Speak No Evil Yorumları

Speak No Evil filmi detayları

@alkanistan

10 ay önce

7.9 / 10

Speak No Evil, yönetmen Christian Tafdrup'un imzasını taşıyan, izleyiciyi adeta bir sosyal deneyin içine hapseden, modern bir korku filmi. Film, tatil sırasında tanışan iki ailenin, sonrasında yaşadığı gerilimi konu alıyor. Bir Danimarkalı aile, davet üzerine yeni tanıştıkları Hollandalı ailenin evine gider ve burada yavaş yavaş, rahatsız edici ve açıklanamaz olaylar zinciri başlar.

Speak No Evil, korkuyu, mantıktan uzak, nedensiz bir kötülükten besliyor. Kötülüğün bir motivasyona ihtiyaç duymadığını, bazen sadece var olduğunu göstererek izleyiciyi daha da çaresiz bırakıyor. Bu durum, filmi As Bestas gibi benzer temalı filmlerden ayırıyor; çünkü burada karşı tarafın amacını çözme gibi bir lüksünüz yok. Tek bildiğiniz, kötülüğün anlamsız ve acımasız olduğu.

Filmin ilk bir saatindeki "ağır ve yavan" ilerleyiş, aslında filmin tüm gücünü inşa eden bir strateji. Yönetmen, o süreçte bizi karakterlerin iç sıkıntısıyla, sosyal nezaketin getirdiği yapay gülümsemelerle ve giderek artan bir
... Devamı
Speak No Evil, yönetmen Christian Tafdrup'un imzasını taşıyan, izleyiciyi adeta bir sosyal deneyin içine hapseden, modern bir korku filmi. Film, tatil sırasında tanışan iki ailenin, sonrasında yaşadığı gerilimi konu alıyor. Bir Danimarkalı aile, davet üzerine yeni tanıştıkları Hollandalı ailenin evine gider ve burada yavaş yavaş, rahatsız edici ve açıklanamaz olaylar zinciri başlar.

Speak No Evil, korkuyu, mantıktan uzak, nedensiz bir kötülükten besliyor. Kötülüğün bir motivasyona ihtiyaç duymadığını, bazen sadece var olduğunu göstererek izleyiciyi daha da çaresiz bırakıyor. Bu durum, filmi As Bestas gibi benzer temalı filmlerden ayırıyor; çünkü burada karşı tarafın amacını çözme gibi bir lüksünüz yok. Tek bildiğiniz, kötülüğün anlamsız ve acımasız olduğu.

Filmin ilk bir saatindeki "ağır ve yavan" ilerleyiş, aslında filmin tüm gücünü inşa eden bir strateji. Yönetmen, o süreçte bizi karakterlerin iç sıkıntısıyla, sosyal nezaketin getirdiği yapay gülümsemelerle ve giderek artan bir gerginlikle dolduruyor. Bu durum, finaldeki o kan donduran ve akıl almaz şokun etkisini katlıyor. İzleyici, film boyunca "şimdi dur demeliler" diye bağırırken, karakterlerin nezaket ve toplumsal kurallar nedeniyle sessiz kalması, filmin asıl dehşetini oluşturuyor.

Speak No Evil, bir korku filmi değil, adeta bir sosyal psikoloji dersi. İnsanın sınırlarını, sabrını, vicdanını ve en önemlisi, nezaket uğruna ne kadar ileri gidebileceğini sorgulayan, cesur ve sarsıcı bir film. O son, sadece bir korku finali değil, aynı zamanda insanın kendisine dair yüzleşmekten korktuğu gerçeklere dair bir tokat niteliğinde.

@subsidiarist

2 yıl önce

korku/gerilim beklentimi pek karşılamadı.

film sinir bozucu evet ama sinirimi bozan danimarkalı karı kocanın alıklığıydı. çocuk az bir şey zırladı diye oyuncak tavşan için o yoldan geri dönülür mü? çocuğunu teskin edemeyen ana babadan iki tane saykoya direnmelerini beklemek de saçma olurdu açıkçası.

@tendopain

2 yıl önce

tamam mesaj falan güzelde kardeşim hiçbir insan evladı canı söz konusu olduğunda bu şekilde kendini teslim etmez.O anki adrenalinle en zayıf insan bile akıl almaz bir güç gösterebilir. Söz konusu ölüm kalım olduğunda insanın karşı koymak için yapmayacağı herhangi birşey yoktur. Gerekirse karşındakinin boynunu bile ısırıp koparırsın. Film güzel gerdi ama mesaj vericem diye bu derece insan oğlunun iç güdüsünü küçümsemesi garip.

@ynr

2 yıl önce

6 / 10

çekirdek ailenin iq ortalaması 42 falan.

@unexpected

2 yıl önce

4.8 / 10

Yanii beklentimi karşılamadı. Sırf nereye varacak diye kendimi izlemeye zorlayarak sıkıla sıkıla bitirebildim. Hele o adamın korkaklığı, sessizliği insanın sinirini bozan cinstendi. Filmin sonunda Adamlar hiç direnmedi boynu bükük bir şekilde kaderlerine razı oldular şaka gibi. Zaten film boyunca 'Ya artık bi defolun gidin' diyip durdum sonuna kadar hızlandırarak bile büyük bir sabırla gelebildim. Ki filmin sonuna kadar sinirleri gerilmeden sabırla gelenede helal olsun. Gerçekten filmin acayip kasvetli, sıkıcı bir havası var. O son sahnesi hariç filmi hiç beğenmedim.

@delahoya

2 yıl önce

8 / 10

Çok yazdım çok sildim hakkında sıcağı sıcağına yorum atılması zor bir film.

Öncelikle film Haneke yapımı " Funny Games" filmini fazlasıyla anımsattı. Kasvetli havasıyla beni hipnotize etti ve kararsızlığın insan hayatındaki en büyük düşmanlardan biri olduğunu insanın gözüne sokarcasına gösterdi.

Çok hassas bir yapıda olmamama rağmen filmin sonunda sinirlerim bozuldu demek yanlış olmaz. Bu filmi her ebeveyne ders niteliğinde izlettirilmeli...
N

@nurrr_22

3 yıl önce

Bence devamı gelmeli.

@2760889966651

3 yıl önce

6.1 / 10

Film biraz çiğ. Kisa suresine rağmen sıktığı oldu. Kontrolsuz göçe çözüm olarak sınırlara vurgu yapacak kadar da bağnaz. Tepkisizliklerindeki abarti, erilligini kaybeden aile babasi tip yaratmak icin bir araç olarak kullanilmiş ama yedirilmemiş gibi. Tum bunlara ragmen izletiyor kendini.
D

@dostoyevski

3 yıl önce

Fazlasıyla rahatsız edici, sindirmesi zor, bittiğinde ekrana bakakaldığım filmlerden biri. Klasik korku, psikolojik gerilim türünde bir film değil, başta bunu belirtmekte fayda var. Kör göze parmak basarak verdiği politik alt metinleriyle, kapalı istiareleriyle "bir derdim var" diye bağıran bir film. Suya sabuna dokunmaya çalışan, mesaj kaygısı güden filmleri seviyorum ama ne yazık ki yönetmen, senarist bize iletmek istediği düşüncesi için her şeyi fazlasıyla karikatürleştiriyor. Vereceği "mesaj" için filmin bütünlüğünden tutun da, gerçekçiliğine, karakterlerin vermiş olduğu reaksiyonlara kadar birçok şeye zarar veriyor. Bütün olarak beğensem dahi, yukarıda belirttiğim sebepten dolayı bayağı puan kırmama sebep oldu. Devamını spoiler içine almak zorundayım.

Öncelikle Danimarkalı ebeveynlerin refah seviyesi yüksek, etliye sütlüye karışmayan, orta-üst direk ve özellikle politik doğruculuktan asla ödün vermeyen karakterler olarak resmedilmesi bir
... Devamı
Fazlasıyla rahatsız edici, sindirmesi zor, bittiğinde ekrana bakakaldığım filmlerden biri. Klasik korku, psikolojik gerilim türünde bir film değil, başta bunu belirtmekte fayda var. Kör göze parmak basarak verdiği politik alt metinleriyle, kapalı istiareleriyle "bir derdim var" diye bağıran bir film. Suya sabuna dokunmaya çalışan, mesaj kaygısı güden filmleri seviyorum ama ne yazık ki yönetmen, senarist bize iletmek istediği düşüncesi için her şeyi fazlasıyla karikatürleştiriyor. Vereceği "mesaj" için filmin bütünlüğünden tutun da, gerçekçiliğine, karakterlerin vermiş olduğu reaksiyonlara kadar birçok şeye zarar veriyor. Bütün olarak beğensem dahi, yukarıda belirttiğim sebepten dolayı bayağı puan kırmama sebep oldu. Devamını spoiler içine almak zorundayım.

Öncelikle Danimarkalı ebeveynlerin refah seviyesi yüksek, etliye sütlüye karışmayan, orta-üst direk ve özellikle politik doğruculuktan asla ödün vermeyen karakterler olarak resmedilmesi bir tesadüf değil. Bu politik doğruculuk kendi aralarında bile ufak çaplı çatışmalara sebebiyet veriyor. Karısının katı kuralcılığından, sterilize edilmiş hayatından sıkılmış, erkliğini geri kazanmak isteyen ama buna cesaret edemeyen bir baba figürü var. Bu yüzdendir ki, kızı peluş tavşanını kaybettiğinde ve onu bulup getirdiğinde, Hollandalının Danimarkalıya bunun heroik bir davranış olduğunu ve kendisiyle gurur duyması gerektiğini söylediğinde, koltuklarının kabarmasıyla kurban daha ilk sahnelerden kendini belli ediyor. O sahnede Danimarkalı babaya tam tersi söylenseydi de tepkisiz kalacaktı çünkü ses çıkarmaktan aciz, kendisine ne verilirse yutmaya hazır, konforlu alanından çıkamayan bir karakterimiz var. Aynı şekilde vejetaryenliğini altına basa basa belirten ve bunun doğa için gerekli olduğunu söyleyen ama aslında balık yiyen ve pesketaryen olduğunun farkında olmayan bir Danimarkalı annemiz var. Bir sahnede Hollandalının balıkçılık endüstrisinin de doğaya verdiği zararı üstü kapalı bir şekilde anlattığında; karşıt argüman sunamayan, savunduğu fikirden aciz bir Danimarkalı anne. Elde var iki politik doğrucu, kaldı sıfır. Yine annemiz, kocasının da gazıyla, Hollandalıların kendisine sundukları et yemeğini ucundan da olsa, "nezaketen" tatmasıyla aslında hiç de prensip sahibi olmadığını gösteriyor. Kırılma noktası zaten bu nokta oluyor keza o eti sadece bir kereliğine dahi tattığı an, kendinden, savunduğu her şeyden ödün vermiş oluyor ve film boyunca Danimarkalı aileye taciz ateşleri devam ediyor. Birçok sahne var ama hiçbirinde karşı atak yapmayan, olduğu yerde pusan kurbanlık ailemiz kendi sonunu kendi hazırlıyor.

Hollandalılara gelirsek ki, ben onların devletin izdüşümü olduğunu düşünüyorum. Yani bana kalırsa ortada Hollandalılar yok, Danimarka devleti ve Danimarka halkı var. Bir de göçmen sorunu... Eve çocuk bakıcısı olarak getirilen Mucahid'in ortadoğulu olması, tek kelime ingilizce bilmemesi ve Danimarkalı annenin çocuğunu huzursuzluk içerisinde olmasına rağmen ona emanet edip gitmesi... Nihayetinde Hollandalılar ve Mucahid iş birliğinde kız çocuğunun kaçırılması, recm edilen Danimarkalılar. Buz gibi bir filmdi hakikaten. Yalnız yazının başında belirttiğim gerçeklikten çok fazla kopma, karakterlerin artık beyinsizliğe kadar varan reaksiyonları da bu filmi bir o kadar kötüleştiriyor. Ne mi onlar?

1-Hiçbir aile kendilerine bu kadar rahatsızlık veren bir evden sabahın köründe kaçarcasına çıkıp giderken, sadece peluş bir oyuncak için dönmez. Dönmemeli.

2-Hadi döndün diyelim, karşındaki insanlar özür diledi diye iki üç gün daha kalmazsın.

3-Arabanın anahtarı üzerindeyken ve Hollandalı hıyar işemeye gitmişken neden kaçmayı denemiyorsun? Bu tartışılır tabii, burada özellikle zaten ailenin pusmuşluğuna bir vurgu yapılmış olabilir ama hakikaten izlerken insan küplere biniyor.

4-Malum son. Yaşama içgüdüsünün böyle bir durumda harekete geçmemesi imkansız. Belki şok anı, belki başka bir şey ama ikisi de aynı anda bu kadar tepkisiz kalamaz.

Bunlar benim seyir zevkime gölge düşürse de dediğim gibi, beğendim ama bitirdikten sonra keşke izlemeseydim de dedim...

@positivist

3 yıl önce

8.3 / 10

Arthouse gerilim sevenlerin bu seneki gözdesi olmalıydı bu film. Haneke, Trier gibi Avrupalı yönetmenlerin pek bir sevdiği orta sınıf eleştirisi yapıyor. Nette dolaşan radikal islamcı grupların zararı yorumu bana pek makul gelmiyor. Çünkü filmde steril bir hayatı olan, Avrupa’nın en refah ülkesinde yaşayan bir aile var. Refah insanı tehlikeli bir sessizliğe sürükler. Hiçbir şeye ses çıkarmayan ve kibarlıktan ölen bir ailenin sonu başka ne olabilirdi?
SPOILER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL