14 yıl önce
Yürüyen Şato filmine yorum yazdı:
Don’t mess with the vest, scooter.
Sefiller filmine yorum yazdı:
off hayatımda ilk kez sinemanın yarısnıda çıktım, arttık film mi çok sıkıcıydı yoksa evde beni bekleyen fm2013'deki şamp. ligi yarı final maçı olması mı bilmem. ama şu konuda güzel bir tavsiye verebilirim, müzikallere aşık değilseniz -bakın sevmiyorsanız demiyorum!- filmi netten indirin, 2-3 seferde izleyin kasmayın kendinizi.
Şeker Adam filmine yorum yazdı:
ben bu filmi nasıl izlemedim hiç bilmem. muhtemelen filmhep geceleyin diğer çocuklarla dışarıya çıktığım zamanlara denk gelmiş. daha sonraları da isimden kaybetti işte. 26 yaşında ilk defa izledim şu filmi. ne söyleyeyim ilk 45 dakika çok güzel geldi hikaye, o çalan piyano müziği falan çok güzeldi. bu film silent hill'ın müziklerini yapanların baştacıymış besbelli. daha sonra sıkıldım filmden malum yaşımız geçti artık :) ama ne söyleyeyim o 80'lerin yüksek bel bluejean giyen kıvırcık saçlı kadınları yok mu ya içimi ısıtıryorlar resmen :) kalmadı artık böyle kadınlar... gerçek hayatta da denk gelince hemen aşık oluveriyorum zaten hehe:P
Muhteşem Yüzyıl dizisine yorum yazdı:
Bugün yayınlanan bölümü ile gerçekten çok kaliteli bir dizi olduğunu göstermiştir. Nerden baksan toplamda 40-45 dak. falan izlemişimdir bugune kadar. Ama bu bölümden sonra baştan itibaren izlemeye karar verdim. Tabi bir fark ile; şu karılı-kızlı saçma sapan entrika sahnelerini cut ederek :) ana senaryoyu izlesem bana yeter. Keşke biri çıksa saçma sapan yerlerini kesip ’man’s version’ diye bi edit yapsa koysa nete. Yazık oldu ibrama.pöeahhhhh...
Suç Zamanı filmine yorum yazdı:
bu tarz filmler 'kuyuya taş atan deli' kategorisine giriyor, yani uzunca düşünmeye değmez. Çünkü olayın nasıl başladığının mantıklı bir açıklaması yapılamaz. Filmde zaten giriş kısmı olayın ortasına -gelişmeye- eş tutulduğu için bir şey anlamıyorsunuz. Öfff kafam karıştı yahu.
Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi filmine yorum yazdı:
Filmi eğer torrent olarak indirirseniz -benim gibi- sansürlü olarak izlersiniz. Muhtemelen filmi koyan arkadaş tv'den kayıt etmiş.
Film çok güzel başladı ama gittikçe saçmalamaya başladı, kara mizah yapıcam diye alakasız zorlama birçok sahne çekmiş yönetmenimiz.
Şark Ekspresinde Cinayet filmine yorum yazdı:
Bazen düşünürüm işte şu adam şunu icat etti, bu adam bunu icat etti, şu kadın şöyle bir şey yaptı tarihe geçti falan filan... Bu insanlara saygı duyman gerektiğini düşünüyorsun kendince. Yani bunları yapabilen bir insan, sokaktaki işsiz güçsüz bilgisiz cahil insanlar gibi düşünüyor olamaz diye.Ama gel gör ki koskoca Agatha Christie de olsan insan olamıyorsun. Ne kadar saçma sapan, basit ırkçı şeyler dolu filmde ya ohooo. (romanın da aynı old. varsayıyorum) Dünyanın en iyi polisiye romanını yazmış olsan da, kıçımın kenarısın kusura bakma.
Hobbit: Beklenmedik Yolculuk filmine yorum yazdı:
filmden önce bütün gün 'ya bi yüzük üçlemesi mi yapsamıydık?' diyip durduk, şu an hdd de yer açıyorum extended edition için.
Burası İngiltere filmine yorum yazdı:
This is Turkey!
Filmi az önce bitirdim. Genelde film izlerken kafam sık sık düşüncelerle dolar, kendi kendime konuşurum, ben de hadi bu sefer yazayım dedim.
Hemen hemen yaptığım her tartışmada duyduğum standart milliyetçi laflarını izlediğim filmlerde, başka bir ülkede yaşayan, başka insanlar tarafından, başka insanlara karşı söylendiğini görünce çok şaşırıyordum her defasında, hatta bana komik geliyordu ama artık sıkıldım.
İtalyada faşizmin yerleşmesi ile birlikte 1920'lerde insanlar kendilerine gururla faşist diyorlardı, faşist olmak popülerdi, iyiydi, sonrasında zamanla bu gururlu arkadaşların yaptıkları -amaçları- anlaşılınca utanır oldular bu sıfattan. Pis faşist!. Sonraları sahipsiz kalan bu sıfatın yerini milliyetçi kelimesi alır oldu. İnsanlar bu seferde göğüslerini gere gere milliyetçiyiz demeye başladılar. Ama her ne kadar kelime değişse de içlerindeki faşistlik hep aynı kaldı. Öbür taraftan lafa gelince onlara göre milliyetçilik iy ... DevamıThis is Turkey!
Filmi az önce bitirdim. Genelde film izlerken kafam sık sık düşüncelerle dolar, kendi kendime konuşurum, ben de hadi bu sefer yazayım dedim.
