Ünlü yönetmen Guillermo del Toro'nun yapımcılığında, Guillem Morales'in yönettiği 2010 yapımı Julia'nın Gözleri, sizi koltuğunuza çivileyecek bir psikolojik gerilim filmi. Film, kendisi de bir göz rahatsızlığı yaşayan Julia'nın, ikiz kız kardeşinin intiharı sonrası yaşadığı şüpheli olayları araştırırken, kendi görme yetisini de yavaş yavaş kaybetmesini konu alıyor. Film, korkuyu tam da bu noktadan, en ilkel duyularımızdan birinin yok oluşundan besliyor.
Filmi unutulmaz yapan en önemli unsur, başkarakter Julia'nın durumunun yarattığı gerilim. Julia, görme yetisini her geçen gün biraz daha yitirirken, etrafındaki tehlikenin gerçek mi yoksa kendi zihninin oyunu mu olduğunu ayırt edemez hale geliyor. Film, tam da bu paranoya duygusunu izleyiciye o kadar etkili bir şekilde geçiriyor ki, siz de onunla birlikte neyin gerçek neyin halüsinasyon olduğunu sorgulamaya başlıyorsunuz. Körlük korkusu, filmde bir metafora dönüşerek, bilmediğimiz, göremediğimiz ve kontrol edemediğimiz her şeyin dehş... Devamı
Ünlü yönetmen Guillermo del Toro'nun yapımcılığında, Guillem Morales'in yönettiği 2010 yapımı Julia'nın Gözleri, sizi koltuğunuza çivileyecek bir psikolojik gerilim filmi. Film, kendisi de bir göz rahatsızlığı yaşayan Julia'nın, ikiz kız kardeşinin intiharı sonrası yaşadığı şüpheli olayları araştırırken, kendi görme yetisini de yavaş yavaş kaybetmesini konu alıyor. Film, korkuyu tam da bu noktadan, en ilkel duyularımızdan birinin yok oluşundan besliyor.
Filmi unutulmaz yapan en önemli unsur, başkarakter Julia'nın durumunun yarattığı gerilim. Julia, görme yetisini her geçen gün biraz daha yitirirken, etrafındaki tehlikenin gerçek mi yoksa kendi zihninin oyunu mu olduğunu ayırt edemez hale geliyor. Film, tam da bu paranoya duygusunu izleyiciye o kadar etkili bir şekilde geçiriyor ki, siz de onunla birlikte neyin gerçek neyin halüsinasyon olduğunu sorgulamaya başlıyorsunuz. Körlük korkusu, filmde bir metafora dönüşerek, bilmediğimiz, göremediğimiz ve kontrol edemediğimiz her şeyin dehşetini temsil ediyor.
Başrolde yer alan Belén Rueda'nın performansı ise tartışmasız bir başyapıt. Julia'nın çaresizliğini, kararlılığını ve her an artan korkusunu o kadar içtenlikle canlandırıyor ki, sadece onun mücadelesine tanıklık etmekle kalmıyor, o mücadeleye ortak oluyorsunuz. Onun her bir adımı, her bir nefes alış verişi, gerilimi daha da artırıyor.
Julia'nın Gözleri, ucuz korku taktiklerinden kaçınarak, atmosferi ve karakterin psikolojisini ön plana çıkarıyor. Yönetmen Morales, ışık ve gölge oyunlarıyla, kamera açılarını Julia'nın gözünden ayarlayarak, izleyiciyi adeta onun yerine koyuyor. Bu, sadece bir cinayet gizemi değil, aynı zamanda insanın en temel korkularından birine doğru yapılan ürkütücü bir yolculuk.
2000-2010 arası ispanyol sinemasının kendisini çok tekrar ettiğini düşünürsek bence bu film hem konusuyla hem de kurgusuyla ayrılıyor.Filmi izlerken hiç sıkılmadım,oyunculuklar iyiydi.Finali bir tık daha iyi beklerdim ama yine de tatmin etti fiyebilirim.İZLEYİN.
