatifliğin müzik ile senkronize bir şekilde değişim göstermesi... Onun dışında filmin görsel niteliği üzerine ekstra olarak, ''bu çok farklıydı'' denilebilecek sahneler yok. Şayet geniş açılar seven izleyici türündenseniz bu beklentiniz karşılanamayabilir.
Senaryo: Bana kalırsa senaryo zekice yazılmış. Akıl dolu, sarkastik sayılabilecek espriler, kurguyla bütünleşmiş kelime eşzamanlılıkları enfesti. Dönemin siyasi diline de hakim bir yazım mevcuttu. Senaryo yönünden hiçbir olumsuzluk beklemiyor izleyiciyi.
Bunların dışında, olumsuz yorumlara katılmayarak, filmin, Godard'ın beşeri aşkı (Anne) ve radikal aşkı (Devrim) arasındaki çaresizliğine yoğunlaştığını hatırlatmak isterim. Kimi izleyici, daha geniş çaplı bir beklentiyle gidiyor filme. Bu bir hata. Godard'ın yalnızca bir dönemine, bence en ateşli dönemine dahil olacaksınız. Bu dönemi, ''Godard'ın kendisini değişmek zorunda hissettiği dönem'' başlığıyla tanımlayabiliriz sanırım.
Sevgisiz filmine yorum yazdı:
İnsan bir şeye sahip olduğu vakit onun için aslında ne hissettiğini tam olarak kavrayamaz. Fakat o ’’şeyi’’ hayatından çıkartıp yerine bir boşluk koyduğunuzda bütün hisler yalansız, berrak bir şekilde gözyaşı ve haykırış olarak somutlaşır. Andrey bir bakıma buna değinmiş. Yan unsurların refakatinde merkeze oturttuğu ’’insanın gizlerini’’ her zamanki gibi enfes bir şekilde aktarmayı başarmış. Harikulade.
Jackie filmine yorum yazdı:
Portman'ın oyunculuğu gerçekten de vizyondan evvel yazılan çizilen tüm yorumları haklı çıkardı. Özellikle, Jacqueline Kennedy'nin konuşma şeklini bedensel hareketlerini ve mimiklerini öylesine gerçek, öylesine hakiki çalışmış ki neredeyseJacqueline oluvermiş. Portman'ın oyunculuğu benden tam not aldı.
Babamın Kanatları filmine yorum yazdı:
Gecikmeli yorum.
Ön gösterimine büyük bir heyecanla gidip son sahnesine değin aynı heyecan ve etkilenişle izledim. Dikkat edin, son sahnesi dahil değil, son sahnesine değin. Zira sonu büyük, devasa, hatta ölçülemeyecek boyuta ulaşan bir boşluktan farksız bir hayal kırıklığı yarattı içimde. Senaryonun tüm o yadsınamaz doğruluğuna, buram buram kokan realizmine uymayan, gerçekle alakasız, lüzumsuz bir romantizmle sonlanması beni ciddi anlamda üzdü. Hatta, filmlerin ardından siyah ekranın sonuna değin kalan ben, ışıkların aydınlanmasıyla salonu terk edip sigara içmek için dışarı çıktım koşaradım.
Kadının o parayı alması gerekmez miydi? Gözleri ağlamaktan kançanağına dönmüş bir halde, elleri ve mimikleri kaskatı olmuşken kahrolarak o parayı alması gerekmez miydi? Bu, gerçek değil mi? Her gün yaşanan ve yaşanacak olan durum bu değil midir?
Yakışmadı... Genel olarak eksiksiz, sonu itibariyle hayal kırıklığı...
Dönüş filmine yorum yazdı:
İnanılmaz, inanılmaz, inanılmaz...
Dün ''Leviathan'' bugün ise Vozvrashcheniye...
Andrey Zvyagintsev'i, sürekli takip edeceğim yönetmenler arasına alıverdim.
Leviathan filmine yorum yazdı:
Öncelikle filmi izlemek için içinizde bulunan dogmatik düşünceleri, tabusal din olgusunu bir kenara bırakmanız gerekiyor. Her ne kadar apaçık ve aleni olmasa da yoğun bir şekilde hissedilen gerçek (!) inanç ve dünyevi eylemlerin çatışması fark edildiğinde oldukça rahatsız edici olabilir sizler adına. Veya şöyle söyleyeyim, dinin gerçekten bir inanç olmaktan çıkıp bir kumanda işlevi görüşüne şahit olmanız yaralayabilir sizi. Çünkü hemen hemen çoğu siyasinin ikinci yüzlerini halktan gizlemek amacıyla dine sığındığını biliyoruz. Bu da tam olarak filmde içten içe mesajlanan ve beni, bir ateist olarak, inanılmaz derecede rahatsız eden hususa dokunuyor.
Bunun dışında, filmler herkeste farklı hisler, başka fikirler uyandırır. Çoklu görüşler çıkartır ortaya. Bende oluşturduğu izlenim ise: istenenler ve bu istenenler üzerine yapabileceklerinin sınırının ne olduğunun bilincindeki iki insanı temele oturtuyor. Gerçeğin farkındalığı ile dönülebilecek yolların hayali arasında kalmışlığı yaşıyor bu ... DevamıÖncelikle filmi izlemek için içinizde bulunan dogmatik düşünceleri, tabusal din olgusunu bir kenara bırakmanız gerekiyor. Her ne kadar apaçık ve aleni olmasa da yoğun bir şekilde hissedilen gerçek (!) inanç ve dünyevi eylemlerin çatışması fark edildiğinde oldukça rahatsız edici olabilir sizler adına. Veya şöyle söyleyeyim, dinin gerçekten bir inanç olmaktan çıkıp bir kumanda işlevi görüşüne şahit olmanız yaralayabilir sizi. Çünkü hemen hemen çoğu siyasinin ikinci yüzlerini halktan gizlemek amacıyla dine sığındığını biliyoruz. Bu da tam olarak filmde içten içe mesajlanan ve beni, bir ateist olarak, inanılmaz derecede rahatsız eden hususa dokunuyor.
Bunun dışında, filmler herkeste farklı hisler, başka fikirler uyandırır. Çoklu görüşler çıkartır ortaya. Bende oluşturduğu izlenim ise: istenenler ve bu istenenler üzerine yapabileceklerinin sınırının ne olduğunun bilincindeki iki insanı temele oturtuyor. Gerçeğin farkındalığı ile dönülebilecek yolların hayali arasında kalmışlığı yaşıyor bu iki insan. Kolya, evini elinde tutmak için yeterince kuvvetli olduğunu düşünüyor, bir yandan da bunu başaramayacağını biliyordur. Ki sözlü olarak da dile getiriyordur bunu bir defa. Lilya ise gitmek ve kalmak arasında debeleniyordur. Karar verme yetisi neredeyse yok olmuştur bu ikilem yüzünden.
Oldukça keyif aldım izlerken. Süresi sizi korkutmasın.
Aşk'a Sor filmine yorum yazdı:
Kitap uyarlamalarına her zaman biraz tereddüt ederek yaklaşırım. Bu, benliğimde istemdışı oluşagelen bir önyargı belki de. Kitap aracılığı ile hayalgücümde canlandırdığım dünyanın beyaz perdeye uyarlanışıyla göreceklerimin yarattığım dünyayı alt üst edeceğinden korktuğum için olabilir. Bilmiyorum. Yine de çoğu uyarlama, izlediğimde bu önyargımın hadsizce olduğunu suratıma bir tokat gibi çarptı zaman zaman. Ancak bu film... Bu film...
Konu bakımından oldukça basit bir kitabı seçmiş olmalarına karşın sundukları malzeme hayli vasat. Kaldı ki senaryoyu günah keçisi bellememek lazım. Oyunculuklar, mekan kurgusu, işleyiş... Tamamı ile Fante'nin Toz'a Sor'unun çok çok altında. Üstelik Toz'a Sor sıradışı, üst düzey bir kitap değilken...
Bergman o dönemin insan yapısını, psikolojisini, inançlarını ve batıllıklarını öylesine başarılı çözümlemiş ki yapılabilecek en zor şeyi, kusursuz bir şekilde senaryo’ya döküp kamera önünde ustalıkla canlandırılmasını sağlamış.
Derinliği olan filmlerin birden fazla izlenmesi, kitapların ise birden fazla okunmasını söylerim hep. Fakat Tarkovski’nin Andrei Rublev’i ile Bergman’ın Seventh Seal’ını bir defadan fazla izlemek yetersizdir. Dört veya beş defa bitirilip üzerine düşünülmeli.