American History X'in İngiltere şubesi desem pek yanlış olmaz bu film için. Onun kadar vurucu değildi belki ama en az onun kadar duygu yüklüydü bana göre. Ufaklığın performansına diyecek yok zaten ama Stephen Graham, sen ne biçim bir oyuncusun yahu? Adamın yer aldığı bütün sahnelerde, her an kavga dövüş çıkacakmış gibi gerildim, nasıl bir halet-i ruhiyeyle oynadıysa.
Çok vasat bir film. Oysa beklentilerim vardı. Irkçılığın nasıl beyin yıkamak üzerine kurulu olduğu ve neticesinde neler olabildiği anlatılmaya çalışılmış. Filmin dikkat çeken tek yanı Thomas Turgoose’un yaşından büyük oyunculuğu. Daha sonra dizi olarak da çekilmiş galiba. Bu filmi beğenmediğim için de çok tepki gördüğüm yerler olduğunu söyleyeyim. Beni tatmin etmediği için 6 küsür/10.
uzun yolculuk sırasında koltuğun arkasındaki küçücük televizyonda rastlayıp izledim bu filmi, müziklerine hasta oldum. fakat "skinhead" olayını bilmediğimden tam da anlayamadığımı fark ettim sonradan araştırınca. son sahnesi hem görüntüsü hem de "please please please let me get what i want" (ki şarkının orjinalinden güzel bir versiyonudur bence) sayesinde izlediğim en güzel en hüzünlü sonlardan biridir.
Filmi az önce bitirdim. Genelde film izlerken kafam sık sık düşüncelerle dolar, kendi kendime konuşurum, ben de hadi bu sefer yazayım dedim.
Hemen hemen yaptığım her tartışmada duyduğum standart milliyetçi laflarını izlediğim filmlerde, başka bir ülkede yaşayan, başka insanlar tarafından, başka insanlara karşı söylendiğini görünce çok şaşırıyordum her defasında, hatta bana komik geliyordu ama artık sıkıldım.
İtalyada faşizmin yerleşmesi ile birlikte 1920'lerde insanlar kendilerine gururla faşist diyorlardı, faşist olmak popülerdi, iyiydi, sonrasında zamanla bu gururlu arkadaşların yaptıkları -amaçları- anlaşılınca utanır oldular bu sıfattan. Pis faşist!. Sonraları sahipsiz kalan bu sıfatın yerini milliyetçi kelimesi alır oldu. İnsanlar bu seferde göğüslerini gere gere milliyetçiyiz demeye başladılar. Ama her ne kadar kelime değişse de içlerindeki faşistlik hep aynı kaldı. Öbür taraftan lafa gelince onlara göre milliyetçilik iy... Devamı
This is Turkey!
Filmi az önce bitirdim. Genelde film izlerken kafam sık sık düşüncelerle dolar, kendi kendime konuşurum, ben de hadi bu sefer yazayım dedim.
Hemen hemen yaptığım her tartışmada duyduğum standart milliyetçi laflarını izlediğim filmlerde, başka bir ülkede yaşayan, başka insanlar tarafından, başka insanlara karşı söylendiğini görünce çok şaşırıyordum her defasında, hatta bana komik geliyordu ama artık sıkıldım.
İtalyada faşizmin yerleşmesi ile birlikte 1920'lerde insanlar kendilerine gururla faşist diyorlardı, faşist olmak popülerdi, iyiydi, sonrasında zamanla bu gururlu arkadaşların yaptıkları -amaçları- anlaşılınca utanır oldular bu sıfattan. Pis faşist!. Sonraları sahipsiz kalan bu sıfatın yerini milliyetçi kelimesi alır oldu. İnsanlar bu seferde göğüslerini gere gere milliyetçiyiz demeye başladılar. Ama her ne kadar kelime değişse de içlerindeki faşistlik hep aynı kaldı. Öbür taraftan lafa gelince onlara göre milliyetçilik iyi bir şey idi, bir faşistlik gibi değil. Bu insanlar üstüne basa basa biz ırkçı değiliz biz milliyetçiyiz derler ama hemen arkasından da tanıdık konuşmalar başlar; farklı olanı suçlama.
Peki nedir bu farklılık? Kimine göre ırk, kimine göre renk, kimine göre ise din. Farklılığın ne olduğu çokta önemli değil aslında. Daha sonra konuşmaları bize şöyle yapıldı, bize böyle yapıldılar ile devam eder ve karşı tarafı suçlamaya devam edilir. Mikrofonu filmdeki ingiliz faşistine - pardon, milliyetçisine(!) - uzatalım; Baylar, unutulmuş bir kelime var. Neredeyse yasaklanmış bir kelime. Bana başka her kelimeden daha çok anlam ifade eden bir kelime. Bu kelime 'İngiltere'dir. Bir zamanlar, bu kelimeyi dünyanın suratına, bir bayrak gibi gururla dalgalandırırdık. Güç anlamına gelen bir kelimeydi. Özgürlük anlamına gelen bir kelimeydi. Saygı anlamına gelen bir kelimeydi. Bize ülkemizin adını neredeyse korkarak ağzımıza almamıza izin veriliyor. Çok tanıdık gelmedi mi? Ülkemizde yaşayan güzide faşistlerimizde (pardon bizim ülkede de kimse kendini böyle tanıtmaz, düzeltiyorum müstakbel milliyetçilerimiz) şu sıralar sürekli aynı şeyi söylemiyorlar mı? Türküm demek suç haline geldi :)
"This is England and this is England and this is England!"
Evet önce Boardwalk Empireın Al Caponeu Combo, ardından Lennyyi dinlemeye devam ediyoruz. ... Evi olmayan bir sürü İngiliz dururken biz de kalkıp bu evleri, kahrolası Pakistanlılara veriyoruz. Doğru mu? Hepsi de evlerinde 50-60 kişi bir arada, kendi başlarına yaşıyorlar.Dışarda üç buçuk milyon işsiz var. Lanet olası bir iş bulamayan, üç buçuk milyon bizler. Çünkü bütün işleri onlar kapıyor. Çünkü onlar kahrolası ucuz iş gücü. Ucuz ve zahmetsiz iş gücü. Kahrolası ucuz ve zahmetsiz iş gücü ki, bizi de ucuz ve zahmetsiz hale getiriyor. Kahrolası üç buçuk milyon kişi! Bu bir şaka değil. Bu lanet bir şaka değil. Bu arada o Thatcher da, orada, .iktiğim fildişi kulesinde oturuyor ve bizi kahrolası sahte bir savaşa gönderiyor! Falkland Adaları mı? .iktiğimin Falkland Adaları mı?.Sıra Lenny de; Çok çalışıp,üzerlerine düşeni ödeyenler, etnik geçmişleri ne olursa olsun hiç farketmez, bu ülkede başımızın üzerinde yerleri var. Sorun bizim onlara bir geçim sağlama borcumuz olduğunu düşünen insanlarda. Geri gitmesi gereken insanlar işte bunlardır. Burada kastedilen Kürtl.. pardon Pakistanlılar.
Şimdi filmi izleyenler zaten film yeterince açık niye bunları yazma gereği duydun diyebilirler. Şöyle ki birkaç ay önce militarizmi eleştiren bir filme yazdığım yorumda da belirttiğim gibi insanların ikiyüzlülüğü. Hadi bilgisizi, cahili aradan çıkarttık, ortalıkta film izliyorum diye geçinen insanlar - ki izliyorlarda - nasıl olabiliyorda Türkiye dışında yaşanan olaylara bakışlarındaki sosyalistlik ülke içine gelince bir anda faşizme dönüşebiliyor?
Burada yapılması gereken şey olaylara dünyada sadece bizim başımıza geliyor, tüm dünya Türkiyeyi bölmeye çalışıyor tarzı öznel yaklaşımlar yerine genel olarak, evrensel olarak bakabilmek. Çünkü, Fransız ve Belçikalıların müslümanlara, İngilizlerin Pakistanlılara, Almanların Türklere, Amerikalıların siyahilere/müslümanlara/Iraklılara/Afganlara, Rusların Çeçenlere, Çinlilerin Türkistanlılara vs., bakışı ile Türklerin Kürtlere bakışı sorunun bu insanlarda değil bakış açısında olduğuna dair bize bir ipucu veriyor olsa gerek. Unutmayın bugün Türkiyede başkalarını aşağılayan insanlar Almanyaya gittiklerinde kendileri aşağılanıyorlar. Eğer olayları bu şekilde düşünmeye çalışırsak daha sağlıklı sonuçlar alınabilir.
Bu ingiliz dış politikası çekirge gibidir efenim, çöktükleri her yeri kuruturlar. Kurtuluş savaşında M.K. Atatürk lanet olası beyaz çilli popolarına şaplağı basarak iyi etmiştir. Bunu göreceli olarak başarabilen diğer bir millet ise İrlandalılardır, yıllarca bu sömürgen heriflere kök söktürmüşlerdir (zira pek bir netice alınamamıştır). Yaşasın I.R.A. & Sinn Fein (arkadaş ne gıcık birikmiş bende bu ingiltereye ha)
Teşekkürler. Bilinenleri ve zaman içinde tecrübe edilerek öğrenilenleri, insanlara arada sırada hatırlatmak gerekir. Yoksa her melaneti en baştan yaşamamız ve tekrar mücadele etmemiz icap eder. Genelde de böyle olur zaten.
Thomas Turgoose; Somerstown filmi ile gönlümde yer etmişti bu performansıylada pekişti... diğer iki filminide bulup izlemek gerek. Taktir edilesi bi performans.
Öncelikle izlediğim en iyi ırkçılık karşıtı filmlerden biri olduğunu söylemeliyim. Hem çok hareketli/eğlenceli hem de tokat gibi bir film. Tüm ekip çok iyi bir iş çıkarmış. Sanki gerçekten o yıllarda çekilmiş gibi. Oyuncuların hepsi çok iyiydi. Filmin kötü düşünceli adamı olaya dahil olduğunda karakterlerin yaşadığı tedirginliği iliklerime kadar hissettim. Müzik kullanımına ise 10 üzerinden 10 veriyorum. Bittiğinde öylece kalakaldığınız filmlerden biri. İzlemediyseniz hiç düşünmeyin, hemen izleme listenize alın.
adam olun da izleyin lan dedirten filmdir. soundtrackleri başlı başına harikadır, saçınızı üç numara yapmak gelir içinizden, yapınız. durmayınız. izledim, yaptım, olacak!
@smaug
14 yıl önce
@strangelove
14 yıl önce
8.1 / 10
@stiff
14 yıl önce
6.3 / 10
@barine
14 yıl önce
8 / 10
@darkscream
14 yıl önce
8 / 10
Filmi az önce bitirdim. Genelde film izlerken kafam sık sık düşüncelerle dolar, kendi kendime konuşurum, ben de hadi bu sefer yazayım dedim.
Hemen hemen yaptığım her tartışmada duyduğum standart milliyetçi laflarını izlediğim filmlerde, başka bir ülkede yaşayan, başka insanlar tarafından, başka insanlara karşı söylendiğini görünce çok şaşırıyordum her defasında, hatta bana komik geliyordu ama artık sıkıldım.
İtalyada faşizmin yerleşmesi ile birlikte 1920'lerde insanlar kendilerine gururla faşist diyorlardı, faşist olmak popülerdi, iyiydi, sonrasında zamanla bu gururlu arkadaşların yaptıkları -amaçları- anlaşılınca utanır oldular bu sıfattan. Pis faşist!. Sonraları sahipsiz kalan bu sıfatın yerini milliyetçi kelimesi alır oldu. İnsanlar bu seferde göğüslerini gere gere milliyetçiyiz demeye başladılar. Ama her ne kadar kelime değişse de içlerindeki faşistlik hep aynı kaldı. Öbür taraftan lafa gelince onlara göre milliyetçilik iy ... Devamı
Filmi az önce bitirdim. Genelde film izlerken kafam sık sık düşüncelerle dolar, kendi kendime konuşurum, ben de hadi bu sefer yazayım dedim.
Hemen hemen yaptığım her tartışmada duyduğum standart milliyetçi laflarını izlediğim filmlerde, başka bir ülkede yaşayan, başka insanlar tarafından, başka insanlara karşı söylendiğini görünce çok şaşırıyordum her defasında, hatta bana komik geliyordu ama artık sıkıldım.
İtalyada faşizmin yerleşmesi ile birlikte 1920'lerde insanlar kendilerine gururla faşist diyorlardı, faşist olmak popülerdi, iyiydi, sonrasında zamanla bu gururlu arkadaşların yaptıkları -amaçları- anlaşılınca utanır oldular bu sıfattan. Pis faşist!. Sonraları sahipsiz kalan bu sıfatın yerini milliyetçi kelimesi alır oldu. İnsanlar bu seferde göğüslerini gere gere milliyetçiyiz demeye başladılar. Ama her ne kadar kelime değişse de içlerindeki faşistlik hep aynı kaldı. Öbür taraftan lafa gelince onlara göre milliyetçilik iyi bir şey idi, bir faşistlik gibi değil. Bu insanlar üstüne basa basa biz ırkçı değiliz biz milliyetçiyiz derler ama hemen arkasından da tanıdık konuşmalar başlar; farklı olanı suçlama.
Peki nedir bu farklılık? Kimine göre ırk, kimine göre renk, kimine göre ise din. Farklılığın ne olduğu çokta önemli değil aslında. Daha sonra konuşmaları bize şöyle yapıldı, bize böyle yapıldılar ile devam eder ve karşı tarafı suçlamaya devam edilir. Mikrofonu filmdeki ingiliz faşistine - pardon, milliyetçisine(!) - uzatalım; Baylar, unutulmuş bir kelime var. Neredeyse yasaklanmış bir kelime. Bana başka her kelimeden daha çok anlam ifade eden bir kelime. Bu kelime 'İngiltere'dir. Bir zamanlar, bu kelimeyi dünyanın suratına, bir bayrak gibi gururla dalgalandırırdık. Güç anlamına gelen bir kelimeydi. Özgürlük anlamına gelen bir kelimeydi. Saygı anlamına gelen bir kelimeydi. Bize ülkemizin adını neredeyse korkarak ağzımıza almamıza izin veriliyor. Çok tanıdık gelmedi mi? Ülkemizde yaşayan güzide faşistlerimizde (pardon bizim ülkede de kimse kendini böyle tanıtmaz, düzeltiyorum müstakbel milliyetçilerimiz) şu sıralar sürekli aynı şeyi söylemiyorlar mı? Türküm demek suç haline geldi :)
"This is England and this is England and this is England!"
Evet önce Boardwalk Empireın Al Caponeu Combo, ardından Lennyyi dinlemeye devam ediyoruz. ... Evi olmayan bir sürü İngiliz dururken biz de kalkıp bu evleri, kahrolası Pakistanlılara veriyoruz. Doğru mu? Hepsi de evlerinde 50-60 kişi bir arada, kendi başlarına yaşıyorlar.Dışarda üç buçuk milyon işsiz var. Lanet olası bir iş bulamayan, üç buçuk milyon bizler. Çünkü bütün işleri onlar kapıyor. Çünkü onlar kahrolası ucuz iş gücü. Ucuz ve zahmetsiz iş gücü. Kahrolası ucuz ve zahmetsiz iş gücü ki, bizi de ucuz ve zahmetsiz hale getiriyor. Kahrolası üç buçuk milyon kişi! Bu bir şaka değil. Bu lanet bir şaka değil. Bu arada o Thatcher da, orada, .iktiğim fildişi kulesinde oturuyor ve bizi kahrolası sahte bir savaşa gönderiyor! Falkland Adaları mı? .iktiğimin Falkland Adaları mı?.Sıra Lenny de; Çok çalışıp,üzerlerine düşeni ödeyenler, etnik geçmişleri ne olursa olsun hiç farketmez, bu ülkede başımızın üzerinde yerleri var. Sorun bizim onlara bir geçim sağlama borcumuz olduğunu düşünen insanlarda. Geri gitmesi gereken insanlar işte bunlardır. Burada kastedilen Kürtl.. pardon Pakistanlılar.
Şimdi filmi izleyenler zaten film yeterince açık niye bunları yazma gereği duydun diyebilirler. Şöyle ki birkaç ay önce militarizmi eleştiren bir filme yazdığım yorumda da belirttiğim gibi insanların ikiyüzlülüğü. Hadi bilgisizi, cahili aradan çıkarttık, ortalıkta film izliyorum diye geçinen insanlar - ki izliyorlarda - nasıl olabiliyorda Türkiye dışında yaşanan olaylara bakışlarındaki sosyalistlik ülke içine gelince bir anda faşizme dönüşebiliyor?
Burada yapılması gereken şey olaylara dünyada sadece bizim başımıza geliyor, tüm dünya Türkiyeyi bölmeye çalışıyor tarzı öznel yaklaşımlar yerine genel olarak, evrensel olarak bakabilmek. Çünkü, Fransız ve Belçikalıların müslümanlara, İngilizlerin Pakistanlılara, Almanların Türklere, Amerikalıların siyahilere/müslümanlara/Iraklılara/Afganlara, Rusların Çeçenlere, Çinlilerin Türkistanlılara vs., bakışı ile Türklerin Kürtlere bakışı sorunun bu insanlarda değil bakış açısında olduğuna dair bize bir ipucu veriyor olsa gerek. Unutmayın bugün Türkiyede başkalarını aşağılayan insanlar Almanyaya gittiklerinde kendileri aşağılanıyorlar. Eğer olayları bu şekilde düşünmeye çalışırsak daha sağlıklı sonuçlar alınabilir.
@king_of_the_bon
14 yıl önce
@princhard
14 yıl önce
@jamais_vu
14 yıl önce
8 / 10
@freebird
15 yıl önce
9 / 10
@maroia
16 yıl önce
10 / 10
@basak
16 yıl önce
10 / 10
@agharta
16 yıl önce
9.4 / 10