İzledi diye girdiğime bakmayın, ilk yarım saatten sonra ileri sardıra sardıra izledim. Zorlama bir senaryo, ancak kısa film olabilecek zayıf bir öykü ve gördüğüm en aptalca diyaloglar... Tekmili birden bu filmde.
Millet film başta baya bir geriyor insanı. Sonunu hiç beğenmedim o kadar güzelim film romantik bir modda bitti. Noluyor ya ha yaptın güzel bir film bari güzel bitir. İzlenir mi izlenir. Kısacası daha iyi olabilirdi.
Volk arkadaşımın tavsiyesi üzerine izlediğim bir film.Kendisini de bu film için teşekkür ederim.İspanyolların gerilim filmlerinde basamak basamak çıkışına bu filmle bir kez daha tanıklık etmiş oldum.Çok iyi bir film izledim.Film gizemli olduğunu çok iyi yansıtıyor ve gerilimde eklenince film sonuna kadar başarılı ilerliyor.Belen Rueda’nın oyunculuğu da gayet iyiydi.Gerilim ve gizem türünde izlemek için tercih edildiğinde pişmanlık yaratmayacak bir film.
bazı bazı eksiklikler yüzünden yeteri kadar taktir alamadığını düşündüğüm bir film. bence çekimleri ışıkları kurgusu olsun hepsi yerinde. bir amerikan sineması olsa 5 katı izlenme gücü olurdu ama sektörün verdiği yetememezlikler yüzünden anca bu seviyede izleyiceye ulaşıp yinde hatrı sayılır cinsten kendisini görücüye çıkartıp beğendirebilmiş. başarı ve başarısızlık arasında kalan güzel bir yapım. güzel diyorum, izlemeniz için bir artı nor bence. patlamış mısır ve adam başı 3 bira şart.
El Cuerpo'nun ardından arayı soğutmadan izlediğim Los ojos de Julia yine orijinal senaryosuyla beni mutlu etti. Bu iki filmin ortak noktası elbette birinin yönetmen koltuğunda oturan öbürünün ise senaryosunu yazan ( ya da ortak çalışılmış... yalan olmasın şimdi yanlarında değildim ) Oriol Paulo.
Çok hoşuma giden bu iki filme de parmağını daldırmış bu ispanyol psikopatının yapacağı diğer filmleri büyük bir merakla bekliyorum açıkçası.
Los ojos de Julia'nın başrolünde Belen Ruda başarılı bir performans sergilemiş olsa da, filmin ortalarına doğru sıkmadı değil. Yük birazcık üzerinden alınabilirdi diye düşünüyorum açıkcası. Filmi izleyenler itiraz edebilirler elbette konuya aşina oldukları için ama benim açımdan Lia'nın geldiği sahne büyük bir rahatlamaydı. İspanyolları bu işte bir adım daha ileri götüren bir film olmuş genel olarak.
Zannediyorum son günlerde izlemekten büyük keyif aldığım ve beni gerçek anlamda doyuran filmlerin başında yer alıyor bu yapım. Kesilmiş kafalar, kopmuş kollar, bacaklar, kan gölüne dönmüş evler vs. Hepimiz biliyoruz ki son yıllarda nedense yapımcıların Korku türündeki anlayışları bunlarla sınırlandı. Mide bulandırmayı gayet iyi başarıyorlar lakin korkutmayı asla.
Çok sade bir senaryo ile de ne kadar etkili bir film yapılabileceğinin en canlı örneğiydi bence. Sade senaryo diye nitelendirdim ama yanlış anlaşılmasın. Bu sadeliğin açılımı aslında az önce bahsi geçen mide bulandırıcılıklardan uzak oluşuydu. Neredeyse iki saat gibi uzunca bir süre hiç sıkılmadan ve filmden kopmadan ekrana kilitleniyor insan izlerken. Gerilimi iliklerinizde hissedebiliyorsunuz. Bol sürprizlerle dolu senaryoda bilinmezlikler ve tahmin yürütmelerle bir sonraki sahneyi heyecanla bekledim. Gizem unsuru her daim ilgimi çekmiştir zaten. Özellikle sürpriz finaller eminim benim gibi herkesi tatmin ediyordur..
Guill... Devamı
Zannediyorum son günlerde izlemekten büyük keyif aldığım ve beni gerçek anlamda doyuran filmlerin başında yer alıyor bu yapım. Kesilmiş kafalar, kopmuş kollar, bacaklar, kan gölüne dönmüş evler vs. Hepimiz biliyoruz ki son yıllarda nedense yapımcıların Korku türündeki anlayışları bunlarla sınırlandı. Mide bulandırmayı gayet iyi başarıyorlar lakin korkutmayı asla.
Çok sade bir senaryo ile de ne kadar etkili bir film yapılabileceğinin en canlı örneğiydi bence. Sade senaryo diye nitelendirdim ama yanlış anlaşılmasın. Bu sadeliğin açılımı aslında az önce bahsi geçen mide bulandırıcılıklardan uzak oluşuydu. Neredeyse iki saat gibi uzunca bir süre hiç sıkılmadan ve filmden kopmadan ekrana kilitleniyor insan izlerken. Gerilimi iliklerinizde hissedebiliyorsunuz. Bol sürprizlerle dolu senaryoda bilinmezlikler ve tahmin yürütmelerle bir sonraki sahneyi heyecanla bekledim. Gizem unsuru her daim ilgimi çekmiştir zaten. Özellikle sürpriz finaller eminim benim gibi herkesi tatmin ediyordur..
Guillermo Del Toro gibi kült bir yapımcıdan zaten daha kötüsünü beklemek hata olurdu. Her zaman olduğu gibi yine çok kaliteli bir iş ortaya konulmuş. Ülkemizde vizyona girmemiş olması da ayrıca üzücü bir durum. Nice deli saçması ve beş para etmez filmler boy gösterirken sinema salonlarında böyleisne başarılı yapımlardan mahrum ediyorlar bizleri. Şiddetle tavsiye ettiğim film için puanım 10 üzerinden 8...
@alkanistan
11 ay önce
8.4 / 10
Filmi unutulmaz yapan en önemli unsur, başkarakter Julia'nın durumunun yarattığı gerilim. Julia, görme yetisini her geçen gün biraz daha yitirirken, etrafındaki tehlikenin gerçek mi yoksa kendi zihninin oyunu mu olduğunu ayırt edemez hale geliyor. Film, tam da bu paranoya duygusunu izleyiciye o kadar etkili bir şekilde geçiriyor ki, siz de onunla birlikte neyin gerçek neyin halüsinasyon olduğunu sorgulamaya başlıyorsunuz. Körlük korkusu, filmde bir metafora dönüşerek, bilmediğimiz, göremediğimiz ve kontrol edemediğimiz her şeyin dehş ... Devamı
Filmi unutulmaz yapan en önemli unsur, başkarakter Julia'nın durumunun yarattığı gerilim. Julia, görme yetisini her geçen gün biraz daha yitirirken, etrafındaki tehlikenin gerçek mi yoksa kendi zihninin oyunu mu olduğunu ayırt edemez hale geliyor. Film, tam da bu paranoya duygusunu izleyiciye o kadar etkili bir şekilde geçiriyor ki, siz de onunla birlikte neyin gerçek neyin halüsinasyon olduğunu sorgulamaya başlıyorsunuz. Körlük korkusu, filmde bir metafora dönüşerek, bilmediğimiz, göremediğimiz ve kontrol edemediğimiz her şeyin dehşetini temsil ediyor.
Başrolde yer alan Belén Rueda'nın performansı ise tartışmasız bir başyapıt. Julia'nın çaresizliğini, kararlılığını ve her an artan korkusunu o kadar içtenlikle canlandırıyor ki, sadece onun mücadelesine tanıklık etmekle kalmıyor, o mücadeleye ortak oluyorsunuz. Onun her bir adımı, her bir nefes alış verişi, gerilimi daha da artırıyor.
Julia'nın Gözleri, ucuz korku taktiklerinden kaçınarak, atmosferi ve karakterin psikolojisini ön plana çıkarıyor. Yönetmen Morales, ışık ve gölge oyunlarıyla, kamera açılarını Julia'nın gözünden ayarlayarak, izleyiciyi adeta onun yerine koyuyor. Bu, sadece bir cinayet gizemi değil, aynı zamanda insanın en temel korkularından birine doğru yapılan ürkütücü bir yolculuk.
@yagcionur
2 yıl önce
6.9 / 10
@tendopain
9 yıl önce
@sinebiyat
10 yıl önce
1 / 10
@ruby
10 yıl önce
@serkanaydemir
12 yıl önce
7 / 10
@wafflee
12 yıl önce
@tutankhom
13 yıl önce
6.5 / 10
@ifot
13 yıl önce
6 / 10
Çok hoşuma giden bu iki filme de parmağını daldırmış bu ispanyol psikopatının yapacağı diğer filmleri büyük bir merakla bekliyorum açıkçası.
Los ojos de Julia'nın başrolünde Belen Ruda başarılı bir performans sergilemiş olsa da, filmin ortalarına doğru sıkmadı değil. Yük birazcık üzerinden alınabilirdi diye düşünüyorum açıkcası. Filmi izleyenler itiraz edebilirler elbette konuya aşina oldukları için ama benim açımdan Lia'nın geldiği sahne büyük bir rahatlamaydı. İspanyolları bu işte bir adım daha ileri götüren bir film olmuş genel olarak.
@amenra
14 yıl önce
8 / 10
Çok sade bir senaryo ile de ne kadar etkili bir film yapılabileceğinin en canlı örneğiydi bence. Sade senaryo diye nitelendirdim ama yanlış anlaşılmasın. Bu sadeliğin açılımı aslında az önce bahsi geçen mide bulandırıcılıklardan uzak oluşuydu. Neredeyse iki saat gibi uzunca bir süre hiç sıkılmadan ve filmden kopmadan ekrana kilitleniyor insan izlerken. Gerilimi iliklerinizde hissedebiliyorsunuz. Bol sürprizlerle dolu senaryoda bilinmezlikler ve tahmin yürütmelerle bir sonraki sahneyi heyecanla bekledim. Gizem unsuru her daim ilgimi çekmiştir zaten. Özellikle sürpriz finaller eminim benim gibi herkesi tatmin ediyordur..
Guill ... Devamı
Çok sade bir senaryo ile de ne kadar etkili bir film yapılabileceğinin en canlı örneğiydi bence. Sade senaryo diye nitelendirdim ama yanlış anlaşılmasın. Bu sadeliğin açılımı aslında az önce bahsi geçen mide bulandırıcılıklardan uzak oluşuydu. Neredeyse iki saat gibi uzunca bir süre hiç sıkılmadan ve filmden kopmadan ekrana kilitleniyor insan izlerken. Gerilimi iliklerinizde hissedebiliyorsunuz. Bol sürprizlerle dolu senaryoda bilinmezlikler ve tahmin yürütmelerle bir sonraki sahneyi heyecanla bekledim. Gizem unsuru her daim ilgimi çekmiştir zaten. Özellikle sürpriz finaller eminim benim gibi herkesi tatmin ediyordur..
Guillermo Del Toro gibi kült bir yapımcıdan zaten daha kötüsünü beklemek hata olurdu. Her zaman olduğu gibi yine çok kaliteli bir iş ortaya konulmuş. Ülkemizde vizyona girmemiş olması da ayrıca üzücü bir durum. Nice deli saçması ve beş para etmez filmler boy gösterirken sinema salonlarında böyleisne başarılı yapımlardan mahrum ediyorlar bizleri. Şiddetle tavsiye ettiğim film için puanım 10 üzerinden 8...