Assassin's Creed filmine yorum yazdı:
...Yaşam dediğin yürüyen bir gölge,
Bir garip oyuncu;
Bir hışım sahnede dolanıp boy gösteriyor;
Sonra haber çıkmıyor zavallıdan ...
The Room filmine yorum yazdı:
Bu filmi nasıl izledim ve neden yorum yapma isteği duydum bilmiyorum ama filmin başrolü ,yönetmeni,senaristi(belki de oynamadığı bölümlerde kameramanı) gibi saçmalığın monotonluğunu yaşamak istedim galiba.Tabi yanlış anlaşılmasın barındırdığı özellikler bakımından bu bi film değil ,virüs gibi düşünün sadece canlı bedende canlı özellikleri göstermesi gibi bu film de (film değil) izlerseniz film olabiliyo ,geri kalan zamanlarda sizin için asla film olmayacak.. Sinematografi açısından Stv nin ismi filmi özetleyen yapımlarıyla aynı kıvamda "Gerçek Kesit" tadında sesli düşüncelere şahit olabilirsiniz ,düşünce demişken bunu da düzelteyim sadece oyuncunun düşündüğünü varsayarsanız sesli bi düşünce diyebilirsiniz.( oyuncuya da geleceğim ,oyuncu dediğime bakmayın)Öyle jest,mimik ,diksiyon,ulama,hayret,şaşırma ,nara falan beklemeyin,ağlama,bağıma ve gülmelerde bile;beklenti yapmayın lütfen!! izlerken film olan bu videoda intihar edene,kanser hastası olana verilen tepkiyle tarhana makinesine veri ... DevamıBu filmi nasıl izledim ve neden yorum yapma isteği duydum bilmiyorum ama filmin başrolü ,yönetmeni,senaristi(belki de oynamadığı bölümlerde kameramanı) gibi saçmalığın monotonluğunu yaşamak istedim galiba.Tabi yanlış anlaşılmasın barındırdığı özellikler bakımından bu bi film değil ,virüs gibi düşünün sadece canlı bedende canlı özellikleri göstermesi gibi bu film de (film değil) izlerseniz film olabiliyo ,geri kalan zamanlarda sizin için asla film olmayacak.. Sinematografi açısından Stv nin ismi filmi özetleyen yapımlarıyla aynı kıvamda "Gerçek Kesit" tadında sesli düşüncelere şahit olabilirsiniz ,düşünce demişken bunu da düzelteyim sadece oyuncunun düşündüğünü varsayarsanız sesli bi düşünce diyebilirsiniz.( oyuncuya da geleceğim ,oyuncu dediğime bakmayın)Öyle jest,mimik ,diksiyon,ulama,hayret,şaşırma ,nara falan beklemeyin,ağlama,bağıma ve gülmelerde bile;beklenti yapmayın lütfen!! izlerken film olan bu videoda intihar edene,kanser hastası olana verilen tepkiyle tarhana makinesine verilen tepki aynı..izlerken daha ne kadar aynı monotonlukta saçmalanabilir,ne kadar aynı ses tonuna maruz kalabiliriz ve neden gülüyoruz gibi kafada beliren korkunç sorularla karşılaşabilirsiniz.ben hala neden bu kadar güldüğümü anlamadım. tabi bu da yanlış anlaşılmasın ,film soru işareti bırakmıyo ,izlerken kendi sorunuzu kendiniz üretip kendi kendinize soru işaretleri bırakıyosunuz .Herşeye rağmen ( ki hiçbir şey yok aslında) böyle rolantiyede güle güle filmi(ne demek istediğim anladınız tekrar yazmayayım) bitiriyosunuz.oyunculuğa geleceğimi söylemiştim ama maalesef oyunculuk olmadığı için iyi ya da kötü gibi bi eleştiri yapmayacağım ,yani gelemedim(o kadar düşündüm ,zaman kazanırım dedim yazarken ama olmadı). yazdıklarım kafanızda somut olarak belirsin diye spoiler vermek isterdim ama tahmin edeceğiniz üzere spoiler namına da birşey yok..aşağıdaki linkten filmin etkilerini okuyabilirsiniz.iyi seyirler (seyir yok :( )
http://www.otekisinema.com/the-room-2003/
Recep İvedik 5 filmine yorum yazdı:
izlemeden karantinaya aldım ;yanlış anlaşılmasın önyargıdan değil öngörüden dolayı..
Gece Bekçisi filmine yorum yazdı:
Toplama kampı ve sonrası ile ilgili yaşananları geleneklerin dışında ,özgün bir senaryoyla ,biraz da durağan bir işleyişle anlatan bir film.
Yer yer rahatsız edici sahneler olsa da film ilerledikçe Lucia -Max arasındaki ilişkinin stokholm sendromundan kaynaklandığını düşünmeye başlamışken ufak ayrıntılarla -Lucia'nın sigara ve Max'ın çikolata bağımlılığı ,saplantı derecesindeki sevgileri ,el fetişizmi gibi ayrıntılar- aslında oral dönemde sorunlar yaşandığını ve bu dönemdeki sevgi sorunun sadizm-mazoşizme neden olduğunu ,ikili arasındaki toplama kampındaki yakınlaşmanın benzer kişilik yapılarından kaynaklandığını fark etmeye ,film hakkındaki ilk izlenimlerinizin,kanılarınızın değişmeye başladığını fark edeceksiniz..
Beklenti çok yüksek tutulmadan izlenebilir ..7/10
Katedral filmine yorum yazdı:
Metaforlarla dolu ,Tomek Baginski'nin kısa filmleri arasında ,favori filmim.Ne zaman aklıma gelse bu görsel şöleni tekrar tekrar izlerim ve her seferinde üzerinde düşünülecek,sorgulanacak ayrıntılar ,tablolar yakalamaya çalışırım.Linear zamanda kısa olabilir fakat alt metni dairesel zamanın içinde gibi.
Spin filmine yorum yazdı:
Yönetmenin " Ink" adlı filmindeki Jason karakterinin temelleri burda atılmış demek ki..
Ateşten Kalbe Akıldan Dumana filmine yorum yazdı:
Müziklerin sahnelerle uyumu harikaydı ,özellikle Ed kartları Harry 'e açtıktan sonra çalan " I wanna be your dog" parçası ..Guy Ritchie izlerken beklentinizi en yüksekte tutun,hayal kırıklığına uğramamanın hazzını yaşamak için..
Tepetaklak Nelson filmine yorum yazdı:
Bazı filmlerin bıraktığı etki Dostoyevski okumak gibi.Bu da o tarz filmlerden..
Vincent filmine yorum yazdı:
Seslendirme ve şiirsel anlatım gerçekten harikaydı ama beni en çok şaşırtan bu eserin bu kadar başarılı bir şekilde Türkçe'ye çevrilmesi...
Batı Dünyası filmine yorum yazdı:
"Disneyland bütün simulakr düzenlerinin içiçe geçmiş olduğu kusursuz bir modeldir. disneyland herşeyden önce, korsanlar, geleceğin dünyası vb. şeylerden oluşan bir illüzyon ve fantazm oyunudur. bu düşsel evren kendine düşen görevi başarıyla yerine getirmektedir. aslında kalabalıkları buraya çeken şey, çelişkileri ve güzellikleriyle gerçek amerika'nın minyatürleştirilmiş toplumsal bir mikrokosmosuna benziyor olması, ve alınan kollektif (dini denilebilecek türden) keyiftir. aracınızı otoparka bıraktıktan sonra içeride kuruğa giriyor ve sonunda dışarıya yapayalnız ve kendi halinize terkedilmiş olarak çıkıyorsunuz. bu düşsel evrendeki tek olağanüstü şey içerideki kalabalıktan yayılan sıcaklık ve sevecenliğin yanı sıra insana pekçok değişik duygu yaşatan bol miktarda oyun ve oyuncağın varlığıdır. bir konsantrasyon kampına benzeyen otoparkla içerideki kalabalık arasında tam bir tezatlık vardır. bir başka deyişle içerideki binbir oyuncak insanları bir nehir misali oradan oraya sürüklerken, dı ... Devamı"Disneyland bütün simulakr düzenlerinin içiçe geçmiş olduğu kusursuz bir modeldir. disneyland herşeyden önce, korsanlar, geleceğin dünyası vb. şeylerden oluşan bir illüzyon ve fantazm oyunudur. bu düşsel evren kendine düşen görevi başarıyla yerine getirmektedir. aslında kalabalıkları buraya çeken şey, çelişkileri ve güzellikleriyle gerçek amerika'nın minyatürleştirilmiş toplumsal bir mikrokosmosuna benziyor olması, ve alınan kollektif (dini denilebilecek türden) keyiftir. aracınızı otoparka bıraktıktan sonra içeride kuruğa giriyor ve sonunda dışarıya yapayalnız ve kendi halinize terkedilmiş olarak çıkıyorsunuz. bu düşsel evrendeki tek olağanüstü şey içerideki kalabalıktan yayılan sıcaklık ve sevecenliğin yanı sıra insana pekçok değişik duygu yaşatan bol miktarda oyun ve oyuncağın varlığıdır. bir konsantrasyon kampına benzeyen otoparkla içerideki kalabalık arasında tam bir tezatlık vardır. bir başka deyişle içerideki binbir oyuncak insanları bir nehir misali oradan oraya sürüklerken, dışarı çıkan insan yalnızlığa (oyuncağına) arabasına doğru ilerlemek zorunda kalmaktadır.
disneyland'daki düşsellik ne gerçektir ne de sahte. burası gerçeğe özgü bir düşselliği, gerçeğe simetrik bir şekilde yeniden dönüştürebilmek amacıyla tasarlanmış bir caydırma (ikna) makinesidir. bu çocuksu düşselliğe özgü sefalet ve yozlaşmışlığın nedeni de zaten budur. bu evrene çocuksu bir görünüm verilmek istenmesinin nedeni, yetişkinlere özgü "gerçek" ve başka bir evren bulunduğu düşüncesini onaylatma arzusudur. disneyland bir çocuksuluğun gerçek anlamda her yere hakim olduğunu gizleyebilmek için yetişkinlerinde buraya gelerek çocuklaşmalarına olanak tanımak gerçekte çocuk olmadıklarına inandırma amacıyla kurulmuş bir evrendir."
-Jean Baudrillard
Öncelikler bakılması gereken yer oyunun hikayesi.Bikaç seriden oluşan oyunun tüm serileri aynı kalem tarafından mı yazılmış ,yazan kişi(ler) bi roman ya da senaryo seviyesinde mi yazmış ? Filmin senaristleriyle oyunun senaristleri aynı kişiler değil keza Warcraft oyun serisinin hikayelerini de hep farklı kişiler kaleme aldı.Yani filmlerle oyunlar arası bütünlük kurulamama sebebi biraz da bu durumdan kaynaklanmakta.Film ;sadece Assassin's Creed oyununun hayranları için değil tüm izleyici kitlesine hitap etmesi için çekildi,eğer ki izlerken beklentiniz siz fare ve klavye kullanmadan sizin yerinize oyundaki gibi aşama aşama görevleri yerine getiren bir suikastçi izlemekse filmi zaten başarısız bulabilirsiniz.Odaktan çıkmamakta kastım buydu ;filme başlarken oyunu bir kenara koyarak değerlendirmek filme ve oyuncularına karşı daha sağlıklı ve objektif eleştiriler getireb ... Devamı
Öncelikler bakılması gereken yer oyunun hikayesi.Bikaç seriden oluşan oyunun tüm serileri aynı kalem tarafından mı yazılmış ,yazan kişi(ler) bi roman ya da senaryo seviyesinde mi yazmış ? Filmin senaristleriyle oyunun senaristleri aynı kişiler değil keza Warcraft oyun serisinin hikayelerini de hep farklı kişiler kaleme aldı.Yani filmlerle oyunlar arası bütünlük kurulamama sebebi biraz da bu durumdan kaynaklanmakta.Film ;sadece Assassin's Creed oyununun hayranları için değil tüm izleyici kitlesine hitap etmesi için çekildi,eğer ki izlerken beklentiniz siz fare ve klavye kullanmadan sizin yerinize oyundaki gibi aşama aşama görevleri yerine getiren bir suikastçi izlemekse filmi zaten başarısız bulabilirsiniz.Odaktan çıkmamakta kastım buydu ;filme başlarken oyunu bir kenara koyarak değerlendirmek filme ve oyuncularına karşı daha sağlıklı ve objektif eleştiriler getirebilir ve izleyeceklerin daha izlemeden olumsuz önyargılar edinmelerine engel olabilir.Ubisoft filmi de oyunu yaptığı gibi kendi stüdyolarında yaratmaya kalksaydı oyun hayranlarını memnun edecek bir yapım ortaya çıkabilirdi ama sinemanın evrensel diline uymazdı oyunu bilmeyen kişilerin olaya Fransız kalmasına sebep olabilirdi..Filmde Sophia karakterinin iyi-kötü taraf arasındaki belirsiz gel-gitleri başarılı bir şekilde işleyememesi dışında oyuncuların başarılı olduğunu düşünüyorum.Fassbender oyunculuğuyla beni hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmamıştı,yine uğratmadı.Aksiyon sahnelerinin bu tarz bir film için biraz daha fazla yer alması gerekirken düşük tutulmasını çok geniş bir hikayeye sahip oyunu bikaç saatte anlatma sınırlılığından dolayı yönetmenin hikayeye ağır vermesine bağlıyorum.
Mikro düzeyde yaşanılan toplumda;makro düzeyde zamanın başlangıcından beri var olan,olmakta olan,olacak olan savaşı özgür düşünceyi savunan Suikastçiler ve itaati,despotizmi savunan Tapınakçılar metaforlarıyla anlatan bir film olarak gördüm ve farklı kaynaklardan okuduğum yorumlar ,eleştirilerle genel olarak başarısız gösterilen filmi başarılı buldum..iyi seyirler ..7/10