-
@wdyfml Kullanıcısının Forum Mesajları
Sinema ve Edebiyat (Uyarlamalar)
Öncelikle hiç bir uyarlama kitabından daha iyi olamaz, eğer tam tersi bir durum varsa bunun sebebi, aslında o kitabın iyi olmayışıdır. Ama biz burada belli ki iyi kitaplardan bahsediyoruz. İyi bir kitap, daha iyi bir şekilde uyarlanamaz çünkü bu kitaplar okurun hayalgücünde yaşam bulurlar. Hiç kimse bir başkasıyla aynı şeyi hayal edemez, oysa uyarlamalar yalnızca senaristlerin, yönetmenlerin -belki de senden, benden çok daha kısıtlı- hayalgücünün eleğinden geçer. Bazen de bir kitapta öyle olaylar, karakterler vardır ki, o hiçbir görsele uyarlanamaz, değil filmini çekmek resmedilemez bile. Ve çoğu zaman da sinemanın başlı başına farklı bir sanat olduğunu da unutmamak gerekir, evet yazıdan, müzikten, renklerden beslenir ama yine de kendi kuralları vardır. Bu yüzden kitapta bile farklı bir düzlemde yer alan - ve büyük ihtimalle kitabı okuyanlar dışında kimsenin anlamayacağı-Tom Bombadil karakteri filmde yer almadı diye başlı başına Yüzüklerin Efendisi olmamış demek doğru olmaz. Yani söz konusu uyarlamalar olduğunda, doğal olarak objektif olamasak da en azından birkaç farklı açıdan yaklaşarak daha doğru yorumlar yapabiliriz.
Öncelikle aşağıdaki listelerde gözüme çarpanlar var:
-Mülksüzlerfilme uyarlandı mı bilmiyorum. Biraz baktım ama bulamadım. Kesinlikle yazılmış en iyi kitaplardan biridir, Ursula K. Le Guin'in ise en iyi kitabıdır. Ama olur da bir gün filmi çekilirse kitaptaki derinliği yansıtmayı başarabilirler mi bilmiyorum. Ursula K. Le Guin deyince aklıma diğer kitapları geldi. Bence henüz onun kitaplarını uyarlayacak bir sinema keşfedilmedi ama o günler geldiğinde Mülksüzler'i ve bir diğer harika eseriMarifetler'i izlemek isterim.Yerdeniz Öyküleri'nden uyarlanan animeGedo Senkiise Studio Ghibli için hayal kırıklığı olsa da bence kitabı adına o kadar da kötü değildi.
- Animeler bu başlığa dahil mi bilmiyorum ama Studio Ghibli demişken, Miyazaki'nin en sevdiğim eseriYürüyen Şato'dan bahsetmeden geçemeyeceğim. İşte bu, uyarlaması kitabından çok daha güzel istisnalardan biri. Kitabının başarılı olduğunu söyleyemem, yazım tekniği -belki de çeviriden dolayı- çok yavan, havada kalmış bir kitap. Ama Miyazaki'nin elinde harika bir şeye dönüşmüş ,o kesin. Yazarın, Yürüyen Şato'nun devamı niteliğinde iki kitabı daha var, çok bekledim belki animenin de devamı gelir diye ama...
-Otostopçunun Galaksi Rehberi, süper eğlenceli, absürd bir bilim kurgu (bilimden ziyade kurgu ya da). Onun kadar eğlendiğim bir kitap daha hatırlamıyorum. Filmi ise tabi ki kitabın altından kalkamamış, oldukça uzun bir kitaba göre hikaye çok kısaltılmış. Karakterler basit yansıtılmış, TV filmi kalitesinde bir film olmuş. Aslında oyuncular çok iyi, Bill Nighy, John Malkovich, Sam Rockwell gibi oyuncularla çok daha iyisini beklerdim. Ama başrolde Martin Freeman, Arthur Dent rolünde oldukça başalıydı. Bir de 6 bölümlük eski bir versiyonu varmış ama onu izlemedim.
-Bir Uzay Efsanesi, adı üstünde efsane bir seridir. Ama her ne kadar başyapıt olarak görülse de filmini beğenmiyorum. Sebebi yok, sadece beğenmedim fakat izlenilmesi gereken bir film, o kesin. Bir de Arthur C. Clark dehasınınRamaserisi vardır ki, bence sadece yazarın değil, bilimkurgu tarihinin de en iyi yazılmış eserlerindendir. Filmi yok bildiğim kadarıyla, şu zamanın teknolojisiyle bile, olamaz da.
-Sineklerin Tanrısı'nın filmini izlemedim. Bu kitap, filmini izlemeye cesaret edemeyeceklerim arasındadır. Tıpkı Cesur Yeni Dünya, Suç ve Ceza, Faust, Fahrenheit 451, Dava gibi.
