Beğenirler görecelidir kimi filmi boş bulur -doludan kastı neyse - kimi hakkini verebilmiş filmdir der ama başarili bir oyuncuya nasıl kötü denir işte bunu anlamıyorum. Eğer gerçekten dram gizem ve iyi oyunculuk ve çok yormayan bir filmse aradiginiz izleyin derim ...
Filmin konuya ihtiyacı yok, gerçek hayat zaten konu!
Parçalanmış, yok olmuş bitmiş okeye dönen hayatlar! Bundan daha derin bir konu olabilir mi?
Oyunculuk yok?
Jenifer Lawrance bugün çekse bu filmi aynı oyunculukla oscar kazanır.
PC başında oturup, o olmamış, bu burda kekeledi, o orda aksırdı, onun yüz ifadesi çok anlamsızdı, bu taş gibi durdu falan. Göbeğinizi kaşıtın siz oturduğunuz yerde!
filmin bi numarası yok sıkıcı bir film. film boyunca birşeyler olacak diye bekledim ama olmadı :( zorluklara göğüs geren hayata tutunmaya çalışan bir kızımız var başrolde
Bir filmin iyi olması için öyle çok gürültü çıkarmasına, göz alıcı oyuncuları oynatmasına ya da olay yaratacak bir senaryoya sahip olmasına gerek olmadığını en iyi gösteren filmler biri. En iyi film ve en iyi kadın oyuncu adaylığını sonuna kadar kadar hakediyor. Nedeni, Hollywood'un işlemekten özellikle kaçındığı Amerikan taşrasının sıradan yaşamını ve bunun gibi fazla yerel bir konuyu herkesin anlayabileceği ve dışarı kalmış hissetmeyeceği bir sinema dilinde anlatmış, filme hakim olan dram havasını göze sokmadan, usulca ama sonunda gerçekten insanın içine oturan bir şekilde işlemiş. Taklalar atmadan, zorlamadan yapmak istediğini başarmış film. Tabi bu kadar sadelik tüm filmi katlanılmayacak bir hale getirmemiş aksine inandırıcı kılmış.
Son olarak göl sahnesi tek başına filmin ve Jennifer Lawrence'ın adaylığını kazandırabilecek kadar başarılı, insanın içine işleyen çarpıcı bir sahne olmuş.
Gerçekten övgüye layık bir film olmuş bu yüzden övmeye nereden başlasam bilemedim. Evet, sürekli aksiyon arayan, 'aman yönetmen bir yerde bizi ters köşeye yatırsın' diye çırpınan ve sırf bu gereksiz hareketlilik yüzünden oyunculuğu, yaratılan atmosferi, vurucu sahneleri gözardı edebilecek izleyiciler tarafından beğenilmeyecektir.
İzleyenin Winter's Bone'da her şey için kullanabileceği tek kelime "gerçek" oluyor. Bunu sağlayan şeyin aslında filmin akışı olduğunu görebilirsiniz. Sürekli 'yavaş' diye itham edilen film aslında vermek istediği ana nokta olan duygusal yönden kesinlikle yavaş değil. Film gerçekliğini korurayarak o sıkıntılı zamanın yükünü sizin de sırtınıza yüklüyor. İşte bu yüzden yavaşlıktan şikayet edemiyorsunuz, eğer bunu düşünecek zamanınız varsa filmi gerçekten oradaymış gibi izliyor olduğunuzu sanmıyorum. Böyle izlenmeli; çünkü bu, film-seyirci ayrımını ortadan kaldıran ve filmi sürekli 'gerçek' kelimesiyle ifade etmemize neden olan türde. İklimin soğukluğu insanların... Devamı
Gerçekten övgüye layık bir film olmuş bu yüzden övmeye nereden başlasam bilemedim. Evet, sürekli aksiyon arayan, 'aman yönetmen bir yerde bizi ters köşeye yatırsın' diye çırpınan ve sırf bu gereksiz hareketlilik yüzünden oyunculuğu, yaratılan atmosferi, vurucu sahneleri gözardı edebilecek izleyiciler tarafından beğenilmeyecektir.
İzleyenin Winter's Bone'da her şey için kullanabileceği tek kelime "gerçek" oluyor. Bunu sağlayan şeyin aslında filmin akışı olduğunu görebilirsiniz. Sürekli 'yavaş' diye itham edilen film aslında vermek istediği ana nokta olan duygusal yönden kesinlikle yavaş değil. Film gerçekliğini korurayarak o sıkıntılı zamanın yükünü sizin de sırtınıza yüklüyor. İşte bu yüzden yavaşlıktan şikayet edemiyorsunuz, eğer bunu düşünecek zamanınız varsa filmi gerçekten oradaymış gibi izliyor olduğunuzu sanmıyorum. Böyle izlenmeli; çünkü bu, film-seyirci ayrımını ortadan kaldıran ve filmi sürekli 'gerçek' kelimesiyle ifade etmemize neden olan türde. İklimin soğukluğu insanların sevgilerini ve merhametlerini gizlediği soğuklukla paralel olunca en sıradışı anda bile sessizlik sizi çevreliyor. Zaten o kayık sahnesinde bile ağlayamıyorsunuz, yalnızca donakalıyorsunuz. Olanlar olduğu gibi kalıyor; karakterin başından geçenler onu bir mucizeye, mükemmel bir yaşama ulaştırmıyor. Tıpkı gerçek yaşamda olacağı gibi bütün bunlar başkarakteri ancak olgunlaştırıyor.
Kısacası film olmanın dışında keskin, soğuk ama yakıcı bir deneyim olduğunu düşünüyorum Winter's Bone'un. Jennifer Lawrence'in oyunculuğuna diyecek yok ama John Hawkes'ı unutmamak gerekir diye düşünüyorum çünkü Lawrence'in gölgesinde kalmıyor. Müzikleri anımsamak gerekirse countrysever değilim lakin bu filme başka ne uygun olabilirdi ki?
Başroldeki kız o kadar itici bir karakter hale getirilmişki, 15. dakikada filmden soğudum, sonuna kadar izledim fakat hiçbir şey yok filmde. Film de detaylar o kadar atlanmış ki her şeyi oldu bittiye getirmişler. Nasıl bir torpili varsa Oscar'a aday olmuş. Kısaca uzak durun.
@wrong
12 yıl önce
@sebastiantr
13 yıl önce
Filmin konuya ihtiyacı yok, gerçek hayat zaten konu!
Parçalanmış, yok olmuş bitmiş okeye dönen hayatlar! Bundan daha derin bir konu olabilir mi?
Oyunculuk yok?
Jenifer Lawrance bugün çekse bu filmi aynı oyunculukla oscar kazanır.
PC başında oturup, o olmamış, bu burda kekeledi, o orda aksırdı, onun yüz ifadesi çok anlamsızdı, bu taş gibi durdu falan. Göbeğinizi kaşıtın siz oturduğunuz yerde!
@ilkemguler
14 yıl önce
@poormf
15 yıl önce
2 / 10
2/10
@bigamist
15 yıl önce
6.5 / 10
@fthh
15 yıl önce
@wdyfml
16 yıl önce
8 / 10
Son olarak göl sahnesi tek başına filmin ve Jennifer Lawrence'ın adaylığını kazandırabilecek kadar başarılı, insanın içine işleyen çarpıcı bir sahne olmuş.
@retroduction
16 yıl önce
8 / 10
İzleyenin Winter's Bone'da her şey için kullanabileceği tek kelime "gerçek" oluyor. Bunu sağlayan şeyin aslında filmin akışı olduğunu görebilirsiniz. Sürekli 'yavaş' diye itham edilen film aslında vermek istediği ana nokta olan duygusal yönden kesinlikle yavaş değil. Film gerçekliğini korurayarak o sıkıntılı zamanın yükünü sizin de sırtınıza yüklüyor. İşte bu yüzden yavaşlıktan şikayet edemiyorsunuz, eğer bunu düşünecek zamanınız varsa filmi gerçekten oradaymış gibi izliyor olduğunuzu sanmıyorum. Böyle izlenmeli; çünkü bu, film-seyirci ayrımını ortadan kaldıran ve filmi sürekli 'gerçek' kelimesiyle ifade etmemize neden olan türde. İklimin soğukluğu insanların ... Devamı
İzleyenin Winter's Bone'da her şey için kullanabileceği tek kelime "gerçek" oluyor. Bunu sağlayan şeyin aslında filmin akışı olduğunu görebilirsiniz. Sürekli 'yavaş' diye itham edilen film aslında vermek istediği ana nokta olan duygusal yönden kesinlikle yavaş değil. Film gerçekliğini korurayarak o sıkıntılı zamanın yükünü sizin de sırtınıza yüklüyor. İşte bu yüzden yavaşlıktan şikayet edemiyorsunuz, eğer bunu düşünecek zamanınız varsa filmi gerçekten oradaymış gibi izliyor olduğunuzu sanmıyorum. Böyle izlenmeli; çünkü bu, film-seyirci ayrımını ortadan kaldıran ve filmi sürekli 'gerçek' kelimesiyle ifade etmemize neden olan türde. İklimin soğukluğu insanların sevgilerini ve merhametlerini gizlediği soğuklukla paralel olunca en sıradışı anda bile sessizlik sizi çevreliyor. Zaten o kayık sahnesinde bile ağlayamıyorsunuz, yalnızca donakalıyorsunuz. Olanlar olduğu gibi kalıyor; karakterin başından geçenler onu bir mucizeye, mükemmel bir yaşama ulaştırmıyor. Tıpkı gerçek yaşamda olacağı gibi bütün bunlar başkarakteri ancak olgunlaştırıyor.
Kısacası film olmanın dışında keskin, soğuk ama yakıcı bir deneyim olduğunu düşünüyorum Winter's Bone'un. Jennifer Lawrence'in oyunculuğuna diyecek yok ama John Hawkes'ı unutmamak gerekir diye düşünüyorum çünkü Lawrence'in gölgesinde kalmıyor. Müzikleri anımsamak gerekirse countrysever değilim lakin bu filme başka ne uygun olabilirdi ki?
@electronicarts
16 yıl önce
3.5 / 10
@barls
16 yıl önce
1 / 10