16 yıl önce
Kehanet filmine yorum yazdı:
Saraybosna'ya Hoş Geldiniz filmine yorum yazdı:
Michael Winterbottom etkili yönetmenliğiyle tarihe belge niteliğinde bir film sunmuş.In this World ve The Road to Guantanamo ile birlikte Saraybosnaya Hoşgeldiniz Winterbottom filmografisinde yer alan sıra dışı yapımlar.Üçüncü dünya ülkelerinde yaşanan problemleri kendine dert edinen ve aktivist bir portre çizen yönetmen, vicdan sahibi bir batılı olarak Gelişmiş ülkelerin çarpık insan hakları anlayışını da gözler önüne seriyor.
1990 larda, Avrupanın tam ortasında böyle bir vahşet yaşanırken ,Medeni (!) Avrupanın Medeni başkentlerinde oturan başbakanların, politikacıların ölüm sessizliğine bürünmüş olmaları ve harekete geçmek için her hangi bir çaba içinde bulunmamaları filmde gerçek sahnelerle yer alıyor.Filmin esas karakteri olan İngiliz Gazeteci bu duyarsızlık karşısında ne yapacağını şaşırıyor ve yaptığı haberler de ülkesinde rating uğruna heba edilince, elinde kalan tek insanı çabayı harcıyor ve yetimhaneden bir küçük kız çocuğunu evlat edinmeye karar veriyor.Film,savaş filmi gibi ... DevamıMichael Winterbottom etkili yönetmenliğiyle tarihe belge niteliğinde bir film sunmuş.In this World ve The Road to Guantanamo ile birlikte Saraybosnaya Hoşgeldiniz Winterbottom filmografisinde yer alan sıra dışı yapımlar.Üçüncü dünya ülkelerinde yaşanan problemleri kendine dert edinen ve aktivist bir portre çizen yönetmen, vicdan sahibi bir batılı olarak Gelişmiş ülkelerin çarpık insan hakları anlayışını da gözler önüne seriyor.
1990 larda, Avrupanın tam ortasında böyle bir vahşet yaşanırken ,Medeni (!) Avrupanın Medeni başkentlerinde oturan başbakanların, politikacıların ölüm sessizliğine bürünmüş olmaları ve harekete geçmek için her hangi bir çaba içinde bulunmamaları filmde gerçek sahnelerle yer alıyor.Filmin esas karakteri olan İngiliz Gazeteci bu duyarsızlık karşısında ne yapacağını şaşırıyor ve yaptığı haberler de ülkesinde rating uğruna heba edilince, elinde kalan tek insanı çabayı harcıyor ve yetimhaneden bir küçük kız çocuğunu evlat edinmeye karar veriyor.Film,savaş filmi gibi başlayıp politik gerilim kulvarından geçerek bir parça aksiyonla birlikte son buluyor.
Kuşatma altındaki bir kentin röntgenini çekiyor bize film.Bu tür Art house yapımlarda yönetmen filme damgasını vurur.Omuz kamerasından yapılan çekimler filme belgesel niteliğini kazandırmış ve senaryoya da hizmet eden bir anlayış ortaya konmuş.Woody Harrelson ile Marisa Tomei gibi Hollywood oyuncularını da içinde barındıran film, başroldeki Stephen Dillanenin dengeli oyunculuğuyla birlikte keyifli olmasa da hüzünlü ve düşündüren bir seyir vaat ediyor.Kalbur üstü olan Belgesel kurmaca karışımı bu filmi, geçmişte yaşanan acıları hatırlamak ve hatırlatmak için mutlaka izleyin.
Yedi filmine yorum yazdı:
david fincher'ın adını bu filmle duydum.filmi sinemada izlediğimde polisiye gerilim filmleri içerisinde önemli bir yere sahip olacağını anlamıştım.kasvetli şehir tasviri karanlık cinayet mahalleri ve sürpriz, çarpıcı sonu ile akıllarda yer etmiş sıkı bir film.
Patch Adams filmine yorum yazdı:
wiliams ı bu tür hüzünlü komik durumlarında o kadar gördüm ki artık kendisiniyakalarsam bi yerdeyumruklayasım geldi.(sanki los angeles caddelerinde tura çıkmışım da nerden denk geleceksem elin adamıyla)Galiba o da bu tür rollerden bıkmış olmalı ki insomnia ve one hour photo filmlerinde seyircinin karşısına farklı bir portreyle çıkmayı denedi.ancak ordada çuvalladığını düşünüyorum.ilgimi çektiği tek filmi ölü ozanlar derneğidir.
Büyük Günahlar filmine yorum yazdı:
bu ikili o kadar polisiye gerilim filminde bir araya geldi ki hepsi de birbirinin aynı tekdüze filmlerdi bunlar.bu filmde öyle.sıradan basit bir film işte.
Saklambaç filmine yorum yazdı:
de nironun kafasına saksı mı düştü!!! Kızgın Boğa ya yakışıyor mu?
