4 yıl önce
Succession dizisine yorum yazdı:
Queenpins filmine yorum yazdı:
Amerika'da kupon biriktirme diye bir uğraş varmış. Bize, (en azından bana) hitap eden bir konu olmadığı için film beni içine çekemedi...
Hellbound dizisine yorum yazdı:
Saçmasapan bir final. Duygusal olmaya çalışmış; mantığı kaybetmiş. Hiç bir soruya da cevap verilmemiş. Vakit kaybı. Otur: 6
Marty filmine yorum yazdı:
Olağanüstü bir film. Ernest Borgnine kadar bu rolü hiç kimse böyle oynayamazdı. Seyrettiğim en muhteşem oyunculuktu. Seyrettiğim en sıcak filmlerden biriydi. Kesinlikle kült, kesinlikle başucu...
Sonsuz Sokaklar filmine yorum yazdı:
Filme başladım, çok güzel, çok hüzünlü bir film derken, 24ncü dakikada "zınk" diye kaldım. Fellini gibi bir usta böyle büyük bir hatayı nasıl yapar diye inanamayıp biraz geri aldım ve o sahneyi tekrar izledim. Hani duygusuz zorba Zampano’nun kızı sabaha kadar sokakta beklettikten sonra, kızın arabayı bulma ümidiyle kırsala doğru giden yola seğirttiği, (bu eşi benzeri olmayan) arabamsı motoru 300-500 metre öteden görmesi, direkt araca yönelmesi gerekirken, kabak gibi ortada duran, etrafında bir duvar, bir ağaç, çalı benzeri hiç bir görüşü engelleyici nesne olmamasına rağmen, sanki araç bir duvarın arkasındaymış da, kızcağız duvarı geçer geçmez arabayı yeni farketmiş gibi arabanın dibine kadar koşup, birden durarak arabaya yaklaştığı sahne.
İnanılmaz büyüklükte bir yönetmen hatası. Etrafındaki asistanlar, ödül veren eleştirmenler nasıl farketmediler bu sahneyi hayret. Torpil dönüyor bu işlerde. Orası kesin.
Filmdeki hoyrat, zorba, duygusuz Zampano ve biraz fazlaca saf, vasat IQ’lü Gelsom ... DevamıFilme başladım, çok güzel, çok hüzünlü bir film derken, 24ncü dakikada "zınk" diye kaldım. Fellini gibi bir usta böyle büyük bir hatayı nasıl yapar diye inanamayıp biraz geri aldım ve o sahneyi tekrar izledim. Hani duygusuz zorba Zampano’nun kızı sabaha kadar sokakta beklettikten sonra, kızın arabayı bulma ümidiyle kırsala doğru giden yola seğirttiği, (bu eşi benzeri olmayan) arabamsı motoru 300-500 metre öteden görmesi, direkt araca yönelmesi gerekirken, kabak gibi ortada duran, etrafında bir duvar, bir ağaç, çalı benzeri hiç bir görüşü engelleyici nesne olmamasına rağmen, sanki araç bir duvarın arkasındaymış da, kızcağız duvarı geçer geçmez arabayı yeni farketmiş gibi arabanın dibine kadar koşup, birden durarak arabaya yaklaştığı sahne.
İnanılmaz büyüklükte bir yönetmen hatası. Etrafındaki asistanlar, ödül veren eleştirmenler nasıl farketmediler bu sahneyi hayret. Torpil dönüyor bu işlerde. Orası kesin.
Filmdeki hoyrat, zorba, duygusuz Zampano ve biraz fazlaca saf, vasat IQ’lü Gelsomina çok güzel vermişler rollerinin hakkını. Gelsomina’nın ağladı ağlayacak hüzünlü gözleri muhteşemdi...
Bir sahneye takılıp kalmamı bağışlayın. Filmi mutlaka izleyin. İyi seyirler...
Horace and Pete dizisine yorum yazdı:
Tabulara dokunan, her bölümde ayrı ayrı vurucu mesajlar içeren, sıcak, samimi iddiasız görünen ama çok iddialı olabilmiş, aşmış bir dizi. Komediyle alakası yok; salt dram. Hele son bölüm. Çok etkilendim...
La casa de papel dizisine yorum yazdı:
En sonda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim; "vakit kaybı".
Evet; bir zamanların Brezilya dizileri kıvamında, mantık hatalarıyla dolu senaryosuyla, Berlin hariç amatör oyunculuk ve sakız gibi uzadıkça uzayan bölümleriyle tam bir vakit kaybı.
Nasıl fenomen oldu bu dizi anlamıyorum...
Not: 2 milyar 400 milyon euro 50 euroluk banknotlara basıldığında 48 milyon adet banknot demektir. TIR’a bile zor sığacak kadar banknotu lağımdan nasıl çıkaracaksın da, neye yükleyeceksin de, nereye kaçıracaksın. O bile mantıksız. 5 ay bir evde kalan insanlardan ikisi neredeyse her akşam sevişecek ve o kadar zeki profesör başta olmak üzere hiç kimse buna uyanmayacak, sonra "aa ilişkileri varmış bunların" diye şaşıracaklar... Buna benzer onlarca saçmalık devam edince 2nci sezonun ortasına gelmeden izlemeyi bıraktım.
Marcella dizisine yorum yazdı:
Normal şartlarda asla polislik yapmaması gereken, hele cinayet soruşturmalarının yanına bile yaklaştırılmaması geren psikolojisi bozuk birinin bize kahraman diye yutturulmaya çalışıldığı bir dizi. Neymiş; kahramanımız marjinal olsun, ilgi çeksin, izlenirlik yükselsin. Kanıtları karartabilecek, cinayeti yanlış yöne çekip suçluyu suçsuz, suçsuzu suçlu gösterebilecek bir görevliden tanrı hepimizi korusun.
İlk sezonda cesedi niye taşıdığı havada kaldı, cinayeti soruşturmakla görevli amirlerin hiçbiri de katile sen bu cesedi niye taşıdın, amacın neydi diye sormadı, sen taşımadıysan bu cesedi kim ne maksatla taşıdı sorusuyla kimse de ilgilenmedi, sormadı, daha bir sürü mantık hatası, saçmalık, ilk iki sezon hadi neyse dedim ama üçüncü sezonun ilk bölümünde bilgisayarı nereye saklayıp sonra nerden aldığını görünce özensizliğin bu kadarına dayanamayıp bıraktım. İzlenecek o kadar çok dizi ve film birikti ki, bu saçmalıklarla öldürülecek vaktim yok. 5/10
Unbelievable dizisine yorum yazdı:
Merritt Wever’in mıymıy bir dedektifi canlandırdığı gıcık dizi.
Merritt Wever’in takip ettiği şüphelinin DNA barındıran kupasını bir türlü almayıp, garson masayı toparlarken "wait wait, police" diye ortalığı ayağa kaldırdığı sahne izlediğim en gerzek polisiye sahnesiydi.
Bakalım devamı nasıl gelecek? Şahane müziğinin yanı sıra merak duygusunu hep ayakta tuttuğunu söyleyebilirim; acaba bir sonraki bölümde neler olacak diyorsun hep...