Savaş Üstüne Savaş

(2025)

One Battle After Another

Film 2 Saat 41 Dk. Polisiye, Dram ABD 3 Ekim 2025

7

102 OY
PUAN VER
5

Imdb: 7.6 (412.562 OY)

KONUSU

Film, eski bir devrimci olan Bob'un, yıllar öncesinde kendi örgütlerini bitirmeye ant içmiş olan bir devlet görevlisinin kızının peşine düşmesi sonrası eski yoldaşlarıyla birlikte kızını kurtarmaya çalışmasını konu ediniyor.

YORUM YAZ

SPOILER

POPÜLER YORUMLAR

YENİ YORUMLAR

Tüm Yorumlar

@poormf

2 ay önce

6 / 10

Ödül almanın yanından geçemeyecek basitlikte bir senaryo. Ama izlerken keyif veriyor... 60/100

@mecnun_cgs

3 ay önce

1 / 10

bu filmlere kim bu puanları veriyor 1 puanı bile haketmiyor
C

@clintist

4 ay önce

Woke unsurları var mı filmde? Varsa izlemeyeceğim de.

@kassandraa

5 ay önce

5.9 / 10

Irkçılık, homofobi ve göçmenlik gibi konularda bir şeyler söylemek için değil de bir şey söylemiş filmlerle dalga geçmek için yapılmış bir film bu. Özgürlüğü savunan grup aşırı karikatürize edilmiş ve "özgürlük" başlığı altında hükümet karşıtı eylemlerini eğlence için ya da popüler olduğu için ya da bir gruba girmenin verdiği çocuksu heyecanı yaşamak için yapıyorlar. Kötü karakterler ise izleyiciyi iyice aptal yerine koyarak dümdüz biz ırkçıyız diyorlar ve tane tane seyirciye anlatıyorlar. Tek izlemeye değer karakter Benicio del Toro'nun karakteriydi. Sakin oyunculuğu ile filme biraz tat kattı. Sonuç olarak övgülere aldanmayın ve izlemeyin.

@hamhumsaralop

5 ay önce

Aga bu ne? aga buu neee? Korkunç bir ızdırap, elektrik ve zaman kaybı, lütfen uzak duralım, netflix dizisinden hallice kopuk ve ergenlik ateşiyle bir iş, leonardo'nun ismi bile yetmiyor. Binicio Del Toro, sen Paul Thomas'ın arkadaşı mısın? Niye oradasın?

Berbat şey, film değil.
A

@akntrky

6 ay önce

6.9 / 10

Eveeeet...
Film sıkmıyor özellikle devrim eylem gençlik kafasında olan kitleye göre gayet eğlenceli, duygusal ve bir o kadar da içlerini burkan göz dolduran vs. devrim devrim diye ellerinde silahları ile gezen ve terör eylemi niteliğinde ki suç ve unsurlarını da sanki iyi bir boka hizmet etmeye çalışıyormuş gibi gösterilmesi saçmalığın daniskası olup Leo kısmına geçince abimiz yine farklı bir kategoride reis rolünde uyuşturucu kullanan iyi bir baba figürü sergiliyor. Film uzun yorumum da gerçekten uzar da uzar şahsi kanaatime gelirsem süre olarak uzun ama çerezlik olmuş biraz.
Ne bileyim çok beğenmedim sanki ama sonuna kadar izledim

@husnu_can

6 ay önce

20 dakika zor dayandım, tam sinir harbi. Leo var diye sabrettim ama hatır da bir yere kadar. ÇÖP