Küp Sıfır filmine yorum yazdı:
ilki merak uyandırıcıydı.ikincisi dijital bir ortamı üçüncüsü de mekanik bir ortamı çağrıştırıyor.neticede bu küp neden var ve inşa edenler neyi amaçlıyorlar sorusuna bi cevap alamadım bu seride belki dördüncüyü çevirirlerse cevap verirler.belki
Melekler Şehri filmine yorum yazdı:
izlenmese de olur da asıl merak ettiğim bu filme esin kaynağı olan wim wenders filmi.onu izledikten sonra bikarara varmak daha kolay olacak.
Durum gösteriyor ki yeni bir Yüzüklerin efendisi veya Matrix olayı yaşamak uzun sürebilir.Oysa yönetmen Alex Proyas, Matrix ten de önce çekilen Karanlık Şehir adlı filminde, alternatif bir Matrix evreni kurmayı başarmış ... Devamı
Durum gösteriyor ki yeni bir Yüzüklerin efendisi veya Matrix olayı yaşamak uzun sürebilir.Oysa yönetmen Alex Proyas, Matrix ten de önce çekilen Karanlık Şehir adlı filminde, alternatif bir Matrix evreni kurmayı başarmıştı.2000li yıllar yönetmene pek yaramamış.Kehanetten önce çektiği I robot filmi de tatmin etmekten uzaktı.Kehanette gördüğümüz şey bir yığın klişenin art arda gösterilmesinden ibaret.Filmin konusu kısaca M.I.Tte( teknik üniversite) çalışan Astro fizikçi John Koestler bir yangında eşini kaybetmiş ve küçük oğluyla birlikte bu durumu atlatmaya çalışan bekar bir babadır.Oğlunun okuduğu okul bir proje gerçekleştirmiştir.Elli yıl önce okuldaki çocuklara gelecekle ilgili ne düşündükleri hakkında resimler çizmeleri istenmiş ve bu resimler elli yıl sonra açılmak üzere okulun avlusuna gömülmüştür.Bu resimler açıldığında Calebin eline geçen, bir resim değil anlamsız sayılarla doldurulmuş bir metindir.Bu metin Johnun da dikkatini çekecek, tavan yapmış IQsuyla sayılar arasında bağ kurmakta zorlanmayacaktır.Metin korkunç bir gerçeği daha doğrusu bir kehaneti barındırmaktadır.John, gerçekleşmekte olan bu kehanetin karşısında durabilecek midir.Ailesini bundan koruyabilecek midir.Finalde cevabını bulan bu sorular bizi de kafası şişmiş bir şekilde CGI efektleriyle baş başa bırakacak ve uzaylıları da işin içine katarak tam bir curcunaya sebep olacaktır.
Alex Proyasın kariyerine bakıldığında tür filmleri özellikle bilimkurgu türü filmleri yaptığını görüyoruz.Bilimkurgu adı üzerinde gerçekle hayalin birbirine karışmasından meydan gelmektedir.Ekranda gördüğümüz veya okuduğumuz şeyin hayal ürünü olduğunu biliriz, ama hayal ürünü eserin kendi evreni içerisinde gerçekçi ve mantıklı olmasını da bekleriz.Kehanetin eksik parçası hikayenin bir türlü ilerleyememesi filmin sanki üç tane aksiyon sahnesi için çekildiği hissini vermesidir.Üç sahne de iyi çekilmiş, burada yönetmenin hakkını verelim.Özellikle Uçak kazası sahnesi hoşuma gitti doğrusu.Yönetmeni bu filmi çekmeye iten diğer sebepler de filmde kendine yer bulan, felsefi değeri olan bilim-inanç tartışması ve Amerikan filmlerinin olmazsa olmazı ailenin önemi alt metinleri olabilir.Bir toplum neyi kaybettiyse onun peşinden gidiyor herhalde.Ölüm teması yönetmenin favori teması galiba.The Crow filminde de değindiği ölüm temasını bu filmde başka bir seviyeye taşıyor yönetmen.Bu konuda New Age dini akımlardan etkilendiğini söylemek mümkün.
Filmde oynayan oyunculara gelince sınavı hiçbirinin, Nicolas Cage de buna dahil geçemediğini söylemek zorundayım.Bu oyuncu son yıllarda yaptığı tercihlerle iyice memur oyuncu kategorisine girmekte ve maalesef varsa eğer star personasından çok şey kaybettirmektedir.Rumble Fish, Raising Arizona, Leaving Las Vegas,Face off ve Snake Eyes gibi filmlerde iyi oynamış birinden bahsediyoruz.
Senaryonun zayıf olması içinde cevher barındıran yönetmenin de zayıf bir film ortaya koymasına neden olmuş.
Baştan sona içinde hiçbir sürpriz barındırmayan, ne olacağını önceden bildiğiniz ve klişelerle dolu bu filmin görülecek tek yanı aksiyon sahneleri ve finaldeki alternatif evren-cennet mi demeliydim- tasviri olabilir.