Güvercin

(2010)

Pigeon

Kısa Film 10 Dk. Kısa Film Türkiye 5 Haziran 2011

7.4

4 OY
PUAN VER
5

Imdb: 7 (23 OY)

KONUSU

Zar zor doldurduğu tezgahında mendil satan fakir çocukla, bir adamın yolları güvercin sayesinde kesişir.

- 1. Altın Diş Kısa Film Yarışması, Türkiye, Jüri Özel Ödülü

- 7. Kazan Uluslararası Müslüman Film Festivali, Rusya

- Hakları Çalınmış Çocuklar Kısa Film Yarışması, Türkiye

YORUM YAZ

SPOILER

YENİ YORUMLAR

Tüm Yorumlar

@thematrixhasyou

13 yıl önce

izlemek için;

http://vimeo.com/24695524

Dipnot:(Salyoz nickli arkadaşımın uyarısı üzerine linki düzelttim:)
S

@shutterbugiconi

14 yıl önce

8 / 10

Sıra dışı bir empatik öykü...

Muhammet Abdulgafur Şahin'in Koray Sevindi ve Cihan Caner ile senaryosunu paylaştığı Güvercin sıra dışı bir duygudaşlık öyküsü. Film güvercinler vasıtasıyla yolları kesişen sokak satıcısı bir çocuk emekçi ile bir işadamının öyküsü.

---spoiler---

Çocuk kahramanımızın (Ahmet Salih Odabaşı) salt çalışmak zorunda olduğu için mi, yoksa yalnızca cep harçlığını çıkarmak için mi sabahın köründe yollara düştüğünün pek de net olmadığı filmde, sabah namazıyla güne başlayan kahramanımızın tezgahını pek de kolay dolduramadığı açık. Kağıt mendil, ıslak mendil ve su satarak emek harcayan çocuğun buzlukta dondurduğu suları ilerleyen saatlerde sıcak bastırmadan, buzları çözülmeden satmak niyetinde olduğu tezgahın önünden bir dünya insan geçerken talih kuşunun pisliği, güneş gözlüğü ve kot pantolonunun üzerine geçirdiği blazer ceketiyle kendinden emin ve 'cool' görüntüsüyle çocuğu
... Devamı
Sıra dışı bir empatik öykü...

Muhammet Abdulgafur Şahin'in Koray Sevindi ve Cihan Caner ile senaryosunu paylaştığı Güvercin sıra dışı bir duygudaşlık öyküsü. Film güvercinler vasıtasıyla yolları kesişen sokak satıcısı bir çocuk emekçi ile bir işadamının öyküsü.

---spoiler---

Çocuk kahramanımızın (Ahmet Salih Odabaşı) salt çalışmak zorunda olduğu için mi, yoksa yalnızca cep harçlığını çıkarmak için mi sabahın köründe yollara düştüğünün pek de net olmadığı filmde, sabah namazıyla güne başlayan kahramanımızın tezgahını pek de kolay dolduramadığı açık. Kağıt mendil, ıslak mendil ve su satarak emek harcayan çocuğun buzlukta dondurduğu suları ilerleyen saatlerde sıcak bastırmadan, buzları çözülmeden satmak niyetinde olduğu tezgahın önünden bir dünya insan geçerken talih kuşunun pisliği, güneş gözlüğü ve kot pantolonunun üzerine geçirdiği blazer ceketiyle kendinden emin ve 'cool' görüntüsüyle çocuğun dünyasına hiç de yakın durmayan iş adamı (Yaşar Ayvacı) kahramanımızın üzerine düşer.Tezgahın başında sakince bekleyen çocuğa bakmadan eline aldığı ıslak mendille pisliği temizledikten sonra, bozuk para bulamayınca çocuğun eline bir 100'lük atar; 'Bozuk olsaydı verecektik herhalde' diyerek ukala bir üslupla.

