Ruhlar Evi

(1993)

The House of the Spirits

Film 2 Saat 25 Dk. Dram, Romantik Almanya, Danimarka 16 Aralık 1994

6.9

22 OY
PUAN VER
5

Imdb: 6.9 (26.586 OY)

KONUSU
Zengin bir adamın kızı olan Rosaya kalbini kaptıran genç Esteban, sevdiği kadınla evlenebilmek için zengin olmaya and içer ve bu amaçla altın madenlerinde çalışmaya başlar. Ne var ki babası için koyulan bir zehir yanlışlıkla Rosayı öldürür ve Estebanın dünyası kararır. Tres Marias adlı terk edilmiş ... Devamı
Zengin bir adamın kızı olan Rosaya kalbini kaptıran genç Esteban, sevdiği kadınla evlenebilmek için zengin olmaya and içer ve bu amaçla altın madenlerinde çalışmaya başlar. Ne var ki babası için koyulan bir zehir yanlışlıkla Rosayı öldürür ve Estebanın dünyası kararır. Tres Marias adlı terk edilmiş bir çiftliğe yerleşen Esteban, 20 yıl boyunca burada yaşar ve tüm vaktini burayı adama çevirmeye adar. 20 yıl sonra Rosanın küçük kızkardeşi Clara ile karşılaşan Estebanın hayatı bir kez daha altüst olmak üzeredir.
Meryl Streep

Clara del ...

Glenn Close

Ferula Trueba

Jeremy Irons

Esteban Tr...

Winona Ryder

Blanca Trueba

Antonio Banderas

Pedro Terc...

Armin Mueller-Stahl

Severo del...

María Conchita Alonso

Transito Soto

Vincent Gallo

Esteban Ga...

YORUM YAZ

SPOILER

YENİ YORUMLAR

Tüm Yorumlar

@hamhumsaralop

1 yıl önce

Isabelle Allende'nin kitabını askerliğimi yaparken "dünyada en sevdiğim kitap" sözüyle tanıdım, askerlik boyunca geceler boyu hayal kurdum, günler geçince koşup okuyacaktım, sonra pek uzun olmayan bir zaman sonunda kitaba eriştim ve Allende'nin büyülü otobiyografik kurgu eserini elimden bırakmadan, bir solukta okudum.

Tavsiye aldığım anın ruhundan mıdır, Marquez - Borges - Anar sevdamdandır mıdır bilinmez, kitabı okurken hayatta nadir hissettiğim bir şeyler hissettim, Rosa'nın büyüleyici otopsisi, Çingeneler Zamanı misali gerçeküstü büyüleyici anların sıradanlığı, bedeller, hayatın gerçek yüzü; darbeler, tecavüz ve şiddet, tüm bunların ışığında birkaç kuşağın tatlı öyküsü Sanki Allende ile tanıştım, konuştum, o bana hikayesini anlattı, ben de ona benim büyülü büyük ailemin mistik öykülerini anlattım, böyle hissettim. Ancak kitap bitince hayatın sıkıcı gerçekliği yakamdan yapıştı, aske
... Devamı
Isabelle Allende'nin kitabını askerliğimi yaparken "dünyada en sevdiğim kitap" sözüyle tanıdım, askerlik boyunca geceler boyu hayal kurdum, günler geçince koşup okuyacaktım, sonra pek uzun olmayan bir zaman sonunda kitaba eriştim ve Allende'nin büyülü otobiyografik kurgu eserini elimden bırakmadan, bir solukta okudum.

Tavsiye aldığım anın ruhundan mıdır, Marquez - Borges - Anar sevdamdandır mıdır bilinmez, kitabı okurken hayatta nadir hissettiğim bir şeyler hissettim, Rosa'nın büyüleyici otopsisi, Çingeneler Zamanı misali gerçeküstü büyüleyici anların sıradanlığı, bedeller, hayatın gerçek yüzü; darbeler, tecavüz ve şiddet, tüm bunların ışığında birkaç kuşağın tatlı öyküsü Sanki Allende ile tanıştım, konuştum, o bana hikayesini anlattı, ben de ona benim büyülü büyük ailemin mistik öykülerini anlattım, böyle hissettim. Ancak kitap bitince hayatın sıkıcı gerçekliği yakamdan yapıştı, askerlik sonrası işe girdim, faturalar, borçlar, taksitler, pandemi bir sürü ıvır zıvır.

Aradan yıllar geçti, bir geceyarısı, huzurlu bir evde uykusuz hissettiğim bir an bu filme cesaret edebildim, epeydir bekletiyordum, ve çok şaşırdım, çünkü aklımda hep bu koca öyküyü nereden kırptı acaba, nereleri kesti yönetmen Billie, niçin bu film bu kadar sevilmedi diye düşünerek epeydir aklımı kurcalıyordu, cesaret ettim ve bir solukta izledim, şaşırdım.

Film, hakikaten kitabın müthiş bir uyarlaması, hiçbir sayfayı es geçmemiş, Ferula'nın çaresiz aşkı, Pedro'nun devrimciliği, Esteban'ın zavallı ve acımasız oğlu, Clara'nın beni benden alan büyüleri, Rosa'nın o hali, ah Rosa! İşte böyle bir uyarlama buldum karşımda, tek seferde okuduğum o koca kitabın her bir satırını işlemiş yönetmen, 2 saat 25 dakika, peki neden 6.9 neden %50 civarında bir başarı, çünkü bu film değil dizi olmalı dostlarım, bu bir dizi olacak ve 3 sezon sürecek bir hikaye, kitabın kalınlığından tahmin edebilirsiniz, dönemi itibariyle pembe diziye çevirmemek için bir YILDIZLAR GEÇİDİ olarak çekmiş yönetmen Billie Augut, metne sadık! Çok sadık kalmış, kitap hayatın doğrusu - yanlışı yani gerçek hayatın gerçekliğini büyülü bir gerçekçilikle anlatırken, yönetmen de buna çabalamış. Bu yüzden bu kadar ünlü insanla, yine de nazik bir iş çıkarırken, yanlış zamanda doğmuş bir çocuk bu film, yazık olmuş. En az Twin peaks, Sopranos kadar derin ve nazik bir hikaye bu, bir yüz yıllık yalnızlık değil elbette, bir erendira'nın tuhaf öyküsü değil ama yine de güzeldi, Banderas ile Winona Ryder'i, Jeremy İrons ile Meryl Streep'i bir arada görebileceğimiz tek film olsa gerek. Fransız Teğmen'in Kadını filmi de var ama bunun yanından geçemez.

İşte böyle, asker ranzasında başlayan hikayem, sinefil'de bir metin halinde son buluyor, kitaplıkta gördüğüm koca kalın beyaz kitap, beni bilmediğim bir ülkede, 80'ler Türkiye'sinde yaşanmış benzer bir hikaye ile hayatımda yer etti. Teşekkürler Allende, belki diğer kitaplarını da okurum.

İzleyelim efendim, önce kitabı, sonra filmi.

@tiamath

6 yıl önce

8 / 10

Romandan uyarlanmış olan, oldukça yoğun duygu yüklü bir film. 2,5 saatlik film süresi boyunca verilmek istenen duygular o kadar güzel yansıtılmış ki, zaman sıkılmadan akıp geçiyor. Hırs yapıp, zengin bir kızı alabilmek için madenlere çalışmaya giden Esteban’ın, bir kaza sonucu sevdiği ölünce yerleştiği çiftlikte yirmi yıl çalışarak hayata küsüşünü görüyoruz. Sonra Rose’un kardeşi Clara’yı görünce tekrar bir umut ışığına bağlanışını görüyoruz. Arkasından, kendi kız kardeşinden bile eşini kıskanacak derecede bir kıskançlık, bulunmuş olduğu şan, şöhret ve varlığın getirisiyle insanlara tepeden bakarak içini dolduran kibiri görüyoruz. Ve en nihayetinde gençlik hatalarının karşısına nasıl bir bedel ödetmek için geri döndüklerini görüyoruz.

Jeremy Irons’un oyunculuğuna her zaman hayranlık beslemişimdir ki, bu filmde de beni yanıltmadı. Diğer oyunculuklarda oldukça başarılıydı. Buraya ek olarak Winona Ryder’in hangi filmde bulunursa bulunsun
... Devamı
Romandan uyarlanmış olan, oldukça yoğun duygu yüklü bir film. 2,5 saatlik film süresi boyunca verilmek istenen duygular o kadar güzel yansıtılmış ki, zaman sıkılmadan akıp geçiyor. Hırs yapıp, zengin bir kızı alabilmek için madenlere çalışmaya giden Esteban’ın, bir kaza sonucu sevdiği ölünce yerleştiği çiftlikte yirmi yıl çalışarak hayata küsüşünü görüyoruz. Sonra Rose’un kardeşi Clara’yı görünce tekrar bir umut ışığına bağlanışını görüyoruz. Arkasından, kendi kız kardeşinden bile eşini kıskanacak derecede bir kıskançlık, bulunmuş olduğu şan, şöhret ve varlığın getirisiyle insanlara tepeden bakarak içini dolduran kibiri görüyoruz. Ve en nihayetinde gençlik hatalarının karşısına nasıl bir bedel ödetmek için geri döndüklerini görüyoruz.

Jeremy Irons’un oyunculuğuna her zaman hayranlık beslemişimdir ki, bu filmde de beni yanıltmadı. Diğer oyunculuklarda oldukça başarılıydı. Buraya ek olarak Winona Ryder’in hangi filmde bulunursa bulunsun, sempatik görünümü ve mizacı sayesinde o filmde bir samimiyet kattığı kaçınılmaz. Gerek bunun gibi gençlik filmlerinde, gerek şimdiki filmlerinde de aynı durum geçerli. Filmde ufak tefek takıldığım noktalar oldu. Mesela Edith Piaf müziklerini duyuyoruz bazı sahnelerde ama o tenis oyunu oynadıkları sahneye hiç gitmemiş. Birde, böyle hikayelerde, bir ilişkiyle hamile kalma olayı bana her zaman saçma gelmiştir. Böyle bir şeyin olma olasılığı onbinde birler ile ifade edilirken, bu hikayelerde pat diye oluveriyor. Neredeyse her konusu bu kadar geniş anlatılan bir film/hikayede, bu konunun bir kaç defa tekrar ettiği ima edilebilir ve çocuk olması daha doğal bir hale getirilebilirdi.

@naksidil

9 yıl önce

8.3 / 10

" Hatıralarımız kırılgan. Hayatlarımız ise kısa bir özet gibi. Her şey öyle hızlı oluyor ki , olaylar arasında ki bağlantıyı anlamaya vaktimiz yok .. "

Masalsı acımasız bir gerçek hayat . Hırslara doyumsuz ve düşmanlıklara kayıtsız hayat.. Kıskançlık ve dışlanmışlık kendi kanından olanı bile rezil ederek ufalayabiliyorsa..

Oyuncular enfes, film akıcı ve hoş.. İnsan Clara gibi doğmak ve ölmek istiyor.

@gundula

15 yıl önce

Isabelle Allende’nin ünlü romanından sinemaya uyarlanan film, 1926 yılında Arjantin’inde başlıyor. Zengin bir adamın kızı olan Rosa’ya aşık olan fakir Esteban, sevdiği kızla evlenebilmek için zengin olmaya ant içer ve bu amaçla altın madenlerinde çalışmaya başlar. Ne var ki babası için koyulan bir zehir yanlışlıkla esas kız Rosa’yı öldürür. Esteban hayata küser ve bir çiftliğe yerleşir. 20 sene burada yaşar. Ve bir gün Rosa’nın küçük kız kardeşi Clara ile karşılaşan esas oğlanın hayatı baştan aşağı değişir. Enfes bir eserden uyarlama, sayılmayacak kadar iyi oyuncular ve hiç bitmesin dediğim film&
SPOILER

Ruhlar Evi filmine Benzer Film ekliyorsun.

Arama Sonuçları

Ruhlar Evi filmini Kategorize ediyorsun.

Bu filmi aşağıdaki seçenekleri işaretleyerek kategorize edebilirsin.

Arama Sonuçları

Ruhlar Evi filmine Konu ekliyorsun.

Arama Sonuçları

FİLM İLE İLGİLİ İSTATİSTİKLER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL