Bu kadar ilgiyi görmesinin sebebi hayatımıza girdiği günden beri durmadan kullandığımız facebook'un gerçek hikayesinin işlenmesiydi. Bir artısıda david fincher'e olan hayranlık olabilir ama tabiki diğer DF filmlerine benzemiyor tabiki ama yönetmenle daha iyi hale geldiğini düşünüyorum bu filmin.
Aslında büyük şeyler beklememek lazımdı ne olursa olsun facebook kurulucaktı milyoner olucaktı karakterimiz heyecan yoktu ama filmin güzel yanı hızını kaybetmemesi,durmaması başroldeki karekterimiz aşırı akıllı ama bi o kadarda hayata karşı tepkisiz yüzü duygusuz sadece bilgisayara çalışan bir kafa boş boş bakışlar tıpkı big bang theory adlı dizideki sheldoon un 3-4 beden altı gibi :) o saniyede kurduğu milyon tane cümleyle gerçekten güldürdü :)
izlemenizi tavsiye ederim güzel film olmuş.
Justin timberlake iyi oyunculuk çıkarmış bu arada o saçlarıyla eski günlerine dönmüş :))
yönetmen fichner, konu facebook olunca daha heyacanlı bişey bekledim. tırt bi film değil ama yok yani. altın küre ödüllerini de aldı. bence beklentileri karşılamayan bi film. ama izlenir. heyecanlandım
Facebook'un kuruluş hikayesi... Film hep böyle tanıtıldı, ben buna katılmıyorum izlediğimiz şey Facebook'un kuruluş hikayesinden çok Facebook kurulurken Mark'ın yaşadıkları. Fikirden öncesi, aşamaları, fikrin gelişi, uygulama ve yaratılan etkiye kapılmak... Genel olarak böyle bölümlendirebileceğimiz filmin temelinde bence Facebook'tan önce Mark Zuckerberg yatıyor. David Fincher ve Aaron Sorkin Mark'ın zekasını ve hırsını anlatmaya öyle dalmışlar ki adamakıllı bir "sosyal ağ" eleştirisi bile göremiyoruz... Hatta filmin özü için eski usul başarı ve ihanet öyküsü bile diyebiliriz. Düzen tarafından dışlanmış bir dahi kendini düzene kabul ettirme yollarını öyle hırsla deniyor ki sonunda kendi yeni bir düzen yaratıyor ama geriye dönüp baktığında bir arpa boyu kadar bile yol kat etmediğini görüyoruz. Milyonların içinde yalnız ironisi birkez daha deşiliyor...
Diğer yandan Mark'ın çok boyutlu karakteri, etrafında... Devamı
Ve Mark Zuckerberg Facebook'u Tarattı!
Facebook'un kuruluş hikayesi... Film hep böyle tanıtıldı, ben buna katılmıyorum izlediğimiz şey Facebook'un kuruluş hikayesinden çok Facebook kurulurken Mark'ın yaşadıkları. Fikirden öncesi, aşamaları, fikrin gelişi, uygulama ve yaratılan etkiye kapılmak... Genel olarak böyle bölümlendirebileceğimiz filmin temelinde bence Facebook'tan önce Mark Zuckerberg yatıyor. David Fincher ve Aaron Sorkin Mark'ın zekasını ve hırsını anlatmaya öyle dalmışlar ki adamakıllı bir "sosyal ağ" eleştirisi bile göremiyoruz... Hatta filmin özü için eski usul başarı ve ihanet öyküsü bile diyebiliriz. Düzen tarafından dışlanmış bir dahi kendini düzene kabul ettirme yollarını öyle hırsla deniyor ki sonunda kendi yeni bir düzen yaratıyor ama geriye dönüp baktığında bir arpa boyu kadar bile yol kat etmediğini görüyoruz. Milyonların içinde yalnız ironisi birkez daha deşiliyor...
Diğer yandan Mark'ın çok boyutlu karakteri, etrafındakilerle dialogları o kadar ustaca kurgulanmış ki birçok noktada kitleniyorsunuz. Böyle zeki bir insanı normal konuşmalarda anlamanın zor olması yetmezmiş gibi bir de bilgisayar dili eklenince filmin algı boyutu farklılaşıyor. Ama bu durum bence filmden kopmaya değil aksine filmi daha bir hevesle izlemeye neden oluyor... Bu açıdan ise filmi birçok biyografik yapımdan ayrı tutmak gerekiyor. Zira biyografik yapımlar, genellikle sessiz ve sankinliği ile dikkat çekerken bu fiLm takibi zor dialoglarıyla dikkat çekiyor. Mark'ın dialoglarındaki kopukluk ise birçok dahinin sorunu olan "dış dünya"ya uyum sağlayamama probleminden kaynaklansa da kişiliğinin temelindeki "takıntı"lı hali çok geçmeden anlaşılıyor. Bu takıntılı halin eksilerini ve artılarını gördükten sonra ise insan ister-istemez ikilemde kalıyor.
