1 hafta önce
Macera filmine yorum yazdı:
Cinayeti Gördüm filmine yorum yazdı:
Antonioni şaheseri.. İnsanı merkeze alan, insana gösterilen değerin ön plana çıktığı, özgürlük hareketlerinin ve sanatın gündelik yaşama yayıldığı 60'lı yıllar Londra'sında, portre çekimine özel ilgi duyan, şımarık sayılabilecek, 20'li yaşlarda bir moda fotoğrafçısı, zamanının çoğunu insanların fiziksel özelliklerini ve karakterlerini ön plana çıkarabileceği fotoğraflar çekmeye çalışarak geçirir. Çektiği birkaç fotoğrafın aslında bir cinayetin izlerini taşıdığını farketmesi üzerine, fotoğrafları büyüterek cinayete ilişkin gerçeklere ulaşmaya çalışır. Ancak bu mümkün olmaz.
Alegorik olarak, insana gösterilen değerin tümüyle bir aldatmaca olduğu, insan merkezli olduğu düşünülen kültürün aslında "insanı tanımadığı" koşullarda, fotoğrafları ne kadar büyütürsek büyütelim insanı bulamayız.. Uçak pervanesinin, antikaların ya da kırılmış bir gitar parçasının arzu nesnelerine dönüştüğü, meta fetişizminin yaşandığı bir kültürde, "insana" yer kalmadığını kısa sürede anlarız. İnsani olan adeta ... DevamıAntonioni şaheseri.. İnsanı merkeze alan, insana gösterilen değerin ön plana çıktığı, özgürlük hareketlerinin ve sanatın gündelik yaşama yayıldığı 60'lı yıllar Londra'sında, portre çekimine özel ilgi duyan, şımarık sayılabilecek, 20'li yaşlarda bir moda fotoğrafçısı, zamanının çoğunu insanların fiziksel özelliklerini ve karakterlerini ön plana çıkarabileceği fotoğraflar çekmeye çalışarak geçirir. Çektiği birkaç fotoğrafın aslında bir cinayetin izlerini taşıdığını farketmesi üzerine, fotoğrafları büyüterek cinayete ilişkin gerçeklere ulaşmaya çalışır. Ancak bu mümkün olmaz.
Alegorik olarak, insana gösterilen değerin tümüyle bir aldatmaca olduğu, insan merkezli olduğu düşünülen kültürün aslında "insanı tanımadığı" koşullarda, fotoğrafları ne kadar büyütürsek büyütelim insanı bulamayız.. Uçak pervanesinin, antikaların ya da kırılmış bir gitar parçasının arzu nesnelerine dönüştüğü, meta fetişizminin yaşandığı bir kültürde, "insana" yer kalmadığını kısa sürede anlarız. İnsani olan adeta buharlaşmıştır. Önemli olan varolması değil, "varmış" gibi yapılmasıdır. Finale yakın, giderek umutlarını yitiren kahramanımızla birlikte, şehrin pandomim sanatçılarının bir tenis kortunda tenis maçı yaptıklarına şahit oluruz. Filmin özeti olabilecek bu bölümde, oyuncular, izleyenler, uzaktan bakıldığında gerçek bir tenis maçı içindedirler ancak ortada tenis topu yoktur. Kahramanımızla birlikte biz de bu oyuna dahil olur, top olmasa da varmış gibi görmeye gerçek bir maç yapılıyormuş gibi düşünmeye alışırız ve kadraj giderek genişler, genişledikçe insan küçülür..
Kafesteki Kadın filmine yorum yazdı:
Güvenlik sisteminin devre dışı kaldığı, ceza mekanizmasının işlemediği bir dönemin tümüyle kabusa dönebileceğine, örgütlü gücün ve şiddetin böyle bir dönemde kendinden zayıf olana istediği her şeyi yapabileceğine, bir kadının evde yalnız kalması sonucu başına gelenler üzerinden, acı bir şekilde bir kez daha şahit oluruz. Aşama aşama savunmasız bir kadının evi, önce tek başına bir hırsız tarafından, sonra bu hırsızın yanına bulduğu bir fahişeyle birlikte örgütlenmeleriyle daha etraflı bir şekilde talan edilir. Sonra üç kişiden oluşan bir çete eve musallat olur ve yalnızca kadının değil hırsız ve fahişenin de durumu cehenneme döner. Ardından daha iyi örgütlenmiş daha güçlü bir yapı kelimenin gerçek anlamıyla kurumsallaşmış olarak gelir ve şiddetini uygular.
Yasanın olmadığı, hak ve özgürlüklerin, suç ve cazanın tanımlanmadığı, gücün yasayı geçerli kılmak için kullanılmadığı bir dönemde adalet nasıl tecelli eder, yarına nasıl umutla bakabiliriz..
Sürrealist ressam Giorgio de Chircio’nun insanın bulunmadığı, ıssız mimari yapılardan oluşan dehşetli tablolarının bir sergisini sunan film, insan bedenlerinin, içinde bulundukları ruh durumlarına göre, arka plandaki mimari yapılar ve doğal görüntülerle bütünleştikleri bir görsel şölen sunuyor..