12 yıl önce
Yaşam Şifresi filmine yorum yazdı:
Makas Eller filmine yorum yazdı:
Hadi itiraf edin, elinize makas alıp bağ bahçe yaprak çiçeğe dalasınız gelmedi mi? Evinizin bir köşesine (o kadar büyükse) kurabiye imalat makinalarını kurup öylece izlemek, kalıp adamların ayaklarına kapanmak? Köpeğin kırçıllarını kesmek? Yüzünüze faça atmak?(yok o kadar değil)
Ve dahası? Tadı damakta bıraktı, karakter(ler) ilginç olunca haliyle hayal gücüyle paralel olarak hikaye de oldukça ilginç olmuş.
Kısaca;
Gotik-sempatik-asortik-dramatik-mistik-kozmetik-kestik-biçtik
ve güzel bir replik:
Edward: Kevin, makas-taş-kağıt oynamak ister misin?
Kevin: Hayır!
Edward:Niye?
Kevin:Sıkıcı.Hep kazanmaktan sıkıldım!
Her Şeyin Teorisi filmine yorum yazdı:
Hawking'in hayatı hakkında fazla bir bilgim yoktu, bu takdir edilesi yaşamı çoğu zaman şaşırarak, zaman zaman hüzünle ama tamamen merak içerisinde izledim. Önceden yorumları okuduğumdan, keşifleri ile ilgili fazla ayrıntıya yer verilmeyeceğini biliyordum. Aslında öyle olması daha iyi aksi takdirde izleyiciyi ayrıntılarda ve teknik terimlerde boğarak sıkıntıya sokabilirdi, bu haliyle bile algılamak kolay değildi. Teknik açıdan bence tam dozundaydı.
Eddie'nin oyunculuğu ise gerçekten muhteşem, bu performansın bir üstü Hawking'in kendisinin oynaması olurdu herhalde. Nasıl bir kafayla hazırlanıp da böylesine zor rollere bürünebiliyorlar aklım almıyor, Hawking'in hayatı ilgi çekmiyorsa sırf bu kutsal oyunculuk için izlenir.
Böyle filmleri ayrıca seviyorum (interstellar gibi) insanlarda az merak uyandırıp biraz araştırmaya (google düzeyinde bile kalsa), öğrenmeye teşvik etse kardır. 'Zamanın Kısa Tarihi' ise; olmayanların raflarında yer alacaktır.
Bir Ayrılık filmine yorum yazdı:
Oldukça içten ve bizden bir film çünkü kültürlerin yakınlığı ile bağlantılı. Oyunculuklar ise genel görüşe katılarak çok başarılı. Ben de bazı arkadaşlar gibi dedenin ciddi ciddi Alzheimer olduğunu düşünüyorum, aksi takdirde inanılmayacak bir oyunculuk, müthiş.
Konuya itibariyle de açıkçası hiç beklemediğim noktalara gitti, vakti zamanında Arap memleketlerinden birinde ifade verme konumunda o sandalyede otururken yaşananlar ve filmde 'Şurayı imzala ve git' dediğinde Arapça yazılmış olan birkaç sayfaya anlamadan imza atmam ve gitmem bire bir o duyguyu yine yaşattı, kendi açımdan da çaresizliği. İfade verme odasında teknolojik tek alet 'Kumtel' ısıtıcıydı. Bu sahneleri ibretle izledim, yeri ayrıdır.
Çıkarlar, korkular ve dini baskılar uğruna söylenen yalanların ve davranışların kar topunun yuvarlanışı gibi nasıl büyüyerek çığa dönüştüğüne; Kuran'ın adalet terazisinin bir tablasında nasıl manevi ağırlığıyla durduğuna ayrıca tanık olduk. Filmin sonlarındaki 2 kızın bakışı ise mutsuzluğu, ... DevamıOldukça içten ve bizden bir film çünkü kültürlerin yakınlığı ile bağlantılı. Oyunculuklar ise genel görüşe katılarak çok başarılı. Ben de bazı arkadaşlar gibi dedenin ciddi ciddi Alzheimer olduğunu düşünüyorum, aksi takdirde inanılmayacak bir oyunculuk, müthiş.
