Serinin bir parçası olmasından dolayı beklenti yüksekti. Beklentimi tam olarak karşılayamadı ve saçmaladığı noktalar oldu lakin keyifle izledim. Çekirdek kola ile oturup sonuna kadar izlenir.
Bu acelesi olmayan bir film, aradan yıllar geçmesine rağmen, gerçekçiliğini muhafaza eden bir dans, şiddet estetiği ve distopik bir gelecek tezahürü.
İnternetsiz ve estetiksiz bir neslin, güzelliğe ve güvene dair bakışını çok ince anlatıyor. Film içli bir şarkı gibi, Dr. Ian'ın devam edecek tuhaf öyküsü, düşkün ilan edilmesi ve tazyikli kafatası temizleyicisi ile yaşadığı acayip hayat, baba - oğul, hasta anne, ihanet, yükselen sular ve sürek avı sahneleri, güzel bir karışık kaset sanki.
Şiddet sahnelerinde birden çizgi roman dokusuna geçmesi, yönetmenin korkuyu daha çok felsefik bir düşünme molası olarak zekice yerleştirilmiş estetik sağlıyor. Gerçekten böyle bir sinir virüsü yayılsa insansı memelilerden, olacaklar aşağı yukarı böyle olurdu, dedirtiyor.
Kült seriye saygı duruşu niteliğindeki bu film ile üçleme son bulurken, yakında vizyona girecek kafatası tapınağı, hikayenin nereye gideceğinden çok old... Devamı
Gerçek bir başyapıt.
Bu acelesi olmayan bir film, aradan yıllar geçmesine rağmen, gerçekçiliğini muhafaza eden bir dans, şiddet estetiği ve distopik bir gelecek tezahürü.
İnternetsiz ve estetiksiz bir neslin, güzelliğe ve güvene dair bakışını çok ince anlatıyor. Film içli bir şarkı gibi, Dr. Ian'ın devam edecek tuhaf öyküsü, düşkün ilan edilmesi ve tazyikli kafatası temizleyicisi ile yaşadığı acayip hayat, baba - oğul, hasta anne, ihanet, yükselen sular ve sürek avı sahneleri, güzel bir karışık kaset sanki.
Şiddet sahnelerinde birden çizgi roman dokusuna geçmesi, yönetmenin korkuyu daha çok felsefik bir düşünme molası olarak zekice yerleştirilmiş estetik sağlıyor. Gerçekten böyle bir sinir virüsü yayılsa insansı memelilerden, olacaklar aşağı yukarı böyle olurdu, dedirtiyor.
Kült seriye saygı duruşu niteliğindeki bu film ile üçleme son bulurken, yakında vizyona girecek kafatası tapınağı, hikayenin nereye gideceğinden çok oldukça düşündürücü bir zombi filmi tadıyla damaktan silinmiyor.
Film gizem, gerilim ve korku kategorilerinde gayet başarılı ancak aksiyon konusunda yetersiz. Filmde geçen diyaloglar ve gerçekleşen şans özellikleri biraz fazla. Ana karakterin çok şanslı olması gerçekçiliği ve mantıksallığı düşürüyor. Yinede izlerken keyif aldığımız ve heyecanlandığımız bir filmdi.
İnsanlık artık öfke virüsüyle yaşamayı öğrenmiş, hatta karantina bölgesinde bile yerleşim yerleri, hayatta kalanların olduğunu görüyoruz. Bir çeşit Jurassic Park moduna evrilmiş senaryo. Sakin bir film. Bol dal daşak görmekten biraz da bunaldım. İlk iki filmin karışımı bir şey çıkarmışlar, efsane soundtrack yok. In a hearthbeat*.
Aile bağları üzerine kurulu bir hayatta kalma hikayesiydi. Devam filmi olarak dikkat edersek, seriyi o kadar bozmamışlar.
Şu filmi beğenene de beğenmeyene de saygı duyuyorum tek saygı duymadığım kştle ille benim dediğim doğru beğeneceksiniz kitlesi. Birde Marvel gibi sinematik evren çıkardılar. Şöyle bir seriye bakıyorum Doyle usta yapmayacaktın şu zombi hesabına komplo teorileri üreten tiplerin yolundan gitmeyecektin bak ortaya ne çıktı. Ama gene de ilk filmi beğenmesem de 2. filmi bekliyorum belki öyle bir güzel bağlarlar ki yazdığım yorum haksız çıkar.
Sinefil yorumları yine şaşırtmadı. Neyse, ben kendi yorumuma odaklanayım. İlk 2 filmin de üzerine çıkan bir iş. Genel izleyiciyi umursamayıp evreni genişletmeye ve iyi bir hikaye anlatmaya odaklanmışlar. İlk filmin punk tadını alıp üzerini iyice baharatlamışlar. Hiçbir karakter aptal değil. Ayrıca filmi net şekilde 3 faza bölüp her birini farklı bir temaya oturtmuşlar. Neredeyse bir antoloji.
Eski geleneklerin çürüdüğünü, unutulduğunu, hatta zaten unutulması gerektiğini net bir şekilde söylüyor film. Power Rangers göndermeli son sahnesi ile de kendini değil, hikayesini ciddiye alıyor film. The Bone Temple'ı çok merak ediyorum.
@kahramansmt
4 ay önce
6.5 / 10
@beriberibulue
4 ay önce
5 / 10
@hamhumsaralop
9 ay önce
Bu acelesi olmayan bir film, aradan yıllar geçmesine rağmen, gerçekçiliğini muhafaza eden bir dans, şiddet estetiği ve distopik bir gelecek tezahürü.
İnternetsiz ve estetiksiz bir neslin, güzelliğe ve güvene dair bakışını çok ince anlatıyor. Film içli bir şarkı gibi, Dr. Ian'ın devam edecek tuhaf öyküsü, düşkün ilan edilmesi ve tazyikli kafatası temizleyicisi ile yaşadığı acayip hayat, baba - oğul, hasta anne, ihanet, yükselen sular ve sürek avı sahneleri, güzel bir karışık kaset sanki.
Şiddet sahnelerinde birden çizgi roman dokusuna geçmesi, yönetmenin korkuyu daha çok felsefik bir düşünme molası olarak zekice yerleştirilmiş estetik sağlıyor. Gerçekten böyle bir sinir virüsü yayılsa insansı memelilerden, olacaklar aşağı yukarı böyle olurdu, dedirtiyor.
Kült seriye saygı duruşu niteliğindeki bu film ile üçleme son bulurken, yakında vizyona girecek kafatası tapınağı, hikayenin nereye gideceğinden çok old ... Devamı
Bu acelesi olmayan bir film, aradan yıllar geçmesine rağmen, gerçekçiliğini muhafaza eden bir dans, şiddet estetiği ve distopik bir gelecek tezahürü.
İnternetsiz ve estetiksiz bir neslin, güzelliğe ve güvene dair bakışını çok ince anlatıyor. Film içli bir şarkı gibi, Dr. Ian'ın devam edecek tuhaf öyküsü, düşkün ilan edilmesi ve tazyikli kafatası temizleyicisi ile yaşadığı acayip hayat, baba - oğul, hasta anne, ihanet, yükselen sular ve sürek avı sahneleri, güzel bir karışık kaset sanki.
Şiddet sahnelerinde birden çizgi roman dokusuna geçmesi, yönetmenin korkuyu daha çok felsefik bir düşünme molası olarak zekice yerleştirilmiş estetik sağlıyor. Gerçekten böyle bir sinir virüsü yayılsa insansı memelilerden, olacaklar aşağı yukarı böyle olurdu, dedirtiyor.
Kült seriye saygı duruşu niteliğindeki bu film ile üçleme son bulurken, yakında vizyona girecek kafatası tapınağı, hikayenin nereye gideceğinden çok oldukça düşündürücü bir zombi filmi tadıyla damaktan silinmiyor.
İzleyelim efendim.
@unusabastris
10 ay önce
@mecnun_cgs
11 ay önce
8.9 / 10
@neuromancer
1 yıl önce
@cemellon
1 yıl önce
Aile bağları üzerine kurulu bir hayatta kalma hikayesiydi. Devam filmi olarak dikkat edersek, seriyi o kadar bozmamışlar.
@fbsarp
1 yıl önce
@furkandgn9
1 yıl önce
8.7 / 10
Eski geleneklerin çürüdüğünü, unutulduğunu, hatta zaten unutulması gerektiğini net bir şekilde söylüyor film. Power Rangers göndermeli son sahnesi ile de kendini değil, hikayesini ciddiye alıyor film. The Bone Temple'ı çok merak ediyorum.
@mizantropist
1 yıl önce
5.4 / 10