-Never Let Me Go(Beni Asla Bırakma) mutlaka okunması gereken, çok başarılı ve çarpıcı bir eser. Filmi, kitaptaki atmosferi, çaresizliği o kadar iyi yansıtamamış. Kesinlikle kitap kadar can acıtmıyor. Ama yine de olabileceği kadar iyi bir uyarlama olmuş. Alakasız ama, bir de Bono'nun Never Let Me Go şarkısını dinlemek lazım.
-Anayurt Oteli, filmi kitabı kadar iyi olan nadir eserlerden.
Ayrıca,
-Yevgeni Onegin, manzum romanın en iyi örneklerinden biri olduğu gibi, filmi de bir o kadar güzeldir.
- İngiliz sineması ve televizyonununJane Austen'in tüm eserlerini uyarlama yarışında olduğu çok belli. Evet uyarlanması kolay malzemeler ama ortada ciddi bir emek ve ilgi olduğu da kesin.Pride and Prejudicehem mini seri hem film olarak sanırım bunun en iyi örneği. Yine de kitaptaki zekice diyaloglar filmlerdeki romantizmin altında epey ezilmiş.
-Uğultulu Tepeler, ısrarla uyarlansa da, asla kitabın derinliği yakalanamayacak. Yine de Ralph Fiennes'lı versiyonu -sanırım oyunculardan dolayı- en sevdiğim filmlerdendir.
-Jane Eyre'in kaderi de Uğultulu Tepeler'e benzer, iki kızkardeş öyle farklı ve karanlık hikayeler yazmışlar ki filmler ister istemez yüzeysel kalıyor. Yine de 4 bölümlük BBC versiyonu gayet başarılı.
-Kolera Günlerinde Aşk, kitabı aynen aktarmaya çalışmanın altından kalkamamış, sıkıcı bir film olmuş. Kitabı ise başyapıtlar arasında yerini alsa da Güney Amerikalı yazarların diline hayran olmayanlara iyi gelmeyecektir.
-Ruhlar Evi, özellikle kadın karakterleriyle, daha da önemlisi yazıldığı toprakların hikayesini, örnek teşkil edecek kadar güzel anlatmasıyla ünlü, çok özgün bir kitap. Filmi ise efsane oyuncularına rağmen çok birşey anlatamamıştır.
-Gülün Adı, kitabı okuyanlara (okuyabilenlere), filmi elbette basit gelir ama yine de sinema tarihinin en başarılı dönem filmlerinden biridir.
- Bir deCharles Dickensuyarlamaları vardır ki, bunları özellikle öneririm (tabi yazarı ve türü beğenenlere). Tabi ki yazarın dehasını yansıtmak o kadar kolay bir iş değil ama yine de bu kitaplar, en iyi uyarlanan klasiklerdendir.Little Dorrit14 bölümlük mini seri olarak oldukça başarılydı.Bleak Houseise çok daha derin, çok daha kalitedir.Büyük Umutlar'ın son filmini henüz izlemedim ama diğer uyarlamalarını izlemek de oldukça zevkliydi.
-Elizabeth Gaskell'in okuduğum tüm kitaplarını da uyarlamalarını da çok beğenirim. ÖzellikleNorth and Southçok başarılıdır.
-Neil Gaimansevenler mutlakaYokyer'in (Neverwhere)mini seri uyarlamasını izlemeliler. Ama kitabı okumayanlara ya da Gaiman sevmeyenlere önermiyorum.Stardustise filmini de kitabı kadar sevdiğim ve başarılı bulduğum eserlerdendir.
-Prestij'de durum biraz farklı. Film, her ne kadar kitaptan uyarlanmış olsa da Nolan'ın elinde başka birşeye dönüşmüş. Filmi kitaptan daha iyi diyemem ama değil de diyemem. En iyisi film de kitap da olması gerektiği gibi diyerek işin içinden çıkıyorum.
- Koyu bir fantastik kurgu sever olarak,Ejderha mızrağı Serisi, benim için tam bir işkencedir. Türün hayranları için bu seri efsanedir, benim için ise en kötü yazılmış seridir. Bu yüzden o korkunç animasyon uyarlamasını izlediğimde çok sevinmiştim. (Sanırım bilinçaltımda bu seriyle ilgili problemlerim var:) Tam da kitaba uygun bir uyarlama olmuş bence.
-Cennetimden Bakarken, kitap olarak çok abartılmaması gerektiği gibi, filmi de cidden kötüdür.
Şimdilik aklıma gelenler bu kadar. Son olarak kasımda vizyona girmeden önce mutlaka okunması gereken bir kitap olarakEnder'in Oyunu (Ender's Game)'nundan bahsetmek gerek. Filmin başarılı bir uyarlama olabileceğini pek sanmıyorum ama şaşırtabilir. Kitap ise bilimkurgu edebiyatın kesinlikle en iyilerinden. Halen zaman varken, filmin reklam kampanyaları arasında kaybolmadan kaçırmamak lazım.
-
Kullanıcı: wdyfml - 11.09.2013
dizi önerisi
Kaede, eğer ciddi bir şeyler arayışındaysan Doctor Who'dan uzak durmakta haklısın. Doctor Who'yu tanımlayacak kelimeler arasında ciddiyet listenin sonuna bile giremez! Tabi bana göre sadece televizyon tarihinin değil insanlık tarihinin de en harika buluşlarındandır. Ama şöyle de bir durum var ki Doctor Who'yu ya seversin ya nefret edersin, o yüzden şu aralar dizi sıkıntıın onunla gidermeni tavsiye etmem. Ya da şöyle yapabilirsin -ki ben de Doctor'a ve diğer sevdiğim tüm dizilere öyle başlamışımdır, bir iki tane efsane bölümüyle izlemeye başlayabilirsin. Mesela ben ilk olarak 3.sezon 10. bölümü (Blink) izlemiştim. Diğer bölümlerden daha farklı bir tarzı var ve kesinlikle birçok sinema filmini aşan bir kaliteye sahip. Eğer diziyi izlemekte o kadar da kararlı değilsen, izlemek için bir sebep arıyorsan ve sıralama takıntın yoksa böyle bir yol izleyebilirsin. Ama yok ben onu başka kafayla izleyeceğim diyorsan listendeki The Prisoner'i (yeni versiyon) öneririm. Benim kesinlikle çok beğendiğim, farklı ve özgün (yeniden çevrim olduğunu saymazsak tabi) bir mini-seri. Eski versiyonu izlemedim, çoğu insan onun daha iyi olduğunu hatta yenisinin kötü olduğunu söyler ama ben gerçekten izlerken çok zevk almıştım. Tamamen farklı olsalar da bence atmosfer açısından The Lost Room'a benziyor diyebilirim. Tabi bir de Ian McKellen ve Jım Caviezel var ki sadece konuşsalar bile ben oturup hayranlıkla izlerim, o yüzden objektif bir yorumda bulunamıyorum. Ve bence (hayranlar beni taşlamazlar umarım) Battlestar'a başlamak için o kadar bekleme. Zaten o kadar seversen sonrasında tekrarlarını daha kaliteli yaparsın ama belki de görüntü çok kaliteli olmasa da birşey kaybetmeyeceğin bir seri olacaktır. Benden söylemesi:)
-
Kullanıcı: wdyfml - 17.08.2013
Fantastik Film Önermece
Going Postal'ı görünce dayanamadım. Terry Pratchett uyarlamalarını hiç düşünmeden izlerim zaten, bu da bana göre en iyi uyarlaması. Terry Pratchett'in komedi anlayışına aşina olmayanlara çocuksu gelebilir ama aksine çok zekice espriler vardır. Bence bir şans verebilirsin.
-
Kullanıcı: wdyfml - 06.07.2013
Dizi önermece :)
Firefly'ı kimseye önermiyorum çünkü neredeyse izleyen herkesin tepkileri ikiye bölünmüş durumda ve ikisi de iyi değil. Biri izleyip de hiçbir şey anlamayan, beğenmeyen, üstüne bir de başka dizilerle kıyaslayan şanşsız topluluk. Diğeri ise gerçekten de izlemekten büyük zevk alan, karakterlere hayran kalan, diziye ismini veren uzay gemisinin hayallerini kuran ama sonra dizi pat diye 14 bölüm sonra bitince hayatının en büyük hayalkırıklıklarından birini yaşayan daha şanşsız topluluk. Kısacası bu diziyi izleyip de mutlu olan tanımadım. Dramatik açıklamalara ihtiyacımız yok, diziden haber veren diyenlere ise, ikinci topluluktan biri olarak, tv-sinema tarihinin en ilginç uzay temasından tutun da, çok kaliteli değil belki ama kesinlikle eğlenceli oyuncululuklardan, bir o kadar eğlenceli ve sürükleyici hikayeye kadar iyi bir dizi de olması gereken herşey var.
Tamamen farklı bir tür ama Firefly'la neredeyse aynı kaderi paylaşan bir diğer dizi olarakArrested Development'ı öneriyorum. Ama bunu gönül rahatlığıyla tavsiye ederim, çünkü bu günlerde hayranların yıllarca süren desteği ve sağlam kadrosuyla yeniden ekranlara döndüğü için kaldığı yerden süper bir şekilde devam ediyor.
-
Kullanıcı: wdyfml - 05.07.2013
Fantastik Film Önermece
Dark Shadows... büyük ihtimalle hayal kırıklığı olur.
Desu Noto... sanırım filmini kastediyorsun, animeden sonra kesinlikle aynı etkiyi vermez ama kötü değil.
Dead Like Me... dizisini izlediysen ve tabi beğendiysen, filmi de beğenirsin ama ortalama bir dizi bölümünden daha iyi değil. Yine de dizinin erken bitişinden sonra çok iyi geliyor.
Eğer çok uzun bir liste değilse izlediklerini de yazarsan önerecek film mutlaka çıkar.
-
Kullanıcı: wdyfml - 27.06.2013