Salo Ya Da Sodom'un 120 Günü

(1975)

Salò, or the 120 Days of Sodom a.k.a Salò o le 120 giornate di Sodoma

Film 1 Saat 57 Dk. Dram İtalya, Fransa

5.7

233 OY
PUAN VER
5

Imdb: 5.8 (72.970 OY)

KONUSU
Salo ya da Sodom’un 120 Günü 1975 İtalya Fransa ortak yapımı dramatik filmdir. Özgün adı Salo o le 120 giornate di Sodoma dır. Fransız yazar Marquis de Sade’nin 1785 yılında yazdığı en sıra dışı eseri olan Les 120 journees de Sodome ou l’ecole du libertinage adlı kitabının 1940’lı yıllara uyarlaması ... Devamı
Salo ya da Sodom’un 120 Günü 1975 İtalya Fransa ortak yapımı dramatik filmdir. Özgün adı Salo o le 120 giornate di Sodoma dır. Fransız yazar Marquis de Sade’nin 1785 yılında yazdığı en sıra dışı eseri olan Les 120 journees de Sodome ou l’ecole du libertinage adlı kitabının 1940’lı yıllara uyarlamasıdır. Filmin yönetmeni Pier Paolo Pasolini’dir. Passolini aynı zamanda Sergio Citti ile birlikte filmin senaryosunu da yazmıştır. Önemli rollerinde Paolo Bonacelli, Giorgio Cataldi, Umberto Paolo Quintavalle ve Aldo Valletti oynamışlardır. Görüntüleri Tonino Delli Colli’ye ait olan filmin müziğini Ennio Morricone yapmıştır. Film gösterime girdiği tarihten bu yana içerdiği görsel şiddet ve sadizmin dozu nedeni ile hep tartışma yaratmış ve bugüne kadar yapılmış en rahatsız edici film olarak nitelendirilmiştir. Birçok ülkede gösterilmesi bugün bile yasaktır. Film gösterime girmeden kısa bir süre önce yönetmeni Pasolini öldürülmüştü. Filmde 2.Dünya Savaşı ’nın son günlerinde Faşist İtalya’da çöküşün eşiğindeki dört varlıklı seçkinin genç kız ve erkekleri şatolarında tutsak ederek 120 gün boyunca onlara fiziksel, ruhsal ve cinsel işkence uygulamaları anlatılmaktadır.

Olaylar 1944 yılında Nazi Almanya’sının kontrolünde Kuzey İtalya’da kurulmuş kısa ömürlü bir kukla devlet olan Faşist Salo Cumhuriyeti’nde geçer. Şehrin ileri gelen seçkinlerinden dört sefih 9 kız 9 da erkek 18 genç insanı yakalayıp bir şatoya kapatırlar. Beraberlerindeki 4 yaşlı fahişe ile birlikte bu genç kölelere bir dizi fiziksel, ruhsal ve cinsel işkence uygularlar.

Film Marquis de Sade’nin 1785 tarihli eserine dayandığı kadar yönetmen Pier Paolo Pasolini’nin kendi yaşantısından da izler taşır. Passolini 20’li yaşlarında bir süre Salo Cumhuriyeti ’nde yaşamıştı. Pasolini burada iken tutuklanmış kardeşi Guido ise öldürülmüştü.

Marquis de Sade’nin eserindeki şiddet ve sadizmin dozu filmden çok daha fazladır. Sade kitabında iktidarın yanı sıra kiliseyi de eleştiriyordu. Passolini de ateşli bir kilise karşıtı olmasına rağmen filmde kiliseden çok Faşist kurumları eleştirir.

YORUM YAZ

SPOILER

POPÜLER YORUMLAR

YENİ YORUMLAR

Tüm Yorumlar

@alkanistan

3 ay önce

2 / 10

Dürüst olacağım: Salò’yu izlemek benim için sinemasal bir deneyimden çok, dayanıklılık testi gibiydi. Son dönemde Epstein skandalı yeniden gündeme gelince, “benzer bir temayı işliyor” söylemleriyle filme yöneldim; fakat hayatımda yaptığım en ağır izleme hatalarından biri oldu. Ekranda gördüğüm şey; iğrençliğin, sapkınlığın ve insan onurunun sistematik olarak parçalanmasının neredeyse katalog hâlinde sunulmasıydı.