@dovijenya

6 ay önce

6 / 10

Flowers Moon dan sonra olmadı Leo

@kuzeydebiryer

6 ay önce

7.5 / 10

55 yaşındaki Paul Thomas Anderson'ın 20 yıllık bir yaratım sürecinin sonucunda ortaya çıkan bir yapım. Kimilerinin çok sevdiği kimilerinin ise ne var bunda dediği bir film. Aslında bu farklı bakış açıları filmin kaotik yapısına da çok uygun. Bir çok açıdan alışılmış Holywood anlatısı ile çelişen karakterler ile bezeli bu hikaye seyircinin de kafasını allak bullak ediyor. Thomas Pynchon’ın 1990 tarihli Vineland isimli romanından yola çıkan PTA ,hikayenin baba kız anlatısından çok etkilenerek bu işe soyunuyor. Baba karakterini kahraman rolünün içerisine gizlenmiş şaşkın bir karaktere dönüştürmeyi başaracak Leonardo di Caprio'yu Bob rolünde, saf devrimciliğin özünde bir karakter olarak tanıştığımız ama saflığını koruyamayan Perfidia rolünde Teyana Taylor'ı izledik. Franch 75 adlı bir örgütün mücadelesine tanıklık ettiğimiz ilk bölümde bu iki karakterin zıtlığı hemen dikkatimizi çekiyor. Film bu zıtlıklar üzerine çok iyi inşa edilmiş bir ya
... Devamı
55 yaşındaki Paul Thomas Anderson'ın 20 yıllık bir yaratım sürecinin sonucunda ortaya çıkan bir yapım. Kimilerinin çok sevdiği kimilerinin ise ne var bunda dediği bir film. Aslında bu farklı bakış açıları filmin kaotik yapısına da çok uygun. Bir çok açıdan alışılmış Holywood anlatısı ile çelişen karakterler ile bezeli bu hikaye seyircinin de kafasını allak bullak ediyor. Thomas Pynchon’ın 1990 tarihli Vineland isimli romanından yola çıkan PTA ,hikayenin baba kız anlatısından çok etkilenerek bu işe soyunuyor. Baba karakterini kahraman rolünün içerisine gizlenmiş şaşkın bir karaktere dönüştürmeyi başaracak Leonardo di Caprio'yu Bob rolünde, saf devrimciliğin özünde bir karakter olarak tanıştığımız ama saflığını koruyamayan Perfidia rolünde Teyana Taylor'ı izledik. Franch 75 adlı bir örgütün mücadelesine tanıklık ettiğimiz ilk bölümde bu iki karakterin zıtlığı hemen dikkatimizi çekiyor. Film bu zıtlıklar üzerine çok iyi inşa edilmiş bir yapımdı. Sadece farklı karakterler için değil Bob'un geleneksel aksiyon karakterlerinde göremediğimiz içsel çatışmaları filmin en sevdiğim yanıydı. Bu kadar aklı karışık bir karakterin karşısına sert bir kaya gibi çıkan Lockjaw’u canlandıran Sean Penn olağanüstü bir performans sergiliyor. Belki de hikayeden çok performansların önce çıktığı bir film olmuş. ilk oyunculuk denemesini Willa karakteri ile gerçekleştiren Chase Infiniti'den, Sensei Carlos karakterine can veren Benicio del Toro'ya kadar uzanan geniş bir başarılı performans listesi ile karşı karşıyayız.

Benicio del Toro'ya ayrı sayfa açmak gerekir. Leonardo di Caprio'nun aklı karışık ve ne yapacağını bilmez oyuncu performansına, sakinliği ve ne yapacağından çok emin olan bir Sensei hocası portresini eklemesi inanılmaz bir zıtlık ve enerji getirmiş. PTA'in oyuncularına bıraktığı büyük doğaçlama alanının ne kadar doğru bir tercih olduğunu her sekansta anlıyorsunuz.

Gişede hüsrana uğrayan bir film olsa da PTA'in çok mutlu olduğunu düşünüyorum. Aklındaki planlı kaosu tam anlamıyla ekrana taşımayı başarmış. Filmin en sevdiğim yanlarından birisi de finalinde ki araba kovalamacası sahnesiydi. Dalgalanan yolların içerisinde ki aksiyonu izlemek oldukça keyifliydi.

@dovijenya

5 ay önce

20 yılda bunu yapmak ta marifet ister.

@burakt0

7 ay önce

7.6 / 10

VIVA LA REVOLUCION!

Devrime farklı bir bakış açısı: dudak dolgulu ve estetikli devrimciler… Kötü şakaları bir kenara atarsak, şehirde bombalı eylemler düzenleyen, şehrin elektriğini kesen, masum insan öldüren bir örgütün terörist değil de dünyayı iyi anlamda düzeltmek isteyen devrimci olduğunu düşünmemizi isteyen bir filmdi One Battle After Another. Bu söylediklerimden de anlaşılacağı üzere “terörist öven film” fikirlerine katılıyorum.

