2 yıl önce
Veronique'nin İkili Yaşamı filmine yorum yazdı:
Bahçe filmine yorum yazdı:
"The Garden," distopik bir dünyada geçen ve insan doğası ile teknoloji arasındaki ilişkiyi sorgulayan bir hikaye anlatır. Film, gelecekte, doğanın teknoloji tarafından nasıl değiştirildiğini ve insanların bu değişikliklere nasıl uyum sağladığını ele alır. Temalar arasında doğanın korunması, insan-doğa ilişkisi ve teknolojinin getirdiği değişimler yer alır. Umarım daha fazla yapımını görebiliriz diye düşünüyorum. Birçok uluslararası animasyon ve kısa film festivalinde gösterilmiş ve ödüller kazanmış. Düşünce ve işleyiş açısından çok sevdim. Ayrıca renkleri kullanış biçimi de çok hoşuma gitti. ♡
Fantastic Planet filmine yorum yazdı:
İnsanoğlu, Draags adlı devasa uzaylılar tarafından evcil hayvanlar olarak tutulur. Bu ilişki, sömürgecilik, kölelik ve sınıf ayrımcılığı gibi sosyal konuları eleştirmek için bir metafor olarak kullanılıyor.
Film, Roland Topor'un sürrealist sanat tarzını yansıtıyor. Görseller ve yaratıcı dünya tasarımı, sıradan bir bilim kurgu filminden çok daha farklı ve benzersiz.
Filmin müzikleri Alain Goraguer tarafından bestelenmiş. Goraguer'in caz ve funk etkileri taşıyan müziği, filmin atmosferini oldukça güçlendirmiş.
Film, Stefan Wul'un 1957 tarihli "Oms en série" adlı romanına dayanır. Orijinal hikaye, insanların farklı bir gezegende küçük bir azınlık olarak yaşadıkları ve baskıcı bir tür tarafından kontrol edildikleri bir durumu anlatır. Türkçe çevrilmiş halini ben bulamadım. Fransızca baskısı var. Fransızca bilenler mutlu. :)
Son olarak "Fantastic Planet," Cannes Film Festivali'nde Jüri Ödülü'nü kazanmıştır. ♡
Breaking Bad dizisine yorum yazdı:
Walter'ı nasıl seviyorsunuz anlamıyorum. Normalde izleyeceğim türden bir dizi de değil. Henüz yeni başladım sayılır izlemeye ve son sezondayım. Ben bu kadar manipülatif bir herif daha görmedim. Etrafındakileri (eşi ve Jesse) kölesi olarak görüyor adeta! İmparator olmak istiyormuş! Narsist herif! Aşırı sevmiyorum bu karakteri. Çocuklarını güvence altına da alacak fırsatları vardı ama yok Tanrı sendromu yüzünden bırakamıyor işini. Oto Yıkama işi de kurdun, paranı da aklayacaksın. Eşin de kafayı yedi artık bırak be adam!! Eğer kötü adam sevilecekse dizide Gus Fring en sevdiğim adam oldu. Zira bu nasıl poker face hallerdir. Profesyonellik desen var, zeka desen var... Asla duygularına kurban gitmiyor, azimli ve iradeli biri. Onu da harcadılar sonra Walter beyin göt korkusuna. Neyse... Jane çok güzel kızdı bu arada...
Hayatını Yaşamak: On İki Tablodan Oluşan Bir Film filmine yorum yazdı:
Godard'ın yaratıcı sinema anlayışının bir örneği olarak kabul edilir. Aynı zamanda sinema tarihindeki önemli Fransız Yeni Dalga filmlerinden biridir ve dönemin politik ve kültürel bağlamına odaklanır. Film, bir karakterin kendi kimliğini arayışını ve özgürlüğünü keşfetmeye çalışmasını ele alırken, aynı zamanda Godard'ın sinema sanatına getirdiği yeni yaklaşımları gösterir.
Sr. filmine yorum yazdı:
Robert Downey Jr. için güzel bir anı niteliğinde olmuş. Benim de böyle hayallerim olmuştu ama geç kaldık...
Barbarian filmine yorum yazdı:
Atlaya atlaya izlediğim bir film. Gereksiz sahnelerle dolu.
İçerde filmine yorum yazdı:
Yer yer kafasını kullanmadığı yerlerde sinirlerim gerildi ama onun dışında pek de gerilim filmi diyemeyiz filme. İzlemesem de olurdu.
Yurttaş Köpek filmine yorum yazdı:
İzlediğim en saçma filmdi. Tüm saçmalıklara kahkahalarla güldüğüm için başucu filmim olarak listeme aldım. Hayır daha ne kadar saçmalayacaklar diye düşündüğüm her an aklımın iplerini saldığım bir biçimde saçmalamaya devam ettiler. Müthiş saçmalık!
Véronique, film boyunca kim olduğunu ve ne istediğini keşfetmeye çalışmaktadır. Bu süreçte bize de kendi hayatlarımızı sorgulatır. Kieślowski'nin bu nefis filmindeki bu sözler; -"Bazen kendimi iki ayrı yaşamda gibi hissediyorum, sanki biri burada, biri başka bir yerde varmış gibi. İki farklı dünya arasında sıkışmış gibi."- beni karakterle çok özdeşleştirdiği için çok sevdiğim bir filmdir.
Görüntü yönetmeni Sławomir Idziak, ışık ve renk kullanımında ustadır ve bu da filme mistik ve büyüleyici bir hava katmayı başarmıştır. ♡ Ayrıca, Zbigniew Preisner'in müzikleri, filmin duygusal yoğunluğunu artırmış. Ona da çok ♡!
Filmde kullanılmış metaforlardan biri olan cam küreler; genellikle geleceği görme veya gözlem yapma sembolü olarak kullanılır. Filmde cam kürelerin varlığı, karakterlerin kendi hayatlarını ve birbirleriyle olan bağlantılarını keşfetme sürecini temsil eder. Ayn ... Devamı
Véronique, film boyunca kim olduğunu ve ne istediğini keşfetmeye çalışmaktadır. Bu süreçte bize de kendi hayatlarımızı sorgulatır. Kieślowski'nin bu nefis filmindeki bu sözler; -"Bazen kendimi iki ayrı yaşamda gibi hissediyorum, sanki biri burada, biri başka bir yerde varmış gibi. İki farklı dünya arasında sıkışmış gibi."- beni karakterle çok özdeşleştirdiği için çok sevdiğim bir filmdir.
Görüntü yönetmeni Sławomir Idziak, ışık ve renk kullanımında ustadır ve bu da filme mistik ve büyüleyici bir hava katmayı başarmıştır. ♡ Ayrıca, Zbigniew Preisner'in müzikleri, filmin duygusal yoğunluğunu artırmış. Ona da çok ♡!
Filmde kullanılmış metaforlardan biri olan cam küreler; genellikle geleceği görme veya gözlem yapma sembolü olarak kullanılır. Filmde cam kürelerin varlığı, karakterlerin kendi hayatlarını ve birbirleriyle olan bağlantılarını keşfetme sürecini temsil eder. Aynı zamanda, bu nesneler, karakterlerin dünyayı ve kendilerini nasıl algıladıklarına dair bir yansıma sağlar. Cam kürelerin kırılgan doğası, karakterlerin içsel kırılganlıklarını ve hayatlarının hassasiyetini sembolize eder. Ayrıca, şeffaflıkları, karakterlerin iç dünyalarının açığa çıkmasını ve gerçeklerin görülmesini imler.
Bir başka metafor olarak aynalar; kendini tanıma, kimlik ve yansıma temalarını temsil eder. Filmde aynalar, karakterlerin kendi iç dünyalarını ve gerçekliklerini keşfetmeleri için bir araç olarak kullanılır. Aynı zamanda Véronique ve Weronika'nın paralel hayatlarını ve birbirlerine olan benzerliklerini de vurgular. Aynalar, gerçeklik ve illüzyon arasındaki sınırları sorgular. Karakterlerin kendilerini aynada görmeleri, gerçeklikten ne kadar uzaklaştıklarını veya ne kadar yakın olduklarını anlamalarına yardımcı olabilir. Aynalar, dışsal ve içsel gerçeklik arasındaki ilişkiyi de temsil eder.
Ve son olarak kuklalar; genellikle başkaları tarafından kontrol edilen ve manipüle edilen figürleri temsil eder. Filmde kuklaların kullanımı, karakterlerin kendi hayatlarının iplerini ellerinde tutup tutmadıklarını ve başkalarının etkisi altında olup olmadıklarını sorgular.