Evet, birçok eleştirmen — özellikle Avrupa kanadı — filmi yalnızca bir “şok sineması” olarak değil, faşizmin alegorisi olarak okuyor. Pasolini’nin tüketim toplumu ve iktidar eleştirisini en uç noktaya taşıdığını savunanlar var. Kimi yorumculara göre film, gücün mutlaklaştığında insanı nasıl nesneleştirdiğini göstermek için bilinçli olarak dayanılmaz bir estetik kuruyor. Hatta bazı büyük yayınlarda, bunun sinemanın sınırlarını zorlayan politik bir manifesto olduğu yazıldı.

Ama bütün bu teorik çerçeve, izlerken hissettiğim
... Devamı
Dürüst olacağım: Salò’yu izlemek benim için sinemasal bir deneyimden çok, dayanıklılık testi gibiydi. Son dönemde Epstein skandalı yeniden gündeme gelince, “benzer bir temayı işliyor” söylemleriyle filme yöneldim; fakat hayatımda yaptığım en ağır izleme hatalarından biri oldu. Ekranda gördüğüm şey; iğrençliğin, sapkınlığın ve insan onurunun sistematik olarak parçalanmasının neredeyse katalog hâlinde sunulmasıydı.

Evet, birçok eleştirmen — özellikle Avrupa kanadı — filmi yalnızca bir “şok sineması” olarak değil, faşizmin alegorisi olarak okuyor. Pasolini’nin tüketim toplumu ve iktidar eleştirisini en uç noktaya taşıdığını savunanlar var. Kimi yorumculara göre film, gücün mutlaklaştığında insanı nasıl nesneleştirdiğini göstermek için bilinçli olarak dayanılmaz bir estetik kuruyor. Hatta bazı büyük yayınlarda, bunun sinemanın sınırlarını zorlayan politik bir manifesto olduğu yazıldı.

Ama bütün bu teorik çerçeve, izlerken hissettiğim tiksinti duygusunu hafifletmedi. Evet, niyet politik olabilir; evet, tarihsel bir bağlama oturtulabilir. Ancak film, sembolik mesafeyi korumak yerine, seyirciyi neredeyse zorla travmatik görüntülere maruz bırakıyor. Eleştirmenlerin “soğuk, mesafeli, klinik anlatım” dediği şey, benim için yalnızca insani bir bağın kopuşu anlamına geldi. Ne karakter var tutunacak, ne dramatik bir derinlik; yalnızca sistematik bir aşağılanma döngüsü.

Pasolini’nin sinemasal cesareti üzerine övgüler yazılmış olabilir. Ama benim açımdan cesaret ile gereksiz teşhir arasında ince bir çizgi var ve Salò o çizgiyi defalarca aşıyor. Şok etmek, sarsmak ve rahatsız etmek sanatsal bir tercih olabilir; fakat bu filmde rahatsızlık, düşünsel bir yüzleşmeden çok bedensel bir mide bulantısına dönüştü.

Dünya sinema tarihinde “en tartışmalı filmlerden biri” olarak anılması boşuna değil. Akademik okumalarla anlamlandırılabilir, politik bağlamda savunulabilir. Ama izleme deneyimi olarak benim için fazlasıyla itici, fazlasıyla yorucu ve duygusal olarak tüketiciydi.

Kısacası: Salò, sinema tarihinde bir yere sahip olabilir; fakat benim kişisel sinema yolculuğumda bir daha asla dönmeyeceğim, anlamaktan çok uzak durmayı tercih edeceğim bir deneyim olarak kaldı.

Puanım: 2 / 10 — düşünsel iddiası ne olursa olsun, izleme deneyimi açısından katlanılmaz.

@unexpected

6 ay önce

2 / 10

Yapacağınız filmin… Bu iğrenç ve sapkın zihniyetlerin ürünü böyle bir şey olabilir. sadece rahatsız edici değil, aynı zamanda izleyiciyi şoke etmek uğruna her türlü sınırı zorlayan, mide bulandırıcı bir deneyim. Elbette film tarihsel ve politik bir alegori sunmaya çalışıyor, ancak bunu yaparken seçtiği yöntemler öyle aşırı, öyle rahatsız edici ki mesaj tamamen arka planda kayboluyor.

Sanatsal cesaret farklı bir şeydir, izleyiciyi istemeden travmatize etmek bambaşka. Bu filmdeki şiddet, işkence ve aşağılamalar bana göre “anlamlı bir sanat” olmaktan çok uzak. Bir noktadan sonra sadece izleyiciyi sınayan bir deney haline geliyor.

@neuromancer

1 yıl önce

İzlemez olaydım. Püh. Kubrick'in Eyes Wide Shut'ı bu "film" yanında aile filmi kalır.
Saf kötülük beyaz perdede.

@ilqin

3 yıl önce

5.4 / 10

gasparin en sevdigi filmelerden biri oldugu icin merak edip izledim. neden en sevdigi filmlerden biri oldugunu anlamak pek de zor degil. filmi izlerken kalitesiz bir jodorowsy filmiymis gibi hissettirdi bana. filmi izledikten sonra ufak bir arastirma yaptigimda kiitap uyarlamasi oldugunu ogrendim fakat kitabin konusu olan fasizmi islerken konunun biraz disina cikmis gibi yonetmen. filmin arasina serpistirilen kisa fikralar da godard di animsatti bana, etkilenildigi ortada. genel olarak izlemesi zor bir filmdi. iyi bir filmdi diyemem kotu oldugunu da soyleyemem. yonetmen konuyu islemek yerine kendi gizli arzularini islemis sanki. mideniz kaldiracaksa bi izleyin derim ama cok buyuk beklentiler icerisinde olmamalisiniz

@tarik75

4 yıl önce

1 / 10

0 puan verilemediği için 1 puan. saçma sapan bir şey. film diye çekmişler

@maximumgore

4 ay önce

hayatında marquis de sade okumamış adama izletilir mi bu film bee. tarık sen aksiyon filmlerinden devamke

@athelstan

5 yıl önce

10 / 10

felsefik . insanın doğasını doyumsuzlugunu ve özünü gözler önüne seriyor. tek bi sahnede bile anlamsız bir sey yoktu bence

@mavimilena

5 yıl önce

4 / 10

Bazı sahnelerde gözlerimi istemsiz kapamama sebep olan ve bu yüzden de yarım yamalak izleyebildiğim sınır zorlayan bir film. Aşırı ve sert hem de çok fazla. Buram buram faşistlik.

@tiamath

6 yıl önce

6 / 10

Posalini’nin ömrünü tamamlamaya yetmediği üçlemenin ilk filmi. Kitaptan uyarlama olup yaşanmış hikayelerden esinlenilmiştir. Bazı yorumlarda böyle bir şey nasıl hayal edilebilir gibi yazılar gördüğüm oluyor. Bunlar hayal ürünü değil, yaşanmış ve hala yaşanan, muhtemelen ileride de benzerlerinin yaşanmaya devam edeceği olaylardır. Film daha çok faşizme karşı gönderme tasvirleri içermekte olup bunu özendirmeden ziyade iğrençliği ile anlatım yapmaktadır. Fakat bazı konuların havada kalması ve bazı oyunculukların sırıtmasından ötürü filmden tam etkiyi alamadım diyebilirim. (belki mevcut yılından ötürü şuan izleyen biri için aynı etkiyi oluşturamıyor olabilir). Yinede anlatmak istediği mesaj, filmin sonunda yerine gidiyor kanaatindeyim.