Mark kadar etkili olmasa da geri planda gördüğümüz Eduardo, Sean ve Winklewoss kardeşlerin etkileri de hissedilir derecede fazla... Özellikle Winklewoss kardeşlerin kendi ikilemleri, çatışmaları fazlasıyla görülmeye değer. Ufaktan ufaktan "başkasının gözünde Harward'lılar" fikrine göndermeleri fark edeceğiniz bu kardeşlerin hayatları da pek göründüğü gibi değil aslında... Mark ve Eduardo dostluğunun bulunduğu haller ise (evet maddenin halleri gibi çok değişkendi filmde) tartışmaya açık konular. Eduardo'nun Mark'ın dünyasındaki yeri çok sık değişiyor. Temelde aynı gidi duruyor ama bir zaman sonra anlıyoruz ki öyle değilmiş... Burada Eduardo'nun Mark'ın hırslarına kurban gittiğini söyleyebiliriz belki ama Eduardo'da göründüğü gibi mi gerçekten?
Sinematografiye dönersek; Fincher'in sahnelerini ve mekanlarını sevdim, adam yine sanatını konuşturmuş ama Sorkin'in senaryosunu hernekadar ayrıntılardaki hassasiyeti ile dikkat çekse de "modern zamanda hırs ve ihanet" fikrinden öte birşey olduğunu düşünmüyorum. Eleştirel kısmı eksik. Oyuncu performasnları ise zaten filmin en büyük artısı, Jesse Eisenberg ve Andrew Garfield filmin lokomotifi gibi, inandırıcılıkları çok yüksek ve karakterleriyle bütünleşmişler gerçekten... Sonuç olarak film için birçok izleyicinin kullandığı "dönem filmi" sıfatını kullanırsak fazla abartmış oluruz, ama "dikkat edilmese gereken bir yapım olduğu kesin" diyebiliriz sanırım...
NOT: Gerçek Mark Zuckerberg filmi protesto ettiğini ve izlemeyeceğini duymuştum, sonradan öğrendim ki filmi izlemiş ve şu satırları söylemiş: "Ürünlerimizi 500 milyon kişinin kullandığını düşündüğümüzde, 5 milyon kişinin izlediği film çok fazla kayda değer değil."
Bir filmin gerçek hikayeye dayanması her zaman artı puandır, çok popüler konu işlenmiştir,ayrıca oyuncular da gayet iyi ve başroldeki istenilen imajı çok iyi vermiş fakat kurgusu sıradan olmuş. Yani olay facebook değil de, daha az popüler bir konu olsa bu kadar övgü almazdı.
@lovefool1
16 yıl önce
3.3 / 10
@dwyanewadecns
16 yıl önce
Aslında büyük şeyler beklememek lazımdı ne olursa olsun facebook kurulucaktı milyoner olucaktı karakterimiz heyecan yoktu ama filmin güzel yanı hızını kaybetmemesi,durmaması başroldeki karekterimiz aşırı akıllı ama bi o kadarda hayata karşı tepkisiz yüzü duygusuz sadece bilgisayara çalışan bir kafa boş boş bakışlar tıpkı big bang theory adlı dizideki sheldoon un 3-4 beden altı gibi :) o saniyede kurduğu milyon tane cümleyle gerçekten güldürdü :)
izlemenizi tavsiye ederim güzel film olmuş.
Justin timberlake iyi oyunculuk çıkarmış bu arada o saçlarıyla eski günlerine dönmüş :))
@kinoglaz
16 yıl önce
@yok_daha_neler
16 yıl önce
@tamara
16 yıl önce
7.6 / 10
Facebook'un kuruluş hikayesi... Film hep böyle tanıtıldı, ben buna katılmıyorum izlediğimiz şey Facebook'un kuruluş hikayesinden çok Facebook kurulurken Mark'ın yaşadıkları. Fikirden öncesi, aşamaları, fikrin gelişi, uygulama ve yaratılan etkiye kapılmak... Genel olarak böyle bölümlendirebileceğimiz filmin temelinde bence Facebook'tan önce Mark Zuckerberg yatıyor. David Fincher ve Aaron Sorkin Mark'ın zekasını ve hırsını anlatmaya öyle dalmışlar ki adamakıllı bir "sosyal ağ" eleştirisi bile göremiyoruz... Hatta filmin özü için eski usul başarı ve ihanet öyküsü bile diyebiliriz. Düzen tarafından dışlanmış bir dahi kendini düzene kabul ettirme yollarını öyle hırsla deniyor ki sonunda kendi yeni bir düzen yaratıyor ama geriye dönüp baktığında bir arpa boyu kadar bile yol kat etmediğini görüyoruz. Milyonların içinde yalnız ironisi birkez daha deşiliyor...
Diğer yandan Mark'ın çok boyutlu karakteri, etrafında ... Devamı
Facebook'un kuruluş hikayesi... Film hep böyle tanıtıldı, ben buna katılmıyorum izlediğimiz şey Facebook'un kuruluş hikayesinden çok Facebook kurulurken Mark'ın yaşadıkları. Fikirden öncesi, aşamaları, fikrin gelişi, uygulama ve yaratılan etkiye kapılmak... Genel olarak böyle bölümlendirebileceğimiz filmin temelinde bence Facebook'tan önce Mark Zuckerberg yatıyor. David Fincher ve Aaron Sorkin Mark'ın zekasını ve hırsını anlatmaya öyle dalmışlar ki adamakıllı bir "sosyal ağ" eleştirisi bile göremiyoruz... Hatta filmin özü için eski usul başarı ve ihanet öyküsü bile diyebiliriz. Düzen tarafından dışlanmış bir dahi kendini düzene kabul ettirme yollarını öyle hırsla deniyor ki sonunda kendi yeni bir düzen yaratıyor ama geriye dönüp baktığında bir arpa boyu kadar bile yol kat etmediğini görüyoruz. Milyonların içinde yalnız ironisi birkez daha deşiliyor...
Diğer yandan Mark'ın çok boyutlu karakteri, etrafındakilerle dialogları o kadar ustaca kurgulanmış ki birçok noktada kitleniyorsunuz. Böyle zeki bir insanı normal konuşmalarda anlamanın zor olması yetmezmiş gibi bir de bilgisayar dili eklenince filmin algı boyutu farklılaşıyor. Ama bu durum bence filmden kopmaya değil aksine filmi daha bir hevesle izlemeye neden oluyor... Bu açıdan ise filmi birçok biyografik yapımdan ayrı tutmak gerekiyor. Zira biyografik yapımlar, genellikle sessiz ve sankinliği ile dikkat çekerken bu fiLm takibi zor dialoglarıyla dikkat çekiyor. Mark'ın dialoglarındaki kopukluk ise birçok dahinin sorunu olan "dış dünya"ya uyum sağlayamama probleminden kaynaklansa da kişiliğinin temelindeki "takıntı"lı hali çok geçmeden anlaşılıyor. Bu takıntılı halin eksilerini ve artılarını gördükten sonra ise insan ister-istemez ikilemde kalıyor.
Mark kadar etkili olmasa da geri planda gördüğümüz Eduardo, Sean ve Winklewoss kardeşlerin etkileri de hissedilir derecede fazla... Özellikle Winklewoss kardeşlerin kendi ikilemleri, çatışmaları fazlasıyla görülmeye değer. Ufaktan ufaktan "başkasının gözünde Harward'lılar" fikrine göndermeleri fark edeceğiniz bu kardeşlerin hayatları da pek göründüğü gibi değil aslında... Mark ve Eduardo dostluğunun bulunduğu haller ise (evet maddenin halleri gibi çok değişkendi filmde) tartışmaya açık konular. Eduardo'nun Mark'ın dünyasındaki yeri çok sık değişiyor. Temelde aynı gidi duruyor ama bir zaman sonra anlıyoruz ki öyle değilmiş... Burada Eduardo'nun Mark'ın hırslarına kurban gittiğini söyleyebiliriz belki ama Eduardo'da göründüğü gibi mi gerçekten?
Sinematografiye dönersek; Fincher'in sahnelerini ve mekanlarını sevdim, adam yine sanatını konuşturmuş ama Sorkin'in senaryosunu hernekadar ayrıntılardaki hassasiyeti ile dikkat çekse de "modern zamanda hırs ve ihanet" fikrinden öte birşey olduğunu düşünmüyorum. Eleştirel kısmı eksik. Oyuncu performasnları ise zaten filmin en büyük artısı, Jesse Eisenberg ve Andrew Garfield filmin lokomotifi gibi, inandırıcılıkları çok yüksek ve karakterleriyle bütünleşmişler gerçekten... Sonuç olarak film için birçok izleyicinin kullandığı "dönem filmi" sıfatını kullanırsak fazla abartmış oluruz, ama "dikkat edilmese gereken bir yapım olduğu kesin" diyebiliriz sanırım...
NOT: Gerçek Mark Zuckerberg filmi protesto ettiğini ve izlemeyeceğini duymuştum, sonradan öğrendim ki filmi izlemiş ve şu satırları söylemiş: "Ürünlerimizi 500 milyon kişinin kullandığını düşündüğümüzde, 5 milyon kişinin izlediği film çok fazla kayda değer değil."
@u_yilmaz
16 yıl önce
7.5 / 10