Üstelik film bunu, sonradan pişman olan insanlar gibi anlatmayıp daha da radikal davranıp, yaşadıkları onca şeye rağmen hâlâ terörist kalmaya devam eden ve bunu fazlasıyla barışçıl gösteren bir portrede anlattığı için “teröristler de iyidir” gibi bir tema çıkıyor ortaya.

Devrim mi, aile dramı mı, yoksa bunları süsleme olarak kullanmış bir kovalamaca mı? Kesinlikle kovalamaca; devrim ve baba-kız ilişkisini tam olarak aktaramayan bir kovalamaca. Bana göre içi çok da dolu olmayan bu kovalamaca akıcı
... Devamı
VIVA LA REVOLUCION!

Devrime farklı bir bakış açısı: dudak dolgulu ve estetikli devrimciler… Kötü şakaları bir kenara atarsak, şehirde bombalı eylemler düzenleyen, şehrin elektriğini kesen, masum insan öldüren bir örgütün terörist değil de dünyayı iyi anlamda düzeltmek isteyen devrimci olduğunu düşünmemizi isteyen bir filmdi One Battle After Another. Bu söylediklerimden de anlaşılacağı üzere “terörist öven film” fikirlerine katılıyorum.

Üstelik film bunu, sonradan pişman olan insanlar gibi anlatmayıp daha da radikal davranıp, yaşadıkları onca şeye rağmen hâlâ terörist kalmaya devam eden ve bunu fazlasıyla barışçıl gösteren bir portrede anlattığı için “teröristler de iyidir” gibi bir tema çıkıyor ortaya.

Devrim mi, aile dramı mı, yoksa bunları süsleme olarak kullanmış bir kovalamaca mı? Kesinlikle kovalamaca; devrim ve baba-kız ilişkisini tam olarak aktaramayan bir kovalamaca. Bana göre içi çok da dolu olmayan bu kovalamaca akıcıydı; sadece kovalamaca da değil, uzun süresine rağmen film akıcıydı.

Her saniye diken üstünde hissettiriyor, her an bir şeyler olacakmış gibi oluyor ve dur durak bilmiyordu. PTA’nın iyi yaptığını bildiğimiz bir diğer şey de hikâyenin ucunun nereye gideceğini kestiremememiz. Aslında filmin sonu tahmin edilmesi güç bir son değil ama öyle bir etkisi altına alıyor ki “Film bitti mi?” diyerek kalıyoruz.

“Tek yol devrimsel şiddet.”

Şaşırtıcı akıcılığının yanında filmde öyle sahneler var ki bazen kalbiniz daralıyor, boğuk bir heyecan hissediyorsunuz. Yönetmenlik ve sinematografi kusursuzdu; “sinema dediğin budur” denecek cinstendi. Aynı şekilde oyunculukların da hepsi birbirinden iyiydi ama en büyük övgüyü kesinlikle Sean Penn almalı. Tüm bunların yanında komedisi de başarılıydı. Çoğu kişinin aksine beni birkaç sahne haricinde etkilemese de çokça tebessüm ettiğimi söyleyebilirim.

Filmin bir sahnesinde The Battle of Algiers filmini görüyoruz; bu umarım küçük bir saygı duruşudur. Kısacası One Battle After Another, devrim diyerek, politik mesajlar vermeye çalışarak (birkaç tanesi iyiydi), yani politik bir film gibi başlayan ama aile dramı ile basit bir ırkçılık teması içinde boğulan; mükemmel kovalamaca sahnelerine imza atan, bazen güldüren, yer yer geren, teknik anlamda sinemanın ne olduğunu hatırlatan ancak yanlış aktarılmış senaryonun etkisiyle asla bir başyapıt olmayan bir film.

Yılın belki de en gereksiz övülen filmlerinden biriydi One Battle After Another. İzledikten sonra birçok inceleme okudum; nedense çoğu kişi sadece teknik detaylara değinmiş. Elbette iyi olan yerler onlar ama filmin zayıf yönlerini de söylemek gerekmez mi? Değinenler de “devrimi çok iyi anlatıyor, çok iyi politik mesajlar içeriyor” falan demiş… Hassiktir lan oradan. Bu kadar Polyanna olmayın amk, açık açık ne gördüyseniz onu yazın; tamam, en orta yolcu sizsiniz.

“Gezegeni kurtarmak istiyorsan işe göçle başlamalısın.”

Devrim dediğimiz şeyde elbette masumlar da ölecek ama buradaki sorun, o ölen masumların öldürülmesinin haklı görülmesi. Yani filmin vermek istediği mesaj belli aslında: açık açık “teröristler ama özünde iyiler” demeye çalışıyor. Sırf terörist diye ha…

Neyse, daha fazla abartmadan sona geleyim: Film kesinlikle kötü değil, üstelik teknik anlamda fazla iyi. Hâlâ sinemalardayken deneyimlenmesi gerekiyor. İnternete de 4K olarak düşmüş bu arada.

Son olarak bu filmde 1978 yapımı Superman filminin Japonca posterini görmeyi beklemiyordum. Öyle sona yazacak bir şey bulamadım, bu detayı ekleyeyim dedim.

@neuromancer

7 ay önce

İlk defa DiCaprio'nun oynadığı bir filmi yarıda bırakmayı düşündüm. Nasıl ikna etmişler acaba bu garabette oynamaya. Tek iyi yanı sinematografi...
T

@tayfund

8 ay önce

7.9 / 10

Niye beğenilmemiş anlamadım. Evet biraz uzun ama sıkmıyor bence. Sinemada izlenmesi tavsiye edilir

@serkanaydemir

8 ay önce

6.5 / 10

Sinema adına idare eder.

Öncelikle filmi ne beğendim ne beğenmedim. Kötü diyemem ama az abartılmış bir yapım. Sıkıcı değil, bu konuda başarılı. Uzun olmasına rağmen izledik, bitti. Birçok açıdan keşke böyle olsaymış deyip durdum. Di Caprio da az daha ön planda olmalıydı. Oynuyor oynuyor da keşke yıllar önceki filmlerdeki senaryolarda var olsaydı. Günümüz Trump ABD'sini anlatıyorlar aslında. Ya da günümüz dünya liderlerini. Eleştiri her ülkede şu an sorun olan mülteci durumu. Bu olayı farklı açıdan anlatmışlar. Daha kişisel bir mesele üzerinden bahsedilmiş. Bence bu da Hollywood'un sansür içinde olduğunu gösteriyor. 2010 yılında daha özgürdük mesela bizler de. Her yıl daha yasaklar ve korku kültürü yayıldı her yere. Film de az bunu hissettiriyor ABD vatandaşlarına. Ama pek başarılı olamıyor. Kadın oyuncular çok başarılı. Bu da ayrı gerçeklik.

@kuzgunadam

8 ay önce

7.5 / 10

Gereksiz uzatılmış sahneler ve yapay birkaç diyalog dışında genel anlamda tatmin edici bir senaryo vardı.
Hayatları, geçmişleri hakkında bilgi verilmediği için karakterlerle bağ kurmak zordu.
Sean Penn’i böyle bir karakterde görmek zor gelse de performansıyla filme damga vuruyor ee yani bu adamın aldığı Oscarlar boşuna değil.

Müziklere gelince yönetmen yine Radiohead üyesi Jonny Greenwood’la çalışmış izlerken de tarzı fark ediliyordu fena değildi ama filmin hemen hemen tamamında müzik olması bence gereksiz ve yorucu.

Sonuç olarak yönetmenin 8 filmini izledim ve bu film onların arasında en iyi 3e girebilir mi şüpheliyim.

@sikmalikportaka

8 ay önce

9 / 10

Sonunda güzel bir film çıktı. 2 saat daha olsa yine izletirdi. Hiç klişe değil. Çok fazla karakter var hepsi de birbirinden orijinal. Piyasada komedi filmi diye dolaşam filmlere bile taş çıkartır. Keşke herkesin hayatında bir sensei olsa.
SPOILER

Savaş Üstüne Savaş filmine Benzer Film ekliyorsun.

Arama Sonuçları

Savaş Üstüne Savaş filmini Kategorize ediyorsun.

Bu filmi aşağıdaki seçenekleri işaretleyerek kategorize edebilirsin.

Arama Sonuçları

Savaş Üstüne Savaş filmine Konu ekliyorsun.

Arama Sonuçları

FİLM İLE İLGİLİ İSTATİSTİKLER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL