... Devamı Genç bir adamın radikalleşme sürecini mahkeme kayıtlarından ve yaptığı yolculuğun geçtiği manzaralarından takip ediyoruz. Paris’te 2015 yılındaki terör saldırılarının ertesinde yapılmış Nam-ı Diğer Cihatçı, Paris’in banliyölerinden çıkıp El Nusra’ya katılmak için Mısır üzerinden Suriye’ye giden genç bir adamın yolculuğunu anlatıyor. Filmin alametifarikalarından birisi; gerçek ismine yer verilmeyen bu kişinin, radikalizme kayışını mahkeme kayıtlarından ve bu yolculuğu yaparken geçtiği yerlerin manzara kesitlerinden kurgulaması. Adeta, bir yanıyla biyografi yazımının sadece yapılanlar üzerinden değil, öznenin gördüğü ve deneyimledikleri üzerinden de sorgulanması gerektiğini ortaya atıyor. Fransız sanatçı Eric Baudelaire’in filmi bu anlamda yaşanılan deneyimin bir "remake"i. Baudelaire’in etkilendiği ve diyaloğa girdiği Japon yönetmen Masao Adachi’nin 1969 tarihli A.K.A Serial Killer adlı başyapıtında öne sürdüğü gibi: "Bu yabancılaşma ve geri dönüş yolculuğunun arka planında içinden geçtiğimiz manzara nasıl olur da sosyal ve politik olanı yansıtabilir"" sorusu çok önemli oluyor. Birçok festivalin yanında Whitney Bienali ve Tate Modern gibi birçok prestijli kurumda gösterilen Nam-ı Diğer Cihatçı, sanatla sinemanın kesişme noktasında önemli ve kışkırtıcı bir çalışma