Hemen hemen yaptığım her tartışmada duyduğum standart milliyetçi laflarını izlediğim filmlerde, başka bir ülkede yaşayan, başka insanlar tarafından, başka insanlara karşı söylendiğini görünce çok şaşırıyordum her defasında, hatta bana komik geliyordu ama artık sıkıldım.
İtalyada faşizmin yerleşmesi ile birlikte 1920'lerde insanlar kendilerine gururla faşist diyorlardı, faşist olmak popülerdi, iyiydi, sonrasında zamanla bu gururlu arkadaşların yaptıkları -amaçları- anlaşılınca utanır oldular bu sıfattan. Pis faşist!. Sonraları sahipsiz kalan bu sıfatın yerini milliyetçi kelimesi alır oldu. İnsanlar bu seferde göğüslerini gere gere milliyetçiyiz demeye başladılar. Ama her ne kadar kelime değişse de içlerindeki faşistlik hep aynı kaldı. Öbür taraftan lafa gelince onlara göre milliyetçilik iyi bir şey idi, bir faşistlik gibi değil. Bu insanlar üstüne basa basa biz ırkçı değiliz biz milliyetçiyiz derler ama hemen arkasından da tanıdık konuşmalar başlar; farklı olanı suçlama.
Peki nedir bu farklılık? Kimine göre ırk, kimine göre renk, kimine göre ise din. Farklılığın ne olduğu çokta önemli değil aslında. Daha sonra konuşmaları bize şöyle yapıldı, bize böyle yapıldılar ile devam eder ve karşı tarafı suçlamaya devam edilir. Mikrofonu filmdeki ingiliz faşistine - pardon, milliyetçisine(!) - uzatalım; Baylar, unutulmuş bir kelime var. Neredeyse yasaklanmış bir kelime. Bana başka her kelimeden daha çok anlam ifade eden bir kelime. Bu kelime 'İngiltere'dir. Bir zamanlar, bu kelimeyi dünyanın suratına, bir bayrak gibi gururla dalgalandırırdık. Güç anlamına gelen bir kelimeydi. Özgürlük anlamına gelen bir kelimeydi. Saygı anlamına gelen bir kelimeydi. Bize ülkemizin adını neredeyse korkarak ağzımıza almamıza izin veriliyor. Çok tanıdık gelmedi mi? Ülkemizde yaşayan güzide faşistlerimizde (pardon bizim ülkede de kimse kendini böyle tanıtmaz, düzeltiyorum müstakbel milliyetçilerimiz) şu sıralar sürekli aynı şeyi söylemiyorlar mı? Türküm demek suç haline geldi :)
"This is England and this is England and this is England!"
Evet önce Boardwalk Empireın Al Caponeu Combo, ardından Lennyyi dinlemeye devam ediyoruz. ... Evi olmayan bir sürü İngiliz dururken biz de kalkıp bu evleri, kahrolası Pakistanlılara veriyoruz. Doğru mu? Hepsi de evlerinde 50-60 kişi bir arada, kendi başlarına yaşıyorlar.Dışarda üç buçuk milyon işsiz var. Lanet olası bir iş bulamayan, üç buçuk milyon bizler. Çünkü bütün işleri onlar kapıyor. Çünkü onlar kahrolası ucuz iş gücü. Ucuz ve zahmetsiz iş gücü. Kahrolası ucuz ve zahmetsiz iş gücü ki, bizi de ucuz ve zahmetsiz hale getiriyor. Kahrolası üç buçuk milyon kişi! Bu bir şaka değil. Bu lanet bir şaka değil. Bu arada o Thatcher da, orada, .iktiğim fildişi kulesinde oturuyor ve bizi kahrolası sahte bir savaşa gönderiyor! Falkland Adaları mı? .iktiğimin Falkland Adaları mı?.Sıra Lenny de; Çok çalışıp,üzerlerine düşeni ödeyenler, etnik geçmişleri ne olursa olsun hiç farketmez, bu ülkede başımızın üzerinde yerleri var. Sorun bizim onlara bir geçim sağlama borcumuz olduğunu düşünen insanlarda. Geri gitmesi gereken insanlar işte bunlardır. Burada kastedilen Kürtl.. pardon Pakistanlılar.
Şimdi filmi izleyenler zaten film yeterince açık niye bunları yazma gereği duydun diyebilirler. Şöyle ki birkaç ay önce militarizmi eleştiren bir filme yazdığım yorumda da belirttiğim gibi insanların ikiyüzlülüğü. Hadi bilgisizi, cahili aradan çıkarttık, ortalıkta film izliyorum diye geçinen insanlar - ki izliyorlarda - nasıl olabiliyorda Türkiye dışında yaşanan olaylara bakışlarındaki sosyalistlik ülke içine gelince bir anda faşizme dönüşebiliyor?
Burada yapılması gereken şey olaylara dünyada sadece bizim başımıza geliyor, tüm dünya Türkiyeyi bölmeye çalışıyor tarzı öznel yaklaşımlar yerine genel olarak, evrensel olarak bakabilmek. Çünkü, Fransız ve Belçikalıların müslümanlara, İngilizlerin Pakistanlılara, Almanların Türklere, Amerikalıların siyahilere/müslümanlara/Iraklılara/Afganlara, Rusların Çeçenlere, Çinlilerin Türkistanlılara vs., bakışı ile Türklerin Kürtlere bakışı sorunun bu insanlarda değil bakış açısında olduğuna dair bize bir ipucu veriyor olsa gerek. Unutmayın bugün Türkiyede başkalarını aşağılayan insanlar Almanyaya gittiklerinde kendileri aşağılanıyorlar. Eğer olayları bu şekilde düşünmeye çalışırsak daha sağlıklı sonuçlar alınabilir.
ha bu arada +18 yaş izlemesin, çocuk filmi.