@ravenna

7 yıl önce

Hafızamdan silip atmak istediğim bir film.Midem ağzımda izledim.Sinir bozucu.

@mizantropist

7 yıl önce

5.8 / 10

Filmle ilgili çok şey söylenir ama sadece şunu belirteceğim;''Yanında silahlı birileri varsa,seni kimse durduramaz..İstediğin her şeyi yapabilirsin''

@pyaprak

9 yıl önce

5.3 / 10

ben ki rahatsız edici film gördüm mü dayanamayıp izleyen biri olarak şunu diyorum ki bazı sahnelerde o gözlerimi ellerimle kapadım sonuna kadar zor dayandım! nasıl bir psikoloji nasıl bir vicdan nasıl bir olay akıl sır erdirmeye çalışmak bile boş.... bence uzak durulası bir film her baba yiğidin harcı olmadığını düşünüyorum :/
J

@josephwhite

9 yıl önce

6.5 / 10

Aşırı derecede rahatsız eden sahneler var, izlerken birşeyler yemiyor olmanız sizin için iyi olabilir; Sade nin bir kaç kitabı okunup, hadi olmadı Sade hakkında öyle internette gelişi güzel bilgi sahibi olup "tabi ki biliyorum Sade yi" ergenliğinden sıyrılıp, susmanızı gerektirecek bilgi sahibi olduğunuzda film size oldukça yumuşak bile gelebilir. Bir fikrin karşısında çok sert duranların o fikirden kaçtıklarına şahit olmuşumdur, sakin olun, anlamaya çalışın, herkes sizin kadar olgun olmayabilir ;)

@sinebiyat

9 yıl önce

1 / 10

"Abuk bir şiddet" Filmi ilk izlediğimde yaptığım yorum bu olmuştu. Filmde hem cinsel, hem bedensel hem de psikolojik şiddeti yönetmen karikatürize ederek sunduğu için iğrenmekten çok, saçma bulmuştum. Kaderin garip bir cilvesi sonucu bu filmin ardından yönetmenin sonu filmde sunduğundan çok daha ileri derecede bir şiddetin kendine uygulanması sonucu linç edilerek öldürülmek oldu.

@naksidil

9 yıl önce

4.3 / 10

" Genç bedenlere duyulan açlık " Sodom'un 120 günü , hayatının büyük bölümünü sürgünde geçirmiş, erotik edebiyatın öncülerinden, ailenizin cep sapığı Fransız aristokrat Marquis de Sade'nin 1785 yılında yazdığı ; pornografi , sadizm , iktidarla beraber gelen gücün nasıl yoldan çıkarabileceğini gösteren , belki de yayınlanmaya cesaret edilebilen en çarpıcı eserlerinden biridir . Film 1975 yılında İtalya'da çekilir ve gösterime girmeden birkaç gün önce de yönetmen öldürülür. Çünkü filmde ki sahneler idraki zor sahnelerdir. İtalyada ki fanatikler pasolini'yi daha önce ki çalışmalarından ötürü kara listeye almışlardı. Bu filmle bardağı taşıran yönetmen , filmini sinemada izleyemeden öbür tarafa gitmiştir .. Filmi giderken yanında götürememesi büyük şanssızlık olmuş. Sorun filmi anlamlandıramamak değil , bağdaştırmaya çalışırken rezil olmak ..
B

@basakkaskal

11 yıl önce

İndirip izledikten sonra arşivimden sildiğim miğde bulandırıcı bir film. Sabrımı baya zorladı.
SPOILER

Salo Ya Da Sodom'un 120 Günü filmine Benzer Film ekliyorsun.

Arama Sonuçları

Salo Ya Da Sodom'un 120 Günü filmini Kategorize ediyorsun.

Bu filmi aşağıdaki seçenekleri işaretleyerek kategorize edebilirsin.

Arama Sonuçları

Salo Ya Da Sodom'un 120 Günü filmine Konu ekliyorsun.

Arama Sonuçları

FİLM İLE İLGİLİ İSTATİSTİKLER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL