Barselona, Barselona filmine yorum yazdı:
https://www.youtube.com/watch?v=v88myiCNVBA
Time to fly.
Uzak Doğu Sineması.
Aks Çizgisi.
Kubrick Bakışı.
Ütopik-Distopik.
Method Oyunculuğu.
Freudian.
La Cinéphilie.
Paramparça Aşklar Köpekler filmine yorum yazdı:
köpeklere özgü olan duygu sadakat değil aşk olmalıydı
tüm oyuncular döktürmüş ama haluk bilginer farkını bir kez daha konuşturmuş
bombastik bir film.
Romantik Komedi filmine yorum yazdı:
sadece burcu esmersoy için izlenebilir keyifli kaliteli çerezlik bir film
ketçap sahnesi çok komikti
İkimizin Yerine filmine yorum yazdı:
yeşilçamın eternal sunshine of the spotless mindi diyebilir miyiz
Aşkın ve paralel olarak ilişkilerin ne kadar dengesiz ve tutarsız olduğunu yine keyifli, şipşirik tarzıyla usulca seyirciye yedirmekle kalmamış, dünya hakkında kendine has nihilistik, romantik ve de bir hayli fantastik tarzıyla yağmurlu bir günde pişirilen kaliteli bir kahvenin cezbedici kokusunun burun deliklerine intikal ettiği ilk anı aratmayan, çerezlik dersem bu harikulade yapıta haksızlık etmiş olur muyum acaba? diye kendimi sorgulamaktan alıkoyamadığım; ancak aynı zamanda kelimenin tam anlamıyla usülünce yapılmış bir kanepe kadar hafif, tadı damağınızda kalan ve 'keşke biraz daha olsaydı çok çabuk bitti ' dedirten bir eserdi gerçekten. Bu bana Allen'in başka bir sözünü hatırlatıyor hani şu iki kadının bir dağ otelinde yemek yediklerinden ve yemekleri kısa ve kötü bulup hayatı o yemeklere benzetmelerinden :) Bu tatlış mı tatlış filmin farkıysa kötü değil iyi olmasıydı. Ama sahiden de keşke bu kadar çabuk bitmeseydi! Lakin yüzleşmek gerek ... Devamı
Aşkın ve paralel olarak ilişkilerin ne kadar dengesiz ve tutarsız olduğunu yine keyifli, şipşirik tarzıyla usulca seyirciye yedirmekle kalmamış, dünya hakkında kendine has nihilistik, romantik ve de bir hayli fantastik tarzıyla yağmurlu bir günde pişirilen kaliteli bir kahvenin cezbedici kokusunun burun deliklerine intikal ettiği ilk anı aratmayan, çerezlik dersem bu harikulade yapıta haksızlık etmiş olur muyum acaba? diye kendimi sorgulamaktan alıkoyamadığım; ancak aynı zamanda kelimenin tam anlamıyla usülünce yapılmış bir kanepe kadar hafif, tadı damağınızda kalan ve 'keşke biraz daha olsaydı çok çabuk bitti ' dedirten bir eserdi gerçekten. Bu bana Allen'in başka bir sözünü hatırlatıyor hani şu iki kadının bir dağ otelinde yemek yediklerinden ve yemekleri kısa ve kötü bulup hayatı o yemeklere benzetmelerinden :) Bu tatlış mı tatlış filmin farkıysa kötü değil iyi olmasıydı. Ama sahiden de keşke bu kadar çabuk bitmeseydi! Lakin yüzleşmek gerekiyor... Oscar Wilde doğru söylemiş... "Her güzel şeyin elbet bir sonu vardır." bunu ne kadar erken kabullenirsek Woody Allen o kadar erken küçük kızları elleyebilir.
Oyunculuklara yapabileceğim negatif bir yorum bulamıyorum. Aynı Roman Polanski'nin Beverly Hills'teki evinde karısını ve doğmamış bebeğini bulamadığı gibi. Tek kelimeyle; oynamamışlar, yaşamışlar! Gerçekten bir an Barselona'da Cristina, Juan Antonio ve Maria Elena ile birlikte grup seks yaptığımı sandım. Zaten sinemæda dolandırıcılığın en artistik yolu değil midir :))
Ah Penelope Cruz sen nasıl bir afetsin ulan!! keşke seninle bir kez de olsa Broadway'de bir müzikal izleyebilsem...
Ressamlık, Şairlik, Yazarlık... Film, film değil sanat pornografisiydi yahu! tablolardaki soyut dışavurumculuk, karakterlerin iç dünyasına ışık tutan melankolik bakışlar, rahat ve bir o kadar da elegant tarzları, O kıpkırmızı, kız gibi convertible Alfa. Barselona'nın Katalan gotik mimarisini izledik zaten yazmam kelime israfı olur :') Ne anlatıyordum lan ben!? Evet abi ben sinefilim.