şiirsiz yaşanır mı, sevdiğiniz şiirler ?

Bir Gün Sabah Sabah/Turgut Uyar

Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,

Uykudan uyandırsam seni:

Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç'ten.

Vapur düdükleri ötmededir.

Etraf alacakaranlık,

Köprü açıktır henüz.

Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam...

Yolculuğum uzun sürmüş oldukça

Gece demir köprülerden geçmiştir tren.

Dağ başında beş on haneli köyler,

Telgraf direkleri yollar boyunca

Koşuşup durmuş bizle beraber.

Şarkılar söylemişim pencereden,

Uyanıp uyanıp yine dalmışım.

Biletim üçüncü mevki,

Fakirlik hali.

Lületaşından gerdanlığa gücüm yetmemiş,

Sana Sapanca'dan bir sepet elma almışım..

Ver elini Haydarpaşa demişiz,

Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl,

Hava hafiften soğuk,

Deniz katran ve balık kokulu

Köprüden kayıkla geçmişim karşıya,

Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu...

Bir gün sabah sabah kapıyı vursam,

-Kim o ? dersin uykulu sesinle içerden.

Saçların dağınıktır, mahmursundur.

Kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim,

Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,

Uykudan uyandırsam seni,

Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç'ten.

Fabrika düdükleri ötmededir.
MOR KÜLHANİ

1.Şiirimiz karadır abiler

Kendi kendine çalan bir davul zurna

Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan

Taşınır mal helalarında kara kamunun

Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir

Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler

2.Şiirimiz her işi yapar abiler

Valde Atik'te Eski Şair Çıkmazı'nda oturur

Saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür

Kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta

Saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir

Dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abiler

3.Şiirimiz gül kurutur abiler

Dönüşmeye başlamış Beşiktaşlı kuşçu bir babanın

Taşınmaz kum taşır mavnalarla Karabiga'ya kaçan

Gamze şeyli pek hoş benli son oğlunu

Suriye hamamında sabuna boğmasının şiiridir

Oğullar oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir abiler

4.Şiirimiz erkek emzirir abiler

İlerde kim bilir göz okullarına gitmek ister

Yanık karamelalar satar aşağısı kesik kör bir çocuğun

Kinleri henüz tüfek biçimini bulamamış olmakla

Tabanlarına tükürerek atış yapmasının şiiridir

Böylesi haftalık resimler görür ve bacaklanır abiler

5.Şiirimiz mor külhanidir abiler

Topağacından aparthanlarda odası bulunamaz

Yarısı silinmiş bir ejderhanın düzüşüm üzre eylemde

Kiralık bir kentin giriş kapılarına kara kireçle

Şairlerin ümüğüne çökerken işaretlenmesinin şiiridir.

Ayıptır söylemesi vakitsiz Üsküdarlıyız abiler

6.Şiirimiz kentten içeridir abiler

Takvimler değiştirilirken bir gün yitirilir

Bir kent ölümünün denizine kayar dragomanlarıyla

Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?

Ece AYHAN
ve 1 numaram:

HELECANLAR

mavi akşamlarıyla ineceğim patikalara

buğdaylarla bezeli ufak otları çiğneyerek:

ayaklarımda o tazelik, aklım bir karış havada

bırak yıkasın çıplak başımı rüzgar diyerek

konuşmayacağım, düşünmeyeceğim bir an bile:

lakin tırmanacak içimde bitmek bilmez aşk

ve ben uzağa, uzaklara gideceğim derbedercesine

doğayla, ve mutlu, sanki bir kadınlaymışçasına..

ARTHUR RIMBAUD
Kendine Kıyan

Hiçbir yıldız kalmayacak gecede.

Ne de gecenin kendisi kalacak.

Öleceğim ve benimle birlikte ölecek

çekilmez, katlanılmaz evrenin tümü.

Yok edeceğim piramidleri, madalyaları,

yüzleri ve anakaraları.

Yok edeceğim birikimini geçmişin.

Toza dönüştüreceğim tarihi

ve tozu toza.

Son kez batan güneşe bakıyorum.

Son kuşu duyuyorum.

Kimseye kalıt bırakmıyorum hiçliği.

Jorge Luis Borges
Uçurum

Pascal bir uçurum duydu hep, yanında devinen

- Yazık ! neler uçurum değil ki, - eylem, düş, istek,

Söz !

ve dimdik ayağa kalkan tüylerimde tek tek

Korku yelidir, duyarım, ikide bir çevrinen.