Çocuk da 'Abi ben bir bozdurup geleyim' diyerek parayı kaptığı gibi koşar. Yüz lirayı bozduracak bir bakkal, dükkan hemen bulunamayınca işadamımız kendini çocuğun tezgahına bakarken bulur. Muhtemelen hiç umursamadan, fark etmeden yanından geçip gideceği bir tezgahı üzerine pisleyen bir güvercin yüzünden sahiplenen karakterimiz acaba yeterince inandırıcı mı? Sokakta mendil satan bir çocuk avcuna tutuşturduğumuz 100 liralık bir banknotu kaptığı gibi koşup gitse acaba kaçımız hiçbir şey yapmadan öylece 'bekleyelim bakalım' duruşuyla tezgahın başına geçeriz? Dakikalar ilerledikçe kaçımız giden paranın ardından çocuğun tezgahını o şekilde sahipleniriz?

---spoiler---

Belki de genç sinemacı Şahin ve ekibinin anlatmak istediği tam da budur; çoğunluk böyledir ya da çoğunluk böyle yapardı ama toplumda iletişimi ve güveni sağlayan şey insanların birbirine duyduğu güven ve insanların birbirini anlama çabasıdır.

Son dönemde hem kısa filmlerde hem de uzun metrajlı filmlerde insana güven veren dindar karakterlerin yer almasını manidar buluyorum açıkçası. Eşrefpaşalılar ve Uzak İhtimal gibi örnekler Türk sinemasında bir dönem fazlasıyla yer eden içten pazarlıklı, yobaz, kadın düşkünü vs. karakterlerin aksine hoşgörü abidesi karakterle bezenmişti. Güvercin'de de çocuk kahramanın güne sabah namazıyla başlaması, kameranın çocuğun düzelttiği ayakkabılara odaklanması, çocuğun namaz çıkışı belki de tezgahını dolduracak bir harçlık alması muhafazakar bir bakış açısının ürünü gibi geldi bana. Çocuğun filmin sonunda eline verilen paraya bir emanet edasıyla sonuna kadar sahip çıkması sanki dini bir alt metni gerektiriyormuş gibi değil mi? Acaba dürüstüğü anlatmak için böyle bir alt metin şart mıydı? Belli ki senaristin tercihi o yönde...

Hakları çalınmış çocuklara, emekleri çalınmış insanlara gelince keşke muhafazakar olanlar (sivil toplum örgütleri, siyasal partiler, acktivistler vs..) da "inançları ve itikadı zayıf olanlar"," ateistler", "ehl-i keyf sosyalistler", "eşcinseller" vs.. kadar seslerini yükseltseler keşke diyeceği geliyor insanın.

Yine de beğenmediğim bu alt metne ve sıra dışı olsa da pek de inandırıcı bulmadığım senaryoya karşın bu genç sinemacıların daha anlatacak çok şeyi olduğuna yürekten inanıyorum. Senaristin vimeo sayfasından ücretsiz izlenebilecek bu filmin IMDB'de bile sadece 10 kişi tarafından oylanıp 2,6 gibi bir puana sahip olmasının ise genç sinemacıların emeğine haksızlık olduğu kanaatindeyim.

Not: Son olarak 1. Altın Diş Kısa Film Yarışması'nda "Güvercin" Jüri Özel ödülünü alırken büyük ödülü Koray Sevindi'nin çocuk esirgeme kurumundaki çocukları konu alan "Ekmek" adlı filmi almış. Bu filmin senaryosunda Şahin'in de emeği varmış. O filmin de internet ortamında sunulmasını sabırsızlıkla beklediğimi belirtmeliyim.
SPOILER

Güvercin filmine Benzer Film ekliyorsun.

Arama Sonuçları

Güvercin filmini Kategorize ediyorsun.

Bu filmi aşağıdaki seçenekleri işaretleyerek kategorize edebilirsin.

Arama Sonuçları

Güvercin filmine Konu ekliyorsun.

Arama Sonuçları

FİLM İLE İLGİLİ İSTATİSTİKLER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL