... Devamı Ütopyalar her zaman mükemmeli sembolize eden bir kavram olarak kullanılmamıştır; İngiliz yazar George Orwell’in Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı romanı, ütopyaların karamsar ve korkutucu bir kurguyla var olan ve adına disütopya denilen örneklerden biridir. Nitekim Orwell’in 1949’da yayınlanan bu son kitabındaki geleceğe dair öngörüleri, sadece yayınlandığı dönemde değil, yıllar sonra da birçok düşünürün, siyasetçinin, sanatçının esin kaynağı olmakla kalmayıp, birçok yeni kavramın günlük hayata yerleşmesine de neden olur: "Düşünce suçu", "Düşünce polisi", "Büyük Birader" ve "Büyük Birader bizi gözetliyor" gibi
Roman 1956 yılında ise sinemada da yerini bulmuştur.
Winston Smith, Büyük Birader’in kesintisiz gözetimi altındaki totaliter ve sefil durumdaki Oceania’ya katlanmaktadır. Fakat aşık olma ve özgür düşünme suçunu işleyinde hayatı tehlikeli bir döneme girer. "Aşk bakanlığı"na gönderilen Winston orada kendisinin düşüncelerini kontrol etmek ve ruhunu paramparça etmek için hazır bekleyen serinkanlı ve güvenilmez biri olan O’Brien’ın insafına kalır.