Konuya itibariyle de açıkçası hiç beklemediğim noktalara gitti, vakti zamanında Arap memleketlerinden birinde ifade verme konumunda o sandalyede otururken yaşananlar ve filmde 'Şurayı imzala ve git' dediğinde Arapça yazılmış olan birkaç sayfaya anlamadan imza atmam ve gitmem bire bir o duyguyu yine yaşattı, kendi açımdan da çaresizliği. İfade verme odasında teknolojik tek alet 'Kumtel' ısıtıcıydı. Bu sahneleri ibretle izledim, yeri ayrıdır.
Çıkarlar, korkular ve dini baskılar uğruna söylenen yalanların ve davranışların kar topunun yuvarlanışı gibi nasıl büyüyerek çığa dönüştüğüne; Kuran'ın adalet terazisinin bir tablasında nasıl manevi ağırlığıyla durduğuna ayrıca tanık olduk. Filmin sonlarındaki 2 kızın bakışı ise mutsuzluğu, umutsuzluğu içime işletti.
Bu arada kız kimi seçti? Tepki olarak yaşlı bir ebeveyn neden olmasın?
Özetle, İran sinemasıyla tanışmama vesile olup daha sıkı takip etmeme sebep olacak derecede güzel ve duygulu bir film, tavsiye ederim.
Can Dostum filmine yorum yazdı:
Sandalyeye sadece yürüyememek sebebiyle değil tam manasıyla mahkum biri için fiziksel imkansızlıklarından çok duygusal etkileri üzerinde durmuş bir film. Fakat beklediğimden çok daha eğlenceliydi.
Dostluk her zaman güzeldir ama anlamı nedir? Anlam duygusal engelleri de aşabildiğinde görülmekte, her ne kadar negatif kutup olsalar da.
Oyunculuklar ise oldukça iyiydi, Cluzet sadece gözleri ve mimikleri ile bile filmi alıp götürmüş, ikili birlikte tebessüm manyağı yaptılar. İzlenesi/önerilesi bir film.
Takıldığım tek nokta var, 'Can Dostum' . Yani 'Dokunulmazlar' adı çok anlaşılmaz gibi görünse de en azından orjinale sadık kalınmaz mı? Gençler 'Can Dostum' koymak isteselerdi 'ame soeur' veya 'My Dear Friend' derlerdi sanırım. Diğer -Can Dostum- çevirisi için ayrıca bknz. Good Will Hunting
Keskin Nişancı filmine yorum yazdı:
Oscar derken?
En iyi kurgu? Tarihi gerçeklerin tamamen kurgulayan kişinin objectifliğine değil de subjektifliğine bağlı kalarak bol vatanseverlik sosuyla harmanlanmış 'Ramadi Şeytanı' hikayesinin (madem bakış açısı, o zaman 'Legend' değil) aslında aday olmaması garip olurdu, artık işler böyle yürüyor.
En iyi Oyuncu? Tosunum Cooper'ın oyunculuğu aday oluyorsa Mustafa en kral aday olurdu, en azından konuşmayarak da olsa yaşanmış olanları daha iyi anlattı
En iyi film? Propagandanın dibini gördüğü bir yapım için dahası öngörülemezdi. İçerisinde gerçek bir hikaye de varsa tadından yenmez.
Yemişim Oscar'ını, hikaye bunlar; aslında ne ile karşı karşı olduğumuzu bilerek ve isteyerek izledim, bilenerek girdim. Yani bazı gerçekler nasıl çarpıtılır ve sunulur göreyim dedim, haksız çıkarmadı. Elinde onlarca insanın kanı olan birinden 'Efsane' yaratılır, bunu da terörizm kılıfıyla güzelce yutturmaya çalışır.
Legend'ın(!) bir dergiye röportajından: 'İlk olarak o işi yapabileceğinizden emin olam ... DevamıOscar derken?
En iyi kurgu? Tarihi gerçeklerin tamamen kurgulayan kişinin objectifliğine değil de subjektifliğine bağlı kalarak bol vatanseverlik sosuyla harmanlanmış 'Ramadi Şeytanı' hikayesinin (madem bakış açısı, o zaman 'Legend' değil) aslında aday olmaması garip olurdu, artık işler böyle yürüyor.
En iyi Oyuncu? Tosunum Cooper'ın oyunculuğu aday oluyorsa Mustafa en kral aday olurdu, en azından konuşmayarak da olsa yaşanmış olanları daha iyi anlattı
En iyi film? Propagandanın dibini gördüğü bir yapım için dahası öngörülemezdi. İçerisinde gerçek bir hikaye de varsa tadından yenmez.
Yemişim Oscar'ını, hikaye bunlar; aslında ne ile karşı karşı olduğumuzu bilerek ve isteyerek izledim, bilenerek girdim. Yani bazı gerçekler nasıl çarpıtılır ve sunulur göreyim dedim, haksız çıkarmadı. Elinde onlarca insanın kanı olan birinden 'Efsane' yaratılır, bunu da terörizm kılıfıyla güzelce yutturmaya çalışır.
Legend'ın(!) bir dergiye röportajından: 'İlk olarak o işi yapabileceğinizden emin olamıyorsunuz. Ama ben onlara insan olarak bakmıyordum. Aileleri var mı? diye düşünmüyordum. Sadece kendi arkadaşlarımın güvenliğini sağlamak istiyordum''
Özetle, böyle bir temeli çürük hikayenin çürük anlatımıyla beyninizi bozmayın!
Büyük Budapeşte Oteli filmine yorum yazdı:
Öncelikle şunu söyleyeyim, filmin nasıl geçtiğini anlamadım. Sahne geçişlerindeki dinamiklik, diyaloglarda ve akıştaki hız, gökkuşağı gibi renk cümbüşünün varlığı her an pür dikkat filme bağlayarak izafiyeti yaşatıyor. Aksiyon olmayıp da film sonunda bu denli tatlı bir yorgunluk bırakan film açıkçası bilmiyorum. Sanırım bu Wes Anderson'a yabancı kalmamdan kaynaklanıyor. Araştırdıkça tarzı konusunda fikir edinmemle beraber filmi izlerken adını koyamasam da sahnelerdeki 'merkezleme' ve simetri olayını öğrenmem ayrıca hoşuma gitti.
Tabi böyle pozitif özelliklere kısa kısa da olsa iyi oyuncular eklenince Mendl's kekleri gibi ne yemeye kıyabilirsin ne de gardiyan gibi kesmeye. Yine de özellikle Başrol için Ralph Fiennes çok uymuş, Willem Dafoe ise karanlık kostümü çok güzel giymiş.
Bazı küçük enstantanelerde ise çok eğlendim:
Miras sahnesindeki seri yumruklamalarla tren sahnesindeki seri bakışmalar çok güldürdü.
Anlaşılan Wes Anderson film ... DevamıÖncelikle şunu söyleyeyim, filmin nasıl geçtiğini anlamadım. Sahne geçişlerindeki dinamiklik, diyaloglarda ve akıştaki hız, gökkuşağı gibi renk cümbüşünün varlığı her an pür dikkat filme bağlayarak izafiyeti yaşatıyor. Aksiyon olmayıp da film sonunda bu denli tatlı bir yorgunluk bırakan film açıkçası bilmiyorum. Sanırım bu Wes Anderson'a yabancı kalmamdan kaynaklanıyor. Araştırdıkça tarzı konusunda fikir edinmemle beraber filmi izlerken adını koyamasam da sahnelerdeki 'merkezleme' ve simetri olayını öğrenmem ayrıca hoşuma gitti.
Tabi böyle pozitif özelliklere kısa kısa da olsa iyi oyuncular eklenince Mendl's kekleri gibi ne yemeye kıyabilirsin ne de gardiyan gibi kesmeye. Yine de özellikle Başrol için Ralph Fiennes çok uymuş, Willem Dafoe ise karanlık kostümü çok güzel giymiş.
Bazı küçük enstantanelerde ise çok eğlendim:
Miras sahnesindeki seri yumruklamalarla tren sahnesindeki seri bakışmalar çok güldürdü.
Anlaşılan Wes Anderson filmleri özel ilgiyi hak ediyor, Farklı bir film deneyimi için şiddetle tavsiye ederim.
Prisoners filmine yorum yazdı:
Incendies'de yediğim vurgundan sonra tokatlanmaya devam diyerek hiç düşünmeden Denis Villeneuve'in diğer bir filmine atladım.
Konu içerisinde çocuk olduğu zaman herşey hassaslaşıp, kırılgan bir hal alıyor. Kaybolan çocuklar üzerine işlenen film, güzel bir görüntü yönetmenliği ile desteklenip gerilim ile beslenince haliyle oldukça etkili ve sarsırıcı olmuş. Aslında belki de etkili olan şey, bu tür olaylarla her an karşılabileceği gerçeği. Bulunduğum yerde, küçücük çevremde bile kan dondurucu şeyler duyduktan sonra herşeye ihtimal veriyor insan, diyorsun ki o zaman dünya üzerinde ne kötülükler peyda oluyor.
Oyunculuklar oldukça başarılı olmakla birlikte Alex karakteri beni benden aldı. Görüntü yönetmenliği deyince;
Araba içerisinden buğulu, yağmurlu camdan bagajdaki geyik silüeti, kapalı kutuda sızan ışıkta Alex'in kırmızı gözü, kasabadaki havanın kasveti vs. gibi küçük ayrıntılarda gizliydi sanırım yada benim hoşuma gitti.
Filmin fina ... DevamıIncendies'de yediğim vurgundan sonra tokatlanmaya devam diyerek hiç düşünmeden Denis Villeneuve'in diğer bir filmine atladım.
Konu içerisinde çocuk olduğu zaman herşey hassaslaşıp, kırılgan bir hal alıyor. Kaybolan çocuklar üzerine işlenen film, güzel bir görüntü yönetmenliği ile desteklenip gerilim ile beslenince haliyle oldukça etkili ve sarsırıcı olmuş. Aslında belki de etkili olan şey, bu tür olaylarla her an karşılabileceği gerçeği. Bulunduğum yerde, küçücük çevremde bile kan dondurucu şeyler duyduktan sonra herşeye ihtimal veriyor insan, diyorsun ki o zaman dünya üzerinde ne kötülükler peyda oluyor.
Oyunculuklar oldukça başarılı olmakla birlikte Alex karakteri beni benden aldı. Görüntü yönetmenliği deyince;
Araba içerisinden buğulu, yağmurlu camdan bagajdaki geyik silüeti, kapalı kutuda sızan ışıkta Alex'in kırmızı gözü, kasabadaki havanın kasveti vs. gibi küçük ayrıntılarda gizliydi sanırım yada benim hoşuma gitti.
Filmin finali benim için sürpriz oldu fakat genele baktığımda yakıştığını söyleyebilirim.
Özetle; kötülüğün her zaman yanı başımızda olduğu gerçeği, içine gerilimi yüksek dozda katarak iyi bir yönetmenle ve başarılı oyunculuklarla içimize işliyor.
İçimdeki Yangın filmine yorum yazdı:
Acının tarifi nasıl yapılır? Kopan bir etin fiziksel etkisi midir? Gerçeklerin aklı kilitleyecek kadar sert olması mı?
Film için nasıl bir tarif yapılabilir, bilemiyorum. İçime bir fil oturdu, hazmedemiyorum.
Jeanne'nin kardeşine verdiği tepki... nefesim kesildi, canım çok sıkıldı.
Çocuklar ise aklımdan çıkmıyor, her gün yanıbaşımızdakiler gibi.
The Raid 2 filmine yorum yazdı:
''Pencak Silat, Filipinler, Endonezya, Malezya, Brunei ve Singapur gibi Malay dünyasında uygulanan bir savaş sanatı.
Pencak Silat duruşlar (sikap-sikap) ve hareketlerden (gerak-geri) oluşan bir sistemdir. Pencak Silat pratisyeni (Pesilat denir) dövüş sırasında çeşitli duruş ve hareketleri dönüşümlü olarak kullanarak rakibinin savunmasında bir açık yakalamaya ve hızlı ataklarla (serangan) rakibini ekarte etmeye çalışır. Çeşitli savunma ve atak tekniklerinin bulunduğu Silat'da dizler, dirsekler, yumruklar, ayaklar kullanılarak rakibe, tekme, vuruş, atışlar, eklem kırışları, savurma ve yere yıkma teknikleri uygulanır.'' (Bknz. tr.wikipedia.org)
Bir belgesel düşüncesiyle yola çıkıp savaş sanatını filme uyarlayarak çok iyi yapmıştır Gareth Evans. Savaş sanatının inceliklerini kemik, kafa, göz babında inceledim ve onayladım. İlk filmin de hayranıydım, bu devam filmle daha bir mest oldum. 'Biz daha iyisini yapana kadar en iyisi bu' derler ya bundan sonra aksiyon filmleri daha bir yavan daha ... Devamı''Pencak Silat, Filipinler, Endonezya, Malezya, Brunei ve Singapur gibi Malay dünyasında uygulanan bir savaş sanatı.
Pencak Silat duruşlar (sikap-sikap) ve hareketlerden (gerak-geri) oluşan bir sistemdir. Pencak Silat pratisyeni (Pesilat denir) dövüş sırasında çeşitli duruş ve hareketleri dönüşümlü olarak kullanarak rakibinin savunmasında bir açık yakalamaya ve hızlı ataklarla (serangan) rakibini ekarte etmeye çalışır. Çeşitli savunma ve atak tekniklerinin bulunduğu Silat'da dizler, dirsekler, yumruklar, ayaklar kullanılarak rakibe, tekme, vuruş, atışlar, eklem kırışları, savurma ve yere yıkma teknikleri uygulanır.'' (Bknz. tr.wikipedia.org)
Bir belgesel düşüncesiyle yola çıkıp savaş sanatını filme uyarlayarak çok iyi yapmıştır Gareth Evans. Savaş sanatının inceliklerini kemik, kafa, göz babında inceledim ve onayladım. İlk filmin de hayranıydım, bu devam filmle daha bir mest oldum. 'Biz daha iyisini yapana kadar en iyisi bu' derler ya bundan sonra aksiyon filmleri daha bir yavan daha bir sönüktür artık. Ferrari'den inip X arabasına binmek gibi.
İlk filmde de oyunculuk konusunda beklentim yoktu, bunda da öyle ama en azından ilkine göre daha bir oturaklı oyunculuk ve performanslar mevcuttu. Zaten sunmak istediği karakter derinliğinden çok sanat icraatı ki yerimden sıçramama neden olan, ağzımı açık bırakan keskin, şok edici sahneler oldukça fazlaydı ki aksiyon severi kendinden geçirir.
Arkadaşlara şiddetle katılıyorum, aksiyon açısından kült bir filmdir, seridir; saygıyı hak etmektedir.
Tadı damağında kalanlar için, Deleted Scene:Gang War
http://vimeo.com/90092972
Merakınızı ayakta tutan ortalama bir aksiyon, vaktiniz varsa izleyin, izlemezseniz pek bir şey kaybetmezsiniz derim. Evet.