Mistik yönü ağır basan bir filmdi. Sistemin insanlar üzerinde yarattığı mekanikleşme ve yabancılaşmayı kısacası burjuva ahlakını, adalet kavramı üzerinden eleştiren bir filmdi. Tek istediğim filmin daha gerçekçi bir eksende ilerlemesiydi pek onu göremedim aksine Yunan mitleri üzerinden hak yerini bulur gibisinden bir adalet anlayışı vardı. Filmin finali ve salondaki silahla dönme sahnesi ise tam bir fiyaskoydu. Sonu gelememiş bir filmdi. Materyalist bir eksende ilerlememesi ve nedensellik ekseninde olmaması filmin ana başarısızlığıydı. Cannes’te ödül almasını gereksiz buldum.
İlk yarı oldukça durgunken ikinci yarıdan itibaren filmin sonuna kadar tüm kaslarınız kasıp,dişlerinizi sıkıp izliyorsunuz. Filmin kötü finalinden dolayı sinirler iyice bozuluyor. Ama baba rolü çok çok iyi, Martin tam bi psikopat. 8/10
Sakın yorumlara aldırıp bu filmi izlemek gibi bir gaflete düşmeyin. Yine heba oldu 2 saatim. Özellikle böyle beş para etmez filmlerde ünlüleri oynatıyorlar ki izlensin.Mother! gibi buda saçmalık ötesi...
İzlemesi son derece keyifli bir film ama filmin sonu berbat..Martin rolündekiBarry Keoghan şov yapmış bence..Bir psikopat ergen,ancak bu kadar iyi canlandırılabilir..İnanılmaz sinir bozucu bir karakter..Bir şey daha deyip,spoilere geçeceğim..En tepedesiniz..Zirvede..Bir çocuk hayatınızı mahvedebilir..10/6
Martin'in ne yaptığını anlamadan film bitti..Acayip bir şey bu..Film boyunca bir şey merak ediyorsunuz ama film bu merakınızı sonlandırmadan bitiyor..Final çok çok kötü..İyi bir final olsaydı,yılın en iyileri arasına rahatlıkla girerdi..
Bana göre kefaret (diyet) temalı bir film olmuş.bu kefaret olgusu da isevi inanç bazlı oluşmuş sanırım.yönetmenin kendi tarzını oluşturduğunu düşünüyorum.kendine has bir anlatım dili var.sadece bu yüzden bile olsa takip edilmesi gereken bir yönetmen.
lanthimos, the lobster filminde ki gibi yine distopik bir evrende, mekanikleşen ve yabancılaşan insan ilişkileriyle birlikte bir hikaye örgüsü yaratıyor. filmde ki sahne tasarımları dışında bir çok şeyin aslında sırıttığını söyleyebiliriz. zoom in ve zoom out sahneler, vuruculuktan zorlamaya kaçıyor. diyaloglar o bildiğimiz ikilemli, duygu geçişli lanthimos, filippou diyaloglarından uzak, yapay ve zorlama izlenimi veriyor. açılış sahnesinde ''evet, bu benim en cesur filmim olacak.'' sözünü verip, sonradan tipik bir amerikan soft gerilim sinemasına evrilmesi ise hayal kırıklığı. ismini ve ana temasını bir yunan mitolojisinden alan film, anlamsız fakat dikkat çekici bir başlangıç yapıyor. ilk yarım saat sonra hikayenin bir yere evrildiğini anlıyorsunuz. başta steven ve martin arasında ki çelişkilerle dolu absürd ilişki, bir noktadan sonra martin ve murphy ailesi arasında ki sıra dışı bir cellat, suçlu hikayesine dönüşüyor. bu kısımların çok sarsıcı ve vurucu olduğunu düşünmüyorum. harika... Devamı
lanthimos, the lobster filminde ki gibi yine distopik bir evrende, mekanikleşen ve yabancılaşan insan ilişkileriyle birlikte bir hikaye örgüsü yaratıyor. filmde ki sahne tasarımları dışında bir çok şeyin aslında sırıttığını söyleyebiliriz. zoom in ve zoom out sahneler, vuruculuktan zorlamaya kaçıyor. diyaloglar o bildiğimiz ikilemli, duygu geçişli lanthimos, filippou diyaloglarından uzak, yapay ve zorlama izlenimi veriyor. açılış sahnesinde ''evet, bu benim en cesur filmim olacak.'' sözünü verip, sonradan tipik bir amerikan soft gerilim sinemasına evrilmesi ise hayal kırıklığı. ismini ve ana temasını bir yunan mitolojisinden alan film, anlamsız fakat dikkat çekici bir başlangıç yapıyor. ilk yarım saat sonra hikayenin bir yere evrildiğini anlıyorsunuz. başta steven ve martin arasında ki çelişkilerle dolu absürd ilişki, bir noktadan sonra martin ve murphy ailesi arasında ki sıra dışı bir cellat, suçlu hikayesine dönüşüyor. bu kısımların çok sarsıcı ve vurucu olduğunu düşünmüyorum. harika oyunculuklar bile bunun önüne geçemiyor fakat fazlasıyla sinir bozucu olduğunu söyleyebiliriz. özellikle steven'in karar verme aşaması ve çocukların büyük bir olgunlukla bunu kendi lehlerine çevirme çabasından itibaren film, o bizim aşık olduğumuz lanthimos sinemasına aitliğini hissettiriyor. tüfek sahnesiyle dünya sinemasına yeni bir defalarca anlatılacak, izlenecek bir sahne bırakan lanthimos, final sahnesiyle beraber tıpkı steven'in ve karakterlerin çelişkileri gibi izleyici de bir çelişki bırakmayı başarıyor. genel yapısı itibariyle eleştirileri çok haklı bulsam da, bu eleştirilerin çoğunun benim gibi lanthimos'u çok sevenlerin, beklentiyi çok yüksek tutmakla alakalı olduğunu düşünüyorum. dogtooth ile dünya sinemasına müthiş bir giriş yapan, alpeis ile buna devam eden yönetmen, lobster ile yeni bir yolculuğa çıkmıştı, bu yolculuğun ikinci durağında, kendine has yarattğı sinema diliyle farklı bir iş yaratma çabası, fazla ''çaba'' olarak gözükünce, o absürd, distopik evrende biz de kaybolmuş oluyoruz. her şey bir yana, aşık olduğum lanthimos'un bir sonra ki yaratacağı evreni ve bu evrenin içinde geçen hikayeyi büyük bir merakla bekliyor olacağım.
@ysfcftc
8 yıl önce
9 / 10
@olanzveins
9 yıl önce
4.1 / 10
@emrechik
9 yıl önce
7.6 / 10
@maverick16
9 yıl önce
7 / 10
@monika
9 yıl önce
@suranur
9 yıl önce
@besrix
9 yıl önce
@mizantropist
9 yıl önce
6.1 / 10
Martin'in ne yaptığını anlamadan film bitti..Acayip bir şey bu..Film boyunca bir şey merak ediyorsunuz ama film bu merakınızı sonlandırmadan bitiyor..Final çok çok kötü..İyi bir final olsaydı,yılın en iyileri arasına rahatlıkla girerdi..
@masue
9 yıl önce
@poeticnorth
9 yıl önce