The Lobster filmine yorum yazdı:
...Yaşam dediğin yürüyen bir gölge,
Bir garip oyuncu;
Bir hışım sahnede dolanıp boy gösteriyor;
Sonra haber çıkmıyor zavallıdan ...
Rubicon filmine yorum yazdı:
Kafa dağıtmak,gülmek,bu soruya daha ne kadar absürd,alternatif çözümler getirilebilecekler diye sormak istiyorsanız 7 dakikanızı ayırmanızı öneririm,bayağı eğlenceliydi :)
İzlemek isteyenler için ;
https://www.youtube.com/watch?v=f-ROdRgRRsY
Sonbahar filmine yorum yazdı:
Bu filmi izlemek zor;sıkıcı ya da durağan olduğundan değil,birkaç oyuncunun veya figüranların bazı eksiklikleri görmezden gelinirse sanki gizli bir kamerayla gerçek bir çöküş kayıt edilmiş gibi hissettirdiği için zor.Yusuf gerçekten de Rus romanlarından fırlamış bir karakter gibiydi..
Hasta olduğunu bile bile ,ciğerleri iflas ettirdiğini ya da ettireceğini bile bile benim gibi sigara içmeye devam ettiği için mi;meyhanede çalan ilk okulda Kardeş Türküler’den -anlamasam da- dinlemeye doyamadığım Satrpialo parçası için mi;karanlık gelecekte saat tik taklarını sayıp nihai sonu beklemekten başka yol kalmadığı için mi; gerçek kabullenildikçe durgunlaşan,keşkeler arttıkça hırçınlaşan Karadeniz için mi;kabuslardan uyansan bile kapanmayan pencere gibi hep açık kalacağını bildiğin yaralar için mi bu kadar çok sevdim bu filmi bilmiyorum ama bu saatte yaylada içilen rakı gibi etkiledi onu biliyorum,bu saatte izlemek yanlış olmuş,gece rakı eşliğinde bir daha seyretmek lazımmış bir de bunu biliyoru ... DevamıBu filmi izlemek zor;sıkıcı ya da durağan olduğundan değil,birkaç oyuncunun veya figüranların bazı eksiklikleri görmezden gelinirse sanki gizli bir kamerayla gerçek bir çöküş kayıt edilmiş gibi hissettirdiği için zor.Yusuf gerçekten de Rus romanlarından fırlamış bir karakter gibiydi..
Hasta olduğunu bile bile ,ciğerleri iflas ettirdiğini ya da ettireceğini bile bile benim gibi sigara içmeye devam ettiği için mi;meyhanede çalan ilk okulda Kardeş Türküler’den -anlamasam da- dinlemeye doyamadığım Satrpialo parçası için mi;karanlık gelecekte saat tik taklarını sayıp nihai sonu beklemekten başka yol kalmadığı için mi; gerçek kabullenildikçe durgunlaşan,keşkeler arttıkça hırçınlaşan Karadeniz için mi;kabuslardan uyansan bile kapanmayan pencere gibi hep açık kalacağını bildiğin yaralar için mi bu kadar çok sevdim bu filmi bilmiyorum ama bu saatte yaylada içilen rakı gibi etkiledi onu biliyorum,bu saatte izlemek yanlış olmuş,gece rakı eşliğinde bir daha seyretmek lazımmış bir de bunu biliyorum..9/10
"Keşke her şeyi geride bırakıp uzun bir yolculuğa çıkabilseydik seninle..?"
https://www.youtube.com/watch?v=wvmLHFuk7TU
Çiçekler Adası filmine yorum yazdı:
Anlatıcı ;sinirini,öfkesini,acısını sakin bir sesin ardına gizleyip entelektüelleştirme yoluyla mı bastırdı yoksa entelektüelizm mantığıyla uyutulanları aynı yöntemle mi uyandırmak istedi bilinmez ama binlerce yıllık bir gerçeği 13 dakikalık bir filmde özet geçmeyi bildi..Beynini ve başparmağını para gibi bir icat için kullanan canlı takas olayını bitirip kar amaçlı alım-satıma başladı.Peki ortada olmayan bir şeyden nasıl kar elde edilir?Yoktan var olamayacağına göre ,domatesi üretip yiyemeyenden,çiçeği yetiştirip koklayamayandan,sos için uygun olmayan domates için 5 dakikalık periyotlarla sıraya giren kadın ve çocuklardan elde edilir ...Peki entelektüel anlatıcı korkunç boyuta ulaşan kapitalizmi mi eleştirdi bu filmde?Kapitalizmden dolayı mı böyle bir dünyada yaşamaya mahkum oldu tüm canlılar yoksa insanın doymak bilmez iştahı mı yarattı kapitalist bir canavar?
Başucuna alınası;tekrar,tekrar ve tekrar izlenilesi bir eser..9/10
Hayatın Anlamı filmine yorum yazdı:
Ekibin "Life of Brian" filmini de çok beğenmiştim,bu filmde içerik olarak farklı olsa benzer mizah öğeleri barındırıyor .Filmin yermediği ,eleştirmediği bir konu kaldı mı bilmiyorum,;politika ,savaş,felsefe,emperyalizm,din,konformizm,tüketim çılgınlığı,ekonomi,eğitim( uygulamalı eğitim :) ),hümanizm,fundamentalizm ve hatta sinema,tiyatro hatta ve hatta izleyiciler..Aklıma gelen bunlardı :). Hayatın anlamını açıklıyor mu peki? Aslında korkunç çıkmazı ,arayışın paradoks dışında bir yere götürmediğini her bölümde gayet güzel!! bir dille ifade ediyor :).
End credits bölümünün sonunda "Yapımcılar filmde rol alan tüm balıklara teşekkür eder.Umarız diğer balıklar da gelecekte ,filmde yer alanların izinden giderek, dünyadaki bütün balıkların uyum ve karşılıklı anlayış içinde yaşamlarını ve anlaşmazlıkları unutup birbirlerini yemekten vazgeçerek bütün balıklar ve balık sevenler için parlak bir gelecek kurulmasını sağlar." açıklaması yapılmış. Aslında pa ... DevamıEkibin "Life of Brian" filmini de çok beğenmiştim,bu filmde içerik olarak farklı olsa benzer mizah öğeleri barındırıyor .Filmin yermediği ,eleştirmediği bir konu kaldı mı bilmiyorum,;politika ,savaş,felsefe,emperyalizm,din,konformizm,tüketim çılgınlığı,ekonomi,eğitim( uygulamalı eğitim :) ),hümanizm,fundamentalizm ve hatta sinema,tiyatro hatta ve hatta izleyiciler..Aklıma gelen bunlardı :). Hayatın anlamını açıklıyor mu peki? Aslında korkunç çıkmazı ,arayışın paradoks dışında bir yere götürmediğini her bölümde gayet güzel!! bir dille ifade ediyor :).
End credits bölümünün sonunda "Yapımcılar filmde rol alan tüm balıklara teşekkür eder.Umarız diğer balıklar da gelecekte ,filmde yer alanların izinden giderek, dünyadaki bütün balıkların uyum ve karşılıklı anlayış içinde yaşamlarını ve anlaşmazlıkları unutup birbirlerini yemekten vazgeçerek bütün balıklar ve balık sevenler için parlak bir gelecek kurulmasını sağlar." açıklaması yapılmış. Aslında paradoksun tanımı yapılmış,korkunç gerçek dışında diğer tüm yollarıın çeliştiği,çakıştığı o gerçeğin..
Hayatın anlamının özetini Hayyam çıkarmış zaten
"Şu durmadan kurulup dağılan evrende
Bir nefestir alacağın, o da boştur boş!"
Güzel film,eğlenceli,iyi seyirler dilerim..8/10
Genç Frankenstein filmine yorum yazdı:
Siyah-beyaz bir film oluşu ya da yapım yılı önyargılı olmanıza sebep olmasın,Mel Brooks gerçekten kült bir eser yaratmış.Film ne kadar renksiz,atmosferi ne kadar karanlıksa karakterler ve tiye alınmış Frankenstein konusu bir o kadar renkli.Özellikle I-gor ve Kemp karakterlerine hayran kaldım :) Güzel zaman geçirmek istiyorsanız izleyin derim.
Otobüs filmine yorum yazdı:
Kıyılara vuran,botları batırılan,erkekleri ucuz işçiler ,kadınları ucuz fahişeler olarak görülen mültecilerin ,kendileri gibi umutları da kıyıya vuran mültecilerin ,kabuğundan çıkamamış sözde medeniyetlerde kabuğundan çıkmaya korkan mültecilerin yıllardır değişmeyen yalın acısını harika müziklerle,harika kamera açılarıyla ,harika oyunculuklarla anlatan harika bir eserdi..Başlangıçtaki 9 kişilik kareyle sondaki 7 kişilik kare, deniz kıyısına gitmek için ajansla görüşenlerle ,umut kıyısına gittiğini sananların aynı kadrajda yer aldığı sahneler ve Zülfü Livaneli'nin bitse de zihinde çalmaya devam eden o müziği..8.5/10
https://www.youtube.com/watch?v=uTMVyi52ho0
I Was a Soldier filmine yorum yazdı:
"Yapabileceğiniz en kötü şey yalan söylemek,imkansızı umarak uyanmak.Tek bir kırpmayla bunu kesip atmalısınız.Bunu aştığınız zaman hayat daha kolay hale geliyor.".. II.Dünya Savaşı'nda gözünü kaybetmiş bir askerin cümleleri...Ter sanılan kanı,hayalleri, acı gerçeği tüm yalınlığıyla yaşayanlardan dinleyeceğiniz ve keşke hiç olmasaydı ve bilmeseydik diyeceğiniz duru bir belgesel.
Altyazısı mevcut,izlenmeyi hak ettiğini düşünüyorum.
J.S. Bach - Fantasy in G Minor filmine yorum yazdı:
Isırılan elma ile çalınmaya başlayan müzik helezonik ilerleyişle sanki DNA zincirini oluşturur,tüm duvarlara,zindanlara rağmen bulduğu tüm çatlaklarda sesini,ritmini,ahengi duyurmayı başarır; tüm kapıları açıp özgürlüğe kavuştuğunu sanmıştır ki ışıkla beraber açması gereken başka kapıları,çatlaklar oluşturması gereken başka duvarları görür...Yaratılış Destanı'nı alegorik bir anlatımla ,kendine has üslubu,çekim teknikleriyle izleyiciye aktarmak istemiş gibi geldi Jan Swankmajer'in bu kısa filmi.Tüm yasakları çiğneyecek bir yol bulup hakikate ulaşmaya çalışsa da insanoğlu, Platon'un mağara metaforu gibi çıktığını sansa da zindanından,ulaştığını sansa da ışığa,hakikate aslında kısılıp kalmıştır sınırları belli zamana,mekana...
Torment filmine yorum yazdı:
"İnsanlar dünyanın düzenli ve güvenli bir yer olması için yıllarca çalıştılar. Ama hiç kimse bunun ne kadar sıkıcı olabileceğinin farkında değildi. Bütün dünyanın parsellendiğini, hız limitleri konduğunu, bölümlere ayrıldığını, vergilendirildiğini ve düzenlendiğini, bütün insanların sınavlardan geçirildiğini, fişlendiğini, nerede oturduğunun, ne yaptığının kaydının tutulduğunu düşünün. Hiç kimseye macera yaşayacak bir alan kalmadı, satın alınabilenler hariç. Lunaparka gitmek gibi. Film izlemek gibi. Ama bunlar yine de sahte heyecanlardı. Dinazorların çocukları yemeyeceğini bilirsiniz. Büyük bir sahte afetin olma şansı bile oy çoğunluğuyla ortadan kaldırıldı. Gerçek afet veya risk ihtimali olmadığından, gerçek kurtuluş şansı da ortadan kalkmış oldu. Gerçek mutluluk yok. Gerçek heyecan yok. Eğlence, keşif, buluş yok."
-Charles Michael Palahniuk
Sistem bir fabrika gibi kendi geleceğini garantiye almak ,aksaklık olmaması için eskiyen parçaların yerine anında yenisini takabilmek için robo ... Devamı"İnsanlar dünyanın düzenli ve güvenli bir yer olması için yıllarca çalıştılar. Ama hiç kimse bunun ne kadar sıkıcı olabileceğinin farkında değildi. Bütün dünyanın parsellendiğini, hız limitleri konduğunu, bölümlere ayrıldığını, vergilendirildiğini ve düzenlendiğini, bütün insanların sınavlardan geçirildiğini, fişlendiğini, nerede oturduğunun, ne yaptığının kaydının tutulduğunu düşünün. Hiç kimseye macera yaşayacak bir alan kalmadı, satın alınabilenler hariç. Lunaparka gitmek gibi. Film izlemek gibi. Ama bunlar yine de sahte heyecanlardı. Dinazorların çocukları yemeyeceğini bilirsiniz. Büyük bir sahte afetin olma şansı bile oy çoğunluğuyla ortadan kaldırıldı. Gerçek afet veya risk ihtimali olmadığından, gerçek kurtuluş şansı da ortadan kalkmış oldu. Gerçek mutluluk yok. Gerçek heyecan yok. Eğlence, keşif, buluş yok."
-Charles Michael Palahniuk
Sistem bir fabrika gibi kendi geleceğini garantiye almak ,aksaklık olmaması için eskiyen parçaların yerine anında yenisini takabilmek için robotlara ihtiyaç duyar.Eğitim bireyin kendini bulabilmesi,kendi ayakları üzerinde durup kendi yolunda gidebilmesi için yetiştirmez insanı ,nihai amacı kuklacıya ip ve kukla sağlamaktır.En büyük tusağı fabrika dışında başka bir hayatın olamayacağına inandırmaktır ,dışlanırsanız varolamazsınız,öğretilen tek gerçek budur.Rolleri benimsemeli,çanla hareket eden hizmetçi , otorite figürü ebeveyn,öğretmen ve verileni almak zorunda olan ödül-cezayla şartlanmış öğrenci olmalısınız.Simülakrdan başkası değildir sistem; bunu bilir ve bunu bilmemeniz için sınırları çizilmiş dünyada otoriteyi sağlamak için pençelerini kullanmaktan çekinmez eğer Sandman ve Widgren gibi aştığınız anlaşılırsa..Ve Latince öğretmeni Caligula; kendi korkuları, paranoyalarından dolayı ,kaybetmeye korktuğu otoriteden,kimsenin kendisini kendisi olduğu için sevmeyeceğini anladığından dolayı elindeki gücü korkutarak varolmaktan yana kullanan otorite figürü.Tıpkı kendisiyle aynı adı taşıyan Roma İmparatoru Caligula gibi.Böylesi bir öğretmene daha iyi bir isim yakışmazdı,Bergman nokta atışı bir seçim yapmış..Ve Bertha,sistem hatası bir ürün,kadının kadının kendisinden değil,kitaplardan toplumdan tabu olarak öğrenildiğinin canlı kanıtı.Kapitalizmin kadına yüklediği anlamın portresi.
Bir öğretmen olarak hep soruyorum,gerçekte kime,neye hizmet ediyoruz ? Kendimize? Öğrencilerimize?Sistemin varolmasına? Gerçekten kim bir başkasına başka bir dünyanın mümkün olduğunu gösterebilir? Kim bilir ...Ama eline kediyi alıp Caligula'nın dünyasını yerle bir ederek kendi yolunda giden Widgren bildi...İyi seyirler dilerim..8.5/10
Ama bu filmde hikayeye çok daha farklı bir bakış açısı getirmiş ki ;
Sistemlerden kaçış yollarının sisteme tam zıt olarak bulunamayacağını, göreceli yanlışların o göreceli yanlışa ters olarak görülen göreceli doğrularla düzeltilemeyeceğini; evliliğin zorunlu olduğu bu distopik evrende özgürlüğü arayan insanları ... Devamı
Ama bu filmde hikayeye çok daha farklı bir bakış açısı getirmiş ki ;
Sistemlerden kaçış yollarının sisteme tam zıt olarak bulunamayacağını, göreceli yanlışların o göreceli yanlışa ters olarak görülen göreceli doğrularla düzeltilemeyeceğini; evliliğin zorunlu olduğu bu distopik evrende özgürlüğü arayan insanların gerçeğin yalnızlık olduğuna inanmalarıyla göstermek istemiş.. Düzenin karşıtı kaostur ama düzen yanlışsa kaos doğrudur anlamı çıkmaz,sayı doğrusu üzerinden eksi ve artıyla hakikate ulaşılamaz,tek boyutlu sistemde yaşamayan insan tek boyutta cevapları bulamaz. Sağ da sol da yanlış kapıya çıkar bazen ,altı -üstü,çarprazı da vardır yolların.. Konformizmden tek kaçış yolu anarşizm midir ? Belki de kaos bile düzeni elinde bulunduranların olmasını istediği düzeyde vardır her zaman.. Yaşamla ölümü bünyesinde bulunduran alemde yaşamın karşıtı ölüm değildir ..Yönetmen, sistem içi her kaçış yolunun aslında başka bir çıkmaza sürüklediğini insanoğlunu evlilik ve yalnızlık üzerinden çok iyi işlemiş.. Ve topluma ayak uyduramayanların başka bir canlıya dönüştürülmeleri bana Kafka'nın "Dönüşüm" hikayesini anımsattı ..Ve filmin adı; belki de doğuştan sahip olduğumuz tek şey yaşama içgüdüsü, ne kadar başka fikirlerle donatılırsa donatılsın hiçbir canlıdan silinmeyen o gerçek..
Kynodontas kadar çarpıcı olmasa da bu filmi de beğendim. 7.5/10