F
3 yıl önce
Rüzgar Bizi Götürecek filmine yorum yazdı:
Özgür Ruh filmine yorum yazdı:
Orta okuldayken izleyip bayıldığım bir animasyondu. Şimdi 28 yaşındayım hala en sevdiğim filmler arasında. Çocukluğumdaki umudu hatırlattığından mı, özgür ruhlu olmanın ne demek olduğu öğrettiğinden mi, zincire vurulmadan yaşama hevesinden mi bilemiyorum ama bu filmi seviyorum ben
Çukur dizisine yorum yazdı:
Güç için kıçı kırık bir mahalle için intikam için ufacık bir sevgi için savaşlar arasında mutluyuz deyip asla huzur bulamayan insanların hikayesini anlattı. Güldürdü, ağlattı, ters köşe yaptı ama herkes bir şekilde öldü.
Çemberimde Gül Oya dizisine yorum yazdı:
Yağmur çiseliyor,
korkarak
yavaş sesle
bir ihanet konuşması gibi.
Yağmur çiseliyor,
beyaz ve çıplak mürted ayaklarının
ıslak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi.
Yağmur çiseliyor,
Serezin esnaf çarşısında,
bir bakırcı dükkânının karşısında
Bedreddinim bir ağaca asılı.
Yağmur çiseliyor.
Gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir.
Ve yağmurda ıslanan
yapraksız bir dalda sallanan şeyhimin
çırılçıplak etidir.
Yağmur çiseliyor.
Serez çarşısı dilsiz,
Serez çarşısı kör.
Havada konuşmamanın, görmemenin kahrolası hüznü
Ve Serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü.
Nazım Hikmet
Karadayı dizisine yorum yazdı:
Seneler sürer her günüm,
Yalnız gitmekten yorgunum;
Zannetme sana dargınım,
Ben gene sana vurgunum.
Başkalarına gülsem de,
Senden uzakta kalsam da,
Sevmediğini bilsem de
Ben gene sanavurgunum.
Dağları aşınca başım,
Geri kaldı her yoldaşım,
Gerl sevgilim, gel kardaşım,
Ben gene sana vurgunum.
Gönlüm seninkine yardı,
Aynı şeyleri duyardı;
Ayaklarımız uyardı...
Ben gene sana vurgunum.
Sabahattin Ali
(Mahir gizlice babasının yanına girer)
Karadayı dizisine yorum yazdı:
Seni, anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.
Ard-arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül-gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana...
Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara,
Akan yıldıza,
Bir kibrit çöpüne varana,
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni...
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...
Ahmet Arif
(Mahir hapse girer)
Karadayı dizisine yorum yazdı:
Dünyadan, memleketinden, insandan
umudum kesik değil diye
İpe çekilmeyip de
Atılırsan içeriye,
Yatarsan on yıl, on beş yıl
Daha da yatacağından başka,
’Sallansaydım ipin ucunda
Bir bayrak gibi keşke’’
Demiyeceksin,
Yaşamakta ayak direyeceksin.
Belki bahtiyarlık değildir artık,
Boynunun borcudur fakat,
Düşmana inat
Bir gün fazla yaşamak.
İçerde bir tarafınla yapayalnız kalabilirsin
Kuyunun dibindeki taş gibi.
Fakat öbür tarafın
Dünyanın kalabalığına
Öylesine karışmalı ki,
Sen ürpermelisin içerde,
Dışarda kırk günlük yerde yaprak kımıldasa.
İçerde mektup beklemek,
Yanık türküler söylemek bir de,
Bir de gözünü tavana dikip sabahlamak
Tatlıdır ama tehlikelidir.
Tıraştan tıraşa yüzüne bak,
Unut yaşını
Koru kendini bitten,
Bir de bahar akşamlarından;
Bir de ekmeği
Son lokmasına dek yemeği,
Bir de ağız dolusu gülmeyi unutma hiçbir zaman.
Bir de kimbilir,
Sevdiğin kadın sevmez olur,
Ufak bir iş deme,
Yemyeşil bir dal kırılmış gibi gelir,
İçerdeki adama.
İçerde gülü, bahçeyi düşünmek fena,
Da ... DevamıDünyadan, memleketinden, insandan
umudum kesik değil diye
İpe çekilmeyip de
Atılırsan içeriye,
Yatarsan on yıl, on beş yıl
Daha da yatacağından başka,
’Sallansaydım ipin ucunda
Bir bayrak gibi keşke’’
Demiyeceksin,
Yaşamakta ayak direyeceksin.
Belki bahtiyarlık değildir artık,
Boynunun borcudur fakat,
Düşmana inat
Bir gün fazla yaşamak.
İçerde bir tarafınla yapayalnız kalabilirsin
Kuyunun dibindeki taş gibi.
Fakat öbür tarafın
Dünyanın kalabalığına
Öylesine karışmalı ki,
Sen ürpermelisin içerde,
Dışarda kırk günlük yerde yaprak kımıldasa.
İçerde mektup beklemek,
Yanık türküler söylemek bir de,
Bir de gözünü tavana dikip sabahlamak
Tatlıdır ama tehlikelidir.
Tıraştan tıraşa yüzüne bak,
Unut yaşını
Koru kendini bitten,
Bir de bahar akşamlarından;
Bir de ekmeği
Son lokmasına dek yemeği,
Bir de ağız dolusu gülmeyi unutma hiçbir zaman.
Bir de kimbilir,
Sevdiğin kadın sevmez olur,
Ufak bir iş deme,
Yemyeşil bir dal kırılmış gibi gelir,
İçerdeki adama.
İçerde gülü, bahçeyi düşünmek fena,
Dağları, deryaları düşünmek iyi.
Durup dinlenmeden yazmayı,
Bir de dokumacılığı tavsiye ederim sana,
Bir de ayna dökmeyi.
Yani içerde onyıl, on beş yıl,
Daha da fazla hatta
Geçirilmez değil,
Geçirilir,
Kararmasın yeter ki
Sol memenin altındaki cevahir!
Nazım Hikmet RAN
(Nazif Kara hapisten çıkar...)
Karadayı dizisine yorum yazdı:
Çıkar boynundan at o ipi çocuk,
Salıncaklar mı yok sana
Kalk hadi o soğuk betondan,
Yatacak başka yer mi yok sana
Annemi verdim, babamı verdim, en sevdiklerimi ölüme de,
Ben bu yaşım da gitmenin böylesini görmedim
Kırılan bir boyun gibi, orta yerinden kırıldığında ömrüm,
Görmedim ademoğlunun, dalından koparılır gibi koparıldığını
Ve böylelikle, umut etme kabiliyetimizi aldılar elimizden,
Ne diyeyim, dilerim ihtiyacı olan birine gidiyordur bizden çaldıkları umut...
Dünya adaletsiz çocuk!
Dünya zorba
Elbet eşitleneceğiz o gün kıyamda,
Bu kekeme, toz ve duman sözlerimi
İyi belle!
Bahara kalmaz gelirim yanına
Nazım Hikmet RAN
(Vural ı astılar.)
Karadayı dizisine yorum yazdı:
Memleketim, memleketim
Ne kasketim kaldı senin ora işi
Ne yollarını taşımış ayakkabım
Son mintanım da sırtımda paralandı çoktan
Şile bezindendi
Sen şimdi yalnız saçımın akında
İnfarktında yüreğimin
Alnımın çizgilerindesin memleketim
Memleketim, memleketim...
Nazım Hikmet RAN
bana bir lamba getir.
Ve caddedeki o mutlu kalabalığı izleyebileceğim bir pencere.
Ne yazık, kısacık gecemde rüzgar yapraklarla buluşmak üzere
Kısacık gecem harap edici ıstırapla dolu.
Duyuyor musun gölgelerin fısıltısını?
Yabancıyım ben bu mutluluğa.
Alışkınım bu umutsuzluğa.
Dinle! Duyuyor musun gölgelerin fısıltısını?
Orada, gecede, bir şeyler oluyor.
Ay kızıl ve endişeli.
Ve her an çökebilecek bu çatıya bağlanmış.
Bulutlar yas tutan bir kadın yığını gibi
bekliyor yağmasını yağmurun.
Bir an...
... ve sonra hiç.
Bu pencerenin ardında gece titriyor.
Ve dünya giderek duruyor.
Bu pencerenin ardında bir bilinmez
beni ve seni arıyor.
Sen yeşilliğinde aşk dolu ellerimin üstüne ellerini , o yanan hatıraları, koy!
Ve hayatın sıcaklığıyla dolu dudaklarını aşk dolu dudaklarımın dokunuşuna bırak.
Rüzgar bizi sürükleyecek.