Yukarda, aşağda, her yerde bu derinlik, giderek

Alıp götüren sessizlik, bir ürkü gibi sinen...

Gecemin yüzeyinde usta parmağı gezinen

Tanrı bitmez, bin başlı bir karadüş çizer demek.

Yılgınım uykudan, gizli bir dehşetle çevrili,

Nereye götürdüğü bilinmez bir çukur gibi;

Sonsuzluktur gördüğüm her bir pencerede ancak,

Ve ruhum, hep böyle bir baş dönmesinin tuttuğu,

Nasıl kıskanmasın hiçlikteki duygusuzluğu.

- Ah ! Sayılardan.Varlıklardan hiç kurtulamamak !

Baudelaire
"herkesin küçük bir bahçesi olmalıydı

üzerinde fikir teatisinde bulunabileceği saatlerce

mesela aramızdan biri bahçesinde gece yarısından sonra

enteresan bir durum gözlemişse hemen hiç çekinmeden

arkadaşlarını arayabilmeliydi

hareket eden cisimler üzerinde pembe mumlar

kendini gizlemeliydi

tam gece yarısı olduğunda birdenbire

mona lisa çalmalıydı.

gümüş kapların içinde bir tadımlık

yiyecekler olmalıydı.

ne kötü şimdi şu an dışarı baktığımda

sana bu derece yabancılaşmam...

o kadar yakındık ki.

ama işte şimdi elimi dışarı uzattığımda

yağmurun yağıp yağmayacağını kavramak dışında

sana dair hiçbir şey bulamıyor olmam

sana tutunamamam ki katiller bile geride

el izi bırakır, ne acı...

şu an üstümde sarı simlerle işlenmiş

lacivert kadife eşofman olmasından son derece

memnun olmama karşılık bütün bunları

ve başka birçok şeyi bırakıp

çiçekli ince elbiselerle

kafamda hasır üçgen bir şapkayla

sulak pirinç tarlalarında

seninle yan yana dolaşamayacağımızı

bilmek ne kötü..."

Lale Müldür
1
Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
1947
2
Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.
Diyelim ki, dövüşülmeye deşer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
Diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
1948
3
Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
"Yaşadım" diyebilmen için...


Nazım Hikmet
İkiye bölünmüş bir bütün gibi yaşadım

bir yanım öbür yanıma düşman

sağımda kızgın kumlar gezdirdim

solum üşüyor eski bir anıdan...

Birhan Keskin
Tomris Uyar 10 yıl önce bugün vefat etmiş.

Senin için alışılmış şeyler söyleyemem sana yaraşmaz

Kış gecesi amcamızdır bahar yakından kardeşimiz

Alır başımı Erzincan'a giderim seni düşünmek için

Dörtlükleri bozarım çünkü dağlar ne güne duruyor

Kıyılar ve eskimeyen her şey seni anlatmak için

Bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur

Ne var ki ıslanır gider coşkunluğum durmadan

Durmadan

Dağ biraz daha benden deniz her zaman senden

Hiçbir dileğimiz yok şimdilik tarihten coğrafyadan

Kimselere benzemesin isterim seni övdüğüm

Seni övdüğüm zaman

Güzel bir çingene yalnız başına dolaşmalı kırlarda

Seni övdüğüm zaman


Turgut Uyar
Hoşuma gidiyor bana deli olmamanız,

size deli olmayışım hoşuma gidiyor.

Bu ağır yerkürenin ayaklarımızın altından

asla kaymayacak olması hoşuma gidiyor.

Komik, kaygısız olabiliriz; bu hoşuma gidiyor.

kelimelerle oynamamıza

Kollarımız birbirine değdiğinde yüzümün kızarmasına

gerek olmaması hoşuma gidiyor.

Size şu kalbimle, şu ellerimle teşekkür ederim;

beni kendinizden habersiz bu denli sevdiğiniz için,

huzurlu gecelerim, günbatımındaki buluşmalarımızın seyrekliği için,

ayışığı altında yürümeyişlerimiz,

başımızın üstünde olmayan güneş için.

Bana, yazık ki, deli olmadığınız,

size, yazık ki, deli olmadığım için.

Marina Ivanovna Tsvetaeva
Bir mesaja cevap veriyorsunuz.
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL